18. bölüm · GÖZLERİM KAPALIYKEN

17.BÖLÜM

Buse Mina

KEYİFLİ OKUMALAR

"Lara gel buraya.!"

Annem dış kapıyı açtığında Eslem şimdi ön bahçemizdeydi. Ben de onu kapının arkasından izliyordum.

Derin bir nefes alıp neler olacağını bilmeden bu yüzleşmeyi de yaşamak için yürümeye başlamıştım.

Annem ona bir şeyler dedi ama o alayla gülüp eve doğru yürümeye başladı.

"LARA."

Hala Lara dediğine göre hiçbir şeyden haberi yoktu ve o da benim gibi yeni öğreniyordu.

Kapıyı aralayıp beni görmesini sağladığımda tıpkı abisi gibi nefret dolu gözlerle beni süzdü ve omzuma çarparak içeriye girdi.

Annem onun arkasından giderken ben çatlamak üzere olan başımı ovuşturdum.

"Gel buraya gel...yalancı, sahtekar.!"

"Bravo Işıl abla ne güzel kandırdınız bizi öyle. Demek kızın Türkiye'ye hiç gelmiyor ha.!"

Anneme yüklendiği için hızlı adımlarla içeriye gittim.

"Ben planladım her şeyi annem bir şey yapmadı."

Bana döndü ve koltuğa oturarak güldü.

"Eğlendirebildik mi Kutluhanların prensesini.?" Kollarını iki yana açarak bağırmıştı.

Derin bir nefes verip yanına doğru yürürken o hızla oturduğu yerden kalktı ve önündeki büyük sehpanın üzerinde ne varsa devirdi.

Gözlerim bir kaç saniye kapanmıştı.

"Güvendim ya ben sana.! Her bokumu anlattım.!" Bana doğru gelirken annem onu hızla tutup engelledi.

"Güvendim, her şeyimi paylaştım.! Hayatım boyunca hiç yakın arkadaşımın olmadığını söyledim.! Bu konuda hassasım dedim.!"

O kadar çok bağırıyordu ki.

"Alara Lidya Kutluhan...tebrik ederim beni bu hale getirdiğin için. Tebrik ederim beni bilgi almak uğruna parmağında oynattığın için.!"

Sehpaya tekme attığında kendisi de bir kaç adım geriye doğru gitti.

"İlk defa birisi benimle çıkarı olmadan arkadaş oldu ve beni sevdi dedim ya...ilk defa arkadaşım olmuştu benim.!"

Tekrar bana doğru geleceği sırada annem yine tuttu.

"Allah belanı versin tamam mı.? Abime yaptıkların içinde bana yaptıkların içinde Allah senin belanı versin Lara." Güldü. "Alara Lidya diyecektim pardon." Sanki pot kırmış gibi elini dudaklarının üstüne koydu.

"Konuşsana.!" Çığlık atarcasına bağırdığında yine bir şey demedim.

Gözleri evi incelemeye başladığında 'vay be' der gibi bana döndü.

"O bok çukurunda yaşıyorsun sanıp kaç gece meraktan öldüm...hepsi boşunaymış. Lara hanım aslında Kutluhanların biricik kızıymış."

Yüzümü incelediğinde gözleri kızarık gözlerimde durdu.

"Ne o...çok mu üzüldün Lara.!" Hala Lara ismini kullanıyordu.

"Hayatımızın içine sıçıp amacına ulaşmışsın işte niye ağladın ki.?" Yanıma yaklaştığında annem ortamıza geçti.

"Pisliğin tekisin. İğrençsin."

O içinde ne var ne yok kusarken ben sadece onu dinliyordum.

Sabahın bu vaktinde öfkeyle evime gelmişti.

"Sorsaydın bana...sorsaydın ben zaten Yiğit abiyle abimin kardeş gibi olduklarını sana söylerdim niye oyun oynadın.?...NİYE O KADINI GETİRDİN.? niye en yakın arkadaşımmış gibi beni kullandın.!"

Ağladığında dişlerimi sıktım.

Yere oturup eliyle sehpaya vurduğunda başını da yaslamıştı.

"Ben senin arkadaşlığının sahte olmasını nasıl sindireceğim.?" Yine hıçkırdı.

"Değildi." Dedim hızla.

Başını kaldırıp bana baktığında tekrar konuştum.

"Arkadaşlığım ilk başlarda sahteydi ama sonradan...uzun süredir sahte değildi Eslem."

Ağlama sesi yine salonda yankılandı.

"Siktir git.!" Dedi ve kafasını tekrar sehpaya koydu.

"İster inan ister inanma tamam mı.? Arkadaşlığım ilk bir iki ay sahteydi ama sonra seni tanıdıkça yapamadım gerçekten arkadaşım olar..."

"Senin gibi bir yalancıya bir daha inanacağımı mı düşünüyorsun.? Bundan sonra yüzünü bile görmek istemiyorum."

Ve hızla ayağa kalkıp evden çıkmıştı.

Bedenimi, az önce Eslem'in kalktığı koltuğa bıraktığımda dolu gözlerimle öylece tavana baktım.

"Öfkeden ne dediğini bilmiyor." Dedi annem.

Gözlerimi kapatıp bacaklarımı kendime çektim.

Hala bornozla duruyordum.

"Ona sahte davranmadım...kendimi zorladım ama olmadı. Bir şey söylediğinde hep kendim olarak tepki verdim...her gün pişman olsam da onun arkadaşlığını çok seviyordum."

Koltuğa uzanıp bacaklarımı da dümdüz uzattığımda tavana bakıyordum.

"Bilmiyor muyum ben seni...iyiliğe ne zaman kötülükle gitti benim kızım."

Benim kızım.

Annemden böyle şeyler duymak pek mümkün olmadığı için şaşırmıştım.

O gün başımı koltuğa bastırıp sonsuza kadar uyumak istemiştim.

1 hafta..

Geçen bir haftanın ardından hala enkaz gibiydim.

Odamdan çok çıktığım söylenemezdi.

Bir haftadır evden dışarıya adımımı bile atmamıştım. Alara Lidya Kutluhan ilk defa böyle bir şey yaşıyordu

Evde bir gün dursa on gün dışarıya çıkan ben bir haftadır depresyona girmiş gibi olanları unutmak için yatağımda film izliyordum.

Annemle rolleri değişmiştik.

Eskiden o odasından çıkmazken şimdi ben öyleydim.

Karan'ların cephesi de benden farksız değildi.

Her gün haberi yapılan ailenin bir haftadır hiçbir yerde haberi yapılmamıştı.

Stalkerlar gibi tabletimin başında bekliyordum ama haber yoktu.

Bir haftadır görmemiştim onları.

Bu süre zarfında magazinde boy boy fotoğraflarım çıkmıştı. Onlardan birisi magazine Alara Kutuhanın kim olduğunu söyleyip fotoğraflarımı atmıştı.

Neredeyse dört gündür tüm kanallarda kendi fotoğraflarımı görüyordum.

Eslem yapmıştı.

Annem soruşturduğunda yapan kişinin Eslem olduğunu öğrenmiştik.

Hıncını böyle almaya çalışıyordu.

Derin bir iç çekip ekrandaki filme odaklanmaya çalıştım ama her zamanki gibi olmadı. Çünkü üstten yüzlerce bildirim geliyordu.

Oflayarak üstüne tıkladığımda yine kendi fotoğraflarımı görmemle delirmek üzereydim.

Yurt dışındaki arkadaşlarımın dumplarından benim olduğum fotoğrafları bulup medyada magazincilik adı altında paylaşıyorlardı.

Ama bu sefer ki farklıydı çünkü fotoğrafların hepsi bikiniliydi.

@KAOAMAG
KUTLUHANLARIN GİZEMLİ PRENSESİ MEĞERSE GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDEYMİŞ.! ALARA LİDYA KUTLUHAN'IN ÇOK KONUŞULACAK BİKİNİLİ FOTOĞRAFLARINI SİZİN İÇİN BULUP PAYLAŞTIM. BEĞENİP KAYDETMEYİ UNUTMAYIN CANLAR!

346.928 beğenme 56.839 yorum

@lidyakutluhan: Fotoğrafları siler misin lütfen? Çok rahatsız edici.
@instagramkullanıcısı: KADIN TAŞ ÇIKTI LAN
@instagramkullanıcısı: oha vücuda bak
@instagramkullanıcısı: Of of analar neler doğurmuş be.
@instagramkullanıcısı: SİLSENE LAN KIZ YAZMIŞ O KADAR.
@instagramkullanıcısı: Beyler yiyene afiyet olsun
@instagramkullanıcısı: Yaktın bizi Alara Lidya Kutluhan 🥵
@instagramkullanıcısı: Benim olsa varyaaa
@instagramkullanıcısı: Kadın alev ateş
@instagramkullanıcısı: Kız yorum atmış rahatsız olduğunu söylemiş neden hala silmiyorsun tüm sapıkları kıza musallat etmişsin zaten.
@instagramkullanıcısı: Yorumlar sapık erkeklerle dolu inanamıyorum yazık kıza.
@instagramkullanıcısı: Üfff yavruya bakın
@instagramkullanıcısı: Abi çok seksi
@instagramkullanıcısı: Kaydettik kaydettik ;)
@instagramkullanıcısı: Silsenize bu paylaşımın amacı ne sadece sapıklar yorum yapmış bir de.
@instagramkullanıcısı: kız size bi dava açsında görün.
@instagramkullanıcısı: 🔥🔥🥵
@instagramkullanıcısı: Alara yorum yapmış silin diye ve hala silmemişsiniz!
@instagramkullanıcısı: Resmen kaşarmış
@instagramkullanıcısı: ağzım sulandı
@instagramkullanıcısı: Of of yaktın bizi be sarışın
@instagramkullanıcısı: Bu kız adamı iyi bitirir
@instagramkullanıcısı: Kız yorum atmış inanmıyorum silin gönderiyi.

Fotoğrafları nereden bulduklarına dair hiçbir fikrim yoktu ama gelen yorumları gördükçe içim sıkılmıştı.

Magazinler bu seferde açık, bikinili fotoğraflarımı paylaşmaya başlamışlardı.

Yurt dışındaki tüm arkadaşlarıma mesaj atıp dumplarda benim olduğum fotoğrafları kaldırmalarını istemiştim ama çok geç kalmıştım.

Onlar bulmuştu bile.

Diğer habere baktım.

Yine ben.

@MAGAZİN
KUTLUHANLARIN SIR GİBİ SAKLADIĞI KIZLARININ HİÇ GÖRMEDİĞİNİZ FOTOĞRAFLARI BURADA.! NEDEN SAKLADIKLARINI ANLAYAMADIM AMA FOTOĞRAFLARDAN ANLADIĞIM KADARIYLA KIZ YURT DIŞINDA HAYATINI YAŞIYORMUŞ....GİTMEDİĞİ YER YAPMADIĞI HOBİ KALMAMIŞ. VE EN ÖNEMLİSİ YURT DIŞINDA HUKUK OKUMUŞ. O YÜZDEN ALARA LİDYA'YA KLASİK ÜNLÜ ÇOCUĞU DİYİP GEÇEMEYECEĞİM KENDİSİ BİR SÜRE KADRAJIMDA OLACAK . BU ARADA ARKADAŞLARINDAN BAŞKA BİLGİLERDE ÖĞRENDİK SONRAKİ POSTA BEKLİYORUM SİZİ.

544.829 beğenme 23.729 yorum

@instagramkullanıcısı: Resmen kızın tüm hayatını araştırıp bulmuşlar korkunç
@instagramkullanıcısı: Boncuk gibi maşallah.
@instagramkullanıcısı:Kız çok güzelmiş he
@instagramkullanıcısı: Oha ya hayata bak
@instagramkullanıcısı: Abi yurt dışındaki arkadaşlarının dumplardan almışlar fotoğrafları inanamıyorum.
@instagramkullanıcısı: Kıskandım şu an
@instagramkullanıcısı: Egosundan geçemezsiniz ayyy
@instagramkullanıcısı: Neden kızın izni olmadan tüm hayatını ortaya döküyorsunuz.
@instagramkullanıcısı: Kaşar
@instagramkullanıcısı: Oha güzelmiş ama
@instagramkullanıcısı: Çakma sarı zenginlerde nasıl orijinal gibi durabilir ya
@instagramkullanıcısı: Kız çok tatlı ya minnoşşş
@instagramkullanıcısı: Niye saklamışlar
@instagramkullanıcısı: Ay gözleri renkli çok güzel
@instagramkullanıcısı: Sarı civciv resmen.

Bozulan sinirlerimle beraber telefonu kenara koyup bilgisayarıma baktım.

Hala film açıktı.

Bir haftadır iki saatlik filmi bitirememiştim.

Bazen uylu ilacıyla uykuya dalıyordum, bazen hiç uyumuyordum, bazense bir buçuk gün uyuyordum.

Berbat haldeydim.

Karan'ın yaptıklarını ve söylediklerini kaldıramayıp neredeyse depresyona girmiştim.

Tabii bir de babamların sürekli bizi arayarak tehdit etmeleri vardı. Ben telefonlarını açmıyordum ama anneme ulaşıyorlardı. Üstüne tüm hayatımın sosyal medyada yayılıp konuluşması canımı epey bir sıkmıştı.

"Yeter artık Lidya kalk şu yataktan.!" Annem odama kapıyı çalmadan girip perdeleri açarken bağırarak konuşuyordu.

"Çık git duşa gir hazırlan dışarı çıkacağız...hadi.!" Tekrar bağırıp odadan çıkmıştı.

Altıma pembe bol eşofmanımı giydikten sonra tshirtlerime baktım.

Beyaz bir tane alıp üzerime geçirdiğimde aşağıya inmiştim.

"Geç otur masaya yemeğini ye." İki kişi masayı kurarken annem bana doğru konuşmuştu.

"Aç değilim." Dedim sandalyeyi çekip otururken.

Sırf beni rahat bıraksın diye gelmiştim.

"Öğlen ikimizinde sevdiğin mekana gidiyoruz ona göre hazırlan."

"İstemiyorum."

Çatalını tabağa sertçe bırakıp gözlerime baktığında boğazımı temizledim.

"Kaçta.?" Dedim hemen.

"Yemeğini yedikten sonra hazırlan hemen çıkalım...önce bir arkadaşımın davetine gideceğiz sonra da bir şeyler yeriz."

Derin bir nefes vererek başımı salladıktan sonra hızla kahvaltımı yapıp odama çıktım ve duşa girdim.

Üzerime siyah kısa bir elbise giydikten sonra hemen kombinledim.

Hazırlanmak bile bir an iyi gelmişti.

Bir haftadır ruh gibiydim.

Evden çıkıp tıpkı iki yıl önceki gibi annemle davete geçtiğimizde tanıdık yüzlere selam veriyordum.

"Alara."

Seslenen kadına dönüp uzaktan sarıldım.

"Nasılsın canım uzun zamandır görüşemiyoruz."

Beni baştan aşağıya süzdüğünde gülümseyerek konuştum.

"Davetlere biraz ara vermiştik geri döndük." Aslında ben çok katılmazdım böyle şeylere ama eve gelip giden bir kaç kadınla samimiydim.

Oradan tanışıyorduk.

"Abin için çok üzüldüm başınız sağ olsun tatlım."

"Teşekkürler." Diyebildim çatallaşan sesimle.

Nükhet hanım kolumu okşadığında durumu toparlamaya çalışıyordu.

"Haberleri gördüm doğru mu? Annenle konuşamadım henüz."

Başımı salladım.

"Boşanacaklar."

Yine kolumu okşadı.

"Kulağıma sürekli babanla ilgili duyum geliyordu ama Işıl gibi bir kadını aldatacak kadar aptal değildir diyordum."

Bir şey demediğimde o da beni çok tutmadı.

Bu ortamdan kurtulmak istiyordum.

Telefonuma gelen mesajlarla ekrana baktım.

Nazlı: Seninki bugün felaket sinirli.

Nazlı: Herkes seni konuşuyor haberleri görmüşler.

Nazlı: Karan bey odasına geçerken bir dakikaya yakın senin masana baktı.

Nazlı: bugün de çok dalgın ve sinirliydi.

Nazlı: Tövbe haşa ama Karan bey aşk acısı çekiyor olabilir mi?

Nazlı: Bu arada sana bir şey söyleyeceğim ama sakın benden duyduğunu kimseye söyleme tamam mı.?

Nazlı: Karan bey seninle ilgili çıkan haberleri kaldırtıyor.

Nazlı'nın attığı mesajlarla kaşlarım çatıldı.

Ona her şeyi anlatmıştım çünkü haberleri görüp aradığında kendini kandırdığım için bana küstüğünü söylemişti.

Onu kaybetmek istememiştim. Bir arkadaşımla daha küsmek istemiyordum.

Haberleri kaldırtmış mı diye instagrama girdiğimde kendime görmeyince dudağımın kenarı kıvrıldı.

Sonunda tüm sosyal medyada boy boy fotoğraflarım yoktu.

Nazlı: Bak şu an odasından çıktı yine senin masana bakıp durdu (masan boş)

Buruk bir şekilde mesajları okuyordum.

Siz: Benimle ilgili değildir

Siz: benden nefret ediyor

Siz: Ben de ondan nefret ediyorum ama o benden daha çok nefret ediyor.

Siz: Nazlı.

Nazlı: Efendim canım.

Siz: Şeyyyy masaya çok mu baktı 👉🏻👈🏻

Nazlı: hahahahahahahaha

Nazlı: Gelip gidip boş masaya bakıyor ve bize terör estiriyor tatlım.

Siz: Bu saatten sonra anca boşluğumu seyreder.

Ekranı kapatıp içecek bir şeyler almak için standa giderken gördüğüm kişiyle adımlarım durdu.

Eslem buradaydı.

Yanındaki kadına baktığımda bunun üvey annesi Sedef Beyoğlu olduğunu anında anlamıştım.

Bir de yanlarında Bora vardı.

Bora Beyoğlu.

Eslem ve Karan'ın üvey kardeşleri.

Bir ya da bir buçuk yaşında küçük bir bebekti.

Eslem beni gördüğü an adımları durduğunda ikimizde şaşkın bir şekilde birbirimize bakıyorduk.

O kaşlarını çatarak yanındaki kadına bir şeyler söyledikten sonra bana doğru gelmişti.

"Ne işin var burada? Olduğum yerlere gelme demedim mi? Yetmedi mi almak istediğin bilgiler? Şimdi ne öğrenmek istiyorsun Alara.?"

"Beni gerçekten böyle birisi olarak mı görüyorsun.?" Dedim gözlerine bakarken.

"Evet!" Sesi hafiften yüksek çıkınca etraftaki bir kaç bakışa maruz kalmıştık.

"Karşıma çıkma." Gidecekken durup omzunun üstünden baktı ve son hamlesini yaptı.

"Ha bu arada rolünün hakkını gerçekten vermişsin Alara Lidya Kutluhan. Abim senin yüzünden her gece uykusuz kalıyor. Alkol komasına girecek kadar içtikten sonra anca uyuyabiliyor eserinle gurur duy."

Sonra kötü bir şey yapmış gibi eliyle ağzını kapatıp yine konuştu.

"Ay yine sana çalışıp içeriden bilgi verdim alışkanlık işte."

Ve gitmişti.

Alkol komasına girecek kadar içtikten sonra uyuyor.

Umrumda olmaması lazımken bu cümle neden canımı yaktı.

Telefonumu elime alıp tekrar Nazlı'ya yazdım.

Siz: Nazlı.

Siz: Karan iyi mi? Yani yorgun mu duruyor?nasıl.?

Çok geçmeden cevap vermişti.

Nazlı: Pek iyi değil bugün üç toplantıyı iptal etti bir yatırımcımızla tartışıp komple işi iptal etti..onun dışında ekstra sinirli ve evet yorgun görünüyor.

Başımı ovuşturdum.

Eslem'in sesini duyduğumda arkamı döndüm ve iki tane kızla gülerek konuştuğunu görünce annemin yanına yürüdüm.

Aklım olmaması gereken birindeydi.

Alkol almasını istemezken bu kadar çok almasını duymak kötü hissettirmişti.

Sedef Beyoğlu kucağında oğluyla beraber karşımıza oturduğunda gözleri benim üstümdeydi.

Tanıyordu.

Biliyordu her şeyi.

Şaşıracağım bir şey yaparak bana gülümsediğinde ona başımı salladım.

Genç bir kadındı.

Kırk yaşında var ya da yoktu.

Röfleli sarı saçları beyaz tenine çok yakışmıştı. Uzun ince ve kahverengi gözlü bir kadındı.

Eslem'e benziyordu. Ya da Eslem ona benziyordu.

"Alara...yurt dışındaydın uzun süre sanırım." Tanımadığım bir kadın konuştuğunda ona başımı salladım.

"Yeni gelmişsin ama evlilik düşünüyor musun? Kızın çok güzel onu çok durmadan kaparlar Işıl benden söylemesi." Son cümlelerini anneme bakarak söylemişti.

"Şimdiden talipleri çıktı bile hanımlar." Başka bir kadın gülüp tekrar konuştu. "Kerem az önce Alara'yı görmüş sürekli Semiha'ya mesaj atıp bilgi almaya çalışıyor."

Çok demode bir ortamdı.

Eslem hâlâ iki kızla gülüşerek konuşurken midesini tutarak lavaboya gidince ben de arkasından gittim.

Kusuyordu.

"Eslem." Yanına gidip saçlarını tuttuğumda elimi itmeye çalıştı ama izin vermedim.

"Of ben de kusacağım şimdi." Az önce yanında olan ve onunla gülen kızlardan bir tanesi kapıdan halimize bakıp uzaklaşınca Eslem'in sırtını okşadım.

Sifonu çekip lavaboya doğru gittiğinde hemen arkasında duruyordum.

"İyi misin.?" Kusması bitince ağzını çalkaladı.

Aynadan bana bakıp gözlerini devirdiğinde ağzını yine çalkalamıştı.

"Yanıma gelme diyorum anlamıyor musun? Uzak dur benden. Alacağın pek bir bilgi kalmadı niye yanımdasın.?"

"Eslem bak ben se.."

"Git Alara."

"Bir dinle! Bir kere dinleyin ya yeter!" Bağırmamla şaşırarak bana baktı.

"Abimi o öldürdü sandım ve ilk başta bilgi almaya çalıştım doğru evet...sonra seninle arkadaş olduk, iyi anlaşmaya başladık ve seni sevmeye başladığımda artık senden değil başka şekilde bir şeyleri öğrenmeye başladım."

Kolunu tuttuğumda ilk defa çekilmedi.

"Arkadaşlığım gerçekti yemin ederim...en az seninki kadar gerçekti."

Yüzümü dikkatle incelerken samimi olduğumu anlamış gibi bakışları yumuşadı ama davranışları bunun tam tersiydi.

"Bir git Alara ya." Omzuma çarpıp yanımdan gittiğinde mermere ellerimi yaslayarak nefeslendim.

Sanırım ikisini de sonsuza kadar kaybetmiştim.

Telefonum titrediğinde gelen mesaja baktım.

Nazlı: Karan bey şirketten çıktı belki bilmek istersin.

Hafifçe gülümsedim.

Nazlı iki gündür Karan ne yapsa bana rapor veriyordu.

Önceki günlerde şirkete gitmediği için ne yaptığı hakkında bilgim yoktu ama iki gündür haberi geliyordu.

Bozulan moralimle lavabodan çıktığımda içeriye göz gezdirip annemin yanına gidecekken kolumun tutulmasıyla karşımdaki kişiye baktım.

"Bora."

"Nabersin kaçak." Diyip sarıldığında ben de ona sarılıp geri çekildim.

"İyiyim sen nasılsın.?"

"Eh işte idare eder diyelim...sesin soluğun çıkmıyor. Haberleri görünce yazdım ama.."

Ama ben mesajlara geri dönmemiştim.

"Zor bir süreçten geçiyorum kusuru bakma lütfen. Esra nasıl.?"

Ensesini kaşıdı.

"Ayrıldık biz...yine aldatıldım be Aloş."

Dudaklarımı büzdüm.

"Çok üzüldüm Bora, yapabileceğim bir şey var mı?" Bora babamın ortaklarından birinin oğluydu.

Onunla dört ya da beş senedir tanışıyorduk ama ben burada olmadığım için sık sık görüştüğümüz söylenemezdi.

"Sen önce kendi dertlerinle mi ilgilensen bücür." Gülüp koluna hafifçe vurdum.

"Işıl Kutluhan burada mı.?" Başımı salladım.

"Ben biraz dolanıp onu görmeye de gelirim telefonlarına bak."

"Tamam."

Ayrıldığımızda yüzümdeki tebessümle arkamı dönmüştüm ki bana sinirle bakan bir çift kahverengiyle gülüşüm soldu.

Eslem bana tüm siniriyle bakıyordu.

Başımı sallayıp ne olduğunu anlamaya çalıştığımda ağzının içinden bir şeyler diyip telefonuna döndü.

Ben de sinirle gözlerimi devirip annemin yanına geçtiğimde Eslem ve Sedef hanım kalkıyorlardı.

Eslem midesini tutarak bir kaç adım attığında meraklı bakışlarım onun üstündeydi.

"Biz kaçalım artık akşam davetimiz var biliyorsunuz. Görüşmek üzere."

Sedef hanım vedalaşıp kucağındaki bebeğiyle kalktığında kendimi durduramayarak peşlerine takıldım.

Eslem önden yürüyordu ve hala eli karnındaydı.

"Sedef hanım."

Yavaşça bana döndü.

"Efendim Alara."

"Eslem az önce kustu, eli sürekli karnında bir sorun yok değil mi.?"

Anlayışla dudağını büktü.

"Eslem bir kaç gündür rahatsız, yani üşüttü ve midesi kötü...buraya da benim zorumla geldi. Bir kaç gündür evden çıkmayınca hava alsın diye getirdim ama sanırım hataydı."

O da benim gibi kendini eve kapatmıştı.

Cevap vermediğimde Sedef hanım koluma dokundu.

"Seni çok seviyor aranızın düzeleceğine eminim."

"Teşekkür ederim çok kibarsınız." Dedikten sonra arkadan Eslem'in kızgın sesini duyduğumuz gibi ayrıldık ve o bana göz kırparak gitti.

Arkalarından annem ve ben de davetten çıkmıştık.

Aklım Eslem'de kaldığı için ona mesaj attım.

Siz: Bir kaç saate eve geçeceğim eğer konuşmak istersen gel.

Annemle birlikte hep geldiğimiz mekana gelmiştik.

"Işıl hanım, hoş geldiniz."

Kapıda geçen sefer Karan'la geldiğimizde bizi karşılayan kişi vardı.

"İçeride bir toplantı ekibi var sizi şu köşedeki masaya alsam sorun olur mu.?"

"Hiç sorun değil." Dediğinde elini de belime koyup benimle beraber yürümeye başladı.

"Işıl hanım, sizi görmek ne güzel hoş geldiniz." Melike hanım tüm güler yüzüyle konuştuğunda annemde onunla ufak bir sohbet etti.

Telefonumu açıp kontrol ettiğimde bildirim olmamasıyla moralim bozulmuştu.

"Lidya.?" Anneme baktığımda Melike hanımla beraber beni izlediklerini görünce boğazımı temizleyerek konuştum.

"Efendim."

"Ne yiyeceksin.?"

"Köfte patates." İkisi de şaşırmıştı.

"Yanına beyaz şarap mı yoksa kır.."

"Kola olsun." Melike hanım başını sallayarak tablete not girerken annemin tüm dikkati bendeydi.

"Hemen hazırlatıyorum." Ve gitmişti.

"Bugün farklı bir şey yemek istedim neden öyle bakıyorsun anne.?"

"Eslem canını sıkacak bir şeyler mi söyledi.?"

"Aynı şeyler işte." Diyerek elimle yüzümü kapatarak ofladım.

"Anne."

Söyle der gibi baktığında dolu gözlerimle gülümsedim.

"Kendimi bok gibi hissediyorum."

Bir kaç saniye ne söyleyeceği bilemediğinde ben yine derin bir iç çektim.

İyi değildim.

İyi hissetmiyordum.

Kabul etmek istemesem de onu özlemiştim.

Kokusunu, tenini.

"Seçil'in yanına gidip konuşmak ister misin.?"

Dudaklarım alayla kıvrıldığında başımı denize doğru çevirdim.

"Kendimi iyi hissetmiyorum diyorum sen bana Seçil diyorsun. Psikoloğun düzelteceği bir durum değil bu anne...kalbim acıyor."

Ellerimi tuttuğunda yüzünde ne yapacağını bilmediği ifadesini çok net görüyordum.

Şaşırmıştı.

"Nasıl olduğumu hiç mi merak etmiyor.? O kadar şey yaşadık...hiç mi aklına gelmiyorum.? Geceleri haberi çıktı mı diye siteleri kontrol edip duruyorum, o hiç mi ne yaptığımı, ne durumda olduğumu merak etmiyor?"

"Lidya...o şu an, senin hislerini oyun sandığı için kızgın."

Tekrar denize baktım.

Ondan nefret ediyordum ama deli gibi de özlemiştim.

"Yüzsüz gibi onu özledim galiba anne."

Annem hafifçe gülümsediğinde kolumu okşadı.

"Çok normal çünkü onu seviyordun ve bir haftada bu hislerin bitemez...kendine biraz zaman var emin ol bir süre sonra aklına bile gelmeyecek."

Hızla ona döndüm.

Ben sanırım onun aklıma gelmemesi gibi bir ihtimali istemiyordum.

"Bir daha bizden olmayacağını bile bile özlüyorum."

Ona ilk defa içimi böyle açtığım için hâlâ biraz şaşkındı ama durumu toparlayıp teselli ediyordu.

Yemeklerimiz geldiğinde bir kaç lokmada tıkanmıştım.

Annem tatlılarımızı söylerken gözlerim etrafı turladı ve kaç gündür aklımda olan o kişiyi gördüm.

Gözlerimiz uzaktan bile olsa birbirine kilitlendiğinde şaşkınlıktan dudaklarım hafifçe açılmıştı.

Karan buradaydı.

Bir kaç metre ötemdeki masada oturuyordu.

Ne zamandan beri oradaydı.

Hızla yanındakilere baktım.

Tüm kadro yanındaydı. Hatta şirketten bir kaç kişi de yanındaydı.

Yavuz'u bile görmüştüm. Tacizci Yavuz.

Onun da gözleri etrafı keserken bana takıldığında önce şaşırsa da sonradan göz kırpmıştı.

Bunu gördü mü diye Karan'a baktığımda onun hala bana baktığını görünce nefesim kesilir gibi oldu.

Yaklaşık on gündür ilk defa görüyordum.

Ve kabul etmem gerekirse deli gibi özlemiştim.

Elindeki sigaradan bir duman alıp üflediğinde bakışları bir saniye bile benden ayrılmadı.

Yutkunarak önüme döndüğümde yan taraftan çantamı aldım.

"Lidya? N'oluyor?"

Ayaklandığımda annem kolumu tuttu.

"Karan burada. Biraz hava alıp eve geçeceğim."

Arkasını dönüp işaret ettiğim yere baktıktan sonra kolumu bırakmıştı.

Karan'da anneme bakmıştı. Hatta Karan'la birlikte Sezgi'de önce anneme sonra bana baktı.

"Telefonun açık olsun aradığımda mutlaka aç." Başımı sallayıp masadan çıkacağım sıra duyduğum sesle adımlarım durdu.

"Bir gün içinde ikinci karşılaşma, bu kesinlikle bir işaret." Bora masaya doğru yürürken ona yalandan bir tebessüm gönderdim.

Annemle selamlaştıktan sonra benim yanımda ayakta durdu.

"Nasılsın Işıl abla.?"

"İyiyim canım, sen nasılsın? Yurt dışındaydın en son ne zaman geldin.?"

Bora annemle konuşmaya daldığında kaçamak bakışlarla yine Karan'a baktım.

Az öncekinin aksine şu an yerinde dikleşmiş ve sinirle buraya bakıyordu.

Sadece o da değil Sezgi ve Cemal'in de bakışları benim üstümdeydi.

"Sen gidiyor musun Alara.?" Bora elini koluma koyarak konuştuğunda ona dönüp başımı salladım.

"Gel bırakayım seni."

"Zaten sahile gideceğim gerek yok çok teşekkür ederim."

"Emin misin ben de çıkıyorum bak."

Eğlenceli tavrına karşılık gülümseyerek başımı salladım.

"Tamam gel kapıya kadar eşlik edeyim o zaman prenses hazretlerine."

Anneme bakıp görüşürüz dedikten sonra Bora'yla birlikte yan yana yürümeye başladık.

"Sen eskiden daha eğlenceliydin bir an önce kendine gel böyle hiç çekilmiyorsun." Koluma dokunup beni sarstığında güldüm ve düşmemek için yürürken koluna tutundum.

Arkamdaki keskin bakışları hissediyordum.

O valeden arabasını istedikten sonra sarılıp vedalaştık.

"Arada yaşam belirtisi ver mesaj at, ara."

Elimle tamam işaret yaptıktan sonra nihayet tek başıma kaldım ve sahil boyunca yürümeye başladım.

Sahile geçip insanların arasına karıştığımda elimi hala hızla atan kalbimin üstüne koydum.

Onu özlemiştim.

Çok özledin Alara.

Çok özledim.

Görmek iyi gelmemişti. Zar zor toparladığım aklım yine darmadumandı.

Kenarda boş olan bir banka geçip oturduğumda öylece dalgaları izledim.

O gün söylediği sözler aklımdan bir saniye olsun çıkmazken gözlerim dolmuştu. Gözlerimi kapatıp öyle dururken yanıma birinin oturmasıyla hızla yan tarafıma döndüm.

Poyraz Hanzadeye.

"Nasılsın bücür."

Kaşlarımı çatarak ona bakmaya devam ederken o elini alnıma koydu ve kaşlarımı düz hale getirmeye çalıştı.

Elini ittirmeye başladığımda aramızda küçük bir arbede yaşanıyordu.

"Tamam dokunmuyorum." Diyerek ellerini kaldırdığında önüne döndü.

"Sadece nasıl olduğunu merak ediyorum."

"Biliyor muydun.?" Dedim sertçe.

Bir kaç saniye anlamaz bir şekilde gözlerime baktıktan sonra hızlı konuştu.

"Saçmalama. Hiçbir boktan haberim yoktu. Böyle bir şey yapacağından haberimiz yoktu."

"Benim kim olduğumu biliyor muydunuz.?"

Gözlerini kaçırdığında cevabımı almıştım. Başından beri biliyorlardı.

Kendimi iyi saklanan ve oyunu iyi oynayan bir ajan sanırken aslında herkes her şeyi biliyormuş.

"Neden Karan'ın bildiğini bana söylemediniz.?"

"Bizi biliyordun değil mi.?" Dedi.

Bir şey söylemedim.

"Kardeşim olduğunu biliyordun.?"

"Geldiğiniz ilk gün öğrendim." Dedim denize bakarken.

"Bizde o gün öğrendik...babam planını bozarsak bizden nefret edeceğini düşündü ve karışmadı."

"Babam ve annem seninle konuşacaktı ama onlara izin vermedin."

"Çünkü istemiyorum. Sizi istemiyorum.!" Bağırıp ayağa kalktığımda kolumdan tutup tekrar oturmamı sağladı.

"Otur konuşalım."

"Bırak." Dedim kenardan geçmeye çalışarak.

"Tamam bırakacağım bir dur."

Onu dinlemedim.

"Kimse yanıma gelmedi. Hiçbiriniz nasıl olduğumu merak edip yanıma gelmediniz." Sesim içimde tuttuklarımdan dolayı çatallı çıkınca bu onu şaşırtmıştı.

Elini son kez kendimden kurtarıp tekrar konuştum.

"Karan'ın yaptıklarını annen de baban da biliyordu." Tabi ki biliyorlardı.

"Kızdılar mı ona.? Sen benim kızıma neden böyle yaptın dediler mi.?" Artık kendimi tutamayıp ağlamaya başlamıştım.

Poyraz durmuş öylece bana bakarken yavaşça başımı sallayıp geriye doğru bir adım attım.

"Ben de öyle tahmin etmiştim." Sesim fısıltılı çıkmıştı.

"Sizi görmek istemiyorum...sizde beni görmek istemediğinizi belli ettiğinize göre." Ellerimi birbirine vurup kollarımı açtım.

"Karşıma çıkmayın."

Yüzümü kabaca silip hızlı adımlarla yürümeye başladığımda dudaklarımı birbirine bastırdım ama ağlamamı durduramıyordum.

Bir haftadır kafayı yemek üzereydim ve her şeyin üzerime geldiğini düşünüyordum.

"Lidya.!" Poyraz Hanzadeyi duymazdan gelerek caddeye doğru yürümeye devam ettim.

"Senin bizi görmek istemeyeceğini düşündük..şu olayların biraz durulmasını bekliyoruz neden seni istemeyelim ne saçmalıyorsun kızım sen.?." Önüme geçip kolumu tuttuğunda gözlerine baktım ve gülümsedim.

Gözlerimden hala yaşlar dökülüyordu ve bu onun benden gözlerini kaçırmasına sebep oluyordu.

"Peki." Tekrar yanından geçtiğimde kendimi anlatamadığım için, içimdeki kırgınlıkları ona aktaramadığım için ağlıyordum.

Onları görmek istemediğimi düşündülerse arayıp annemden bilgi alabilirlerdi. Lale gelebilirdi ama kolay olanı seçmişlerdi. İstemediğimi düşünüp gelmemek işlerine gelmişti.

Onları suçlamıyordum.

Kimse kimseye yirmi üç yıldan sonra ailesine almak zorunda değildi. Beni tanımıyorlardı, onları tanımıyordum.

Tanımak istemez miydin Alara.?

Yüzüm acıyla buruştuğunda burnumu çekerek gelen taksiye elimi uzattım. Normalde burada yolcu alması imkansız olan adam sanırım halime acımış ve durmuştu.

"Devam et abi." Kapıyı açtığım an kapatan Poyraz öne doğru konuştuğunda adam kaşlarını çatıp bana baktı.

"Bir sorun mu var hanımefendi.? Söylemeniz yeterli."

Poyraz'a bakıp tekrar adama döndüm.

"Beni rahatsız ediyor." Dediğim an adam hızla arabadan inerken Poyraz şaşkınlıkla bana bakmıştı. .

Adam elindeki levyeyle Poyraz'a yaklaştığında o hala beni izlemeye devam ediyordu.

"Siktir git lan buradan.!" Adam beni arkasına alıp öz abime bağırırken tekrar gözyaşlarımı sildim.

"Lan bırak kardeşim o benim." Dedi Poyraz adamın yakasına yapışıp.

Adam teyit etmek ister gibi bana baktığında başımı sallayarak onayladım.

"Bacım niye abin olduğunu söylemiyorsun.?"

Burnumu çekip konuştum.

"Tam olarak abim değil."

Adam kaşlarını çatıp bir bana bir Poyraza baktıktan sonra sinirle konuştu.

"Anneniz aynı mı.?"

"Evet." Dedim merakla adama bakarak.

"Babanız.?"

"Evet." Dedi Poyraz benden önce davranıp.

"Sana şiddet uyguladı mı.?"

"Hayır." Benimle birlikte Poyraz'da hızla konuştu.

"Tabi ki hayır.!"

İkimizde aynı anda konuşunca adam bir bana bir Poyraza bakmaya başladı.

"Seni zorla bir yere götürmeye mi çalışıyor."

Poyraza baktıktan sonra taksici abiye döndüm.

"Yani..hayır."

Adam ikimize baktıktan sonra başını gökyüzüne kaldırdı.

"Akıllısı beni bulmaz delisi peşimden ayrılmaz...yürüyün gidin yolunuza."

Omzuma çarpıp tekrar direksiyon başına geçtiğinde Poyraz'la ikimiz ona sinirle bakıyorduk.

"Beni götürmeyecek misiniz.?" Arabanın içine bakmak için biraz eğilmiştim.

"La havle vela.." Ve gitmişti.

Poyraza dönüp şaşkınlıkla konuştum.

"Ne yaptık ki.?"

"Delinin teki siktir et." Kolumu tutup yürümeye başladığında peşinden gidiyordum.

Nedense deli olan taraf o adam gibi görünmemişti.

Sahilden geçip diğer taraftaki yola geçtiğimizde arabası görüş açıma girdi.

O ön kapıyı açıp binmemi sağladığında büyük araca bindim.

Arabayı yola çıkarttığında sert ses tonuyla konuştu.

"Sen niye elalemin arabasına biniyorsun Lidya."

"Taksiye binecektim iyi misin sen.?"

"Aynı sikim." Ağzının içinden söylenmişti.

"Kafayı yemişsin bilgin olsun." Diyip önüme döndüğümde kendi tarafımdan dışarıyı izlemeye başladım.

"Konuşacağımız bir yere gid.."

"Eğer beni eve götürmezsen arabadan atlarım." Dedim lafını keserek.

Derin bir nefes verip önüne döndüğünde kendi kendine bir şeyler diyordu.

"Tamam o zaman neden sana ulaşmadığımızı dinle."

Umursamıyormuş gibi sağ tarafa bakıp yolu izledim.

"Annem ve babam seninle konuşmak için çabaladılar ama sen sürekli onlardan kaçtın. Babam tabii ki Karan'la da konuştu ama bu yaptığı aptalca şeylerden haberimiz yoktu bize de bir şey söylemedi."

"Eminim öyledir." Dedim tüm kırgınlığımla.

"Öyle Lidya. Babam ayrı annem ayrı konuştu ve sana zarar gelmeyeceği konusunda emin oldular."

Gülerek ona döndüm.

"Bu zarar almamış halimse.." Alayla konuştum.

"Aranızdaki bu şeyden haberimiz yoktu. Karan'ın sana aşık olduğundan haberimiz yoktu Lidya. Sadece oyun oynadığını onun aslında her şeyi bildiğini daha ilk andan anladık ve gidip onunla konuştuk. Bize bir şey yapmayacağını sadece sonucu merak ettiğini söyledi bu kadar."

"Neden bir haftadır yanıma gelmediniz? Nasıl olduğumu neden merak etmediniz.?"

Bu sefer derin bir iç çeken oydu.

"Sana nasıl yaklaşmamız gerektiğini bilmiyoruz. Sürekli bizi geçiştiriyorsun ve istemediğini belli ediyorsun. Seninle nasıl iletişim kuracağımızı düşünmekten kafayı yedik ve hala bu sorunun cevabını bilmiyoruz."

Bir şey demedim.

Ağrıyan başımı ovdum.

"Annem seninle vakit geçirmeyi her şeyden çok istiyor...sana her şeyi dosdoğru anlatmayı, senin için hazırladığı odayı göstermeyi o kadar çok istiyor ki anlatamam."

"Ne odası.?"

"Kendini hazır hissettiğinde bize yemeğe gel tüm sorularını cevaplayalım olur mu.?"

Kararsız bakışlarımı görüp tekrar konuştu.

"Sadece dinle Lidya, eğer istemezsen bir daha seni rahatsız etmeyiz söz veriyorum...abi sözü." Serçe parmağını bana doğru uzattığında pişman olacağımı bile bile ben de ona parmağımı uzattım.

Kimse kimseye yirmi üç yıl sonra alışamazdı.

Ben hiçbir zaman onlar için Poyraz ve Lale kadar değerli olmayacaktım.

Beni tanımıyorlardı bile.

"Bu aralar gelmek istemiyorum...biraz düşündükten sonra ge.."

"Olur...sen yeter ki gel."

Heyecanına kanmak istemiyordum.

Yolun geri kalanında gözlerimi kapattım ve evin önüne gelene kadar açmadım. Arada sorduğu soruları cevapladım sadece.

Araba durduğunda geldiğimizi anlamıştım.

Evlerimiz yan yana olduğu için o bahçeye girmeden arabadan indim ve kapıyı tutarak ona baktım.

"Kendine iyi bak görüşürüz bücür."

Başımı salladım.

"Görüşürüz."

Kapıyı kapatacağım sırada bana seslenmişti.

"Ne zaman istersen ara ya da çık gel tamam mı.? Biz seninle tanışmayı ve ailen olmayı her şeyden çok istiyoruz."

İçimdeki o büyük önyargıyı çok hafif kırmıştı bu sözler.

Başımı salladığımda dudaklarımı birbirine bastırdım.

Kapıyı kapattıktan sonra eve girene kadar oradan ayrılmadı.

Evi kontrol ederek bahçeye girdiğimde annemi bulamayınca aradım ama açmadı.

Sanırım henüz gelmemişti ve evde kimse yoktu.

Mutfağa gidip dolabı açtığımda sevdiğim içeceği çıkartıp tezgaha koyduğum an kapı çalmıştı.

Annem anahtarını hiçbir zaman almadığı için onun olduğunu bilerek açtım ama karşımda şaşırdığım birisi vardı.

Eslem.

BÖLÜM SONU

Bu bölüm Karan'sız geçti ama biraz ayrı kalmaları lazımdı. Diğer bölümde (bol Karan'lı) görüşmez üzere.

Oy ve yorum size emanet.

Oy sınırı 200 yorum sınırı 250