11. bölüm · GÖZLERİM KAPALIYKEN
10. BÖLÜM
KEYİFLİ OKUMALAR
Gözümden bir damla yaş aktığında abime baktım...herkesin ilk aşkı babasıydı ama benimki abimdi.
Yiğit abim.
"Arkadaşlar mıydı.?" Dedim fısıltılı sesimle.
Abim, Karan'la arkadaş mıydı.?
•
"Bilmiyorum...hiçbir şey bilmiyorum Lidya. Bu fotoğraf ne alaka.? Yiğit neden düşmanımızın çocuğuyla gülerek mangal başında hiçbir şey bilmiyorum."
Öylece anneme bakıyordum.
Beyoğlu ailesi ve bizim ailemiz annemin söylediği gibi düşmandı...babam onların işlerine engel olurken onlar babama daha fazla zararla geliyorlardı.
Ama abim ve Karan'ı böyle görmek...şok ediciydi.
"Arkadaş gibiler." Dediğimde annemde fotoğrafa baktı.
"Gibi değil arkadaşlar işte şunlara bak." Omuzlarına attıkları ellerini göstermişti.
İkisininde oldukça mutlu ve keyifli halleri daha fazla ağlamama sebep olmuştu.
O an aklıma gelenle gözlerim sonuna kadar açıldı.
"Anne."
Korkuyla bana baktı.
"Anne Karan..Karan beni tanıyor mudur.? Abim anlatmış mıdır beni..?" Onun da gözleri benim gibi kocaman açıldığında eliyle ağzını kapattı.
"Bitti bu saçmalık...ara Eslem'i konuş istifa ettiğini söyle...hadi." Bu sefer benim telefonuma uzanıp kucağıma bırakmıştı.
"Hayır." Dediğim an kafasını hızla çevirip bana baktı ve ayağa kalktı.
"Adam seni tanıyorsa öldürür. Karan kimseye acımaz Lidya saçma sapan konuşma.!" Bağırdığında tekrar ikilinin fotoğrafına baktım.
Abim ondan hiç bahsetmemişti.
Bana söylemez miydi.?
Her gün konuştuğum adam neden bana Karan'la arkadaş olduğunu anlatmamıştı ki.?
"Aklım durmak üzere." Dedim saçlarımı çekiştirerek.
"Yiğit'in onunla ne işi olur.? Benim oğlum düşmanımızın çocuğuyla neden arkadaş olsun.?"
"Belki abimle tartıştılar...belki gerçekten her şeyi Karan yaptı."
Başını hayır anlamında iki yana sallıyordu.
"Abinin telefonu babanda."
"Kasada mı.?"
Başını salladığında dişleriyle dudak etini kemiriyordu.
"Yarın onu almaya çalışacağım." Dediğinde kollarımı birbirine sarmış öylece fotoğrafa bakıyordum.
Suçsuz muydu?
Devam etme Alara.
Kalbimi tutarak ayağa kalktığımda gözlerim dolu doluydu.
Kalbim çok hızlı atıyordu.
"Dayanamıyorum artık olanlara...Hanzadeler, abim ve Karan'ın arasında sıkışıp kaldım. Çıkamıyorum anne."
Yanıma gelerek beni kendine çektiğinde hala hızlı atan kalbimi tutuyordum.
"Anlat...içinde ne var ne yoksa Anlat Lidya. Annen ve babanın konusunu açtığımda sürekli geçiştirmek yerine hislerini anlat konuşalım."
Derin nefesler almaya çalışıyordum.
Gözümden akan yaşı hızla sildiğimde titreyen çenemi daha fazla tutamayarak ağlamaya başladım.
"Neden bir anda konularını kapattın...annemi merak ediyorum diyip duruyordun."
Sessiz kaldım.
Onları şu an düşünmek istemiyordum.
Şu an düşünürsem intikamıma odaklanamazdım.
Karan'a odaklanamazdım.
Hanzadelerden de adım görmediğim için bu konuyu kapatmıştım çünkü abim benim için hepsinden daha önemliydi.
Annem beni biraz sakinleştirdikten sonra uyukladığımı görünce yataktan yavaşça kalkmıştı.
Alnımdan öpüp odadan çıktığında gözlerimde otomatik olarak kapandı.
İstifa etmem, hatta haber vermeden hayatlarından çıkmam konusunda ısrarcı olsa da onu dinlemeden kendimi uykunun kollarına bıraktım.
•
Sabah şirkete geçip Karan'ın günlük çizelge ve programını ayarlarken Melike hanımın beni tekrar arşive göndermesiyle tableti Karan'ın odasına bırakıp arşive geçtim.
"Bilerek yapıyor ya bu kadın...on yıl önceki dosyaları ne yapacaksın sen şizofren."
Söylene söylene bilgisayarın başına geçtiğimde oflayarak söylediği tarihi girdim ve raf numarasına baktım.
Avuç içime numaraları yazıp kalktığımda dosyaları tek tek masanın üzerine bırakıyordum. Hepsini kucağıma alarak odadan çıktığımda başımı yana atarak önümü görmeye çalışıyordum.
Yavaş yavaş yürürken birinin üstteki dosyayı eline almasıyla kafamı diğer tarafa eğip kim olduğuna baktım.
"Ver şunu." Dedim sinirle karşımdaki çocuğa bakarken.
Tanımadığım birisiydi.
"Ben de adın çıktı sanıyorum...sen sahiden atarlı asistanmışsın."
Sabır.
"Dosyayı verir misin? Melike hanım beni bekliyor."
Kibar konuşmamla dudağı kıvrılınca sabrım iyice tükeniyordu.
"Başka bir alternatif üret bunu da beğenmedim."
"Bak son kez söylüyorum ve sabrımın sınırındayım. Dosyayı bırak ve çekil."
Saçımın birazını eline alıp yavaşça çevirirken flörtöz bir şekilde bana bakmasıyla kaşlarım çatıldı.
"Tamam zoru oynama...Karan beyden sıkılırsan şuradaki masadayım." Bedenimi baştan aşağı süzüp tekrar konuştu.
"Biraz beni de eğlendir."
Yaptığı imayla gözlerim sonuna kadar açıldığında
elimdeki dosyaları yere atıp, karşımdaki adamın yüzüne tırnaklarımı geçirdiğimde çığlık atmıştı.
"Bu nasıl? eğlenceli mi!" Diyerek bağırdığımda etrafımıza bir sürü insan toplanmış beni ondan uzaklaştırmaya çalışıyorlardı ama adamın saçlarını ve yüzünü bırakmıyordum.
"Kızım manyak mısın lan sen defol git.!"
"Bıraksana lan adamı.!"
Belimden sarılan kişiye döndüğümde onunda tanımadığım birisi olduğunu görünce bacak arasına sert bir tekme atmıştım.
"Lan.!"
"Hey hey.! Noluyor çekilin.?" Cemal'in sesini duyduğumda ellerimi saldırdığım adamın yüzünden çekip bir iki adım geriye gittim.
"Cemal bey bu kız Ozan ve Ali'ye saldırdı." Arkamdaki bir kız konuştuğunda Cemal görüş açıma girmiş beni kolumdan tutarak kalabalığın ortasından çekmişti.
"Derdiniz ne sizin.?" Bağırdıktan sonra bana dönmüştü.
"Derdin ne Lara.?"
Onlara ayrı bana ayrı söylemesi bir tık üzse de belli etmeden konuştum.
"Karşında ki aptallara sor benimle ne dertleri olduğunu." Elimle gösterdiğim kişilerin hepsinden bir uğultu yükseldiğinde Cemal yan taraftaki masaya vurmuştu.
"Kavganın sorumluları Karan'ın odasına geçsin."
Acı içinde kıvranan ve yüzünü tutan adama baktım.
"Gitsin tek başına benlik bir sorun yok." Dediğimde Cemal'in başı sinirle bana dönmüştü.
"Adamın yüzünü parçalamışsın ne zırvalıyorsun kızım sen?."
"Parçalatmasaydı." Dememle kalabalık gruptan yine itirazlar yükselmişti.
"Karan bey senin fişini çeker sen merak etme." Diyordu birisi.
"Bulaşmayın şuna kafayı yemiş."
"Bu şirkete ne zamandır böyle seviyesiz insanlar geliyor anlamıyorum." Bir kız beni süzerek konuştuğunda sakin kalmaya çalışıyordum. Kadınlara tabii ki saldırmazdım. Sadece sapık erkeklere özeldi o yüzden sessiz kaldım.
Her kafadan bir ses çıkarken hepsi bana saydırmakla meşguldü.
"Herkes işine dönsün.!" Yanımdaki adam bağırdığında kalabalık dağılmaya başlamıştı.
"Ozan sen geç...Ali sen misin.?..sen de geç."
Birisi yüzünü birisi de önüne tutarak yürürken Cemal'de benim kolumdan tutmuş yürümeye başlamıştı.
"Ben bir şey yapmadım diyorum." Dedim sızlanarak.
"Adam yürüyemiyor bu mu bir şey yapmamış halin.?"
Önümdeki adama baktım.
Topallıyordu.
"Bana resmen asıldı." Dedim kızgınlıkla. Cemal'in dediğimle birlikte kaşları çatıldığında gidenlerin arkasından yürümeye başlamıştık.
Ozan'la Ali, Karan'ın odasına girdiklerinde ben ve Cemal'de girmiştik.
Odada gördüğüm kişilerle dişlerimi sıkıp içimden küfür ettim.
Gören de bizi çirkef kavgacı bir şey zannedecek.
Önlerinde olan kahvelere baktığımda arşivde çok oyalandığımı anlamıştım. Karan koltuğundayken Asım bey ve Samet karşısındaki koltukta oturuyorlardı.
"N'oluyor Cemal.?" Karan konuştuktan sonra önündeki adamlara bakıp hızla bana dönmüştü.
Kaşları anında çatılmıştı ve olayı çözmeye çalışıyordu.
"Kavga çıkmış...yine." Son kelimesini bana bakarak söylediğinde kolumu ondan hızla çekip sinirle yüzüne baktım.
Asım bey ayağa kalkıp bana doğru yürürken Karan'ın boğazını temizlemesiyle vazgeçmiş gibi durdu.
"Ne kavgası.?" Derken o beni baştan aşağıya süzüyordu.
"Ben de bilmiyorum...senin asistanı Ozan'ın yüzünü parçalarken bulduk."
Başımı tekrar Cemal'e çevirdiğimde yine kaşlarımı çatmıştım. Bana bakmıyordu.
"Niye.? Ne yaptın.?" Asım bey yan tarafındaki iki adama doğru konuştuğunda ilk önce dosyayı alarak bana bulaşan adam hemen konuştu.
"Efendim kendisi birden saldırdı." Demişti Ozan.
"Manyak mı bu kız.?"
"Manyak mıyım ben.?"
Asım beyle aynı anda ve sinirle konuştuğumuzda bir kaç saniye birbirimize baktıktan sonra hızla gözlerimi kaçırdım.
"Karan bey ben şahitim, durduk yere Ozan'a saldırdı. Biz ayırmaya çalıştığımızda da bana saldırdı."
Dudaklarımı birbirine bastırıp sabır dilerken Samet'in sorduğu soruyla başımı eğdim.
"Lan şu kadarcık kızdan dayak mı yediniz amına koyayım.?"
"Karışma Samet." Karan'ın sert sesiyle yerimde dikleştim.
"Anlat Ozan." Ne yani beni dinlemeyecek miydi.?
Önündeki bilgisayardan bir şeyler yapmaya başladığında bir yandan da Ozan'ı dinliyordu.
"Efendim elinde dosyalar vardı ben yardım etmek istedim ama bağırıp çağırdı...sonra da bir anda saldırmaya başladı ben de anlamadım ne olduğunu. Ali'de şahit."
Yandaki adamı göstermişti.
Samet Ozan'a kanayan yüzü için peçete uzattığında onu bir numaralı düşman listeme yazmıştım bile.
"Sen anlat Ali." Bilgisayar ekranına bakarken tekrar konuştuğunda Asım bey olduğu yerde durup konuşan iki adama sinirle bakıyordu.
"Ozan'ın anlattığı gibi Karan bey...ben gittiğimde zaten herkes ikisini ayırmaya çalışıyordu. Ben ayırmak istediğimde de tekme attı."
Eliyle hala önünü tutarken utançtan ölmek üzereydim.
"Yani dayak yediniz.?" Samet tekrar konuştuğunda bıyık altından da gülüyordu.
"Lara'da anlatsın." Asım bey konuştuğunda Karan başını bilgisayardan kaldırıp ona bakmıştı.
"Gerek yok abi."
Çok saçmaydı ama kalbim kırılmıştı bu cümleye.
Beni dinlememişti bile.
"Muhasebeden çıkışınızı alın." Az önce eğdiğim başımı kaldırıp Karan'a baktığımda arkasına yaslanmış karşısındaki ikiliye baktığını görünce ağzım hafifçe açılmıştı.
"Kedi gibisin dokuz canın var." Cemal sessiz bir şekilde konuştuğunda ben hala Karan'a bakıyordum.
"Karan bey bu k.."
"Samet." Dediği an Samet komutu almış gibi Ozan ve Ali'nin omuzlarından tutarak dışarıya çıkartmıştı.
"Karan bey ben gerçekten bir şey yapmıyorum hepsi bana bulaşı.." Cemal güldüğünde sözlerimi yarıda kesip ona baktım.
"Hepsinin sana bulaştığına emin misin.?" Dedi beni bakışlarıyla baştan aşağı kontrol ettikten sonra.
Ona doğru döndüm.
"Yalan mı söylüyorum. Hepsi bana bulaşıyor." Dedim.
Cam kenarına doğru gitmişti.
Geri zekalı.
"Tamam Lara, Asım abi gittikten sonra seninle de konuşacağım." Bu sefer konuşan Karan'dı.
Yutkunup başımı salladığımda göz ucuyla hala ayakta olan adama baktım ama anında pişman olarak önüme döndüm. O zaten bana bakıyordu.
Onları düşünmeyecektim.
Hanzadeler şu an için ilgim dışındalar.
Emin misin Alara.? Daha dün onlar için ağlamadın mı.?
"Ben gideyim o zaman...görüş...gittim." Kapıyı açıp dışarı çıktığımda aptallığım için bir kaç saniye saygı duruşu gerçekleştirdim.
Kapıdan çıkmamla karşı taraftaki çalışan insanların neredeyse hepsinin bakışı beni bulduğunda yüzüme gıcık bir gülümseme ekleyip yürümeye başladım.
"Üçüncü olayında seni de postalayacaklar gülmeye devam et."
Tanımadığım bir kız konuştuğunda başımı sallayıp elimle tamam işareti yaptım.
"Eslem hanımdan torpilli olduğunu bu kadar belli etmesen mi acaba Lara.?"
Kahve standına geçip kendime kahve almaya çalışırken dağıttığım yerleri toparlayıp oradan uzaklaştım.
Dosyaları Melike hanıma vermediğim aklıma gelince kahveyi rastgele birinin masasına bırakıp koşar adım Melike şeytanının odasının önüne geldim.
"Lara hanım hoş geldiniz...geçin oturun kolt...ne yaptığını sanıyorsun sen.!" Birden bağırdığında yerimde sıçramıştım.
Bağırmaya ya da yüksek sese çok alışkın olmadığım için sürekli irkiliyordum.
"Melike hanım ben size durumu anl.."
"Kes...kapa çeneni."
Çalışanlar adına üzülmüştüm.
Şu an normal, paraya ihtiyacı olan bir çalışan olsaydım ve bu kadın bana sürekli bu şekilde davransaydı o kadar üzülürdüm ki.
Ama takmıyordum çünkü ne için burada olduğumu biliyordum. En önemlisi de onların vereceği paraya ihtiyacım yoktu.
Paraya ihtiyacı olan insanları ezmekten başka bildiği bir şey yoktu bu kadının.
Bunu da gönderelim.
Gönderelim.
"Çık dışarıya!"
Bir şey demeden çıktığımda dişlerimi sıktım. Herkesin benden nefret edeceği ne yapmış olabilirdim ki?. Hepsi birden cephe almıştı.
Lavaboların olduğu tarafa yürüyüp boş bir kabinin içine girdikten sonra klozetin kapağını indirip üstüne oturdum ve başımı ellerimin arasına aldım.
Telefonumu çıkartıp her sıkıştığımda yaptığım gibi instagrama girip abimin hesabındaki fotoğraflara bakmaya başladım.
@yigitkutluhan
Korumak için yaratıldığım insan
166 beğeni 2 yorum
@alaralidya: Seni çok seviyorum abi ❤️💘🩷💚🩵💙🩵🧡💜🤍🩶🤎💛❤️🔥💓
↪️ yigitkutluhan: Meleğim.
@yigitkutluhan
Gözlerini öyle yapmasan da kurbağaya benziyorsun zaten abim @alaralidya
125 beğeni 2 yorum
@alaralidya: Seni sadece kınıyorum Yiğit Kutluhan.
↪️ @yigitkutluhan: 😱
@yigitkutluhan
Sizi sonsuz seviyorum
170 beğeni 3 yorum
@alaralidya: seni sonsuz seviyorum
@sercankis: Onlar iki kişilik dev kadro
↪️@yigitkutluhan: 😄
Dolan gözlerime elimi bastırıp ağlamamak için kendimle savaş verirken içeriye giren adım sesleriyle yerimde dikleştim ve abimin sayfasından çıktım.
"Ben sana söylüyorum bu kız Karan beyle yatıyor."
Konu dikkatimi çekince onları dinlemeye başladım.
Kimden bahsediyorlardı.
"Giydiği şeyleri görüyor musun peki...hepsi modacıların ürünleri. Üç maaşını verse bir tshirt alamaz oradan ama her gün değişik değişik giyiniyor."
Bunlar bizden bahsediyor Alara.
"Kolundaki saate ne diyorsun. Demek ki performansı çok iyi." İkisi gülüştüğünde ben sopa yutmuş gibi saatime bakakalmıştım.
"Eslem hanım bile bu kadar pahalı markalar giyinmiyor hayır sen kimsin de onları giyiyorsun?...var bir şeyler görürsün."
"Sponsoru sağlam işte kızım Karan bey en iyisini alıyordur." Fotoğraflara bakmamdan dolayı dolan gözlerimi sertçe silip kıyafetlerime baktım.
Dolabımdaki en sade şeyleri giyiyordum ama ona bile dikkat etmişlerdi.
Kolumdaki saat Yiğit abimin hediyesi olduğu için kendimi kötü hissettiğim zamanlarda takıyordum.
Abimi özlediğimde de takıyordum.
Anlayacaklarını düşünmeyerek büyük hata yapmıştım.
Ellerim sinirden yumruk oldu.
"Kızlar n'apıyorsunuz burada Karan bey çalışanlarla konuşuyor tek tek."
"Şu kızın kıyafetlerini konuşuyorduk...Karan bey niye konuşuyormuş anlamadım."
Su açılma sesi gelmişti.
"Bilmiyorum ki genel galiba. Hangi kızın kıyafetleri anlamadım."
"Lara yok mu.?"
Yeni gelen kız hemen konuşmaya başlamıştı.
"Karan bey almıştır işte bu kadar şaşırmayın." Yutkundum.
"Bir şey diyeceğim bu arada fake olabilir...vizyonsuz, hiç belli de etmiyor."
İki kızda gülmüştü.
"Fake değil yakından baktım...ayrıca Karan beyle bir şeyler var yani görmüyor musunuz adam adımını atmadığı şirkete geldi. Ayrıca ikisinin bakışması, Karan beyin odadan çıkıp yanına gitmesi, sürekli ona bakması falan çok bariz bir şeyler yaşandığı...hele o tensel çekimleri, demeyeyim diyorum da kıza sanki çok lezzetli bir yemek gibi bakmıyor mu.?."
Son cümleyi düşünmeye başlamıştım.
Nasıl bakıyorduk ve o bana gerçekten öyle mi bakıyordu.?
"Cidden öyle Karan beyde var bir haller...kızın bugün taktığı saatle ev alınır ev lezzetli olduğu belli."
Kızlar kahkaha attığında saatime baktım.
"Bak işte o fake olabilir...ya da Karan bey gerçekten paraya kıymış."
Yine gülmüşlerdi.
"Adama cilve yapacağız diye bir taraflarımız tutuştu birimize bile bakmadı. Bu ne yaptı acaba.?"
Çoğul konuşmasıyla kaşlarım çatılmıştı.
"Bak onu ben de merak ediyorum...ama kız güzel."
"Yok be." Dedi birisi.
"Güzel güzel...bizim çocuklar bile onlara yüz vermiyor diye kuduruyorlar."
Sanırım benimle neden uğraştıklarını anlamıştım.
"Ozan ilk günden beri peşindeydi ama kız yüz vermedi...e hedef yüksek olunca kızımız etrafındakileri görmemiş." Hafif alaylı söylemişti.
"Nasıl kovuldu ya, yazık çocuğa."
"İyi oldu yavşağa boşverin."
"Karan bey bu kızla sevgili olur mu dersiniz.?"
Sürekli konudan konuya geçmeleri başımı döndürmüştü.
"Kullanıp atar diğerleri gibi."
"Diğerlerine böyle hediyeler mi alıyordu Senem. Bence sevgili olabilirler...kıza biraz iyi davranalım belki ağzından laf alırız."
Telefonum titrediğinde ekrana baktım.
Resmen burada kısılıp kalmıştım.
"Yanına mı yaklaştırıyor egolu kaşar."
Gözlerim sonuna kadar açıldığında kızlar gülmüştü.
"Hadi hadi şimdi bizede laf söylemesinler gidelim."
"Kızlar peki Didem'in Lara'ya bakışlarını gördünüz mü.?" Bu sefer daha sesli güldüklerinde Didem'in kim olabileceğini düşünüyordum.
"Elinde olsa öldürür bizim sarıyı." Sarıyı?
Ben oluyordum tabii ki.
"Karan beyle beraber diğer şirketten buraya geldi ama yine de kendini fark ettiremedi ona da yazık."
"Cidden ya o kadar müdür olmuşsun hala Karan beyin peşinden koşuyorsun."
Ne alakaydı müdür olmasıyla.
"Saçlarını boyatmış." Yine gülmüşlerdi ve bu sefer sesler uzaklaşmıştı.
Kapı sesi duyduğumda hızla kabinden çıkıp ellerimi yıkarken aynadan kendime bakıyordum.
"Abim için.." Diyerek elimi peçeteye silerken tuvaletten çıkmıştım.
Şirket dedikodu yuvasıydı.
Hızlı hızlı yürürken gördüğüm adamla adımlarım yavaşlamıştı.
Karan yanındaki Sezgi'yle toplantı odasına doğru yürürken göz göze gelince tıpkı benim gibi adımlarını yavaşlattı.
Ben, beni çağıracak diye böyle bakıyor sanıyordum ama o beni baştan aşağıya süzdükten sonra adımlarını tekrar hızlandırmıştı.
Tuttuğum nefesi bırakıp önüme döndüğümde bir kaç kişinin bakışıyla masama doğru yürüyordum.
Saatimi çıkartıp çantama attığımda dirseklerimi masaya koyarak başımı ellerimin arasına aldım.
Melike şeytanının odasından çıktığını görünce elime bir kaç dosya alıp hızla ayaklandım ve sanki içeride birisi varmış gibi kapıyı tıklatıp girdim.
Bilgisayarın başına gelip açık olan ekrana baktığımda hızla koltuğa oturup planımı gerçekleştirmeye başladım.
Yaklaşık on dakika uğraştıktan sonra kendi fake mail hesabıma ben de olan bilgileri göndermiştim.
Melike'nin şirket bilgilerini maille başka birisine gönderdiğini gösteren ekran görüntüsü hazırlıyordum.
İşim bittikten sonra bilgisayarı bulduğum gibi bırakıp odadan çıktım. Elimdeki dosyalarla tekrar masama geçtiğimde diğer planıma geçtim.
Karan'ın gireceği ihaledeki şirketin adını öğrenip kendimi Melike olarak tanıtarak asistanıyla görüştüm.
"Melike hanım sizi beklettim ama Yağız bey şu an önemli bir görüşmede." Telefondaki kadın konuşmuştu.
"Peki teşekkür ederim...aradığımı iletirseniz çok mutlu olurum."
Kadın 'tabii ki' diyerek telefonu kapattığında şirketin mail hesabını bulup kurduğum fake hesaptan bilgileri oraya atmıştım.
Karan'da, Melike'de zararlı çıkacaktı bu işten.
İhaleyi kaybedecekti ve ben böylece buraya geliş amacımı hatırlayacaktım. O abimin katiliydi ve hızlı bir şekilde işini bitirip bu şirketten gitmem lazımdı.
Peki neden mutlu değilsin.
Derin bir nefes verip kalbimi tuttum.
Maili rakip şirkete gönderdikten sonra aklıma gelen gerçekle kendimi kötü hissetmeye başlamıştım.
Eskiden sevinirdim ama şu an..
Ona zarar verecek bir şey yapmak son zamanlarda kendimi kötü hissettiriyordu. Bir şeylerin benim için artık aynı olmadığını anladım. İç çektiğimde buraya doğru yürüyen adamı görünce ayağa kalkmıştım.
Bana hiç bakmadan yanımdan hızla geçip odasına girdiğinde arkasından telaşla ona bakan Sezgi'de odaya girdi.
Bir şeyler olmuştu.
Benim planımı şu an öğrenmesi imkansızdı o yüzden ne olduğunu merak etmiştim.
Yerime oturduğumda omuzlarım düşüktü.
"Lara."
Karşıdan gelen Eslem'le ayağa kalkıp hemen sarıldım.
Yeni geliyordu.
"Aradım niye açmıyorsun ya...iyi misin.?"
Beni süzdüğünde hafifçe gülümsedim.
"Sen iyi misin asıl.?" Dedim onu süzerken.
Mini beyaz bir elbise giymişti ve çok güzel olmuştu.
"İyiyim iyiyim Eslem Beyoğlu'nun kötü olduğu bir gün gördün mü sen." Etrafında döndüğünde bu beni güldürmüştü.
"Hadi gel odama gidelim." Dedi kolumdan tutarak.
"Abin sinirliydi şimdi gelirsem bana patlar."
Dudaklarını büzdü.
"O zaman ben bir ona bakayım beybitom."
Tekrar sarıldığımızda o abisinin odasına girmişti.
Neler olduğunu deli gibi merak ederken tekrar sandalyeye oturdum ve asla anlamadığım çizelgeye baktım.
Çalan telefonu hemen açtım.Karan masamdaki asistan telefonundan arıyordu.
"Buyrun Karan bey."
"Aşkım benim...birisi odaya kahve ve limonata getirebilir mi.? Söylesen kızlara."
"Ben getiririm." Dedim Eslem'e.
"Sen yorulma şimdi onl.."
Gülümseyip sözünü kestim.
"Ben hallederim Eslem kapatıyorum."
Elimdeki kağıdı cebime sıkıştırıp mutfağa gittikten sonra kahve ve limonatayı hazırlayıp tepsiye koyduğumda gördüğüm sade sodayla yapmayı bildiğim tek şey için geri döndüm ve bardağa döktüm.
Sıktığım limonla sodayı karıştırıp köpüklendikten sonra üstüne tuz döktüğümde içimden beğenmesi için dua ede ede odanın önüne gelmiştim.
Ayağımla hafifçe kapıya vurup dirseğimle açtığımda hepsinin gergin bir şekilde konuştuklarını görünce boğazımı temizleyerek tepsiyi ortadaki sehpaya bıraktım ve içinden kahve ve hazırladığım bardağı alarak Karan'ın yanına geldim.
İkisini de masasına bıraktığımda gözlerinin üstümde olduğunu hissediyordum.
"Sadece kahve istedim."
"Onu sizin için hazırladım.." Dediğimde fısıltılı sesimi sadece o duymuştu.
Kahveye uzanan eli durduğunda göz ucuyla bana bakıp arkasına yaslanınca meraklı gözlerle ona bakıyordum.
"Sağ ol beybitom seni de yordum ama." Eslem'in sözünü kesen kişi tabii ki Sezgi'ydi.
"Yordum derken...işi zaten bu değil mi.?" Dedi ve tepkimi ölçmek ister gibi beni izledi.
Yutkunup geriye doğru adım attığımda Karan'dan uzaklaşmıştım.
"Başka bir şey yoksa ben çıkayım." Dediğimde Eslem başını iki yana sallayıp mahçup bir şekilde baktığında gülümseyip gözlerimi kapatıp açtım.
"Çık tatlım." Dedi Sezgi.
Sanki komut almışım gibi çıkmıştım.
İçimdeki kötü hisle elimi kalbime attığımda derin bir iç çekmiştim.
İhaleye karışmamam lazımdı ama yapmıştım.
Sonuçlarının Eslem'i de beni de kötü etkileyeceğini bilmeden böyle bir aptallık yapmıştım.
Masama geçtiğimde birden içerden sesler yükselince kalkıp kapıya doğru gittim.
"Cemal'i ara Sezgi."
"Abi, hangi ihaleden bahsediyorsunuz." Eslem konuştuğunda sesindeki korkuyu hissetmiştim.
"Abi."
"Sus Eslem.!" Karan yüksek sesle bağırdığında buradan bile irkilmiştim.
Öğrenmişlerdi.
"Bir yıldır üzerinde çalıştığım ihale olamaz değil mi.?" Diyordu Eslem yüksek sesle.
"İşimi yapmadım onunla uğraştım." Eslem yine konuşmuştu ama barkasından hıçkırık sesini de duydum.
Benim yüzümden bu haldeydi.
Eslemin ağlamaları sesli bir hal aldığında bu sefer Cemal ve Karan'ın sesi yükselmeye başlamıştı.
"Ne saçmalıyorsun sen amına koyayım.!" Karan'ın sesini duyduğumda korkarak bir iki adım geriledim.
Kapısı kapalı olmasına rağmen bağırma sesini neredeyse herkes duyuyordu. Odanın kapısı açıldığında çıkan kişiyle hızla yanına gittim. Eslem ağlıyordu.
Beni gördüğü an hıçkırarak kollarını doladığında ona sıkıca sarıldım.
"Abimin bir yıldır uğraştığı projesi çalınmış Lara."
"Çok mu önemliydi.?"
"Hayaliydi." Gözlerim kapandı.
Siktir.
"Arkadaşıyla onun hayaliydi...delireceğim." Diyerek benden ayrıldığında kendimden tiksinmiştim.
"Ne projesiydi."
"Yetimhane, okul, hastane...bir sürü şey işte Lara. Abimle arkadaşının hayaliydi."
Daha da üzülmüştüm.
"Arkadaşı nerede.?"
"Kaybettik." Gözlerim acıyla kapandı.
Ne yapmıştım ben.
"Bir yıldır bununla uğraşıyorduk...abim her şeyi ayarlamıştı."
"Tekrar yapılsa." Dedim saçma bir şekilde.
Sinirle bana döndü.
"Saçmalama Lara."
Derin bir nefes verdim.
Fake hesaptan atmıştım şirketin mailine belki görmemişlerdir diye düşünüyordum.
Üstündeki başlık fazla dikkat çekiciydi Alara.
Ellerimle yüzümü kapattım.
Odanın kapısı gürültülü bir şekilde açıldığında Samet kimseye bakmadan asansörlere doğru yürüdü ve düğmesine basmasına rağmen gelmeyen asansöre tekme atmaya başladı.
Neye sebep olduğun hakkında hiçbir fikrin yok.
Eslem'den gelen hıçkırıkla destek olmak için kolunu tuttum.
Ne bok yemiştim ben.
Kollarımda ağlayan arkadaşım yalnız kalmak istediğini söyleyip şirketten gittiğinde öylece kalakalmıştım.
Sanırım bu sefer canlarını acıtacak bir şey yapmayı başardım. Ama neden mutlu olamıyordum. Neden sevinemiyordum.
Titreyen ellerimle telefonumu alıp annemi ararken merdivenlerin olduğu kapıyı açıp içeri geçtim.
Olanları anneme anlattıktan sonra bir süre sessiz kalmıştı.
"Hepsi çok üzüldü...ben bu kadar tepki vereceklerini düşünmemiştim anne. Vefat eden arkadaşlarının hayaliymiş...anne."
"Gönderdiğin şirketin adı ne demiştin."
İçime dolan heyecanla hemen adını söylemiştim.
"Tamam sen kapat bir şeyler yapmaya çalışayım...Lidya."
"Efendim."
"Emin misin kurtarmak istediğinden."
"Evet...onlar için değil. Yani arkadaşları için yapmışlar...abim için yaptığım bir şey mahvolsaydı ben de üzülürdüm."
"Tamam kapat hadi başıma bir de bunu çıkarttın." Ve kapatmıştı.
Annem, çevresi babamdan bile çok olan bir kadındı.
Halledeceğini bildiğim için şu an oldukça rahatlamıştım.
Bir kaç saat geçmesine rağmen Karan odadan çıkmayınca Eslem'e mesaj attım ama dönmedi.
Şirketteki herkes bir grup olmuş bana kötü bakışlarını gönderirken verilen işleri yaparak bir kaç saati geçirmiştim.
Annemden hala haber yoktu.
Çıkış saati geldiğinde yanımdan geçerek Karan'ın odasına giden bir adam görünce dikkatle oraya bakıyordum.
Herkes çıktıktan sonra oyalanmak için sandalyeleri düzeltirken adam hala odadan çıkmamıştı.
Oflayarak çantamı almak için masaya giderken açılan kapıyla adımlarım durdu.
Cemal benimle göz göze geldiğinde gözlerindeki öfkeyle bana baktıktan sonra hızlı adımlarla yürürken arkasından Sezgi'de tıpkı onun gibi bakarak gitmişti.
Sezgi o kadar kötü bir haldeydi ki şaşırmıştım. Resmen dağılmıştı.
Aptalsın kızım sen.
Karan hala odadaydı.
Tüm cesaretimi toplayıp kapıyı tıklattım ve içeriye girdim.
Odanın ortasında dururken oturan adama sinirle bir şeyler anlatıyordu.
"Her detayı bana haber ver."
"Tamam Karan bey merak etmeyin." Adam ayağa kalktığında bana bakmadan kapıdan çıkıp gitmişti.
Karan bana hiç bakmadan telefonunu takımının cebine koyduktan sonra kapıya yürümeye başladığında kaşlarım çatılmıştı.
Hızlı adımlarla yanına gidip tam kapıdan çıkmak üzereyken koluna dokundum.
"Karan bey benim yapabileceğim bir şey var mı.?"
Daha ne yapacaksın.
Bunu söylememle dudakları alayla kıvrıldığında öylece ona bakıyordum. Yüzümü inceleyip derin bir nefes verdiğinde hiçbir şey söylemeden odadan çıkmıştı.
Anlamış olabilir mi.?
İmkansızdı çünkü bunu Melike'nin bilgisayarından yapmıştım.
Saçlarımı yan tarafa atıp oyalanmadan Eslem'in yanına geçtim. Projenin Karan için ne kadar değerli olduğunu anlattığında kalbim acıdı.
Abimin katiline üzülüyordum.
"Senlik bir durum yok aşkım...yani artık kimselik bir durum yok. İhaleyi kaybettiğimiz kesin."
Nolur hallet şu işi anne. Lütfen.
"Belki şirket maili görmemiştir hala bir umut vardır."
Dudakları acı bir şekilde kıvrıldı.
"Yağız denen şerefsiz abimi aradı...yani çoktan her şeyi görmüş. Bir de abime teşekkür ediyor piç kurusu."
Senin yüzünden.
"Neyse abim projeleri tekrar hazırlayacak seneye gerçekleştireceğiz tüm planları."
Seneye çok geçti.
"Neden kendi yöntemleriyle almıyor.?" Dememle dışarıya bakarak gülümsedi.
"Arkadaşı için." Dedi ve sustu.
Cebimdeki telefon titrerken Eslem çantasını almak için koltuklara yürüyordu. Telefonun ekranına bakarken okuduğum mesajla çığlık atmak istedim.
Annem: Hallettim. İhale Beyoğlu şirketinde.
Dudaklarım titrediğinde boğazımı temizleyip hemen arkamı döndüm.
Işıl Kutluhan sonunda kendine geliyordu.
O her zaman böyle güçlü bir kadındı ama abimden sonra mahvolmuştu.
Babam onun üzülmesine izin bile vermeden soluğu başka bir kadında alırken annem küllerinden tekrar doğuyordu.
"Hadi böceğim." Eslem koluma girip yürümeye başladığında onu yanağından sertçe öptüm.
"N'oluyor be deli." Güldüğünde ben de güldüm.
"Yarın bir mucize olacağına eminim."
Yine inançsız bir şekilde gülümseyip başını iki yana salladı.
"Zor."
Kolunu okşadığımda asansöre binmiştik.
Karan'ın asansörüne binmiştik.
"Bizde yemek yiyeceğiz...Asım amcalarda olacak sen de gelsene."
Başımı iki yana salladım.
"Benim biraz işim var onları halledeyim canım."
Dudaklarını büzdüğünde güldüm ve hafifçe omzuna vurdum.
"Bana sökmüyor bu hallerin Eslem."
Gülmüştü.
Birlikte çıkışa doğru yürürken aklımda bin tane düşünce vardı.
"İyi akşamlar Eslem hanım." Dedi İsmail abi.
"Kolay gelsin." Eslem koluma girdiğinde döner kapıdan geçtik.
"O zaman seni biz bırakalım...ben abimle gideceğim seni bırakıp öyle geçeriz."
Gülümseyip sıkıca sarıldım.
"Eslem ben giderim abartmaz mısın lütfen...sen eğlencene bak."
Israrını kabul etmeyeceğimi bildiği için başını sallayıp yanağımdan öptü ve vedalaştığımızda otoparka gitti.
Hemen annemi aradım ama açmamıştı.
"İsmail abi bana bir taksi çağırır mısın.?"
"Hemen çağırayım."
O kulübeye girdiğinde basamağın üstünde bekliyordum.
"Çağırdım kızım gelir beş dakikaya."
"Sağ ol İsmail abi...eşinin durumu nasıl oldu iyi mi biraz daha.?"
Geçen gün taksi çağırdığında gelen telefonla hızla gitmişti. Diğer güvenliğe sorduğumda eşinin hasta olduğunu söylemişti.
"Pek iyi değil Lara...Rabbim bir an önce şifasını versin inşallah." Başımı sallarken hastalığını sormuştum.
İsmail abi anlatırken duyduğum korna sesiyle hızla arkamı döndüm.
Karan'ın lüks arabası şirketin önünde duruyordu. Camlar kapalı olduğu için göremiyordum ama bir iki saniye sonra yolcu kapısı açıldığında Eslem koşarak yanımıza gelmişti.
"Hadi gel seni eve atalım."
"Eslem ben giderim hem tak.."
"Ay yolumuzun üstü hadi lütfen üzme beni." Yollarının üstü falan değildi.
Hatta onların evine tersti.
"İsmail abi taksiyi ipt.."
"Hallederim ben kızım."
Gülümseyip Eslem'e döndüğümde o kolumdan tutmuş bana yavru köpek bakışlarını atıyordu.
"Kolay gelsin ismail abi...tekrardan geçmiş olsun."
"Sağ ol kızım....iyi akşamlar Eslem hanım."
"Size de."
Merdivenlerden inerken ben Karan'ın arkasındaki kapıyı açıp içeri geçtiğimde serin havayla derin bir nefes vermiştim.
"Karan bey kusura bakmayın Eslem ısr.."
"Sorun yok."
Soron yok.
Dağ ayısı.
"Tamamdır abi, kargomuzu aldık hadi gidelim." Keyifli sesiyle konuştuğunda Karan arabayı zaten çalıştırmıştı.
"Yarın sabah kahvaltıya mı gitsek diyorum?." Eslem bana dönerek konuştuğunda gerginlikle kaşlarımı havaya kaldırdım.
"Of Lara ya."
Tekrar önüne döndüğünde sigara kokusu almamla önümdeki adama baktım.
Sigara içiyordu.
"Sen yarın gidecek misin ihale için abi.?"
Karan başıyla cevap vermiş olacak ki sesini duymamıştım.
Kendimi koltukta ortalayıp dikiz aynasından Karan'a baktığımda bozuk olan moraliyle benim de modum düşmüştü.
"Gitmeyecek misiniz.?" Kendimi tutamadan sorduğum soruyla sonunda gözlerimiz buluşmuştu.
Dikiz aynasından bana bakıp geri önüne döndüğünde cevap vermemişti.
"Kazandığınızda gidiyorsunuz ama kaybettiğinizde gitmiyor musunuz.?"
Sus artık Alara.
Eslem tek kaşını kaldırıp bana sus işareti yaparken gözlerim tekrar Karan'ı buldu.
"Kaybettiğimi herkese göstermek için mi gideyim.?" Sorduğu soruyla kaşlarım havalandı.
"Sizin gibi bir adamın kaçtığını görmek şaşırtıcı." Gözleri kısıldığında tek kaşı havaya kalkmıştı.
"Aklında ne var.?" Diye sorduğunda hem ben, hem de Eslem şaşırmıştık.
Bana bakarken yüzünde, sanki beni ilk defa ciddiye alır gibi bir ifade vardı.
"Kazanırken gittiğiniz ihaleye kaybedincede gitmeniz gerekmez mi.? Siz orada olmazsanız kazananın bir önemi kalmaz...diye düşünüyorum...bence yani."
Bir şey demeden önüne döndüğünde kendimi tutamadan tekrar konuştum.
"Yarın bir mucize olacağına inanıyorum."
Eslem gülümsedi.
"İmkansız daha imkanlıdır Lara." Dedi arkadaşım.
Mahalleye girdiğimizde çantamı elime aldım.
"Gelmeyeceğine emin misin?...bak Sedef abla çok güzel yemekler yaptırmış pişman olursun." Gülümsedim.
"Size şimdiden iyi eğlenceler ve afiyet olsun." Araba durduğunda Karan'a baktım.
"Teşekkür ederim Karan bey."
Başını sallayıp karşıya bakarken Eslem çoktan benimle beraber arabadan inmişti.
Ben de kapımı açıp indiğimde Eslem'le sarılıp vedalaştık.
"Yarın belki geç gelirim. Haberleşiriz." Başımı salladığımda arabaya tekrar binmişti.
Eslem'e el salladığımda giderler diye düşünüyordum ama Karan gitmemişti.
Eski binaya girdiğimde duyduğum araba sesiyle dışarı çıktım. Durağa kadar yürüyüp bir taksiye bindiğimde sonunda eve gelebilmiştim.
Korumalar kapımı açtıktan sonra eve doğru resmen koşuyordum.
"Annem nerede.?" Salonda olduğunu söyleyince koşarak salona girdim ama gördüğüm kadınla adımlarım durdu.
Babamın metresi buradaydı.
BÖLÜM SONU
Bölüm nasıldı.?
Bir kaç bölüme olaylar daha heyecanlı olacak onları sabırsızlıkla bekliyorumm
Sonraki bölümde görüşmek üzere..EYİFLİ OKUMALAR
Gözümden bir damla yaş aktığında abime baktım...herkesin ilk aşkı babasıydı ama benimki abimdi.
Yiğit abim.
"Arkadaşlar mıydı.?" Dedim fısıltılı sesimle.
Abim, Karan'la arkadaş mıydı.?
•
"Bilmiyorum...hiçbir şey bilmiyorum Lidya. Bu fotoğraf ne alaka.? Yiğit neden düşmanımızın çocuğuyla gülerek mangal başında hiçbir şey bilmiyorum."
Öylece anneme bakıyordum.
Beyoğlu ailesi ve bizim ailemiz annemin söylediği gibi düşmandı...babam onların işlerine engel olurken onlar babama daha fazla zararla geliyorlardı.
Ama abim ve Karan'ı böyle görmek...şok ediciydi.
"Arkadaş gibiler." Dediğimde annemde fotoğrafa baktı.
"Gibi değil arkadaşlar işte şunlara bak." Omuzlarına attıkları ellerini göstermişti.
İkisininde oldukça mutlu ve keyifli halleri daha fazla ağlamama sebep olmuştu.
O an aklıma gelenle gözlerim sonuna kadar açıldı.
"Anne."
Korkuyla bana baktı.
"Anne Karan..Karan beni tanıyor mudur.? Abim anlatmış mıdır beni..?" Onun da gözleri benim gibi kocaman açıldığında eliyle ağzını kapattı.
"Bitti bu saçmalık...ara Eslem'i konuş istifa ettiğini söyle...hadi." Bu sefer benim telefonuma uzanıp kucağıma bırakmıştı.
"Hayır." Dediğim an kafasını hızla çevirip bana baktı ve ayağa kalktı.
"Adam seni tanıyorsa öldürür. Karan kimseye acımaz Lidya saçma sapan konuşma.!" Bağırdığında tekrar ikilinin fotoğrafına baktım.
Abim ondan hiç bahsetmemişti.
Bana söylemez miydi.?
Her gün konuştuğum adam neden bana Karan'la arkadaş olduğunu anlatmamıştı ki.?
"Aklım durmak üzere." Dedim saçlarımı çekiştirerek.
"Yiğit'in onunla ne işi olur.? Benim oğlum düşmanımızın çocuğuyla neden arkadaş olsun.?"
"Belki abimle tartıştılar...belki gerçekten her şeyi Karan yaptı."
Başını hayır anlamında iki yana sallıyordu.
"Abinin telefonu babanda."
"Kasada mı.?"
Başını salladığında dişleriyle dudak etini kemiriyordu.
"Yarın onu almaya çalışacağım." Dediğinde kollarımı birbirine sarmış öylece fotoğrafa bakıyordum.
Suçsuz muydu?
Devam etme Alara.
Kalbimi tutarak ayağa kalktığımda gözlerim dolu doluydu.
Kalbim çok hızlı atıyordu.
"Dayanamıyorum artık olanlara...Hanzadeler, abim ve Karan'ın arasında sıkışıp kaldım. Çıkamıyorum anne."
Yanıma gelerek beni kendine çektiğinde hala hızlı atan kalbimi tutuyordum.
"Anlat...içinde ne var ne yoksa Anlat Lidya. Annen ve babanın konusunu açtığımda sürekli geçiştirmek yerine hislerini anlat konuşalım."
Derin nefesler almaya çalışıyordum.
Gözümden akan yaşı hızla sildiğimde titreyen çenemi daha fazla tutamayarak ağlamaya başladım.
"Neden bir anda konularını kapattın...annemi merak ediyorum diyip duruyordun."
Sessiz kaldım.
Onları şu an düşünmek istemiyordum.
Şu an düşünürsem intikamıma odaklanamazdım.
Karan'a odaklanamazdım.
Hanzadelerden de adım görmediğim için bu konuyu kapatmıştım çünkü abim benim için hepsinden daha önemliydi.
Annem beni biraz sakinleştirdikten sonra uyukladığımı görünce yataktan yavaşça kalkmıştı.
Alnımdan öpüp odadan çıktığında gözlerimde otomatik olarak kapandı.
İstifa etmem, hatta haber vermeden hayatlarından çıkmam konusunda ısrarcı olsa da onu dinlemeden kendimi uykunun kollarına bıraktım.
•
Sabah şirkete geçip Karan'ın günlük çizelge ve programını ayarlarken Melike hanımın beni tekrar arşive göndermesiyle tableti Karan'ın odasına bırakıp arşive geçtim.
"Bilerek yapıyor ya bu kadın...on yıl önceki dosyaları ne yapacaksın sen şizofren."
Söylene söylene bilgisayarın başına geçtiğimde oflayarak söylediği tarihi girdim ve raf numarasına baktım.
Avuç içime numaraları yazıp kalktığımda dosyaları tek tek masanın üzerine bırakıyordum. Hepsini kucağıma alarak odadan çıktığımda başımı yana atarak önümü görmeye çalışıyordum.
Yavaş yavaş yürürken birinin üstteki dosyayı eline almasıyla kafamı diğer tarafa eğip kim olduğuna baktım.
"Ver şunu." Dedim sinirle karşımdaki çocuğa bakarken.
Tanımadığım birisiydi.
"Ben de adın çıktı sanıyorum...sen sahiden atarlı asistanmışsın."
Sabır.
"Dosyayı verir misin? Melike hanım beni bekliyor."
Kibar konuşmamla dudağı kıvrılınca sabrım iyice tükeniyordu.
"Başka bir alternatif üret bunu da beğenmedim."
"Bak son kez söylüyorum ve sabrımın sınırındayım. Dosyayı bırak ve çekil."
Saçımın birazını eline alıp yavaşça çevirirken flörtöz bir şekilde bana bakmasıyla kaşlarım çatıldı.
"Tamam zoru oynama...Karan beyden sıkılırsan şuradaki masadayım." Bedenimi baştan aşağı süzüp tekrar konuştu.
"Biraz beni de eğlendir."
Yaptığı imayla gözlerim sonuna kadar açıldığında
elimdeki dosyaları yere atıp, karşımdaki adamın yüzüne tırnaklarımı geçirdiğimde çığlık atmıştı.
"Bu nasıl? eğlenceli mi!" Diyerek bağırdığımda etrafımıza bir sürü insan toplanmış beni ondan uzaklaştırmaya çalışıyorlardı ama adamın saçlarını ve yüzünü bırakmıyordum.
"Kızım manyak mısın lan sen defol git.!"
"Bıraksana lan adamı.!"
Belimden sarılan kişiye döndüğümde onunda tanımadığım birisi olduğunu görünce bacak arasına sert bir tekme atmıştım.
"Lan.!"
"Hey hey.! Noluyor çekilin.?" Cemal'in sesini duyduğumda ellerimi saldırdığım adamın yüzünden çekip bir iki adım geriye gittim.
"Cemal bey bu kız Ozan ve Ali'ye saldırdı." Arkamdaki bir kız konuştuğunda Cemal görüş açıma girmiş beni kolumdan tutarak kalabalığın ortasından çekmişti.
"Derdiniz ne sizin.?" Bağırdıktan sonra bana dönmüştü.
"Derdin ne Lara.?"
Onlara ayrı bana ayrı söylemesi bir tık üzse de belli etmeden konuştum.
"Karşında ki aptallara sor benimle ne dertleri olduğunu." Elimle gösterdiğim kişilerin hepsinden bir uğultu yükseldiğinde Cemal yan taraftaki masaya vurmuştu.
"Kavganın sorumluları Karan'ın odasına geçsin."
Acı içinde kıvranan ve yüzünü tutan adama baktım.
"Gitsin tek başına benlik bir sorun yok." Dediğimde Cemal'in başı sinirle bana dönmüştü.
"Adamın yüzünü parçalamışsın ne zırvalıyorsun kızım sen?."
"Parçalatmasaydı." Dememle kalabalık gruptan yine itirazlar yükselmişti.
"Karan bey senin fişini çeker sen merak etme." Diyordu birisi.
"Bulaşmayın şuna kafayı yemiş."
"Bu şirkete ne zamandır böyle seviyesiz insanlar geliyor anlamıyorum." Bir kız beni süzerek konuştuğunda sakin kalmaya çalışıyordum. Kadınlara tabii ki saldırmazdım. Sadece sapık erkeklere özeldi o yüzden sessiz kaldım.
Her kafadan bir ses çıkarken hepsi bana saydırmakla meşguldü.
"Herkes işine dönsün.!" Yanımdaki adam bağırdığında kalabalık dağılmaya başlamıştı.
"Ozan sen geç...Ali sen misin.?..sen de geç."
Birisi yüzünü birisi de önüne tutarak yürürken Cemal'de benim kolumdan tutmuş yürümeye başlamıştı.
"Ben bir şey yapmadım diyorum." Dedim sızlanarak.
"Adam yürüyemiyor bu mu bir şey yapmamış halin.?"
Önümdeki adama baktım.
Topallıyordu.
"Bana resmen asıldı." Dedim kızgınlıkla. Cemal'in dediğimle birlikte kaşları çatıldığında gidenlerin arkasından yürümeye başlamıştık.
Ozan'la Ali, Karan'ın odasına girdiklerinde ben ve Cemal'de girmiştik.
Odada gördüğüm kişilerle dişlerimi sıkıp içimden küfür ettim.
Gören de bizi çirkef kavgacı bir şey zannedecek.
Önlerinde olan kahvelere baktığımda arşivde çok oyalandığımı anlamıştım. Karan koltuğundayken Asım bey ve Samet karşısındaki koltukta oturuyorlardı.
"N'oluyor Cemal.?" Karan konuştuktan sonra önündeki adamlara bakıp hızla bana dönmüştü.
Kaşları anında çatılmıştı ve olayı çözmeye çalışıyordu.
"Kavga çıkmış...yine." Son kelimesini bana bakarak söylediğinde kolumu ondan hızla çekip sinirle yüzüne baktım.
Asım bey ayağa kalkıp bana doğru yürürken Karan'ın boğazını temizlemesiyle vazgeçmiş gibi durdu.
"Ne kavgası.?" Derken o beni baştan aşağıya süzüyordu.
"Ben de bilmiyorum...senin asistanı Ozan'ın yüzünü parçalarken bulduk."
Başımı tekrar Cemal'e çevirdiğimde yine kaşlarımı çatmıştım. Bana bakmıyordu.
"Niye.? Ne yaptın.?" Asım bey yan tarafındaki iki adama doğru konuştuğunda ilk önce dosyayı alarak bana bulaşan adam hemen konuştu.
"Efendim kendisi birden saldırdı." Demişti Ozan.
"Manyak mı bu kız.?"
"Manyak mıyım ben.?"
Asım beyle aynı anda ve sinirle konuştuğumuzda bir kaç saniye birbirimize baktıktan sonra hızla gözlerimi kaçırdım.
"Karan bey ben şahitim, durduk yere Ozan'a saldırdı. Biz ayırmaya çalıştığımızda da bana saldırdı."
Dudaklarımı birbirine bastırıp sabır dilerken Samet'in sorduğu soruyla başımı eğdim.
"Lan şu kadarcık kızdan dayak mı yediniz amına koyayım.?"
"Karışma Samet." Karan'ın sert sesiyle yerimde dikleştim.
"Anlat Ozan." Ne yani beni dinlemeyecek miydi.?
Önündeki bilgisayardan bir şeyler yapmaya başladığında bir yandan da Ozan'ı dinliyordu.
"Efendim elinde dosyalar vardı ben yardım etmek istedim ama bağırıp çağırdı...sonra da bir anda saldırmaya başladı ben de anlamadım ne olduğunu. Ali'de şahit."
Yandaki adamı göstermişti.
Samet Ozan'a kanayan yüzü için peçete uzattığında onu bir numaralı düşman listeme yazmıştım bile.
"Sen anlat Ali." Bilgisayar ekranına bakarken tekrar konuştuğunda Asım bey olduğu yerde durup konuşan iki adama sinirle bakıyordu.
"Ozan'ın anlattığı gibi Karan bey...ben gittiğimde zaten herkes ikisini ayırmaya çalışıyordu. Ben ayırmak istediğimde de tekme attı."
Eliyle hala önünü tutarken utançtan ölmek üzereydim.
"Yani dayak yediniz.?" Samet tekrar konuştuğunda bıyık altından da gülüyordu.
"Lara'da anlatsın." Asım bey konuştuğunda Karan başını bilgisayardan kaldırıp ona bakmıştı.
"Gerek yok abi."
Çok saçmaydı ama kalbim kırılmıştı bu cümleye.
Beni dinlememişti bile.
"Muhasebeden çıkışınızı alın." Az önce eğdiğim başımı kaldırıp Karan'a baktığımda arkasına yaslanmış karşısındaki ikiliye baktığını görünce ağzım hafifçe açılmıştı.
"Kedi gibisin dokuz canın var." Cemal sessiz bir şekilde konuştuğunda ben hala Karan'a bakıyordum.
"Karan bey bu k.."
"Samet." Dediği an Samet komutu almış gibi Ozan ve Ali'nin omuzlarından tutarak dışarıya çıkartmıştı.
"Karan bey ben gerçekten bir şey yapmıyorum hepsi bana bulaşı.." Cemal güldüğünde sözlerimi yarıda kesip ona baktım.
"Hepsinin sana bulaştığına emin misin.?" Dedi beni bakışlarıyla baştan aşağı kontrol ettikten sonra.
Ona doğru döndüm.
"Yalan mı söylüyorum. Hepsi bana bulaşıyor." Dedim.
Cam kenarına doğru gitmişti.
Geri zekalı.
"Tamam Lara, Asım abi gittikten sonra seninle de konuşacağım." Bu sefer konuşan Karan'dı.
Yutkunup başımı salladığımda göz ucuyla hala ayakta olan adama baktım ama anında pişman olarak önüme döndüm. O zaten bana bakıyordu.
Onları düşünmeyecektim.
Hanzadeler şu an için ilgim dışındalar.
Emin misin Alara.? Daha dün onlar için ağlamadın mı.?
"Ben gideyim o zaman...görüş...gittim." Kapıyı açıp dışarı çıktığımda aptallığım için bir kaç saniye saygı duruşu gerçekleştirdim.
Kapıdan çıkmamla karşı taraftaki çalışan insanların neredeyse hepsinin bakışı beni bulduğunda yüzüme gıcık bir gülümseme ekleyip yürümeye başladım.
"Üçüncü olayında seni de postalayacaklar gülmeye devam et."
Tanımadığım bir kız konuştuğunda başımı sallayıp elimle tamam işareti yaptım.
"Eslem hanımdan torpilli olduğunu bu kadar belli etmesen mi acaba Lara.?"
Kahve standına geçip kendime kahve almaya çalışırken dağıttığım yerleri toparlayıp oradan uzaklaştım.
Dosyaları Melike hanıma vermediğim aklıma gelince kahveyi rastgele birinin masasına bırakıp koşar adım Melike şeytanının odasının önüne geldim.
"Lara hanım hoş geldiniz...geçin oturun kolt...ne yaptığını sanıyorsun sen.!" Birden bağırdığında yerimde sıçramıştım.
Bağırmaya ya da yüksek sese çok alışkın olmadığım için sürekli irkiliyordum.
"Melike hanım ben size durumu anl.."
"Kes...kapa çeneni."
Çalışanlar adına üzülmüştüm.
Şu an normal, paraya ihtiyacı olan bir çalışan olsaydım ve bu kadın bana sürekli bu şekilde davransaydı o kadar üzülürdüm ki.
Ama takmıyordum çünkü ne için burada olduğumu biliyordum. En önemlisi de onların vereceği paraya ihtiyacım yoktu.
Paraya ihtiyacı olan insanları ezmekten başka bildiği bir şey yoktu bu kadının.
Bunu da gönderelim.
Gönderelim.
"Çık dışarıya!"
Bir şey demeden çıktığımda dişlerimi sıktım. Herkesin benden nefret edeceği ne yapmış olabilirdim ki?. Hepsi birden cephe almıştı.
Lavaboların olduğu tarafa yürüyüp boş bir kabinin içine girdikten sonra klozetin kapağını indirip üstüne oturdum ve başımı ellerimin arasına aldım.
Telefonumu çıkartıp her sıkıştığımda yaptığım gibi instagrama girip abimin hesabındaki fotoğraflara bakmaya başladım.
@yigitkutluhan
Korumak için yaratıldığım insan
166 beğeni 2 yorum
@alaralidya: Seni çok seviyorum abi ❤️💘🩷💚🩵💙🩵🧡💜🤍🩶🤎💛❤️🔥💓
↪️ yigitkutluhan: Meleğim.
@yigitkutluhan
Gözlerini öyle yapmasan da kurbağaya benziyorsun zaten abim @alaralidya
125 beğeni 2 yorum
@alaralidya: Seni sadece kınıyorum Yiğit Kutluhan.
↪️ @yigitkutluhan: 😱
@yigitkutluhan
Sizi sonsuz seviyorum
170 beğeni 3 yorum
@alaralidya: seni sonsuz seviyorum
@sercankis: Onlar iki kişilik dev kadro
↪️@yigitkutluhan: 😄
Dolan gözlerime elimi bastırıp ağlamamak için kendimle savaş verirken içeriye giren adım sesleriyle yerimde dikleştim ve abimin sayfasından çıktım.
"Ben sana söylüyorum bu kız Karan beyle yatıyor."
Konu dikkatimi çekince onları dinlemeye başladım.
Kimden bahsediyorlardı.
"Giydiği şeyleri görüyor musun peki...hepsi modacıların ürünleri. Üç maaşını verse bir tshirt alamaz oradan ama her gün değişik değişik giyiniyor."
Bunlar bizden bahsediyor Alara.
"Kolundaki saate ne diyorsun. Demek ki performansı çok iyi." İkisi gülüştüğünde ben sopa yutmuş gibi saatime bakakalmıştım.
"Eslem hanım bile bu kadar pahalı markalar giyinmiyor hayır sen kimsin de onları giyiyorsun?...var bir şeyler görürsün."
"Sponsoru sağlam işte kızım Karan bey en iyisini alıyordur." Fotoğraflara bakmamdan dolayı dolan gözlerimi sertçe silip kıyafetlerime baktım.
Dolabımdaki en sade şeyleri giyiyordum ama ona bile dikkat etmişlerdi.
Kolumdaki saat Yiğit abimin hediyesi olduğu için kendimi kötü hissettiğim zamanlarda takıyordum.
Abimi özlediğimde de takıyordum.
Anlayacaklarını düşünmeyerek büyük hata yapmıştım.
Ellerim sinirden yumruk oldu.
"Kızlar n'apıyorsunuz burada Karan bey çalışanlarla konuşuyor tek tek."
"Şu kızın kıyafetlerini konuşuyorduk...Karan bey niye konuşuyormuş anlamadım."
Su açılma sesi gelmişti.
"Bilmiyorum ki genel galiba. Hangi kızın kıyafetleri anlamadım."
"Lara yok mu.?"
Yeni gelen kız hemen konuşmaya başlamıştı.
"Karan bey almıştır işte bu kadar şaşırmayın." Yutkundum.
"Bir şey diyeceğim bu arada fake olabilir...vizyonsuz, hiç belli de etmiyor."
İki kızda gülmüştü.
"Fake değil yakından baktım...ayrıca Karan beyle bir şeyler var yani görmüyor musunuz adam adımını atmadığı şirkete geldi. Ayrıca ikisinin bakışması, Karan beyin odadan çıkıp yanına gitmesi, sürekli ona bakması falan çok bariz bir şeyler yaşandığı...hele o tensel çekimleri, demeyeyim diyorum da kıza sanki çok lezzetli bir yemek gibi bakmıyor mu.?."
Son cümleyi düşünmeye başlamıştım.
Nasıl bakıyorduk ve o bana gerçekten öyle mi bakıyordu.?
"Cidden öyle Karan beyde var bir haller...kızın bugün taktığı saatle ev alınır ev lezzetli olduğu belli."
Kızlar kahkaha attığında saatime baktım.
"Bak işte o fake olabilir...ya da Karan bey gerçekten paraya kıymış."
Yine gülmüşlerdi.
"Adama cilve yapacağız diye bir taraflarımız tutuştu birimize bile bakmadı. Bu ne yaptı acaba.?"
Çoğul konuşmasıyla kaşlarım çatılmıştı.
"Bak onu ben de merak ediyorum...ama kız güzel."
"Yok be." Dedi birisi.
"Güzel güzel...bizim çocuklar bile onlara yüz vermiyor diye kuduruyorlar."
Sanırım benimle neden uğraştıklarını anlamıştım.
"Ozan ilk günden beri peşindeydi ama kız yüz vermedi...e hedef yüksek olunca kızımız etrafındakileri görmemiş." Hafif alaylı söylemişti.
"Nasıl kovuldu ya, yazık çocuğa."
"İyi oldu yavşağa boşverin."
"Karan bey bu kızla sevgili olur mu dersiniz.?"
Sürekli konudan konuya geçmeleri başımı döndürmüştü.
"Kullanıp atar diğerleri gibi."
"Diğerlerine böyle hediyeler mi alıyordu Senem. Bence sevgili olabilirler...kıza biraz iyi davranalım belki ağzından laf alırız."
Telefonum titrediğinde ekrana baktım.
Resmen burada kısılıp kalmıştım.
"Yanına mı yaklaştırıyor egolu kaşar."
Gözlerim sonuna kadar açıldığında kızlar gülmüştü.
"Hadi hadi şimdi bizede laf söylemesinler gidelim."
"Kızlar peki Didem'in Lara'ya bakışlarını gördünüz mü.?" Bu sefer daha sesli güldüklerinde Didem'in kim olabileceğini düşünüyordum.
"Elinde olsa öldürür bizim sarıyı." Sarıyı?
Ben oluyordum tabii ki.
"Karan beyle beraber diğer şirketten buraya geldi ama yine de kendini fark ettiremedi ona da yazık."
"Cidden ya o kadar müdür olmuşsun hala Karan beyin peşinden koşuyorsun."
Ne alakaydı müdür olmasıyla.
"Saçlarını boyatmış." Yine gülmüşlerdi ve bu sefer sesler uzaklaşmıştı.
Kapı sesi duyduğumda hızla kabinden çıkıp ellerimi yıkarken aynadan kendime bakıyordum.
"Abim için.." Diyerek elimi peçeteye silerken tuvaletten çıkmıştım.
Şirket dedikodu yuvasıydı.
Hızlı hızlı yürürken gördüğüm adamla adımlarım yavaşlamıştı.
Karan yanındaki Sezgi'yle toplantı odasına doğru yürürken göz göze gelince tıpkı benim gibi adımlarını yavaşlattı.
Ben, beni çağıracak diye böyle bakıyor sanıyordum ama o beni baştan aşağıya süzdükten sonra adımlarını tekrar hızlandırmıştı.
Tuttuğum nefesi bırakıp önüme döndüğümde bir kaç kişinin bakışıyla masama doğru yürüyordum.
Saatimi çıkartıp çantama attığımda dirseklerimi masaya koyarak başımı ellerimin arasına aldım.
Melike şeytanının odasından çıktığını görünce elime bir kaç dosya alıp hızla ayaklandım ve sanki içeride birisi varmış gibi kapıyı tıklatıp girdim.
Bilgisayarın başına gelip açık olan ekrana baktığımda hızla koltuğa oturup planımı gerçekleştirmeye başladım.
Yaklaşık on dakika uğraştıktan sonra kendi fake mail hesabıma ben de olan bilgileri göndermiştim.
Melike'nin şirket bilgilerini maille başka birisine gönderdiğini gösteren ekran görüntüsü hazırlıyordum.
İşim bittikten sonra bilgisayarı bulduğum gibi bırakıp odadan çıktım. Elimdeki dosyalarla tekrar masama geçtiğimde diğer planıma geçtim.
Karan'ın gireceği ihaledeki şirketin adını öğrenip kendimi Melike olarak tanıtarak asistanıyla görüştüm.
"Melike hanım sizi beklettim ama Yağız bey şu an önemli bir görüşmede." Telefondaki kadın konuşmuştu.
"Peki teşekkür ederim...aradığımı iletirseniz çok mutlu olurum."
Kadın 'tabii ki' diyerek telefonu kapattığında şirketin mail hesabını bulup kurduğum fake hesaptan bilgileri oraya atmıştım.
Karan'da, Melike'de zararlı çıkacaktı bu işten.
İhaleyi kaybedecekti ve ben böylece buraya geliş amacımı hatırlayacaktım. O abimin katiliydi ve hızlı bir şekilde işini bitirip bu şirketten gitmem lazımdı.
Peki neden mutlu değilsin.
Derin bir nefes verip kalbimi tuttum.
Maili rakip şirkete gönderdikten sonra aklıma gelen gerçekle kendimi kötü hissetmeye başlamıştım.
Eskiden sevinirdim ama şu an..
Ona zarar verecek bir şey yapmak son zamanlarda kendimi kötü hissettiriyordu. Bir şeylerin benim için artık aynı olmadığını anladım. İç çektiğimde buraya doğru yürüyen adamı görünce ayağa kalkmıştım.
Bana hiç bakmadan yanımdan hızla geçip odasına girdiğinde arkasından telaşla ona bakan Sezgi'de odaya girdi.
Bir şeyler olmuştu.
Benim planımı şu an öğrenmesi imkansızdı o yüzden ne olduğunu merak etmiştim.
Yerime oturduğumda omuzlarım düşüktü.
"Lara."
Karşıdan gelen Eslem'le ayağa kalkıp hemen sarıldım.
Yeni geliyordu.
"Aradım niye açmıyorsun ya...iyi misin.?"
Beni süzdüğünde hafifçe gülümsedim.
"Sen iyi misin asıl.?" Dedim onu süzerken.
Mini beyaz bir elbise giymişti ve çok güzel olmuştu.
"İyiyim iyiyim Eslem Beyoğlu'nun kötü olduğu bir gün gördün mü sen." Etrafında döndüğünde bu beni güldürmüştü.
"Hadi gel odama gidelim." Dedi kolumdan tutarak.
"Abin sinirliydi şimdi gelirsem bana patlar."
Dudaklarını büzdü.
"O zaman ben bir ona bakayım beybitom."
Tekrar sarıldığımızda o abisinin odasına girmişti.
Neler olduğunu deli gibi merak ederken tekrar sandalyeye oturdum ve asla anlamadığım çizelgeye baktım.
Çalan telefonu hemen açtım.Karan masamdaki asistan telefonundan arıyordu.
"Buyrun Karan bey."
"Aşkım benim...birisi odaya kahve ve limonata getirebilir mi.? Söylesen kızlara."
"Ben getiririm." Dedim Eslem'e.
"Sen yorulma şimdi onl.."
Gülümseyip sözünü kestim.
"Ben hallederim Eslem kapatıyorum."
Elimdeki kağıdı cebime sıkıştırıp mutfağa gittikten sonra kahve ve limonatayı hazırlayıp tepsiye koyduğumda gördüğüm sade sodayla yapmayı bildiğim tek şey için geri döndüm ve bardağa döktüm.
Sıktığım limonla sodayı karıştırıp köpüklendikten sonra üstüne tuz döktüğümde içimden beğenmesi için dua ede ede odanın önüne gelmiştim.
Ayağımla hafifçe kapıya vurup dirseğimle açtığımda hepsinin gergin bir şekilde konuştuklarını görünce boğazımı temizleyerek tepsiyi ortadaki sehpaya bıraktım ve içinden kahve ve hazırladığım bardağı alarak Karan'ın yanına geldim.
İkisini de masasına bıraktığımda gözlerinin üstümde olduğunu hissediyordum.
"Sadece kahve istedim."
"Onu sizin için hazırladım.." Dediğimde fısıltılı sesimi sadece o duymuştu.
Kahveye uzanan eli durduğunda göz ucuyla bana bakıp arkasına yaslanınca meraklı gözlerle ona bakıyordum.
"Sağ ol beybitom seni de yordum ama." Eslem'in sözünü kesen kişi tabii ki Sezgi'ydi.
"Yordum derken...işi zaten bu değil mi.?" Dedi ve tepkimi ölçmek ister gibi beni izledi.
Yutkunup geriye doğru adım attığımda Karan'dan uzaklaşmıştım.
"Başka bir şey yoksa ben çıkayım." Dediğimde Eslem başını iki yana sallayıp mahçup bir şekilde baktığında gülümseyip gözlerimi kapatıp açtım.
"Çık tatlım." Dedi Sezgi.
Sanki komut almışım gibi çıkmıştım.
İçimdeki kötü hisle elimi kalbime attığımda derin bir iç çekmiştim.
İhaleye karışmamam lazımdı ama yapmıştım.
Sonuçlarının Eslem'i de beni de kötü etkileyeceğini bilmeden böyle bir aptallık yapmıştım.
Masama geçtiğimde birden içerden sesler yükselince kalkıp kapıya doğru gittim.
"Cemal'i ara Sezgi."
"Abi, hangi ihaleden bahsediyorsunuz." Eslem konuştuğunda sesindeki korkuyu hissetmiştim.
"Abi."
"Sus Eslem.!" Karan yüksek sesle bağırdığında buradan bile irkilmiştim.
Öğrenmişlerdi.
"Bir yıldır üzerinde çalıştığım ihale olamaz değil mi.?" Diyordu Eslem yüksek sesle.
"İşimi yapmadım onunla uğraştım." Eslem yine konuşmuştu ama barkasından hıçkırık sesini de duydum.
Benim yüzümden bu haldeydi.
Eslemin ağlamaları sesli bir hal aldığında bu sefer Cemal ve Karan'ın sesi yükselmeye başlamıştı.
"Ne saçmalıyorsun sen amına koyayım.!" Karan'ın sesini duyduğumda korkarak bir iki adım geriledim.
Kapısı kapalı olmasına rağmen bağırma sesini neredeyse herkes duyuyordu. Odanın kapısı açıldığında çıkan kişiyle hızla yanına gittim. Eslem ağlıyordu.
Beni gördüğü an hıçkırarak kollarını doladığında ona sıkıca sarıldım.
"Abimin bir yıldır uğraştığı projesi çalınmış Lara."
"Çok mu önemliydi.?"
"Hayaliydi." Gözlerim kapandı.
Siktir.
"Arkadaşıyla onun hayaliydi...delireceğim." Diyerek benden ayrıldığında kendimden tiksinmiştim.
"Ne projesiydi."
"Yetimhane, okul, hastane...bir sürü şey işte Lara. Abimle arkadaşının hayaliydi."
Daha da üzülmüştüm.
"Arkadaşı nerede.?"
"Kaybettik." Gözlerim acıyla kapandı.
Ne yapmıştım ben.
"Bir yıldır bununla uğraşıyorduk...abim her şeyi ayarlamıştı."
"Tekrar yapılsa." Dedim saçma bir şekilde.
Sinirle bana döndü.
"Saçmalama Lara."
Derin bir nefes verdim.
Fake hesaptan atmıştım şirketin mailine belki görmemişlerdir diye düşünüyordum.
Üstündeki başlık fazla dikkat çekiciydi Alara.
Ellerimle yüzümü kapattım.
Odanın kapısı gürültülü bir şekilde açıldığında Samet kimseye bakmadan asansörlere doğru yürüdü ve düğmesine basmasına rağmen gelmeyen asansöre tekme atmaya başladı.
Neye sebep olduğun hakkında hiçbir fikrin yok.
Eslem'den gelen hıçkırıkla destek olmak için kolunu tuttum.
Ne bok yemiştim ben.
Kollarımda ağlayan arkadaşım yalnız kalmak istediğini söyleyip şirketten gittiğinde öylece kalakalmıştım.
Sanırım bu sefer canlarını acıtacak bir şey yapmayı başardım. Ama neden mutlu olamıyordum. Neden sevinemiyordum.
Titreyen ellerimle telefonumu alıp annemi ararken merdivenlerin olduğu kapıyı açıp içeri geçtim.
Olanları anneme anlattıktan sonra bir süre sessiz kalmıştı.
"Hepsi çok üzüldü...ben bu kadar tepki vereceklerini düşünmemiştim anne. Vefat eden arkadaşlarının hayaliymiş...anne."
"Gönderdiğin şirketin adı ne demiştin."
İçime dolan heyecanla hemen adını söylemiştim.
"Tamam sen kapat bir şeyler yapmaya çalışayım...Lidya."
"Efendim."
"Emin misin kurtarmak istediğinden."
"Evet...onlar için değil. Yani arkadaşları için yapmışlar...abim için yaptığım bir şey mahvolsaydı ben de üzülürdüm."
"Tamam kapat hadi başıma bir de bunu çıkarttın." Ve kapatmıştı.
Annem, çevresi babamdan bile çok olan bir kadındı.
Halledeceğini bildiğim için şu an oldukça rahatlamıştım.
Bir kaç saat geçmesine rağmen Karan odadan çıkmayınca Eslem'e mesaj attım ama dönmedi.
Şirketteki herkes bir grup olmuş bana kötü bakışlarını gönderirken verilen işleri yaparak bir kaç saati geçirmiştim.
Annemden hala haber yoktu.
Çıkış saati geldiğinde yanımdan geçerek Karan'ın odasına giden bir adam görünce dikkatle oraya bakıyordum.
Herkes çıktıktan sonra oyalanmak için sandalyeleri düzeltirken adam hala odadan çıkmamıştı.
Oflayarak çantamı almak için masaya giderken açılan kapıyla adımlarım durdu.
Cemal benimle göz göze geldiğinde gözlerindeki öfkeyle bana baktıktan sonra hızlı adımlarla yürürken arkasından Sezgi'de tıpkı onun gibi bakarak gitmişti.
Sezgi o kadar kötü bir haldeydi ki şaşırmıştım. Resmen dağılmıştı.
Aptalsın kızım sen.
Karan hala odadaydı.
Tüm cesaretimi toplayıp kapıyı tıklattım ve içeriye girdim.
Odanın ortasında dururken oturan adama sinirle bir şeyler anlatıyordu.
"Her detayı bana haber ver."
"Tamam Karan bey merak etmeyin." Adam ayağa kalktığında bana bakmadan kapıdan çıkıp gitmişti.
Karan bana hiç bakmadan telefonunu takımının cebine koyduktan sonra kapıya yürümeye başladığında kaşlarım çatılmıştı.
Hızlı adımlarla yanına gidip tam kapıdan çıkmak üzereyken koluna dokundum.
"Karan bey benim yapabileceğim bir şey var mı.?"
Daha ne yapacaksın.
Bunu söylememle dudakları alayla kıvrıldığında öylece ona bakıyordum. Yüzümü inceleyip derin bir nefes verdiğinde hiçbir şey söylemeden odadan çıkmıştı.
Anlamış olabilir mi.?
İmkansızdı çünkü bunu Melike'nin bilgisayarından yapmıştım.
Saçlarımı yan tarafa atıp oyalanmadan Eslem'in yanına geçtim. Projenin Karan için ne kadar değerli olduğunu anlattığında kalbim acıdı.
Abimin katiline üzülüyordum.
"Senlik bir durum yok aşkım...yani artık kimselik bir durum yok. İhaleyi kaybettiğimiz kesin."
Nolur hallet şu işi anne. Lütfen.
"Belki şirket maili görmemiştir hala bir umut vardır."
Dudakları acı bir şekilde kıvrıldı.
"Yağız denen şerefsiz abimi aradı...yani çoktan her şeyi görmüş. Bir de abime teşekkür ediyor piç kurusu."
Senin yüzünden.
"Neyse abim projeleri tekrar hazırlayacak seneye gerçekleştireceğiz tüm planları."
Seneye çok geçti.
"Neden kendi yöntemleriyle almıyor.?" Dememle dışarıya bakarak gülümsedi.
"Arkadaşı için." Dedi ve sustu.
Cebimdeki telefon titrerken Eslem çantasını almak için koltuklara yürüyordu. Telefonun ekranına bakarken okuduğum mesajla çığlık atmak istedim.
Annem: Hallettim. İhale Beyoğlu şirketinde.
Dudaklarım titrediğinde boğazımı temizleyip hemen arkamı döndüm.
Işıl Kutluhan sonunda kendine geliyordu.
O her zaman böyle güçlü bir kadındı ama abimden sonra mahvolmuştu.
Babam onun üzülmesine izin bile vermeden soluğu başka bir kadında alırken annem küllerinden tekrar doğuyordu.
"Hadi böceğim." Eslem koluma girip yürümeye başladığında onu yanağından sertçe öptüm.
"N'oluyor be deli." Güldüğünde ben de güldüm.
"Yarın bir mucize olacağına eminim."
Yine inançsız bir şekilde gülümseyip başını iki yana salladı.
"Zor."
Kolunu okşadığımda asansöre binmiştik.
Karan'ın asansörüne binmiştik.
"Bizde yemek yiyeceğiz...Asım amcalarda olacak sen de gelsene."
Başımı iki yana salladım.
"Benim biraz işim var onları halledeyim canım."
Dudaklarını büzdüğünde güldüm ve hafifçe omzuna vurdum.
"Bana sökmüyor bu hallerin Eslem."
Gülmüştü.
Birlikte çıkışa doğru yürürken aklımda bin tane düşünce vardı.
"İyi akşamlar Eslem hanım." Dedi İsmail abi.
"Kolay gelsin." Eslem koluma girdiğinde döner kapıdan geçtik.
"O zaman seni biz bırakalım...ben abimle gideceğim seni bırakıp öyle geçeriz."
Gülümseyip sıkıca sarıldım.
"Eslem ben giderim abartmaz mısın lütfen...sen eğlencene bak."
Israrını kabul etmeyeceğimi bildiği için başını sallayıp yanağımdan öptü ve vedalaştığımızda otoparka gitti.
Hemen annemi aradım ama açmamıştı.
"İsmail abi bana bir taksi çağırır mısın.?"
"Hemen çağırayım."
O kulübeye girdiğinde basamağın üstünde bekliyordum.
"Çağırdım kızım gelir beş dakikaya."
"Sağ ol İsmail abi...eşinin durumu nasıl oldu iyi mi biraz daha.?"
Geçen gün taksi çağırdığında gelen telefonla hızla gitmişti. Diğer güvenliğe sorduğumda eşinin hasta olduğunu söylemişti.
"Pek iyi değil Lara...Rabbim bir an önce şifasını versin inşallah." Başımı sallarken hastalığını sormuştum.
İsmail abi anlatırken duyduğum korna sesiyle hızla arkamı döndüm.
Karan'ın lüks arabası şirketin önünde duruyordu. Camlar kapalı olduğu için göremiyordum ama bir iki saniye sonra yolcu kapısı açıldığında Eslem koşarak yanımıza gelmişti.
"Hadi gel seni eve atalım."
"Eslem ben giderim hem tak.."
"Ay yolumuzun üstü hadi lütfen üzme beni." Yollarının üstü falan değildi.
Hatta onların evine tersti.
"İsmail abi taksiyi ipt.."
"Hallederim ben kızım."
Gülümseyip Eslem'e döndüğümde o kolumdan tutmuş bana yavru köpek bakışlarını atıyordu.
"Kolay gelsin ismail abi...tekrardan geçmiş olsun."
"Sağ ol kızım....iyi akşamlar Eslem hanım."
"Size de."
Merdivenlerden inerken ben Karan'ın arkasındaki kapıyı açıp içeri geçtiğimde serin havayla derin bir nefes vermiştim.
"Karan bey kusura bakmayın Eslem ısr.."
"Sorun yok."
Soron yok.
Dağ ayısı.
"Tamamdır abi, kargomuzu aldık hadi gidelim." Keyifli sesiyle konuştuğunda Karan arabayı zaten çalıştırmıştı.
"Yarın sabah kahvaltıya mı gitsek diyorum?." Eslem bana dönerek konuştuğunda gerginlikle kaşlarımı havaya kaldırdım.
"Of Lara ya."
Tekrar önüne döndüğünde sigara kokusu almamla önümdeki adama baktım.
Sigara içiyordu.
"Sen yarın gidecek misin ihale için abi.?"
Karan başıyla cevap vermiş olacak ki sesini duymamıştım.
Kendimi koltukta ortalayıp dikiz aynasından Karan'a baktığımda bozuk olan moraliyle benim de modum düşmüştü.
"Gitmeyecek misiniz.?" Kendimi tutamadan sorduğum soruyla sonunda gözlerimiz buluşmuştu.
Dikiz aynasından bana bakıp geri önüne döndüğünde cevap vermemişti.
"Kazandığınızda gidiyorsunuz ama kaybettiğinizde gitmiyor musunuz.?"
Sus artık Alara.
Eslem tek kaşını kaldırıp bana sus işareti yaparken gözlerim tekrar Karan'ı buldu.
"Kaybettiğimi herkese göstermek için mi gideyim.?" Sorduğu soruyla kaşlarım havalandı.
"Sizin gibi bir adamın kaçtığını görmek şaşırtıcı." Gözleri kısıldığında tek kaşı havaya kalkmıştı.
"Aklında ne var.?" Diye sorduğunda hem ben, hem de Eslem şaşırmıştık.
Bana bakarken yüzünde, sanki beni ilk defa ciddiye alır gibi bir ifade vardı.
"Kazanırken gittiğiniz ihaleye kaybedincede gitmeniz gerekmez mi.? Siz orada olmazsanız kazananın bir önemi kalmaz...diye düşünüyorum...bence yani."
Bir şey demeden önüne döndüğünde kendimi tutamadan tekrar konuştum.
"Yarın bir mucize olacağına inanıyorum."
Eslem gülümsedi.
"İmkansız daha imkanlıdır Lara." Dedi arkadaşım.
Mahalleye girdiğimizde çantamı elime aldım.
"Gelmeyeceğine emin misin?...bak Sedef abla çok güzel yemekler yaptırmış pişman olursun." Gülümsedim.
"Size şimdiden iyi eğlenceler ve afiyet olsun." Araba durduğunda Karan'a baktım.
"Teşekkür ederim Karan bey."
Başını sallayıp karşıya bakarken Eslem çoktan benimle beraber arabadan inmişti.
Ben de kapımı açıp indiğimde Eslem'le sarılıp vedalaştık.
"Yarın belki geç gelirim. Haberleşiriz." Başımı salladığımda arabaya tekrar binmişti.
Eslem'e el salladığımda giderler diye düşünüyordum ama Karan gitmemişti.
Eski binaya girdiğimde duyduğum araba sesiyle dışarı çıktım. Durağa kadar yürüyüp bir taksiye bindiğimde sonunda eve gelebilmiştim.
Korumalar kapımı açtıktan sonra eve doğru resmen koşuyordum.
"Annem nerede.?" Salonda olduğunu söyleyince koşarak salona girdim ama gördüğüm kadınla adımlarım durdu.
Babamın metresi buradaydı.
BÖLÜM SONU
Bölüm nasıldı.?
Bir kaç bölüme olaylar daha heyecanlı olacak onları sabırsızlıkla bekliyorumm
Sonraki bölümde görüşmek üzere..
