12. bölüm · GÖZLERİM KAPALIYKEN
11. BÖLÜM
KEYİFLİ OKUMALAR
Korumalar kapımı açtıktan sonra eve doğru resmen koşuyordum.
"Annem nerede.?" Salonda olduğunu söyleyince koşarak salona girdim ama gördüğüm kadınla adımlarım durdu.
Babamın metresi buradaydı.
•
"Lidya gel tatlım."
Ona ne oluyor der gibi baktığımda hemen gülümsedi.
"Melek'i çıkarken yakaladım.." Melek gerildiğinde annem tekrar konuştu.
"Yakaladım derken öyle değil tabii ki...ben eve girerken onu gördüm arka bahçeden çıkıyordu. Abini görmeye gelmiş."
Babam bu kadını eve mi getirmişti.?
"Size de rahatsızlık verdim gideyim ben."
Melek ayaklandığında annem başını sallayarak onu onayladı ve kız hiçbir şey demeden yanımdan geçip gitti.
Ben onu burada görmemin şokuyla olduğum yerde dururken annem kollarını hemen bana dolamıştı.
"Ağlama sakın."
Dolu gözlerim annemin bunu demesini bekliyormuş gibi akmaya başladığında ona sıkıca sarıldım.
"Boşan artık ondan." Dediğimde çocuk gibi ayağımı yere vurup çantamı da atmıştım.
"Boşanacağım...birazdan avukatın yanına gideceğim."
Burnumu çekip ona baktığımda hemen konuştum.
"Ben de geleceğim."
Kararsız bir şekilde bana bakarken biraz düşünüp başını sallamıştı.
"Hazırlan çıkalım o zaman."
Üzerime baktığımda gideceğimiz yer için uygun olmadığını düşünüp hemen odama çıkmıştım.
Üzerime günlük bir elbise giydikten sonra topuklu ayakkabılarımı da giyindim ve hemen odadan çıkıp annemin yanına gittim.
"Gel bakalım."
Annem elimi tuttuğunda belinden sarılmıştım.
Arabasını kapıya çıkarttıkları için hızla gri range rovera bindim.
"Karan'ların işini nasıl hallettin.?"
Arabayı sürmeye başlamıştı.
"Yağız eski bir arkadaşım."
Bu adamın adını sık sık duymaya başlamıştım.
"Kesin kazanıyorlar yani değil mi.?"
Annem güldüğünde bana dönmüştü.
"Lidya saf saf konuşma...o adamın kazanması için benim bir şey yapmama gerek bile yoktu. Karan Beyoğlu bir şeyi isterse zaten alır...Neden kendi yöntemiyle almadığını anlamadım."
Kaşlarımı çatmıştım.
"Arkadaşı için her şeyi düzgün yoldan yapmaya çalışıyordur belki." Bilmiyorum der gibi omuz silktiğinde çenemi onun omzuna koyup öptüm.
Elini koluma sardığında derin bir nefes vermişti.
"Baban ve o kızı magazine vereceğim."
Gözlerim korkuyla büyüdü.
"Anne hayır."
"Rezil olacaklar yoksa rahat etmem."
"Ailemiz de rezil olacak."
Güldü.
"Hangi ailemiz...oğlumun yasını tutarken beni aldatan kocam mı.? Yoksa aldatılmama göz yumup bir de üzerine kadınla arkadaş olan oğullarım mı bizim ailemiz?."
Gözlerimi kapatıp geriye yaslandığımda annem yol boyu söylenmişti.
"Burası mı.?" Dedim araba yavaşladığında.
"Tanınmayan bir avukat ama işinde oldukça iyi davalarının hepsini araştırdım."
Başımı salladığımda o arabayı park etmişti.
Beraber arabadan inip deniz kenarındaki iki katlı ofise girdiğimizde hızla görüşmeye geçmiştik.
"Evinize kadar gelmesi iyi olmuş aslında Işıl hanım...tüm delillerin altı dolu." Kadın konuştuğunda dikkatle onu dinliyordum.
"Davayı şu an açarsak zaten kazanma ihtimalimiz yüzde doksan beş."
Hukuk mezunuydum ama daha önce hiçbir yerde çalışmamıştım.
"Mal paylaşımı.?" Dedi annem.
"Işıl Hanım, evliliğinizde hangi mal rejimini seçtiğiniz çok önemli. Eğer özel bir sözleşme yapmadıysanız 2002'den sonra yapılan evliliklerde yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimidir. Bu rejime göre, evlilik süresince edinilen mallar örneğin ev, araba, şirket hisseleri, banka hesaplarındaki birikimler 'edinilmiş mal' sayılır ve boşanma sırasında eşler arasında yarı yarıya paylaşılır."
Annem kadına başını sallayıp bana baktı. Aynılarını ben de yolda söylemiştim.
"Ancak siz mahkemeye boşanma sebebi olarak eşinizin sadakatsizliğini ileri sürüyorsunuz ve bana bunu kanıtlayan belgeleri de verdiniz. Bu belgeler çok önemli. Çünkü Türk Medeni Kanunu'na göre zina boşanmada kusur sayılır. Kusurlu taraf, mal rejimi tasfiyesinde katkı payı talep edemez ve hatta bazı durumlarda katılma alacağı da kısıtlanabilir."
"Yani." Dedi annem.
"Eğer mahkeme babamı ağır kusurlu bulursa, senin mal paylaşımında daha avantajlı olman mümkün." Dedim anneme durumu açıklayarak.
"Aynen öyle." Dedi karşımızdaki avukat.
"Ayrıca maddi-manevi tazminat talep etme hakkınız da doğabilir Işıl hanım."
"Hepsini talep edeceğiz...o adam hiçbir hak alamayacak yani değil mi.?" Annem hem bana hem de kadına soruyordu soruları.
"Eşinizin evlenmeden önce edindiği mal varlıklarına bir şey yapamayız maalesef...ama dediğim gibi aldatmayı ispatlı bir şekilde mahkemeye sunarsak evlendikten sonra ortak alınan mallardan eşiniz hak almayabilir...eğer alırsa da yüzde on beş ya da yirmilik bir pay alabilir. Sınırlı yani."
Bunları bildiğim için sessizce dinliyordum.
"Peki hiç almaması için ne yapabiliriz."
"Aldatıldığını kesin ve güçlü delillerle ispatlamamız lazım anne...otel kayıtları olabilir,mesajlar, fotoğraflar...tanık ifadeleri."
Çoğu zaten elimizde vardı.
"Aileden birisi tanık olabiliyor mu.?" Dedi annem.
"Tanık olabilir ama akraba tanıklığı biraz sıkıntılı...o kişinin sizi koruduğunu düşünebilirler."
Önündeki fotoğraflara baktı.
"Ama zaten tanığa gerek kalmadan bu iş hallolur...fotoğraflar ve video kayıtları var. Ama aileden birinin tanıklığı diğer delillerle birleşirse çok etkili olur."
Annem başını sallıyordu.
"Kızımı bu olaylara çok katmak istemiyorum...kadına tuttuğu ev var bunu nasıl ispatlayabiliriz.?"
"Evin önünde birlikte çekilmiş görüntüler, girip çıktıklarına dair video, fotoğraf kanıtları ya da özel dedektif raporu da çok etkili olur."
Bunların hepsini anneme söylemiştim ama o benden daha bilgili birisiyle görüşmek istemişti. Haklı olarak.
"İsterseniz bir kaç gün daha bekleyelim eğer siz söylediğim gibi biraz daha güçlü delil getirirseniz davayı kazanmama şansımız yok."
"Tamamdır şu an açmayalım o zaman...bir kaç gün içinde size dönüş sağlarım Sıla hanım."
Avukat anneme elini uzattığında ikisi el sıkışmıştı.
Sıla hanım elini bu sefer bana uzattığında hafifçe gülümseyip sıktım.
"Sıla hanım, şüphem yok ama gizli kalırsa çok sevinirim." Annem konuşmuştu.
"Siz isteyene kadar ben kimseye tek kelime etmeyeceğim merak etmeyin lütfen."
Ve ofisten çıkmıştık.
"Neredeyse her gün o eve gidiyorlar yani işimiz kolay." Dediğinde arabaya doğru yürüyecekken durdu.
"Gel biraz yürüyelim." Deniz kenarını gösterdiğinde başımı salladım.
"Üzgün müsün.?" Diye sordum kaçamak gözlerle ona bakarken.
"Babana değil ama Tahir ve Miraç'ın bana ihanet etmesine üzüldüm."
Haklıydı.
Çocukları ona ihanet etmişlerdi.
Yiğit abim böyle yapmazdı.
Kolumu annemin belinden geçirip sarıldığımda o da belime sarılmıştı.
"Yarın ev bakmaya gideceğim...öğlen izin alabilir misin birlikte gidelim.?"
Başımı salladım.
"Alırım."
"Ne olur ne olmaz diye ortak hesaptaki paranın çoğunu senin hesabına aktardım."
Başımı salladım.
O kadar çok taşınmaz mal vardı ki nasıl bölüşülürdü hiçbir fikrim yoktu. Umarım bir aksilik olmaz ve hepsi anneme kalırdı.
Bir restoranın önüne geldiğimizde acıktığımı fark edip anneme söylemiştim. Hemen mekana girdik.
"Hoş geldiniz...rezervasyonunuz var mı.?"
"Hayır." Dedi annem.
"O zaman sizi köşedeki masaya alacağım bugün biraz yoğunuz." Gösterdiği deniz manzaralı masaya oturduğumuzda yemeklerimizi söylemiştik.
"Geçen gün söylediğimiz yemekleri hatırlıyor musun.?" Annemin gülerek sorduğu soruyla kıkırdadığımda telefonumu masaya bıraktım.
"Hepsini bitirmemiz." Dediğimde o da sesli bir şekilde gülmüştü.
"Benden beklenmeyecek bir performanstı." Dedi kendi kendine.
Gözleri arkamda bir yere takıldığında kaşlarını çattı.
"Şu abin değil mi.?"
Hızla arkamı döndüğümde gördüğüm Tahir abimle gözüm yanındaki kadına takıldı.
Sahil kenarında sarmaş dolaş yürüyorlardı.
Abimin gözleri bu tarafa döneceği sırada annem bir şey düşürmüş gibi eğilirken ben de önüme dönmüştüm.
"Gittiler." Dedi elindeki çatalla kalkarken.
Abim sevgilisi olduğunu bize söylememişti çünkü biz onu Melek'le sevgili sanıyorduk.
Annemle beraber yemeğimizi yedikten sonra kalktığımızda modum düşüktü. İkimizinde modu düşüktü.
"Sana dondurma alayım mı.?" Yüzünü buruşturarak sorduğu soruyla yüzüm anında aydınlanmıştı.
Şekeri ve şekerli şeyleri sevmiyordu. Abimden sonra odasına kapanıp abur cubur yediğini görüyordum ama sanırım artık eski Işıl Kutluhan tamamiyle geri dönmüştü.
"Ne kadar meraklısın böyle şekerli şeylere Lidya." Elimi tuttuğunda birleşen ellerimizi sallayarak yürüdüğümde bu onu güldürdü.
"Hoş geldiniz, buyurun."
"Merhaba karamel var mı.?" Önümüzdeki dolaba bakarken annem konuşmuştu.
Karamelli dondurma benim en sevdiğimdi.
"Var tabii...kaç top."
Elimle anneme üç yaptığımda gözleri sonuna kadar açılmıştı.
Ona lütfen der gibi baktığımda tekrar adama dönmüştü.
"Üç top."
Annem yan taraftan parayı öderken ben de dondurmaya sos ekletiyordum.
"Hadi." Belimden tutup beni ilerlettiğinde dondurmamı yemekle meşguldüm.
"Tamam mı.? Mutlu oldun mu şimdi." Gülümseyerek ona bakarken o uçuşan sarı saçlarımı yüzümden çekiyordu.
Yüzüme içli içli bakıp yanağımı okşadıktan sonra yan yana yürümeye başlamıştık. Annem bir şeyler düşünerek yürürken ben de koluna sarılı bir şekilde ona eşlik ediyordum.
Hava kararmaya başladığında eve geçmiştik.
Akşam Eslem'in mesaj atmasını beklemiştim ama diğerleriyle beraberken beni unutmuş olmalı ki hiçbir mesaj yoktu.
O diğerleri gibi değil.
Burukça gülümsedim.
Annemin arkadaşlarının kızlarıyla arkadaş olduğumda sağ olsunlar hepsi tarafından bozguna uğratılmıştım.
Hepsi aynıydı.
Çıkarcı, dedikoducu ve yalancı.
Annemin arkadaşları da böyleydi ama o bunları takmıyordu.
Çünkü bu camiadaki herkes öyle.
Evet.
Annem kendini eve kapattığında arkasından yapılan dedikoduları sağır sultan bile duymuştur.
Şimdi boşanacakları haberleri yapıldığında Cemiyet dedikodusunu düşünemiyordum.
•
Ertesi gün üzerime daha özensiz şeyler giymeye dikkat ederek erkenden şirkete geçtiğimde Karan'da dahil olmak üzere hiçbiri gelmemişti.
Saat öğlene yaklaşırken masada tek başıma oturuyordum.
Yanımdan geçerken söylenen insanları duymazdan gelerek kendime kahve aldığımda gördüğüm Nazlı'yla gülümsedim.
"Lara hanım hoş geldiniz."
Güldüğümde sarılmıştık.
"Ben yokken ne çok şey olmuş öyle ya...dedikoduların merkezindesin tatlım."
Her zamanki gibi.
"Melike cadısı işten atılmış galiba.?"
Tamam. Bunu duyduğuma biraz rahatlamıştım. Benden şüphelenmiyorlardı.
"Nazlı...kutlama yemeği yapılacakmış çalışanlar arasında." Bir kız Nazlı'ya doğru seslendiğinde arkamı dönmüştüm.
"Ne kutlaması."
"Karan bey ihaleyi almış."
Gözlerimi kapatıp derin bir nefes verdiğimde hafifçe gülümsedim.
Telefonuma gelen mesajlarla ekrana baktım.
Eslem'di.
Eslem: ABİM.
Eslem: İHALEYİ.
Eslem: ALDI.
Eslem: İHALEYİ KAZANDIK LARA.
Eslem: İşin yoksa beni araaaaa.!
Gülerek mesajlara bakarken anneme haber vermiştim.
"Kızım niye kutluyorsunuz zaten belliydi. Karan bey hangi ihaleyi kaybetmişte bunu kutluyorsunuz." Diyordu Nazlı.
"Geliyorsan ismini yazacağım Nazlı hadi."
"Tamam yaz bizi." Dedi beni de göstererek.
"Yok ben gelmek istemiyorum."
"O gelemez Nazlı'cım...defteri kabarık cicişin."
Gözlerimi devirdiğimde yanlarından ayrılmıştım.
Şu an Eslem'i ya da annemi aramam lazımken ben başka birisini aradım ve beklemeye başladım.
Telefon açıldığında karşı taraf konuşmamıştı.
"Karan bey."
Bir iki saniye sonra sesini duydum.
"Lara."
"İhaleyi almışsınız... tebrik ederim çok sevindim."
Elimle alnıma vurduğumda onun nefes sesini duyuyordum.
"Aldık." Dedi güçlü sesiyle.
Güldüm. Aramızda bir süre anlamsız bir sessizlik olduğunda hafifçe gülümsedim.
"Karan bey."
Cevap vermedi.
"Ben bir saat sonra çıkabilir miyim.?"
"Nereye.?" Dedi hızla.
"Bir kaç işim var onları halletmem lazım. Tüm işleri hallettim yarın ki programınızı size mail olarak attım. Bugüne toplantı almamıştınız zaten."
"Bir saat sonra geleceğim...ben geldikten sonra çıkarsın tamam mı.?"
Başımı sallıyordum.
"Tamam...kapatayım o zaman ben."
"Tamam." Dediğinde telefon hala açık olunca tekrar konuştum.
"Karan bey...gerçekten çok sevindim." Ve kapatmıştım.
Telefonu masaya bırakıp dirseklerimi öne koyarak masaya eğildim.
"Niye öyle söyledin şimdi.? Tamam anladık sevindin...of." Alnıma vurarak konuşurken yanımdan geçenler bana delirmişim gibi bakıyorlardı ama zaten alıştıkları için çok takmamaya çalıştım.
Geçen bir buçuk saatin ardından Karan'ın odasına girdim ve istenilen dosyayı almak için çekmecesini açınca düşen kalemi görüp, elimi ileriye doğru uzattığımda tam kalkacakken ismimin söylenmesiyle başımı masaya çarparak inlediğimde yerden kalkamadım.
"Elini çek bakayım."
Karan yanıma eğildiğinde burnuma dolan kokusuyla az kalsın gözlerim kapanacaktı.
"Gel buz koyalım." Kollarımı tutup beni bir saniyede poşet taşırmış gibi yerden kaldırdığında kendi koltuğuna oturtmuştu.
Odanın diğer tarafında bulunan gizli kapıdan girip elindeki mavi şeyle çıktığında buz torbası olduğunu anlamama rağmen mal gibi ona bakıyordum.
"Gelmeyeceksiniz sanmıştım." Yaklaşık iki saattir onu bekliyordum.
"Çek elini." Elimi alnımdan indirdiğimde o alnıma önce peçete koyup sonra buz torbasını koymuştu.
"İyi misin.?" Derken gözlerime telaşla bakıyordu.
"İyiyim, buna gerek yok zaten bir şe.." Buzu çekip koltuktan kalkacağım sırada omzuma bastırıp elimi tutmuştu.
"Durur musun Lara.?"
Adımızla seslensin artık.
Keşke.
"Ne arıyorsun burada.?" Diyerek masaya kalçasını yasladığında bir eliyle hala buzu alnımda tutuyordu.
"Ben dosya almak için gelmiştim sonra kalemin düştüğünü görünce eğildim ama siz adımı söyleyince panikleyip ba.." Bana bakarak gülümsediğinde sustum.
Yine hızlı konuşmuştum.
"İhaleyi almışsınız."
Salak kaç kere söyleyeceksin.
Cidden salaktım.
Dudakları kıvrıldığında gözlerimi kaçırdım.
"Aldım."
"İçeride adamın olduğundan şüphelenmeli miyim.?" Söylediği şeyle bu sefer gülen bendim.
"Şüphelenebilirsiniz." Diyerek gözlerine baktığımda hala gülümseyerek bana baktığını görünce yutkundum.
Niye öyle bakıyordu.
"Ben gideyim mi Karan bey.?"
"Bırakayım seni."
"Hiç gerek yok zaten gideceğim yer buraya çok yakın...teşekkür ederim." Dedim.
"Yakınsa bırakayım o zaman hava çok sıcak." Elini yüzüme uzattığında utanmasam gözlerimi kapatıp iç çekecektim.
Yanağıma değen saçımı geriye çektiğinde gözleri yüzümü ezberlemek ister gibi dikkatle bakıyordu.
"Hallederim ben teşekkür ederim."
Hala onun koltuğunda otururken durum komiğime gitmişti.
Koltuk çok rahatmış yalnız.
Fazla rahattı. Ben bu koltukta çalışsam uyuyakalırdım.
"Gideyim mi.?"
"Buzu biraz daha tutalım sonra gidersin."
Annem on on beş dakikaya burada olacağı için hızlı olmam lazımdı.
"Gerek yok zaten acımadı." Koltuktan kalktığımda o buz torbasını alnımdan çekmişti.
Peçeteyi elime aldığımda gözleri buz torbasını çektiğim alnımdaydı.
Tenim hassas olduğu için çok çabuk kızarırdı.
"Çok kızarmış gel en azından revire gid.."
"Karan bey ben iyiyim çok teşekkür ederim." Sözünü kestiğimde derin bir nefes vererek ayaklandı.
"Yarın erkenden işimin başındayım...izin için tekrardan teşekkür ederim."
Arkamı döndüğümde konuşmasıyla adımlarım durdu.
"Yarın gelme."
Korkulu gözlerle ona baktım.
"Kovuldum mu.?" Elimdeki kalemi gösterdiğimde başını eğmiş gülüyordu.
"Yarın haftasonu."
Rezillik.
"Ha." Diye bir ses çıkarttığımda başını kaldırıp bana bakmıştı.
"Ha." Dedi beni taklit ederek.
Dudaklarımdan bir kıkırtı kaçtığında o koltuğuna oturmuştu.
"Çıkayım ben..." Başını salladığında elimdeki kalemi onun önüne bırakıp iki üç adım uzaklaştım.
Bıraktığım kalemi parmakları arasına alarak çevirdiğinde elimle 'görüşürüz' der gibi saçma sapan bir işaret yapmam onun daha geniş gülümsemesini sağladı.
Bu adama bugün bir şeyler olmuştu.
"Görüşürüz Lara."
"Güle güle." Diyerek sonunda odadan çıktığımda ufak bir çığlık attım.
Rezil.
Rezil olmuştum.
Çantamı alarak asansörlere doğru yürürken Cemal'i birisiyle konuşurken gördüm. Gözleri bana döndüğünde tek kaşı kalkmış öylece suratıma bakıyordu.
Ona noldu der gibi baktığımda bu sefer gözlerini kısarak baktı.
Bu da bana taktı.
Asansöre binip sonunda şirketten çıktığımda arka sokağa kadar yürümüştüm. Annem geldiğinde kendimi serin arabaya atıp resmen bayılmıştım.
"Çok sıcak." Diyerek klimaya doğru eğildiğimde annem gülerek yola çıkmıştı.
Telefonunu uzattığında gördüğüm kişilerle moralim hızla bozuldu.
Babam ve o kadın eve giriyordu.
"Birini tuttum fotoğraflarını çekip attı ben de Sıla'ya gönderdim hepsini."
Başımı sallayıp ekranı kapattığımda girdiğimiz mahalleye baktım.
"Anne." Dedim kaşlarımı çatarak.
Burası Hanzadelerin evinin olduğu yerdi.
"Burada üç ev var onlara bakacağız."
"Anne hayır." Diyerek sesimi yükselttiğimde ilk evin önünde durmuştuk.
Resmen iki ev ötemizde Hanzadeler yaşıyordu.
"İn Lidya." Ve kendisi inmişti.
Kapımı açıp onu ikna etmeye çalışırken o çoktan bahçeye girmişti bile.
Fazlasıyla büyük ve güzel olan eve baktım.
"Beğenmedim burayı ikimiz için çok büyük...çıkalım hadi."
Kolumdan tutup çekiştirdiğinde kapıya tutundum. Annem belimden tutup beni kapının kenarından ayırmaya çalıştığında çığlık atıyordum.
"İstemiyorum burayı."
"Bırak şunu." Elimi kapıdan çekerken içeriye geçmiştik.
Ev çok güzeldi.
"Beğenmedim çok ışık alıyor hadi gidelim."
Gözlerini devirip odaları gezerken bahçeye çıkmıştık.
Çok güzeldi.
Bizim bahçede babam sevmiyor diye ağaç yoktu ama burada kenarlarda çam ağaçları vardı ve dışarıdan bakıldığında içerisinin görünmemesini sağlıyordu.
"Burayı da beğenmedim." Dedim etrafı incelerken.
"Bence gayet güzel...baksana meyve ağaçları bile var. Belki şuraya çiçek dikerim."
Kaşlarımı çatarak ona döndüm.
"Sen toprakla uğraşmayı sevmezsin."
"Baban sevmiyor diye sevmiyordum." Dediğinde çatılı duran kaşlarım gevşemişti.
"Güzelmiş biraz burası." Dediğimde gülümseyerek bana döndü.
"Gel üst kata da bakalım."
Merdivenlerden çıkıp odaları gezdiğimizde burayı çok beğenmiştim.
Bu evden çıkıp bu sefer Hanzadelerin yan tarafındaki eve girdiğimizde gözlerimi anneme dikmiştim.
"Gerçekten mi anne."
Burası da az önce baktığımız ev gibiydi. Merak ettiğim bir şeyi öğrenmek için üst kata çıktığımda Hanzadelerin bahçesine denk gelen bir oda bulup pencereden baktığımda gördüğüm evle adımlarım durdu.
Bahçeleri biraz görünüyordu.
Dikkatli bir şekilde bakarken şezlongda güneşlenen yaşlı bir beden gördüğümde cama biraz daha yaklaştım.
Nergis hanımın annesiydi.
"Ben burayı daha çok beğendim." Diyerek bana doğru gelen annemle ona döndüm.
"Anne ne yapıyorsan yapma...onlarla görüşmek istemiyorum. Onlarda benimle görüşmek istemezler."
"O niyeymiş." Dedi omuzlarımı tutarak.
"Bunca yıldan sonra."
"Bunu bilemeyiz değil mi Lidya...annen gerçekten tatlı bir kadın. Senin gibi bir güzelliği istememesi imkansız."
Çenemden tuttuğunda başımı eğmiştim.
Telefonunu çıkartıp kulağına dayadığında odadan çıkıyordu.
"Güven bey merhaba...biz numara on sekizi alıyoruz."
Gözlerimi kapatıp açtığımda tekrar Hanzadelerin bahçesine döndüm.
Belki Nergis hanımı görürüm diye içimdeki heyecanla bakıyordum ama ortalıkta kimse yoktu.
"Hadi Lidya...emlakçı geliyor satışı yapacak."
Ona başımı sallayıp son kez bahçeye baktıktan sonra evden çıkmıştık.
Emlak ofisine geldikten sonra beraber notere gidip imzaları atmıştık.
Evi benim üzerime almıştı.
Sanırım maddi olarak sahip olduğum en pahalı şey bu evdi.
Annemle salon ve misafir odaları için bir kaç eşya baktıktan sonra sevdiği mekana gelmiştik.
Annem üstümü beğenmediği için yol üstünde hızlı bir şekilde değiştirmiştim.
"Işıl hanım hoş geldiniz efendim." Yine annemin tanındığı bir mekan olduğu için kapıda karşılanmıştık.
Bizi masamıza yönlendirdiklerinde ikimizde tavuklu salata söyleyip sohbet ederken masamıza yaklaşan kadınla yerimde dikleştim.
"Işıl."
Annem arkasını döndüğünde gördüğü kişiyle yapmacık bir şekilde gülümseyip kadına sarıldı.
"Sen misin diye emin olmak için çok baktım gerçekten sensin...nasılsın.? İyi gördüm ama seni."
Annemi süzerek konuşmuştu.
"İyiyim Özlem, sen nasılsın uzun zaman oldu."
"Her şey aynı...Yiğit için çok üzüldüm Işıl. Başın sağ olsun tekrardan." Annem durgunlaşıp başını salladığında kadının gözleri bana döndü.
"Yoksa sen meşhur Lidya mısın.?"
Başımı salladığımda annemde beni destekler bir şekilde konuşuyordu.
"Hep bahsettiğim kızım Lidya."
Kızım Lidya.
Gülümsediğimde kadın bana doğru geldi ve annemle yaptıkları gibi uzaktan sarıldı.
"Anlattığında daha güzel olduğunu neden söylemedin Işıl...Los Angeles'taydın en son değil mi.?"
"Miami'deydi." Dedi annem hemen.
"Ah, doğru Miami demiştin aklımdan çıkmış...sonunda döndün yani Türkiye'ye."
Tekrar başımı salladığımda cevapları anneme bakıp öyle veriyordum.
Onun ne anlattığını bilmediğim için yalancı çıksın istemedim.
Kadının gözleri üzerimdeyken gülümseyip konuştu.
"Ben sizi bölmeyeyim." Anneme döndü. "Yarın bir şeyler yapalım mı.? Ya da bize gel istersen kızlarıda çağırırım sana kaçırdığın skandallardan bahsederiz."
Annem onu onayladığında nedense sevinmiştim.
Eski haline dönüyordu.
"Yarın haberleşiriz o zaman canım...tanıştığıma çok memnun oldum Lidya." Saçlarıma dokunduğunda bir şey demeden hemen elini çekmişti.
"Görüşürüz Özlem."
Gitmişti.
"Abim ve Karan'la ilgili bir şeyler buldun mu.?" Bu en merak ettiğim konuydu.
Başını olumsuz anlamda salladı.
"Halledeceğim merak etme."
Ona güveniyordum.
Yemeğimizi yiyip eve gittikten sonra ertesi gün yeni ev için tüm eşyaları seçmiştik. Annem hepsini ne olur olmaz diye ortak hesaptan harcadığı için oldukça keyifliydi ve bol keseden harcıyordu.
Zaten para bitecek gibi değildi.
Mağaza sahibiyle görüşüp acele olduğunu söyleyince bir ay olan teslimat süresini üç güne indirmişti.
Üç gün sonra her şey bitecekti.
Ailemiz dağılacaktı.
Aile.?
Arabayı bu sefer ben sürerken annem yolcu koltuğuna oturmuştu.
"Nereye gidelim." Dedim sahil yoluna çıktığımda.
Telefondan bir şeylere bakıyordu.
"Aç mısın.?"
Hayır dedim ağzımın içinden.
"O zaman Sıla'yla buluşalım...ya da sen beni onun yanına bırak git Lidya...sıkıldın zaten."
"Yok kalırım yanında." Dediğimde çalan telefonuma baktı.
Üçüncü kere çalıyordu.
Eslem beni yemeğe çağırıyordu ama üstüm orası için fazla şıktı.
"Aç hadi....hatta git...ben de Sıla'yla detayları konuşur eve geçerim."
Telefonu açıp hoparlöre aldığımda Eslem hemen konuşmaya başlamıştı.
"Sonunda ulaşabildik size Lara hanım." Buruk bir şekilde gülümsediğimde annemin dikkati telefondaki arkadaşımdaydı.
"Buyurun Eslem hanım."
"Neredesin gelip alayım seni biraz takılalım...ya sıkılmıyor musun evde kızım. Gel işte hem Lale'de yanımda."
Lale...ablam olan Lale.
Annem gitmem için işaret yaparken Eslem'i onaylamıştım.
"Sen bana konum at geleyim Eslem."
"Sen bu sıcakta uğraşma ben gelir alırım seni." Dedi hemen.
Annem tek kaşını kaldırmış telefona bakıyordu.
"Dışarıdayım zaten merak etme."
"Senin kadar inat birisini tanımıyorum gerçekten. Atıyorum konum dikkatli gel öptüm." Kapatmıştı.
Annemin yüzündeki gülüşe yan gözle bakıp Sıla hanımın ofisinin önüne gelmiştim ama girmeden yola tekrar çıktım.
Ben yakın bir yerlerde indikten sonra annem arabayı alıp görüşmeye gidecekti.
"Tatlı bir kız gibi."
Başımı sallayıp iç çektim.
"Çok iyi anne...senin arkadaşlarının çocuklarına benzemiyor. Karan'da öyle. İkisi de diğerlerine benzemiyor yani bilmiyorum onlar gibi değiller."
"Nasıllar."
"Bencil değiller, arkadaşları için ihaleye girdi Karan, düşünceliler...bugün başımı çarptığımda kafama buz koydu ve telaşlandı."
"Eslem mi.?"
"Karan." Dedim biraz hızlanarak.
"Hım...herkese mi böyle düşünceli yoksa bu benim kızıma özel bir durum mu.?."
Koluna vurduğumda gülmüştü.
"İyi bir insan anne...bunları yapan ve düşünen birisinin abimi..." Sustum.
"Abini öldürmüş olabileceğini düşünmüyorsun." Diyerek cümlemi tamamlamıştı.
"Hissetmiyorum anne. Kötü birisi değil gibi geliyor ya da ben saçmalıyorum bilmiyorum."
Konuma yaklaştığımızda arabayı kenara çekip yanımdaki kadına baktım.
"Belki ikisi yakın arkadaştı ve babamlar bize yalan söyledi...ya da yakın arkadaşlardı ve küstüler sonra da Karan ona zarar verdi." Dedim kısık sesle.
Dolu gözleriyle başını sallarken ellerini tuttum.
"Tamam bunları şimdi konuşmayalım...önce yeni evimize geçelim her şeyi hallederiz." Diyerek devam ettim.
Ellerini yüzüme koyarak beni kendine çektiğinde kollarımı hızla ona doladım.
Dudaklarını alnımda hissettiğimde neredeyse ağlayacaktım. Onunla böyle anları çok nadir yaşardık.
Dediğim gibi annem sevdiğini göstermeyi sevmiyordu.
"Hadi geç kalma." Arabadan indiğinde ben de arkadan çantamı almaya çalışıyordum. Annem kapımı açıp kolumdan tuttuğunda zıplayarak indim ve gözlüklerimi taktım.
Üzerimde kot şort ve mavi çizgili salaş bir gömlek vardı. Ayaklarımda ise pahalı olduğu anlaşılan bir markanın sandaletleri vardı.
Annemin ayakkabısıyla değiştirmeyi düşünsem de onunki de markayım diye bağırdığı için vazgeçmiştim.
"Dikkatli ol tamam mı.? İçki içme...eğer içersen de sarhoş olma lütfen." Başımı salladım hepsine.
"Görüşürüz anne." Benim indiğim koltuğa oturduğunda kapısını kapatmıştım.
O yola çıktığında ben de hızlı bir şekilde yürümeye başladım çünkü hava çok sıcaktı.
Telefonumdaki konuma geldiğimde cafe bar tarzı bir mekan olduğunu anlamıştım. Eslem'i arayacağım sırada gözüme çarpan adamlarla çantamı elime aldım.
Karan, Poyraz ve Samet üst taraftaki locada oturup bir şeyler içerken onların aşağısında ve biraz uzağında olan Eslem ve Lale'yi de görmüştüm.
Onlarda bir şeyler içiyordu.
Üst tarafa hiç bakmadan ilerlediğimde bir kaç bakışı üstümde hissetsem de sadece önüme bakıyordum.
Eslem bana el salladığında gülümseyerek aynı şekilde el salladım ve çalan telefonumun ekranına baktım. Tahir abim arıyordu.
Eslem'lerle aramda üç dört metre kalmışken elimle telefonumu gösterip kulağıma götürdüm ve dışarı çıkmak için kapıya doğru yürümeye başladım.
"Efendim."
"Güzelim neredesin.?"
"Arkadaşımın yanındayım abi n'oldu.?" Derken dışarıya çıkmadan döner kapının kenarında durmuştum.
"Sahil tarafında mısın annem ve seni gördüm sanki az önce.?"
Kaşlarım çatılmıştı.
"Annemleydim o bıraktı."
"Tamam güzelim bir sorayım dedim." Gözlerimi devirdiğimde tekrar içeriye dönmüştüm ki Karan'la anından göz göze geldik.
Bana bakıyordu.
İçkisinden bir yudum alıp beni süzdüğünde istemsizce yutkundum.
"Kapatıyorum abi."
"Alara...bir şey soracağım sana." Kaşlarım çatıldığında Karan'da aynı ifadeyle bana bakmaya başlamıştı.
Her hareketimi izliyordu manyak adam.
"Efendim."
"Annem bu ara biraz tuhaf...sana hiç babamla ilgili bir şeyler söyledi mi.? Ya da konuştunuz mu işte.?"
Metresi bilip bilmediğimi soruyordu.
"Annem babama sürpriz doğum günü hazırlıyor ama sakın babama söyleme."
Kıkırdadığında sesindeki rahatlamayı da hissetmiştim.
"Doğum günü mü.? İki hafta sonra değil mi.?"
"Evet." Dedim sıkılarak.
"Tamam abicim annemde bir tuhaflık görürsen söyle bana."
"Tamam...görüşürüz." Dediğimde başımı hafifçe kaldırıp tekrar Karan'a baktığımda onu yerinde göremeyince kaşlarım çatılmıştı.
Onun yerine bana sinirle bakan Poyraz'la karşılaşınca gözlerimi kıstım.
Elimi kaldırıp ona selam verdiğimde o da elindeki bardağı kaldırıp selamımı almıştı.
Kızların yanına doğru yürümeye başladığımda Eslem ayağa kalkarak kollarını açmış beni bekliyordu.
Lale bana kaçamak bakışlar atarken ben de aynı şekilde ona kaçamak bakışlar atıyordum.
"Hoş geldin." Sıkıca sarılmıştı Eslem.
"Hoş buldum."
Eslem'le ayrıldığımızda Lale'nin ayağa kalkmadığını görünce sarılmak için onun tarafına geçerken şaşkınlıkla ayağa kalkmıştı.
"Merhaba." Diyerek tepkisini ölçtüğümde gözlerinde ki parıldamayı görünce gülümseyerek kollarımı ona sardım.
Lale bir kaç saniye tepkisizlikten sonra hızla sarılmıştı.
Ablama sarılıyordum.
Ablam vardı. Şaka gibi.
Saçlarımız birbirine girerken kokusunu içime çektim. Güzel kokuyordu.
Ayrıldığımızda ikimizde gözlerimizi kaçırıyorduk.
İkisinin ortasına oturduğumda Eslem benim için shot söylemişti ama içmemiştim.
Alkolsüz kokteyl istediğimizde içerisi hafiften dolmaya başlamıştı. Karan'lar arka tarafta ve üstte kalırken bakmamak için kendimi zor tutuyordum.
"Siz tanışmadınız tam olarak...Lale benim çocukluk arkadaşım. Poyraz abi de öyle...yani sadece benim değil abiminde aynı şekilde."
Başımı salladığımda Lale'ye bakıyordum.
Onunla benziyorduk.
Saçları biraz açık kumraldı. O mavi ben ise yeşil gözlüydüm.
"Lara'da son bir yıldır en yakın arkadaşım.."
Gülümsediğimde Lale dudaklarını büzüp bana bakıyordu.
"Memnun oldum Lara."
"Ben de." Sesim fısıltılı çıkmıştı.
"Boya yok değil mi.?" Saçlarıma bakarak konuştuğunda benden önce Eslem cevapladı.
"Halis muhlis, en orijinal sarışın."
İkimizde güldüğümüzde Eslem kafasına bir shot daha dikmişti.
Hareketli müzik çalmaya başladığında bu ortamlardan hoşlanmadığımı bir kere daha anlamıştım.
"Poyraz abi çapkınlık turuna başlamış."
Eslem iç çekerek karşımızdaki adama baktığında ben de abimi izledim.
Abimi.
Çapkın bir abim vardı.
Bir kızın belinden tutarak dans ederken kulağına eğilip bir şeyler söylüyordu.
"Asla akıllanmıyorlar." Dedi yan tarafımdaki Lale.
"Benim abimde öyle....dur şimdi onu da görürüz buralarda." Eslem, Karan'ı ararken ben de onu arıyordum.
"Karan locada oturuyor." Lale kulağıma doğru fısıldadığında şaşırarak ona baktım.
"Ben ona bakmadım ki...niye öyle söyledin.?"
Koluma dokunup gülümsediğinde abisine döndü.
"Ben de enerjimi atayım..acaba biraz daha durup bir yerlere mi gitsek üçümüz.?" Eslem konuştuğunda saate baktım.
Dokuza geliyordu.
"Olabilir...Lara gelirse ben de gelirim." Lale konuştuğunda ikisi de benden cevap beklediği için hemen düşünüp başımı olur anlamında salladım.
Eslem piste doğru giderken on kişinin dikkatini şimdiden çekmişti. Yüzümü buruşturup ona bakan adamlara bakarken bir kaç tanesinin gözü bize takıldığında Lale'yle ikimiz aynı anda rahatsız bir şekilde kıpırdanınca birbirimize dönüp güldük.
İkiz gibi duruyorduk.
"Bir şey sorabilir miyim.?" Dedi lütfen der gibi.
Korkarak başımı salladığımda onun gözleri çoktan dolmuştu.
"Kulağının şurasında bir iz var mı.? Doğum izi gibi şu boyutlarda." Kendi kulağını gösterirken derin bir iç çekmiştim.
"Var." Dediğimde eliyle dudaklarını kapatmıştı.
"Bunları konuşmasak olur mu.? Lütfen."
Başını salladığında izi görmek ister gibi saçlarıma bakıyordu. Elimle saçlarımı yana çekip yan döndüğümde Lale'nin eli hızla ize dokunmuştu.
"Anneminkiyle aynı yerde...büyüklüğü bile aynı." Saçlarımı bırakıp önüme döndüğümde ellerime bakıyordum.
"Tamam özür dilerim konuşmuyorum...açmıyorum bu konuları şimdilik...ağlayacak mısın.?"
Titreyen dudaklarımı birbirine bastırıp ona döndüğümde nereden anladığını merak etmiştim.
"Dudakların titriyor...annemin klonu gibisin sen."
Biliyorlar mıydı.?
Ağlama sakın.
"Aslında seninle konuşmam yasak ama ben dayanamadım."
Söylediği cümleyle kaşlarım çatıldı.
"Yasak mı.? Neden.?"
Hafif sarhoş olduğu için başını salladı.
"Seni korkutmak ya da üstüne gelmek istemiyorlar. Sadece bekliyorlar."
"Neyi.?" Diye sordum.
Lale bakışlarını gözlerimden çekmeyerek başını iki yana salladığında derin bir nefes vermişti.
"Sonra söylerim neyi beklediklerini." Diyerek piste baktığında konuşamadım.
İçim huzursuzlukla kaplanmıştı.
Müziğin sesi arttığında Lale önündeki bardaklardan dolu olanları kafasına dikiyordu...benim konuşmayacağımı anlayıp dans pistine gitmişti.
Geniş alanı izlerken Poyraz ve Eslem'i dans ederken görünce gülümseyip çantamdaki suyu çıkarttım.
Suyumu içerken buraya doğru gelen tanımadığım bir adamla tedirgin olmuştum. Poyraz'a baktığımda onun da gözlerinin burada olduğunu görünce rahatça önüme döndüm.
"Selam."
Adama 'ne var kardeş' der gibi bakarken o sanki cilve yapmışım gibi gülerek Eslem'in kalktığı yere oturunca ayağa kalkıp dans pistine doğru yürüdüm.
Herkesin dans ettiği ortamda kot şortumla ve spor gömleğimle mal gibi dururken Karan'ın olduğu locaya baktım ama bulamadım. Orada değildi.
Koluma dokunan ellerle korkuyla yerimden sıçradığımda duyduğum sesle rahat bir nefes bıraktım.
Poyraz'dı.
Elleri omzumda dururken neredeyse iki elimle koluna sarılmıştım. Onu görünce sarılmak istiyordum. Sımsıkı sarılmak istiyordum.
"Küçük hanım.?" Diyerek etrafımızı kontrol ettiğinde birine kaşıyla git işareti yapıp resmen küfür etmişti.
"Lale gel şu tarafa delirtme beni." Bir eli bendeyken diğeriyle de Lale'yi yanımıza çekiyordu.
"Gözümün önünde dur." Lale ikimizin yanında durup başını salladığında Poyraz saçıma dokunup omzumdan geriye atmıştı.
"Kardeşini kıskanıyorsan neden buraya gelmesine izin verdin?." Diyerek kendimi tutamadan sorduğumda dudakları kıvrılmıştı.
"Kardeşimi kısıtlamak istemiyorum...ayrıca kıskanmam ona sahip çıkamayacağım anlamına gelmez." Eliyle gözlerini gösterdi.
"Gözüm üstünüzde."
Söylediği cümleyle kalp atışım hızlanmıştı.
Gözlerimi kaçırarak önüme döndüğümde onun da kokusu burnuma gelmişti. İkisi de çok güzel kokuyordu.
Ama Karan'ın kokusu çok farklıydı.
Poyraz çaktırmadığını sanarak saçlarımı kenara çekerken ortaya çıkan doğum lekeme gözleri titreyerek baktı.
Gözlerimiz buluştuğunda rahatsız olmuş bir şekilde saçımla kulağımı tekrar kapatmıştım.
Ağzının içinden bir şeyler söyleyip Lale'ye baktıktan sonra beni daha sıkı tutmaya başladı.
"Lara...annem seninle kon.." Kolları arasından çıktığımda ondan bir iki adım uzaklaşmıştım.
Bana anlamlandıramadığım bir ifadeyle bakarken az önce dokunduğu doğum lekemi kaşıyarak arkamı döndüm ve lavaboları bulmak için yürümeye başladım.
Hızlı atan kalbimi tuttum.
Hanzadelerle bu kadar yakın olmam saçmalıktı.
Planıma odaklanmam lazımken şu an onları düşünemezdim.
İleriden bana doğru gelen sarhoş Samet'le gözlerimi devirdim.
Bana bakıp elindeki iki birayı tokuşturduğunda yüzümü buruşturup yoluma devam ettim.
Kendimi kötü hissediyordum.
Başım dönüyordu.
Sadece ağlamak istiyorsun abartma.
Lavabodan çıkan kadınları görüp kendimi içeriye attığımda beklediğimin aksine genişti ve güzel kokuyordu.
Zaten mekan çok lüks olduğu için böyle olması normaldi.
Ellerimi yıkayıp boynumu ıslattığımda gözlerimi kapatıp başımı arkaya doğru attım.
İkisi de artık kardeş olduğumuzdan emindi.
Abim ve ablam vardı.
Derin bir nefes vererek ellerimi tekrar yıkadığımda hızlı bir şekilde lavabodan çıktım.
Müzik sesi daha da yükseldiğinde yüzümü buruşturup yürümeye devam ederken köşede gördüğüm bir çift adımlarımın durmasını sağlamıştı.
Karan onun boynuna kollarını dolayan bir kadının saçlarını okşarken gözlerimin neden dolduğunu anlayamıyordum.
İkiliyi izlerken Karan'ın karşısında duran kadını alnından öpmesiyle duvara tutundum.
Saçlarıma dokundu diye heyecanlandığım adam başka bir kadını alnından öpüyordu.
BÖLÜM SONU
Bölümü nasıl buldunuz?
Karan'ın öptüğü kadın kim?
Sonraki bölümde görüşmek üzere.
