15. bölüm · GÖZLERİM KAPALIYKEN

14.BÖLÜM

Buse Mina

KEYİFLİ OKUMALAR

Karan."

Elleri iç çamaşırıma gelince onu durdurdum.

"Ben...daha önce.."

Demek istediğimi anladığında dudaklarıma kapanıp tutkuyla öptü.

"Canımı yakma." Dedim fısıltıyla.

"Söz veriyorum...söz veriyorum canını yakmayacağım."

Ve biz bu gece bir bütün olduk..

Yüzüme konan öpücüklerle kaşlarım hafifçe çatıldı.

Çıplak sırtımdan aşağıya doğru inen dokunuşla gözlerimi yavaşça açtım ve nerede olduğumu anlamaya çalıştım.

"Bebeğim."

Öpücük.

"Güzelim."

Bu sefer sırtıma bir öpücük.

Hafifçe gülümseyip yan döneceğim sırada kasıklarıma saplanan ağrıyla yüzümdeki gülümseme durdu.

"Lara.? Ağrın mı var n'oldu.?" Karan yataktan çıkıp benim tarafıma geldiğinde gözlerimi açtım.

"Biraz." Dediğimde elleri tekrar yüzümdeydi.

"İlaç var mıydı evde?."

"Bilmiyorum ki." Uzanıp dudağını öptüğümde onun endişeli bakışları üzerimdeydi.

"Eczaneye gidip geliyorum yataktan çıkma."

Yerdeki gömleğini alıp odadan çıktığında konuşmaya bile fırsatım olmamıştı.

Yataktan çıkma demişti ama zaten kalkamıyordum.

Çarşafı üzerime doğru çekip çıplaklığımı örttüm ve başımı geriye doğru atarak dün yaşananları düşündüm.

Utançla yüzümü ellerimle kapatıp ufak bir çığlık attım.
Yaşadığımız tutku dolu anlar aklıma geldikçe yerin dibine girmek istedim.

Dokunuşları aklıma gelince tekrar utançla çığlık attım.

Karan'ı deli gibi seviyordum.

Gözlerimi açıp hafifçe odaya göz attığımda elbisemi odanın diğer ucunda görünce dudaklarımı ısırdım.

Karan gelmeden duşa girebilirim diye düşünüp yataktan kalkmaya çalıştığımda inleyerek tekrar aynı yerime döndüm.

Bir süre dün geceyi düşündüm ve yüzüm tekrar alev aldı.

Karan nasıl bir adamdı öyle.?

Kapı sesi duyduğumda örtüyü göğüslerime çekip hafifçe oturur pozisyona geldim ve kapıya baktım.

Gördüğüm adamla gülümsemem bir oldu.

"Güzelim." O kapıda durup önce saçlarıma sonra da yüzüme baktı.

Bir şey demeden yatağın kenarına oturup ilacı açtığında elindeki suyuda açıp içmemi sağladı.

Saçlarıma elini daldırıp okşarken suyu dudaklarımdan çektim.

"Canını acıtmışım." Dediğinde yüzümü eline doğru bastırdım.

"İyiyim merak etme."

Gözleri boynumda ve hafifçe açılan göğüslerimdeydi.

"Seni kahvaltıya götürecektim ama bu halde gidemezsin diye simit poğaça aldım."

Başımı sallayarak onayladım onu.

"Teşekkür ederim." Dediğimde beni göğüsüne çekip sıkıca sarıldı.

Onun da saçı başı dağınıktı.

"Akşam gitmem gerekiyor yavrum." Kollarımı okşuyordu.

Başımı sallayınca saçlarımdan öptü.

Bundan sonra ne olacaktı.?

"Sen evde mi olacaksın.?"

"Evet." Dedim.

Saçlarımdan tekrar öptü.

"Tamam sevgilim."

Duyduğum hitapla başımı göğüsünden kaldırıp ona baktım.

O benim şaşkınca açılmış dudaklarımı öpüp geri çekildiğinde dayanamamış gibi tekrar öptü.

"Niye öyle bakıyorsun.? Sevgilim değil misin.?"

"Ama bana çıkma teklifi etmedin." Dediğim an güldü.

Çok güzel gülüyordu.

"Çıkma teklifi istiyorsun demek.." Bedenimi yatağa yatırıp üstüme çıktığında üstümdeki örtüyü çekip kenara attığı an bir eli çıplak göğüsümü buldu.

"Benimle çıkar mısın güzelim.?"

Kırkırtımı izledi bir süre.

"Düşünmem lazım." Göğüsümü tekrar sıktığında başım yine arkaya gitti ve ağzımdan ufak bir inilti çıktı.

"Düşünmene yardımcı olmalıyım sanırım."

Dudakları çenemden boynuma, boynumdan göğüslerime geldiğinde beklemeden ısırdı ve benim çığlık atmama sebep oldu.

"Karan."

"Yardımcı oluyorum Lara.." Dudakları tekrar göğüsümdeyken sadece inliyordum.

"Tamam Karan...seninle çıkarım tamam mı.?"

Gülüp başını kaldırdığında yataktan kalktı ve bana üstten bakıp odadan çıktı. Bir kaç dakika sonra geldiğinde beni kucağına alarak banyoya getirince ona minnetle bakıyordum.

Şu an en çok istediğim şey duş almaktı ve o bunu anlamış gibi buraya gelmiştik.

O zaten gözlerime bakıp her şeyi anlıyor gibiydi.

Beni küvete bırakmak yerine kucağında tutarak yıkadı. Evet, kendisi yıkadı.

Son kez suyu üstümüze tutarken boynunu öpüp duruyordum.

"Rahat dur." Sesi eğlenceli geldiğinde yine öptüm.

"Sıkı tutun." Kollarımı boynuna sıkıca sardığımda banyodan çıkmıştık.

Dolaptan havlu çıkarttığında onun bu evi benden daha iyi bildiğine yemin edebilirdim.

Beni havluya sardığında biraz daha iyi olduğum için kıpırdanıp duruyordum.

İlaçtan dolayı ağrım hafiflemişti.

"Lara." Uyarı dolu sesiyle hareketlerim durdu.

"Kaç gibi gideceksin.?"

"Seninle biraz daha ilgilenip gideceğim."

Üzerimi değiştirmeme yardımcı olup mutfağa önden gittiğinde ben de vücuduma krem sürüp arkasından gittim.

Zaten üstüme sadece onun dün gece çıkarttığı tişörtü giymiştim.

Ocakta çay varken Karan peynir doğruyordu.

Arkasından gidip çıplak sırtına sarıldığımda gülmüştü. İkiye böldüğü simite peynir yerleştirdikten sonra ocaktaki tavaya koydu.

"Yemek yapmayı biliyor musun?" Dedim sırtını sürekli öperken.

"Pek sayılmaz." Göz ucuyla bana döndü ve yavaşça bedenimi tezgahla onun arasına aldı.

Kalçalarımdan tutup kucakladığında bacaklarım iki yanda sallanıyordu.

Bir eliyle tavadaki simite bakarken diğer eliyle de beni kucaklamıştı.

Yüzünün her yerini öperken dudaklarım boynuna doğru iniyordu.

"Rahat dur." Diyip popoma hafifçe vurduğunda güldüm ve boynunu dişlerimin arasına aldım.

"Böyle nasıl.?" Diyip emdiğimde derin bir nefes verdi.

"Beni biraz daha zorlarsan bir hafta yataktan çıkamayacaksın." Gözlerim sonuna kadar açıldığında utançla ona baktım.

Suratında eğlendiğini belli eden bir gülümseme vardı.

"Sadece bir hafta mı.?" Dediğimde bu sefer şaşıran taraf o olmuştu.

"Kaşınma."

Beni istediğin gibi kaşıyabilirsin Karan.

Tavadaki simiti tabağa aldığında o nereye giderse ben de kucağında olduğum için birlikte hareket ediyorduk.

Beni kaşımasını istemem normal miydi?

Boynundan tekrar öptüğümde bu sefer çayları doldurdu.

Bana kendi elleriyle kahvaltı hazırlamıştı. Sadece simite peynir koyup ısıtmıştı ama bu bile benim için önemliydi.

Karan beni sandalyeye oturtup çaylarımızı getirdiğinde hayranlıkla ona bakıyordum.

"Ellerine sağlık."

Simiti bölüp bana uzattığında onun elinden bir ısırık aldım.

Kahvaltı boyunca tek amacı beni doyurmaktı ve öyle de yapmıştı.

"Sen yemedin ama." Ben de ona uzattığımda parmaklarımı da ağzının içine alarak lokmasını çiğnedi.

"Ben dün gece yeterince doydum."

Gözlerim utançla açıldığında dudaklarımı birbirine bastırıp önüme dönmüşken onun gülüşünü duymuştum.

"Yerim lan seni." Beni kendine doğru çekip tek koluyla kucakladığında başımı hemen boynuna gömdüm.

Bu hareketim onu yine güldürdü.

"Utanıyorum deme sakın." Boynumu öpüyordu.

"Çok utanıyorum." Dediğimde gülerek bana daha sıkı sarıldı.

"Şu hareketlerini benim gözümden bir görsen." Başımı biraz kaldırıp yüzüne baktım.

"Çocukça mı.?"

Nefesini dışarı verip kalçamı sıktı.

"Her böyle yaptığında seni yanımdan ayırmak istemiyorum."

Dudağımın kenarı kıvrıldı.

Onu seviyordum.

Onu çok seviyordum.

"Ayırma o zaman...senin yanından ayrılmak istemiyorum."

Yanağımı yine onun omzuna koymuşken o sırtımı okşuyordu.

"Ayırmam bebeğimi."

Telefonu çaldığında biraz öne eğildi ve ekrana bakıp meşgule attı.

"Seni bir yere götürsem gelebilir misin?"

Heyecanla ona baktım.

"Evet.." Sesimdeki heyecan onu güldürdü ve yanağımı kocaman öptü.

"Hazırlan çıkalım o zaman." Kucağından kalktığımda adım atmıştım ki kalçama bir şaplak yedim.

Kaşlarımı çatarak ona baktığımda vücudumu süzerek ıslık çaldı.

"Karan." Sinirli ses tonumla ellerini teslim olurmuş gibi kaldırdı.

"Güzel sevgilime bakıyorum."

Yanına gidip yanağından öptüğümde beni tekrar kucağına oturtup dudaklarıma yapıştı.

Bir kaç saniye içinde üstümdeki tişört yeri boylarken kendimi Karan'ın kucağında yatak odasına giderken bulmuştum.

Altımda gittikçe büyüyen sertliğe kendimi sürttüğümde onun inlemesini sağladım.

"Kaşınma."

"Kaşısana." Ve bu kelime bizim üç saat daha evde kalmamızı sağladı.

Sıcak su başımdan aşağıya akarken az önce olanları düşünüp gülümsedim.

Şu an dünyanın en mutlu kadınıydım.

Suyu kapatıp bornozuma sarıldığımda odaya geçtim ve kıyafetlerimi giyindim.

Saçlarımı tarayıp ıslak bir şekilde topladığımda çantamı da alıp çıktım.

"Karan...hazırım."

Salonda telefonla konuşuyordu.

"Lara'yla olacağım rahatsız etmeyin...evet. Halledin siz Cemal. Tamam." Kapatıp bana doğru yürürken ellerimi hemen boynuna attım.

Onun elleri belimdeydi.

"Hani akşam gidecektin.?" Dediğimde alnımdan öptü.

"Seni bırakmak istemiyorum. İşleri iptal ettim."

Bu adama aşık olmak üzereydim.

Yola çıkmamızın üzerinden yaklaşık bir saat geçmesine rağmen hala gelmemiştik.

Karan'ın yol üstünden bana aldığı çikolatayı yerken bazen ona da veriyordum.

"Al bakalım." Yine ağzına çikolata uzattığımda itiraz etmeden yedi ama bu sefer parmağımı da ağzının içine almıştı.

"Karan." Dedim hafif cilveli sesimle.

Uzanıp yanağını öpeceğimde başını saniyelik çevirmesiyle dudağından öpmüştüm. Bilerek yapıyordu.

Güldüğümde elimi tutup avuç içimi öptü.

Araba ormanlık bir yerde durduğunda hemen etrafıma bakındım. Dağ evi gibi bir yerdeydik.

"Burası neresi.?" Dedim kemerimi açarken.

"Göstereceğim gel." O inip benim kapımı açtığında belimden tutup kaldırdı ve inmeme yardım etti.

Ellerimiz iç içe geçtiğimde etrafıma bakarak yürüyordum.

Burada dikkatimi çeken tek şey çok huzurlu olmasıydı.

Ağaçlar, kuşlar, temiz hava ve yeşillik.

Evin tamamı görüş açıma girdiğinde hayranlıkla baktım.

Çok güzeldi. Taştan duvarlara sahip eski olduğu belli olan ama asla bakımsız durmayan bir evdi.

"Çok güzel." Dedim başımı onun koluna yaslarken.

"Çok güzel." Dedi o da tıpkı benim gibi.

O bana bakıyordu bense eve.

Başımı ona çevirdiğimde göz göze gelmemizle kolunu omzuma atıp bana sarılması bir olmuştu.

Kolumun birini ona sararken diğer elim omzumdaki elinin içindeydi.

Başımın üstünden öptüğünde yürümeye başladık.

İçerisi o kadar güzeldi ki buraya hayran kalmıştım.

"Burası gerçekten çok güzel...senin mi?" Dedim etrafımda dönerken.

"Benim...ilk defa buraya birisiyle geliyorum." Söyledikleri şaşkınlıkla ona dönmemi sağladı.

"Valla mı.?" Diyerek tekrar kolları arasına girdiğimde beni ani bir hareketle kucağına alınca kahkahalarım evin içine yayıldı.

"Valla." Diyerek beni yan bir şekilde taşımaya başladığında kollarımı boynuna sarıp bacaklarımı oynattım.

"Umarım seni ben yormamışımdır brandon.?"

Karan'ın ekran süresi yetmediği için kaşları çatıldı.

"Ne Brandon'ı Lara.?"

Sinirli sesi gülmemi sağlamıştı.

"Sadece bir replik." Diyip boynunu öptüm.

"Sikerim Brandon'ı da başka adamları da." Bu sefer daha sesli güldüm.

O çok...

Çok tatlıydı.

"Karan." Boynunu öptüm.

"Hm." Dedi beli okşarken.

"Çok tatlısın." Dudaklarım dudaklarına değmişti.

Karan söylediğim cümleye hafifçe güldükten sonra bana baktı ve küfür ederek dudaklarıma kapandı.

Öpüşmemiz git gide tutkulu bir hal alırken o çoktan bir odaya girmişti.

Yatakla buluşan sırtımla onu üstüme çektim ve gömleğinin düğmelerini çözmeye başladım.

Ellerim pantolonunun kemerine giderken bana yardım ederek onu da çıkartmıştı.

Dudaklarımız ayrılmadan birbirimizi soymuştuk.

Karan sütyenimin kopçasını açtıktan sonra, dudaklarını göğüslerimde hissettiğimde gözlerim kaydı.

"Karan.!" Diyerek inledim.

O göğüslerimle ilgilenmeye devam ederken ben saçlarından tutup onu kendime bastırıyordum.

Dili karnımı yalayarak altlara indiğinde nefesimi tutmuş gelecek olan hamleyi bekliyordum.

Elleri son kalan iç çamaşırımın üstüne gelirken bacaklarımı hafifçe açmamı sağlayıp onu birden yırtında gözlerim kocaman açıldı.

"Karan.!" Dediğimde dudağının kenarı kıvrıldı.

"Söz veriyorum yenisini alacağım güzelim."

Tepki vermeme fırsat kalmadan dudaklarını tam oramda hissettiğimde inleyerek ensesini tuttum ve kafasını daha çok bastırdım.

Bu adam beni zevkten öldürmek istiyordu.

İnlemem evin içinde yayılırken gözlerim kayıyordu.

Son hamlesiyle nefes nefese ona baktığımda gözümün önünde baloncuklar beliriyordu.

Dudakları tekrardan göbeğimden göğüslerime çıkarken hala nefes nefese tavana bakıyordum.

Göğüs uçlarımı dişlediğinde tekrar inledim.

Dağ evindeki ilk günümüz Karan'ın bana yaşattığı zevk dolu anlarla geçmişti.

Gözlerimi açtığımda gördüğüm ilk şey siyah saçlar oldu.

Onun sadece alt tarafını kapatan örtü benim tüm vücudumu kapatıyordu.

Çıplaktık.

Dün yaşadığımız anlar aklıma gelirken dudağımı ısırıp gülümsedim.

Hayatımda ilk defa böyle şeyler yaşıyordum ve sanırım Karan'a aşık olmuştum.

Onu çok seviyordum.

Bu kadar bağlanmam iyi miydi bilmiyorum ama artık onsuz yaşayamazdım.

Hep yanımda olmasını istiyordum.

Başımı sağ tarafa çevirip onun sırt kaslarına baktığımda dilimle dudaklarımı ıslattım.

Birden kıpırdandığında gözlerimi kapatıp ne yapacağını bekledim. Gece kolları bedenimdeyken şu an arkası dönük uyuyordu.

Karan uykulu bir ses çıkartıp bana doğru döndüğünde gözlerim hala kapalıydı.

Başımın altından geçen kolla onu deli gibi öpmek istedim.

Kolunu yavaşça başımın altından geçirip diğer kolunu da karnıma doladığında dudakları omzuma değiyordu.

Değmekle kalmıyor öpüyordu.

Karan bir kaç dakika sonra tekrar uykuya daldığında yüzümdeki huzurlu gülümseme yerli yerindeydi.

Onu seviyordum.

Ona aşıktım.

Aşık olmuştum.

Ne kadar hislerimden kaçsam da durum buydu.

Karan'ın boynuma değen düzenli nefesiyle ben de kendimi tekrardan uykunun kollarına bıraktım.

Uyumadan önceki sıcaklığı hissetmediğimde gözlerimi hızla açtım. Karan yatakta yoktu.

Örtüyü göğüslerime tutarak yatakta doğrulduğumda hala odada onu arıyordum.

"Karan."

Ses gelmedi.

Neredeydi.

Örtüyü tüm bedenime dolayıp ayağa kalktığımda kasıklarımdaki ağrıyı umursamadan odadan çıktım.

Biraz yürüyüp salona geldiğimde gözümü ovuşturdum.

Neredeydi.

Gözlerim anında dolduğunda bedenime bir korku dalgası yüklenmişti.

Öğrenmiş miydi.?

Beni terk mi etmişti.?

"Karan." Bu sefer ağlak ve telaşlı bi sesle seslendim ve anında bir odanın kapısı açıldı.

"Lara.?" O telaşla odamıza girerken ben de koşar adım arkasından gittim.

Beni burada görmemişti.

"Lara.!"

Banyo kapısını açıp içeriye baktığında telaşla arkasını döndüğü an beni görmesiyle rahatlaması bir oldu.

Gözleri benim dolu gözlerimde dolaştığında kaşlarını çatarak hızla yanıma geldi ve yanağımı iki eliyle tutup başımı kaldırdı.

"Noldu?"

"Beni bırakıp gittin sandım." Diyerek kollarımı ona doladığımda bir kaç saniye şaşkınlıktan tepki vermedi ama sonra hızla sarıldı.

"Seni neden bırakayım Lara saçmalama...ağlama sakın." Hıçkırdığımda beni kendinden ayırmaya çalıştı ama izin vermeden sıkıca sarılıyordum.

"Çok korktum.!" Sesim yükseldiğinde ağlamam da sesli bir hal almıştı.

"Ağlama Lara. Buradayım sadece ağlama tamam mı.?"

Ödüm kopmuştu.

Ona hemen her şeyi anlatmam lazımdı.

Buradan gittikten sonra söyleyecektim.

"Şşş...ağlama güzelim buradayım seni asla bırakmam ağlama."

Sonunda yüzümü kaldırıp gözlerine baktığımda orada gördüğüm korkuyla dudaklarım titredi.

Gözlerime baktığı an kaşları çatılınca hızla yanağımı tuttu ve gözyaşlarımı sildi.

"Seni yeni bulmuşken bırakmam sil şu düşünceleri aklından."

Sözleri içimi rahatlatırken iç çekmemle onun beni kucağına alması bir olmuştu.

"Sana kahvaltı hazırlıyordum...bak." Az önce çıktığı kapıyı açtığında buranın mutfak olduğunu gördüm.

Masanın üstündeki tabaklara bakarken burnumu çekip başımı onun omzuna yasladım.

"Beni bıraktın sandım."

"Seni bırakmam."

"Valla mı.?" Dediğimde bu kelimeye her zaman ki gibi hafifçe gülüp alnımdan öptü.

"Valla."

Dudağını öpüp geri çekilecekken o öpüşmemizi daha uzun tuttu.

"Benim sevgilim çok nazlı sanırım."

Kaşlarım çatıldığında o da bana 'ne oldu' der gibi baktı.

Ağzından kız ismi çıkınca ona gıcık olmuştum.

"Nazlı kim.?"

Karan şaşırdığını belli eden bir surat ifadesiyle bana baktıktan sonra gözlerini kıstı.

"Şaka yapıyorsun değil mi güzelim?"

Ona hala aynı ifadeyle bakarken ciddi olduğumu anlayıp nefesini dışarı verdi.

"Anladım...kıskançlık seviyen bu düzeydeyse senden çekeceğim var gibi duruyor."

Yanağını okşadım.

"Benden başka kız isimlerini ağzına alma tamam mı.?"

Alnımdan öptüğünde başını salladı.

"Hadi giyin mutfağa gel güzelim."

"Duş almam lazım." Dediğimde adımları anında banyoya doğru gitti.

Beni kucağından indirmeden suyu ayarladığında ona hayran hayran bakıyordum.

Islanmasın diye kucağından indiğimde örtüyü hala çıplaklığımı kapatmak için sıkı sıkı tutuyordum.

Karan elini elimin üstüne koyarak örtüyü üzerimden çektiğinde utanarak başımı eğdiğim an hızla çenemden tutup ona bakmamı sağladı.

"Utanma...hem dün gece her yerinle ilg.."

Omzuna vurduğumda ikimizde gülmüştük.

"Yıkayalım seni."

Su saçlarımdan akmaya başladığında Karan beni yine kendi elleriyle yıkamıştı.

Saçlarımı kremleyip beklediğimi bile bildiği için oyalanmak için benimle uğraşıyordu.

"Yürüme tamam mı? Yerler ıslak kayıp düşme beni bekle."

Benden bir kaç metre uzaklaşıp banyo dolabından havlu çıkarttığında beni havluya sarıp sanki çok hafif bir şey taşırmış gibi tek eliyle kucakladığında gülmüştüm.

Odaya girdiğimizde başka bir havluyla saçlarımdaki suları alırken kurutma makinesi getirdiği an yerimden fırladım.

"Hava çok sıcak hemen kurur zaten."

Tereddüt etse de kabul etmişti.

"Üzerini giyin gel o zaman."

Başımı salladığımda alnımdan öpüp odadan çıktı.

Yanımda hiçbir şey olmadığı için onun dolabından bir boxer ve tişört aldım.

Tişört kalçalarımı kapatacak kadar uzundu o yüzden başka bir şey giymeden hızlı adımlarla mutfağa gittim.

Burnuma gelen güzel kokularla ne kadar acıktığımı yeni yeni anlıyordum.

Masanın üstünde gördüğüm yemeklerle gözlerim parlayarak ocağın başındaki adama baktım.

"Her şey harika görünüyor şefim." Arkasından sarılıp ellerimi çıplak karnında birleştirmiştim.

Ya da karın kaslarında mı demeliydim.

Anteptekiler kadar olmasa da Karan'ın baklavaları da mükemmeldi.

Altında eşofman varken üstü çıplaktı ve göz zevkimi fazlasıyla doyuruyordu.

Ekmekleri tabağa aldığında kol kaslarından bir kaç kere öptüm.

Bicepsleri vardı.

O hareket ettiğinde ben de arkasından yapışık olduğum için birlikte hareket ediyorduk.

Bu durum Karan'ı güldürdüğünde yanağımı sırtına koymuş onu ne kadar sevdiğimi düşünüyordum.

Masaya yürüyüp ekmekleri bıraktıktan sonra beni yine zorlanmadan havaya kaldırıp öne doğru getirdiğinde şimdi göz gözeydik.

"Şu hareketlerin beni ne kadar etkiliyor haberin var mı?" Dedi.

Gülümseyerek başımı iki yana salladım.

"Haberim yok...nasıl etkilediğini şu odada detaylı bir şekilde anlatır mısın?" Elimle yatak odasını gösterdiğimde Karan derin bir nefes verdi ve başını hınzır bir ifadeyle salladı.

"Anlatacağım her detayını, sadece akşamı bekle yavrum."

Dudaklarımı yalayarak başımı salladığımda Karan beni kendine yaklaştırıp öptü.

Yanağımdan.

Sonra diğer yanağımdan.

Ve dudağımdan.

"Hadi acıkmışsındır hemen başla."

Sandalyeye oturttuğunda hemen yanındaydım.

Sofrada sevdiğim her şeyin fazla bir şekilde olması dikkatimden kaçmamıştı.

"Karan." Tabağıma bir şeyler koyarken bana baktı.

"Seni çok seviyorum." Dudağının kenarı kıvrıldıktan sonra elindeki çatalı bırakıp elimi tuttu ve avuç içimi öptü.

"Ben de seni çok seviyorum güzelim."

Tek dileğim bu hallerimizin asla bozulmamasıydı.

Eğlenceli geçen kahvaltıdan sonra Karan beni arka taraftaki çiftliği yani atların olduğu yere getirmişti.

"Şimşek." Kapkara bir atın önünde durduğumuzda benim elimi bırakmadan diğer eliyle atın başını okşuyordu.

"Merhaba Şimşek, ismin ne kadar güzelmiş baban mı seçti?." Diyerek saçma bir şekilde atla konuşmam Karan'ı güldürdü ve beni öpmesini sağladı.

"Biliyor musun benim de küçükken bir tane atım vardı adı Necati'ydi."

Ciddi miyim diye bana bakıp güldü ve beklediğim o tepkiyi verdi.

"Necati diye at ismi mi olur amına koyayım." Sesli bir şekilde güldüğünde beni kendine doğru iyice çekmişti.

"Ama ben koymuştum ismini." Şimdi gülmeyi kesip ciddi bir şekilde bana baktı.

"Necati güzel bir isim...istersen buradaki diğer atlardan birine bu ismi koyabiliriz."

Bu sefer gülen taraf bendim.

"Karan ya...gerçekten çok tatlısın seni yemek istiyorum."

Yanağını tutarak konuşmamla gözlerindeki parıltıyı görmüştüm.

Beni hızla kucağına aldığında kahkaham çiftlikte yayıldı.

Çiftlikteki her yeri onun kucağında gezmiştim. Ve bana her şeyi tanıtarak anlatmıştı.

Kenardaki açık mutfak alanına gidip ikimize de kahve yaptığında oturup sohbet ederken içtik.

Hava hafiften esmeye başladığında Karan beni yine kucaklayarak eve getirdi.

Salondaki büyük koltukta onun üstünde uzanırken televizyondaki filme bakıyorduk ama benim aklım altımdaki adamdaydı.

Elini ağzıma doğru uzattığında dudaklarımı açıp patlamış mısırı yedirmesine izin verdim.

"Ya bitti mi.?" Dediğimde boynumu öpüp başını salladı.

"Acıktın mı.?" Diye sorduğunda başımı salladım.

"Mangal yakayım mı sana.?" Gözlerim kocaman açıldığında heyecanla üstünden kalktım.

"Gerçekten mi? Biliyor musun benim en sevdiğim yemek mangalda pişen her şey."

Ona heyecanlı heyecanlı bir şeyler anlatırken beni parlayan gözlerle izliyordu.

Elini karnıma koydu.

"O zaman güzelliğimin karnını doyuralım hemen."

"Etleri ben hazırlayayım sen de mangalı ayarlarsın olur mu.?" Beni onayladığında onu öpüp koşarak mutfağa adımladım.

Dolaptan etleri çıkartıp onları marine ederken yüzümde hala aynı gülümseme vardı.

Onun yanında çok mutluydum.

Hayatımda hiç olmadığım kadar mutluydum ve kendim gibiydim.

Sabahtan kalan bulaşıkları da halledip Karan'ın yanına gideceğim sırada onu zaten kapının kenarında beni hayranlıkla izler bir şekilde görünce önce korksam da hemen yanına adımladım.

"Etler hazır şefim."

Saçlarımı koklayarak öptü ve bir eline et tepsisini diğer eline de beni alarak bahçeye doğru yürüdü.

Aklıma gelen şeyle gözlerim büyüdü.

"Karan!"

"N'oldu.?"

"Yemeğin yanına salata yapmadım...seversin değil mi? evde yaptığımda da yemiştin."

"Uğraşma, kendini yor.."

"Sen etleri pişirirken ben de onu halledip geliyorum." Kolları arasından çıkıp koşarak mutfağa geçtiğimde malzemeleri yıkayıp salatayı hızlı bir şekilde hazırladım.

Kase ve sosları bahçedeki masaya taşıdıktan sonra tabak ve bardakları da götürdüm.

Karan biraz ileride telefonla konuşuyordu.

Son olarak arka tarafta gördüğüm çiçeklerden bir kaç tane toplayıp vazoya koyduktan sonra onu da masaya getirdim.

Çok güzel bir sofra olmuştu.

Karan tekrar etlerin başına geçtiğinde ben de yanına gittim.

"Benimkileri çok pişirelim olur mu? Az pişmiş sevmiyorum."

"Olur tabii ki yavrum."

Ona yine arkasından sarılıp yanağımı sırtına bastırdım.

O derin bir iç çektiğinde karnındaki ellerimi oynattım ve kaslarını okşadım.

"Rahat dur."

Gülümsedim.

Onun etlerini aldığımızda benimkileri biraz daha pişirip sonunda sofraya geçmiştik.

"Ellerine sağlık her şey çok güzel." Dedim ağzımı doldurmadan önce.

Karan benim bu halime gülüp telefonunu çıkarttığında ne yapacağını anlayıp kaşlarımı çattım.

Ama o buna aldırış etmeden fotoğrafımı çekti.

"Karan ya, en kötü anımda neden çekiyorsun...dur poz vereyim öyle çek tamam mı.?"

"Her halinle o kadar güzelsin ki." Dediğinde utanarak gözlerimi kaçırdım.

"Hadi poz ver güzelim."

Çatalımı bırakıp telefona doğru gülümsediğimde o da bana bakarak gülümsüyordu.

"Karan."

Başını oynattı söyle der gibi.

"Seni çok seviyorum."

Yüzündeki şapşal ifadeyi görüp yanına doğru adımlarken telefonu bana doğru döndürmüştü.

"Çok çok çok seviyorum." Kucağına çıkıp yanaklarından öperken telefonun ekranını gördüğüm an kahkaha attım.

"Ya video mu çekiyordun of Karan." Telefonu elinden alıp onun gülen yüzüne tuttuğumda bir elimde yanağındaydı.

"Söylemek istediğiniz bir şeyler var mı şefim.?"

Sofrayı çektim hemen.

"Evet arkadaşlar bu harika masanın mimarı Karan Beyoğlu bizlerle."

Karan kahkaha attığında ben de gülüyordum.

Video hala açıktı ama ben başka bir yeri çekerken onu öpüp duruyordum.

Karan kalçamdan tutup beni iyice kendine çektiğinde telefonu ters çevirip kadraja ikimizi aldım ve hala açık olan videoya nasıl çıktığımızı görmeden el salladım.

"Ben bu adamı çok seviyorum." Dediğim an Karan daha fazla dayanamıyormuş gibi beni ensemden tutup hızla öpmeye başladı.

"Asıl ben seni çok seviyorum."

Kıkırdadığımda tekrar hala açık olan videoya baktım.

"Bunu bana at mutlaka tamam mı.?"

Karan öylece bana bakarken ben de gülümsememi kesip aynı yoğun ifadeyle ona baktım.

"Bir şartla videoyu sana atarım."

"Kabul ediyorum." Dediğimde kahkaha attı.

"Kapat şu siktiğimin videosunu odamıza gidiyoruz." Bu sefer ben yüksek bir kahkaha attım ve videoya bakarak bir elimle Karan'ın ağzını kapattım.

"Evet arkadaşlar siz onun kusuruna bakmayın ben size etrafı tanıtayım." Videoyu sonunda düz çevirip dağ evinin bahçesini gösterdim.

"Burası göl evinin bahçesi, arka taraf çiftlik...burası da Karan'ın bana yemek hazırladığı masa. Bana mangal yaktı. Değil mi Karan.?"

Hâlâ etrafı çekerken o beni boynumdan öperek onaylıyordu.

Kamerayı tekrar ters çevirip bizi gösterdiğimde Karan beni öpmeye devam ederken bir kaç saniye gözlerimi kapattım.

Dudaklarımız birleştiğinde telefonu öylesine elime almıştım ve çimenleri çekiyordum.

"Hadi odamıza çıkalım." Karan'ın söylediğine tekrar kahkaha attığımda bu sefer onu öpen bendim.

"Evet arkadaşlar duyduğunuz üzere biz odamıza gidiyoruz sonraki vlogda görüşürüzzz." Harfleri uzatarak görüşürüz dedikten sonra dokuz dakikalık videoyu bitirmiştim.

"Bana at bunu tamam mı.?" Karan öylesine başını sallayıp kucağında benimle birlikte ayağa kalktığında yatak odasına çıkıp haz dolu anlardan birine daha imza attık.

Hava kararmıştı.

Yatakta çıplak bir şekilde yatarken üzerimde sadece ince beyaz bir örtü vardı.

Karan duşa girmişken ben de gelen mesajları cevaplıyordum.

Eslem'e detayları gelince anlatacağımı söyleyip anneme dönüş yaptım.

Karan'la olduğumu yazarken banyo kapısı açılmış ve içinden sevdiğim bey çıkmıştı.

Altında sadece havlu varken, küçük havluyla saçlarındaki suyu alıyordu.

Anneme mesajı hızlı bir şekilde yazıp önümde duran yunan heykelini izlemeye başlamıştım.

Karan bana göz kırpıp dolaba yöneldiğinde kaşlarım çatıldı.

Giyinecek miydi?

Manzaram bozulacaktı.

Manzaran Karan'ın kaslı vücudu mu?

Evet!

"Duşa girecek misin yavrum.?"

"Hı? Evet, evet gireceğim...gidiyorum şimdi."

Arkasını dönüp omzunun üstünden bana sertçe baktı.

"Neden benimle girmedin.?"

Güldüm.

İkimizde oldukça yorulmuştuk.

"Bir dahakine söz beraber gireceğiz."

Bir şey demeden önüne döndüğünde gönlünü sonra alacağıma karar vererek hızlı bir duşa girdim.

Onun şampuanıyla yıkanırken yüzümde hala aptal bir gülümseme vardı.

Karan'ın benim için getirdiği beyaz bornozu giyerek odaya girdiğimde onu yatakta telefona bakarken bulmuştum.

Yatağa çıkıp emekleyerek yanına gittiğimde dikkatini çekmiştim.

"Saçlarını kurutalım akşam akşam üşürsün."

"Nemini aldım birazdan kurur merak etme...kurutmaktan nefret ediyorum." Dediğimde pek ikna olmasa da bir şey demedi.

"Kışın böyle bir şeye izin vermeyeceğim biliyorsun değil mi.? Kurutmadan banyodan çıkamazsın."

Ona dudaklarımı büzerek bakarken burnumdan öptü.

"Bu bakış bile seni kurtaramayacak."

Saçlarımı okşayıp yüzümün her yerini inceledi.

Bilgisayardan film açıp yatağın karşısına projeksiyon ile yansıttığımızda ben ona ahtapot gibi sarılmış vaziyetteydim.

Kollarımı biraz gevşettiğimde Karan kaşlarını çatarak bana döndü.

"Noldu.?" Dedim yanağını öperken.

"Az önceki gibi düzgün sarıl."

Kahkaha attığımda ona tüm gücümle sarıldım ve öptüm.

Çok mutluydum.

Mutluluğumun bir kaç gün sonra bozulacağını bilmeden Karan'a sımsıkı sarılarak kendimi uykunun kollarına bıraktım.

BÖLÜM SONU

NASIL GİDİYORUZ.?

BÖLÜMÜ BEĞENDİNİZ Mİ.?

VE SONRAKİ BÖLÜM HER ŞEYİ ÖĞRENECEĞİZ.

OY VE YORUMLARA BAĞLI OLARAK DİĞER BÖLÜMÜ DE BUGÜN ATABİLİRİM.

SONRAKİ BÖLÜMDE GÖRÜŞMEK ÜZERE.