13. bölüm · GÖZLERİM KAPALIYKEN

12. BÖLÜM

Buse Mina

KEYİFLİ OKUMALAR

Karan onun boynuna kollarını dolayan bir kadının saçlarını okşarken gözlerimin neden dolduğunu anlayamıyordum.

İkiliyi izlerken Karan'ın karşısında duran kadını alnından öpmesiyle duvara tutundum.

Saçlarıma dokundu diye heyecanlandığım adam başka bir kadını alnından öpüyordu.

ESLEM.!

Eslem'di.

Ona sarılan ve Karan'ın öptüğü kişi kardeşiydi.

Siktir.

Eslem abisine bir şey söylemek için kulağına yaklaştığında Karan'ın gözleri bana takıldı ve ben onu öylece izlemeye devam ettim.

Karan'ın beni gördükten sonra kaşları çatıldığında yan tarafımdan gelen bir çarpmayla bedenim duvara yaslandı.

Bir adam bana çarpıp yoluna devam etmişti. Burada normaldi çünkü hepsi yavaştan sarhoş olmaya başlamıştı ve ben sarhoşlardan çok korkardım.

Duvara tutuna tutuna kızlarla oturduğumuz locaya giderken buraya ilk defa geldiğimi resmen herkese belli etmiştim.

Dirseklerimi masaya dayayarak başımı ellerimin arasına aldığımda yanımda hissettiğim bedenle hızla başımı kaldırdım.

Az önce birisini öptü sanarak gözlerimin dolmasını sağladığım adam yanımda duruyordu.

Gömleğinin ilk üç düğmesi açık bir şekilde dururken hala oldukça yakışıklı görünüyordu.

"Karan bey." Diyerek yerimde dikleştiğimde o arkasına yaslanarak bana bakıyordu.

"Sarhoş musun.?" Dediğinde her zamanki gibi yüzümü inceliyordu.

Başımı iki yana salladığımda kaşları yine açtıldı.

"Siz."

"Ben sarhoş olmam." Tek kaşım kalktığında bana yaptığı gibi onu incelemeye başlamıştım.

Göz ucuyla kardeşine baktıktan sonra tekrar bana döndüğünde birisine işaret yaptı...sanırım içki istemişti.

"Buraya sık sık geliyor musunuz.?"

Başını salladığında sigarasını yakmıştı.

"Genelde burada takılıyoruz." Yüzüm buruştuğunda gözlerinde şaşkınlık dolu bir ifade gördüm ama üstüne düşmedim.

Bize doğru yaklaşan garson masaya iki bardak viski, bir tane de bira bıraktığında Karan viski bardağını eline almıştı bile.

"Neden içmiyorsun.?" Gözleri üzerimdeyken ben önüme dönmüş artık ona bakmıyordum.

Yan profilimi izleyebilirdi şimdi.

"Ben içki içmem." Dedim aynı onun 'sarhoş olmam' demesi gibi.

"Şaşırtıcı."

Kaşlarımı çatarak ona döndüm.

"Bu ne demek." Alayla gülümseyip sigarasının dumanını üflediğinde tekrar önüme dönmüştüm.

"Çok fazla karşıma çıkıyorsun."

"Beni Eslem çağ.."

"Karşıma çok fazla çıkıyorsun." Diyerek tekrar ettiğinde bunu bana kızarak söylüyordu.

"Asistanınızım."

İçkisinden bir yudum alıp önüne döndüğünde ben de gergin bir şekilde önüme döndüm.

"O işi de halledeceğim." Dedi masaya yaklaştığım için arkamda kalırken.

"Beni kovacak mısınız.?" Ona döndüğümde gözlerini kapatıp başını arkaya attığını görünce gözüme ilk takılan adem elmasına bakakalmıştım.

Sigarasını, pozisyonunu bozmadan havaya doğru üflediğinde sorduğum soruya cevap vermedi. Bir şeyler düşünüyor gibiyi.

Eslem savsak adımlarla buraya gelirken Karan hala başını geriye atmış kendi kendine bir şeyler söylüyordu.

Gözlerim Poyraz ve Lale'yi aradığında ikisinin bar tarafında oturduğunu görünce gözlerimi kısarak ablam ve abime baktım.

Lale bir şeyler diyerek abisinin sırtını okşarken Poyraz elindeki bardağı kafasına dikmişti.

Karan ve o çok fazla içiyorlardı.

Lale onun omzuna çenesini yaslayıp yüzünü sildiğinde ağladığını anlayınca hızla ayağa kalktım.

Neden ağlıyordu.

Ayaklanmamla Karan'ın bakışları beni bulunca elimle arkasını işaret ettim ve yürümeye başladım.

Poyraz ve Lale'yi dans ediyorlar sanıyorken burada üzgün bir şekilde konuşuyorlardı.

Yanlarına geçip Poyraz'ın sol tarafına oturduğumda ikisinin de gözleri üzerimdeydi.

"Bana bir tane su alır mısın.?" Poyraz'a doğru konuştuğumda o hala şaşkınlıkla bana bakıyordu.

Lale dolanıp benim sol tarafıma oturduğunda tıpkı benim gibi sessizdi.

"Mali bir tane su ver hemen."

Bardaki adam başını sallayarak bardağa su doldurduğunda Poyraz'ın koluna işaret parmağımla üç kere dokundum ve bana dönmesini sağladım.

"Bardakta vermesin...açılmamış şişe olsun."

O bana ve dokunduğum koluna bakarken derin bir nefes verip tekrar seslendi.

"Mali suyu açılmamış şişede verin...bardak olmasın, açılmamış şişe."

Son cümleyi sessizce tekrarladıktan sonra bana dönmüştü.

"Neden bardakta içmiyorsun." Dedi sanki cevabını biliyormuş gibi bir ses tonuyla.

"Ya ilaç atarsa." Dediğim an ikisi de güldüğünde Lale başını bar tezgahına yaslayıp konuşuyordu.

"Kesinlikle annemin klonu." Diyordu.

Poyraz dayanamıyormuş gibi kolunu omzuma atıp beni kendine çektiğinde başımın üstünden öpmüştü.

Poyraz'ı sevdim gibi.

Sanki ben de.

Çenesi başımın üzerindeyken elimi onun beline koymuştum. Poyraz bu hareketimle başımın üstünden tekrar öptüğünde derin bir nefes almıştı.

Bu kadar eminler miydi gerçekten.?

Dna testi bile yapmadan kardeş olduğumuzu biliyorlar mıydı.?

"Buyur abi." Şişedeki suyu almak için uzandığında bizde ayrılmıştık.

Lale eğilmiş dolu gözleriyle bize bakarken Poyraz'ın uzattığı suyu alıp sadece benim duyacağım şekilde teşekkür etmiştim.

"Seni eve biz bırakalım mı.?" Lale'den gelen soruyla başımı sağ omzuma yatırıp ona baktım.

"Ters olmaz mı size?...Ben kendim giderim."

"Olmaz." Dedi sağ tarafımdaki Poyraz.

Bu sefer yeşillerimi ona çevirdim.

"Abi...acaba tekneyle açılsak mı.? Lara ne dersin hem gece açılmak daha güzel oluyor."

Tekrar Lale'ye döndüm.

"Bilmiyorum ki." Dedim önüme dönüp düşünürken.

"Eğer evdekiler seni merak etmezse açılalım lütfen...buradan hoşlanmadın zaten." Lale tekrar konuştuğunda gitmekle gitmemek arasındaydım.

Onlarla vakit geçirmek istiyor muydum.?

Evet.

Onları merak ediyor muydum.?

Evet.

Peki onlarla daha fazla vakit geçirmek istiyor muydum.?

Kesinlikle.

"Tamam olur." Dediğim an Lale ellerini çırptığında Poyraz'da telefonunu eline alarak yanımızdan kalkmıştı.

"Hadi gidelim." Lale koluma dokunup konuştuğunda ayaklanarak ikiliyi takip etmeye başladım.

Karan karşıdan bize doğru gelirken gözlerini bir saniye üstümden ayırmamasıyla avuç içimi şortuma sürttüm.

"Marinaya mı.?" Dedi Karan.

"Tekneyle açılalım bir kaç saate geri döneriz."

Başını salladığında Eslem'de gelip Lale'nin koluna girmişti.

"Hadi." Poyraz omzunun üstünden bize bakıp kontrol ettikten sonra önden yürümeye başlamıştı.

Lale locaya gidip çantalarımızı aldığında Eslem ve ben kol kola Poyraz'ı takip ediyorduk.

Karan ve Lale arkamızdan gelirken Eslem yükünün çoğunu bana vermişti.

"Sarhoş musun.?" Dedim sessizce.

"Yok."

"Yürüyemiyorsun Eslem." Dediğimde gülmüştü.

"Tam sarhoş değilim ama hafiften bir yıkıldım gibi." Gözlerimi devirip onunla beraber çıkışa yürüdüğümüzde Karan'ın arabasını görünce arka kapısını açmak için elimi atmışım ki birisi benden önce açmıştı.

Karan.

Eslem'i benden alarak koltuğa oturttuğunda fazlasıyla yakındık. Gömleğinin üstünden kol kaslarına bakarken o kapıyı kapatıp bana dönmüştü.

"Gel." O önde ben arkada diğer kapıya doğru yürürken yine kapıyı açıp bu sefer benim geçmemi sağladı.

"Teşekkür ederim." Büyük araca binmek için basamağa çıktığımda ellerini belimde hissetmemle kasılmıştım.

Omzumun üstünden ona dönüp Eslem'in yanına oturduğumda o ikimize baktıktan sonra kendi kapısını açarak geçmişti.

Lale'de yanıma geldiğinde yola çıkmıştık.

Arabayı Karan sürerken Poyraz onun yanındaydı.

"İyi misin.?" Eslem'i dürtüp gözlerini açmasını sağladığımda gülerek bana bakınca kendine gelsin diye konuşturmaya çalışıyordum ama fazla sarhoştu.

"Tekneyle açılmış mıydın daha önce?." Lale'nin sorusuyla herkesin odağı buraya kayınca gerginlikle cevapladım.

"Hayır...sadece bir kere Karan beyin toplantısı için binmiştim. "

Evet dersem sorgulayabilirlerdi o yüzden her şeye hayır diyordum.

"O zaman umarım miden bulanmaz...ben daha yeni yeni alışıyorum."

Bazen benimde midem bulanıyordu. Sanırım tekneye binince midemizin bulanması da genetikti. Güldüm bu düşünceme.

"İnşallah." Dediğimde dikiz aynasından Karan'la göz göze gelmiştim.

Cebimdeki telefon titrerken oyalanmak için hemen ekranı açıp baktım.

@GAZETEMAGAZİN
YILLARIN AŞKI BİTİYOR.!
IŞIL VE KAYA KUTLUHAN BOŞANIYOR.
GEÇTİĞİMİZ YIL OĞULLARINI KAYBEDEN ÇİFTİMİZİN EVLİLİĞİ MAALESEF BİTİYOR. YAKLAŞIK BİR BUÇUK YILDIR HİÇBİR HABER ALAMADIĞIMIZ IŞIL KUTLUHANIN OĞLUNUN KAYBINDAN DOLAYI DESTEK ALDIĞI HABERLERİ ÇIKMIŞTI DEMEK Kİ BİR ŞEYLERİ AŞAMAMIŞ...KAYA KUTLUHAN'IN ALDATMA İDDİALARINA ŞU AN İÇİN BİR YALANLAMA GELMEDİ AMA YAKIN ZAMANDA BU KONU TEKRAR GÜNDEME GELEGEK GİBİ HİSSEDİYORUM. ARTI OLARAK KUTLUHAN VELİAHTLARININ GECE HAYATLARI OLDUKÇA YOĞUN. EN KÜÇÜK KIZLARI ALARA LİDYA KUTLUHAN HAKKINDA İSE HALA HİÇBİR BİLGİ YOK. HABERLER İÇİN TAKİPTE KALIN.

189.739 beğenme 21.379 yorum

@instagramkullanıcısı: İNANMIYORUM
@instagramkullanıcısı: Ay ben bu kadını seviyorum ya oğlundan sonra resmen hayata küstü.
@instagramkullanıcısı: ilk defa gerçekten üzülüp köşesine çekilen bir ünlü isim gördüm.
@instagramkullanıcısı: İyi oluyor bunlara
@instagramkullanıcısı: Bu kadını aldatan hayat bize neler yapmaz
@instagramkullanıcısı: Işıl Kutluhan sahalarda olmasa bile her gün haberi yapılıyor bu nasıl bir medya gücüdür.
@instagramkullanıcısı: Adam gerçekten aldatıyor mu?
@instagramkullanıcısı: Yazık ya bu kadında bir türlü toparlayamadı.
@instagramkullanıcısı: Üzüldüm kadına
@instagramkullanıcısı: Adam sürekli genç bir kızla ama kimse bunu haber yapmıyor şaka gibi.
@instagramkullanıcısı: Işıl Kutluhan nerelerde?
@instagramkullanıcısı: Kadın delirdi ya Yiğit'ten sonra.
@instagramkullanıcısı: Kocası aldatıyor bu arada net bilgi.

Haberleri okuduktan sonra derin bir nefes aldım. Bunlar sürekli çıkıyordu ama ilk defa gerçek olduğunu bilerek okumuştum.

Gözlerimi kaçırıp omzuma başını koyan Eslem'in saçlarını okşarken çokta uzak olmayan marinaya kısa sürede gelmiştik.

Eslem biraz ayılmış olacak ki Poyraz kapısını açtığında kendi başına inmişti. Adım attığı an belinden tutan adamla rahatladım çünkü Poyraz tutmasaydı düşecekti.

"Bırak bırak ben hallederim." Ondan ayrılmaya çalıştığında Poyraz bırakmamıştı.

Bu ikisi sanki..

Sanki.

"Of Eslem of." Onlar önden yürürken Lale'de arkalarından gidiyordu.

Karan ve ben yan yana yürürken kollarımız birbirine değmişti ama ikimizde rahatsız olup çekilmedik.

Poyraz Eslem'i hafifçe kucağına alıp önümüzde duran ve oldukça büyük olan Hanzadelerin yatına çıkarttığında bir yandan da Lale'yi tutuyordu.

"Kaptan burada mı.?" Diye sorduğumda Karan'da yata binmişti.

Kollarını uzatıp beni birden havaya kaldırdığında gülümseyerek ona baktım.

Çok güçlüydü.

"Kaptan benim." Nefesi yüzüme değerken gözlerim kapanmak üzereydi.

Karan gerçekten güzel kokuyordu.

"On parmağınızda on marif.." Dediğim cümleyi tamamlamadım. Aptal Alara.

Bana devam et der gibi baktığında yanından geçip diğerlerini takip etmiştim. Hepsinin açık ve geniş koltuklu alanda oturduğunu görünce devasa yatı inceleyerek yanlarına gittim.

Hareket etmeye başladığımızda Eslem'in karşısındaki koltuğa oturup hemen anneme mesaj attım ve rahatlamış bir şekilde açık alana geçip kendimi yumuşak, geniş koltuklara bıraktım.

Yıldızları izlerken elimi karnıma koydum ve Karan'ı düşündüm.

Abimin ölümüyle ilgisi olmaması için her şeyi yapardım. Abimi sen öldürmemiş ol Karan. Senin gibi birisi düşmanım olmasın lütfen.

İç çekerek cenin pozisyonuna geçtiğimde kollarımı birbirine doladım ve gözlerimi kapattım.

Mayışmaya başladığımda aklıma gelen abimle, ağlamamak için kendimi uykunun kollarına bırakmıştım.

Gelen deniz sesinin yanında koluma dokunan parmaklarla hafifçe kıpırdandım.

Bir el kolumu okşarken parmakları aşağı yukarı hareket ediyordu. Saçlarımın üstünde hissettiğim nefesle irkilerek kıpırdandım ama gözlerimi açmadım.

"Benim." Diyordu uyumadan önce son düşündüğüm adamın sesi.

Karan.

Önümde bir kıpırdanma olduktan sonra tenimdeki temasta kesilmişti ama bir kaç saniye sonra ayaklarımdaki baskıyla yine huysuzca kıpırdandım.

Ayakkabımı çıkartıyordu.

Bir şeyler söylüyordu ama duymuyordum.

Tekrar yanıma geldiğini hissettiğimde tek gözümü açıp önümde duran adama baktım ve uyku sersemi gülümseyip tekrar gözlerimi kapattım.

O yine ağzının içinden bir şeyler söyledi ama bu sefer fazla kısık sesle söylediği için duyamamıştım.

Yanıma oturduğunu kokusunun burnuma gelmesiyle anlayıp uykuya tekrar dalacağım sırada onun, çıkartmadığım ve çapraz olarak taktığım çantamı çıkartmaya çalıştığını anlayınca kendimi ellerine bıraktım.

Nazik bir şekilde belimden tutup beni hafifçe dikleştirdiğinde diğer eliyle çantamı başımdan geçirip çıkartmıştı.

Derin bir nefes verdiğini duymuştum.

"Karan." Dedim uykulu sesimle.

"Söyle başımın belası."

Beni tekrar yatar pozisyona getirdiğinde kolu hala belimde duruyordu. Parmakları karnımı okşarken ben uyumadan önce yaptığım gibi bacaklarımı kendime çekerek küçüldüm ve onun göğüsüne alnımı dayadım.

Bir kaç saniye sonra beni kendine doğru bastırınca kokusunu içime çekerek bir elimi göğüsüne koymuştum.

Resmen birlikte sarılarak yatıyorduk.

Saçlarımdaki baskıyla öptüğünü anlayıp kendimi onun kolları arasında huzurlu bir uykuya bıraktım.

Gelen boğuk seslerle gözlerimi açtığımda bir kaç saniye kendime gelemedim.

"En yakın arkadaşımın kardeşisin...benim de kardeşim gibisin Eslem dün geceyi unut." Duyduğum konuşma sesleriyle nerede olduğumu anlamaya çalışıyordum.

"Haklısın hataydı. Ben de seni abim gibi görüyorum zaten." Eslem'in çatallı sesini duyduğumda hızla doğruldum.

Konuştuğu kişi Poyraz Hanzade miydi.?

Abim olan Poyraz Hanzade.

"Aynen öyle...bu saçma şey aramızda kalsın Eslem." Poyraz, yani öz abim acımasız cümlelerini kurarken düşündüğüm tek şey Eslem'in kırılan kalbiydi.

Ne yaşamışlardı.? Neden böyle konuşuyorlardı.?

Eslem konuşmadığında ayak sesleri duyup kendimi yan taraftaki kapının arkasına attım.

Poyraz yanımdan rüzgar gibi geçip gittiğinde burun çekme sesi duymuştum. Eslem ağlıyordu.

"Eslem." Diyerek arkadaşımın yanına ilerlediğimde o hızla gözyaşlarını silip gülümsedi.

"Aşkım günaydın." Eğer az önceki konuşmayı duymasaydım bu role kesinlikle inanırdım.

Onu kendime çekip sıkıca sarmaladığımda dayanamamış olacak ki ağlamaya başladı.

"Çok kötü bir şey yaptım Lara...nefret ediyorum kendimden."

Saçlarını okşadım.

"Anlatmak istersen dinl.."

"Poyraz'ı öptüm."

Tepki vermediğimde tekrar konuştu.

"Biraz daha ileriye gittik."

"Ne kadar ileri." Dedim kısık sesimle.

Eslem tekrar ağlamaya başladığında gözlerimi kapatıp açtım.

"Resmen adamla ön sevişme yaşadım...o da istedi, karşılık verdi...ileriye gitmedi ama bana sarılarak uyudu." Hıçkırdıktan sonra devam etti.

"Sabah uyandığımda kaba ve sinirli bir şekilde konuşmaya başladı...beni bir daha etrafında görmek istemediğini söyledi."

Eslem ondan hoşlanıyordu.

Bir an önce Karan ve abimin arasındaki ilişkiyi öğrenip bu oyunu bitirmem lazımdı.

"Saçma şey dedi. Yaşadıklarımıza saçma dedi." Ağlaması durduğunda iç çekip öylece zemine bakıyordu.

Biz sessizce konuşurken duyduğumuz ayak sesleriyle hızla toparlandık.

"Kızlar.?" Lale merdivenlerden inerken bize seslendiğinde Eslem kendine hava yapıyordu.

"Buradayız." Dediğimde Lale bize doğru gelmeye başlamıştı.

"Bizim eve gidiyoruz sorun olmaz değil mi.?"

Gözlerim kocaman açıldığında Eslem hızla konuştu.

"Biz eve gidelim Lale."

Lale onun yanına gidip koluna girdiğinde neşeli sesiyle konuşmaya devam etti.

"Anneme söyledim o kadar hazırlık yapmıştır boşa mı gitsin.?"

Göz ucuyla bana baktığında gerilmiştim.

Hanzade yalısına gidersem Nergis hanım ve Asım beyi de görecektim ama bunu istemiyordum. Onlar bana bir adım atmadan iletişim kurmak istemiyordum.

"Abimler zaten bugün bizde çalışacaklarmış...çoktan eve yaklaştık bile."

Eslem sıkıntılı bir nefes verip bana baktığında onay verir gibi gözlerimi açıp kapattım.

"Kahvaltıdan sonra serbestsiniz tamam mı.?"

İkimizde başımızı salladığımızda Lale yanımızdan ayrıldı.

Gözlerimi ovuştururken etrafıma bakındım.

Dün gece yata biner binmez uyumuştum ve sabah bir anda Eslem ve Poyraz'ın olayıyla karşılaşınca kendime gelememiştim.

"Kahvaltı yapıp hemen kalkalım olur mu.?" Başını salladığında iç çekip kollarımı tekrar ona doladım.

"Onu süründürüp kapımda paspas yapmazsam bana da Eslem demesinler."

Gülümseyip başımı salladığımda o da gülmüştü.

Gözlerim etrafta gezinirken o'nu arıyordum.

Karan Beyoğlu'nu.

"Ben bir lavaboda şu elimi yüzümü toparlayayım aşkım." Ona başımı salladığımda gitmişti.

Ne yapacağımı düşünürken konuşma sesleri duymamla Lale gibi üst kata çıkmaya başladım.

Görüş açıma giren ilk kişi kalp atış hızımı değiştirirken sessiz bir iç çektim.

Kaptan koltuğunda oturmuş sigara içiyordu.

Etrafımıza baktığımda Hanzade yalısına yaklaştığımızı görünce tırnağımı avuç içime batırıp başımı eğdim.

"Lara." Poyraz'ın sesiyle onlara doğru baktığımda hepsinin bakışlarını üstümde görünce gergin ve saçma bir şekilde gülümsedim.

"Günaydın." Karan'a baktıktan sonra Poyraz ve Lale'ye döndüm.

"Bize geçiyoruz." Dedi Poyraz.

Abin yani.

"Lale söyledi." Dediğimde bana doğru yürüdü ve kolumdan tutarak merdivenin kalan son basamaklarını da çıkmamı sağladı.

"Gel bakalım."

İleriye doğru yürürken Lale ikimize tebessüm ederek bakıyordu.

"Annem kahvaltıda sevdiğin bir şey var mı diye sordu?." Lale konuştuğunda tedirgin bir şekilde ona baktım.

"Neden.?" Dedim ruhsuzca.

Karşımdaki kadın benden bu soruyu beklemiyormuş gibi kalakaldığında konuşmadan öylece yüzüme bakıyordu.

"Misafirimiz olduğun için soruyor." Diyerek konuşmaya katıldı Poyraz.

Bu sefer ona doğru döndüm ama konuşmadım.

Kalbim hızlı bir şekilde atmaya başladığında gözlerimi kapatıp açtım.

Onlarla hiçbir şey yaşanmamış gibi abi kardeş olamayacaktım. Sonradan geldiğim için yerim hep belli olacaktı.

İlk vazgeçilen, ilk gözden çıkarılan hep ben olacaktım.

Öz annem kahvaltıda neyi sevip sevmediğimi bilmiyorken Lale ve Poyraz'ın her şeyini biliyordu. İronik bir durumun içine düşmüştüm.

Onlar benim kardeşleri olduğumu öğrendiyse Karan'da çok kolay bulabilirdi değil mi.?

Belki bulmuştur.

"Ben...annemi arayayım merak etmiştir." Arkamı dönerek merdivenlerden hızlı bir şekilde indiğimde derin nefesler alıp veriyordum.

Sakinleş.

"İyiyim bir şey yok...bir şey yok, bir şey yok." Uyandığım yere gidip yorganı hızla diğer tarafa attım ve çantamı bulmaya çalıştım.

Köşeye sıkışan çantamı görüp hızla aldığımda telefonumu çıkartıp annemi aradım.

"Lidya."

"Anne...Hanzadelere kahvaltıya gidiyoruz." Kalbimi tutup konuşmuştum.

"Anneni göreceksin yani.?"

"Anne." Dedim sitemle.

Derin bir nefes verdiğinde ben de gözlerimi kapattım.

"Panik yapma. Hem onu merak ediyordun yakından görüp konuşacaksın işte."

"Şu an sadece sana sarılmak istiyorum." Dememle nefes sesini bile duyamadım.

Bir kaç saniye daha ses gelmediğinde tekrar konuştum.

"Anne."

"Burdayım." Dedi yine bir kaç saniye sonra.

"Ben de kızıma sarılmak istiyorum ama şu an değil. Kahvaltıda onu istediğin kadar inceleme fırsatın olacak merakını gidermek istemiyor musun.? Seni doğuran kadını görmek istemiyor musun Lidya?."

Beni doğuran kadın...dünyaya gelmemi sağlayan kadın.

"Biliyorlar değil mi.? Onların kızları olduğumu hepsi biliyor."

"Büyük ihtimalle çoktan öğrendiler."

Tekrar bir iç çektim.

"Peki abimle ve onunla ilgili bir şey bulabildin mi.? Ya o da biliyorsa.?"

"Bugün kasadan telefonu almaya çalışacağım..biraz sakinleş beni bile paniklettin."

Yutkunup sakinleşmeye çalıştım.

"Bir saat durup kalkacağım bir şey olmayacak değil mi.?"

"Aynen öyle Lidya. Hem düşmanlarımıza gidecekmişsin gibi konuşma onlar seni senden bile daha iyi koruyacak insanlar. Bu saatten sonra saçının teline zarar gelse Asım dünyayı yakar."

Son söylediği gözlerimi doldururken bakışlarımı gökyüzüne çıkarttım.

"Yapar mı.?" Dedim sessizce ve istekle.

"Dünyayı değil keşfedilmemiş gezegenleri bile yakar." Gergin bir şekilde gülmüştüm.

Duyduğum seslerle arkama baktığımda yalının önüne geldiğimizi görüp burnumu çektim.

"Geldik."

"Tamam kapatalım hadi...iyi misin.? Kalbin hızlı atıyor mu normale döndü mü.?" Bunu ona söylemeden anlamıştı.

"Normal...teşekkür ederim anne. Seni herkesten çok seviyorum." Konuşmadığında ekrana baktım. Hala açıktı.

"Çok seviyorum seni." Kapatacağım sırada duyduğum cümleyle gülümsedim.

Annem telefonu kapattığında ayağa kalkıp merdivenden inen kişilere baktım.

Karan dışında hepsi gelmişti.

"Lara." Eslem seslendi.

"Geldim."

Ne ara çıkarttığımı hatırlamadığım ayakkabılarımı ayağıma geçirip koşar adım yanlarına gittiğimde Karan hala ortalarda görünmüyordu.

Lale ve Eslem yalının bahçesine doğru yürürken Poyraz bana bakıp konuştu.

"Eğer kızmayacaksan seni indireyim."

Ona yavru kedi bakışlarımı gönderip gözlerimi kaçırdığımda beni Karan gibi kollarımdan tutup havaya kaldırdı ve iskeleye bıraktı.

"Teşekkür ederim." Dediğimde başını belli belirsiz sallayınca Eslem'lere yetişmek için hızlı adımlarla yürümeye başladım.

Seslerin geldiği yere doğru yürürken heyecandan terleyen ellerimi şortuma sildim.

"İkinci part nerede.?" Asım beyin söylediğiyle istemsizce gülümsedim ve görüş açılarına girdim.

Lale'ye sarılan Nergis hanım'ı gördüğümde hızla başka tarafa baktım ve Asım beyle göz göze geldim.

"Günaydın...hoş geldin." Az önceki gibi canlı çıkmamıştı sesi. Duraksayarak konuşuyordu.

"Günaydın...sizi de rahatsız ett.."

"O nasıl söz öyle ne rahatsızlığı." Bu sefer Nergis hanım konuşmuştu.

Yanıma doğru gelirken vücudum gerim gerim geriliyordu.

"Hoş geldin."

Sarılıp sarılmama arasında kalmış gibi karşımda dururken Asım bey onun omuzlarından tutup beni rahatlatmıştı.

Nergis hanımın gözleri benden ayrılmazken hiçbir şeyden haberi olmayan Eslem ona sımsıkı sarıldı.

"Kahvaltı için çok teşekkür ederiz Nergis teyze."

"Afiyet olsun canım."

Bana baktıklarını hissettiğim için Lale'nin yanına doğru yürüyüp hemen masaya oturdum.

"Benim aslanlar da gelmiş." Asım bey konuştuğunda hafifçe başımı çevirip arkama baktım ve Karan'la Poyraz'ı gördüm.

Asım bey önce Poyraz'a sonra da Karan'a sarılıp sırtlarına dokunurken önüme döndüm ve buraya neden geldiğimi sorguladım.

Onların evinde de, masasında da yerim yoktu.

Olmayacaktı da.

"Hoş geldiniz çocuklar...hadi masaya geçin hemen." Nergis hanım tam karşıma oturduğunda Eslem'de yanına gitmişti.

Lale ve benim karşımda ikisi oturuyordu.

Asım bey baş köşeye geçtiğinde Karan ve Poyraz diğer tarafın baş köşesinde oturuyordu.

Sofra o kadar güzel hazırlanmıştı ki her şey vardı.

Elime çatal alıp kızarmış ekmeğe kaymak ve bal sürdüğümde hızla ağzıma attım.

"Akşam ne yaptınız bakalım." Nergis hanım yemek yemeyip elini çenesini koymuş bize bakıyordu. Lale ve bana.

Asım beyde aynı şekilde.

"Tekneyle açılalım dedik ama hepimiz uyuyakalmışız anne ya." Dedi Lale. O sırada ağzına büyük bir lokma atıyordu.

Üstümde olan bakışları göz ardı etmeye çalışarak tabağıma biraz vişne reçeli aldığımda bu sefer bıçakla değil ekmek banarak yemiştim.

"Çok acıkmışım valla." Diyordu Eslem.

"Yavaş ye boğulacaksın şimdi." Poyraz konuştuğunda Eslem ağzındaki lokmayı çiğnemeyi bırakıp ona bakıyordu.

"Poyraz ne kadar ayıp kızın lokmalarını mı sayıyorsun oğlum.?" Nergis hanım konuşmuştu.

"Saçmalama anne o kadar hızlı yiyor ki sayamıyorum." Eslem'e bulaşmak için konuştuğunda arkadaşım hızla lokmasını bitirip ona cevap verdi.

"Hızlı yememden sana ne Poyraz abicim."

"Eslem." Dedi Karan uyarı niyetinde.

İkisi de birbirleriyle uğraşırken ben üstümdeki bakışların ağırlığıyla pek hareket edemiyordum.

Hem Asım bey hem de Nergis hanım belli etmediklerini sanarak sürekli kaçamak gözlerle beni izliyordu.

Gözlerimi tabağımdan çekmeden çatalımla reçeli karıştırırken dolan gözlerimi kırpıştırdım.

"Sen nasılsın Lara.?" Soru Asım beyden gelmişti.

Başımı kaldırıp ona baktığımda dolu yeşillerimi gördüğü an yüzünü korku kapladı.

"Sizi rahatsız etm.."

"Yapma lütfen." Nergis hanım öyle bir ses tonuyla konuşmuştu ki. Sesi yalvarır gibi çıkmıştı.

"Bizi rahatsız etmiyorsun." Asım bey şefkat dolu sesiyle konuştuğunda beni dikkatle inceliyordu.

Gözleri yüzümün her yerine baktıktan sonra bir kaç saniye kapandı.

"Yemeğine devam et lütfen." Dedikten sonra masadakilere baktı. Ben de önüme döndüm.

Tüm iştahım kaçmıştı.

Masada konuşan tek kişi Eslem'di.

Lale bazen ona katılıyordu ama sonra önüne dönüp tıpkı benim gibi dalgın bir şekilde tabağına bakıyordu.

"Ay yine magazin sallanıyor...Işıl Kutluhan aldatılıyormuş şaka gibi. Işıl Kutluhan'ın aldatıldığı hayat bana neler yapmaz." Eslem telefonu kenara bırakıp güldüğünde yutkundum.

Gerilmiştim.

"Sen parti için elbise alacaktın bulabildin mi.?" Nergis hanım Eslem'e bakarak başka bir konudan konuştuğunda ben yine önümdeki tabağa bakmaya başlamıştım.

"Bugün bakmaya gideceğim Nergis teyze...Lale kıyafetlerinden bir takım alabilir miyim.? Üstüm başım battı." Eslem ve Lale ayaklanıp masadan kalktığında bir süre arkalarından baktıktan sonra tekrar önüme döndüm.

Tabağın desenini incelerken bir el önüme ekmek uzattığında hızla başımı kaldırdım.

Asım bey elindeki bal ve kaymak sürülü olan ekmeği bana uzatıyordu. Mavi gözlerine uzun uzun baktım.

O benim babamdı.

Gerçek babam.

Benim almayacağımı anlamış gibi ekmeği tabağıma bırakıp tekrar önüne döndüğünde kare ekmeği elime alıp sanki dünyanın en tuhaf şeyiymiş gibi baktım.

Ekmekteki bakışlarımı Asım beye çıkarttığımda onun bana bakmadığını görüp ekmekten bir ısırık aldım. Önümdeki reçelden ekmeğin üstüne döküp öyle yedim.

Bal, kaymak ve vişne reçeli benim favori üçlümdü.

Vişne reçelini kahvaltıda yemeğe bayılırdım.

"Biraz daha reçel ister misin.?" Nergis hanım ortadaki tabağı bana uzatırken gözlerine çok bakmadan tabağı alıp önüme koydum.

Biliyorlardı.

Karan'a bakmak için sağ tarafıma döndüğümde onun havuz kenarında telefonla konuştuğunu görünce ne ara oraya gittiğini düşündüm.

Gözlerim bu sefer Poyraz'a takılınca o bana hemen göz kırptı.

"Noldu reçel canavarı."

Poyraz'ın dediği şeyle gergin olmama rağmen kıkırdadım.

O benim güldüğümü görüp baş köşeden kalktı ve yan tarafıma oturdu.

"Sabahtan beri reçelleri sömürdün."

Tekrar güldüğümde o reçel tabağını iyice önüme doğru itti.

"Anne fazladan reçelimiz var değil mi bu canavar hepsini bitirdi."

Poyraz burnuma dokunurken ben yine gülmüştüm.

"Reçeli çok seviyorum...ama hepsini yemedim bak sadece bunlar." Bitirdiğim tabakları kaldırıp gösterdiğimde o gözlerini kapatıp açtıktan sonra kolunu bana doğru attı ve beni kendine çekip sarıldı.

"İstediğin kadar yiyebilirsin. Hatta herkesin reçellerini yiyebilirsin canavar."

Poyraz böyle söyleyince diğerlerine baktım.

Asım bey önündeki tabağa bakarken Nergis hanım bizi izliyordu.

Bu aileyle ne yapacağımı bilmiyordum.

Bu saatten sonra ne onlar bana, ne de ben onlara alışamazdım. Sadece böyle arada görüşürdük ve biterdi.

Poyraz'ın elini sırtımda hissettiğimde ona baktım. O benimle göz göze geldiğinde telaşla elini yüzüme atıp konuştu.

"N'oldu.?" Gözyaşımın aktığını hissettiğimde gözlerimi kapattım.

Onlarla büyüseydim nasıl olurdu diye düşünmekten günlerdir kafayı yemek üzereydim ve şimdi böyle hep beraber burada oturunca kafam allak bullak olmuştu.

"Ağlama bir şey yok." Diyordu Poyraz beni kendine çekerken.

Kollarımı onun boynuna dolayıp yüzümü boynuna gömdüğümde sessiz bir şekilde ağlıyordum.

Kimseden çıt çıkmazken kendimi tutmama rağmen ağlama sesimi herkes duymuştu.

"Bak tüm reçelleri yiyebilirsin tamam mı ağlama?."

Ona daha sıkı sarıldım.

Poyraz'ın dudaklarını saçlarımda hissettiğimde kollarında güvende hissetmemle yüzümü buruşturdum.

Saçma sapan bir şeyin içine düşmüştüm ve daha fazla dayanamıyordum.

Ne Karan'a ne de Hanzadelere dayanamıyordum.

Kollarımı ondan ayırıp ayaklandığımda kimseye bakmadan masadan kalktım ve içeriye doğru yürümeye başladım.

Gidecektim.

Gözyaşlarımı silerek yürürken dış kapıyı açıp kendimi dışarıya attığım an burnumu çekerek yürümeye başladım.

Korumaların bakışları eşliğinde kapıdan çıktığımda öylece yürüyordum.

Çalan telefonumu çantamdan çıkartmadan yürümeye devam ettim.

Telefonum durmadan çalıyordu.

Kaldırım kenarına oturup çantamı açarken annemin aradığını görüp hızla açtım.

"Anne."

"Yeni eve geç sakın buraya gelme." Sesi telaşlı çıkmıştı.

"Noldu.?"

"Baban ve o kızı magazine verdim."

Gözlerim kapandı.

"Hani bekleyecektin." Derken telefonuma bir kaç bildirim gelmişti. Sanırım annemlerin haberlerini paylaşıyorlardı.

"Eve geç orada konuşuruz...bilgisayarını ve tabletini alıyorum."

Onu bir kaç mırıltıyla onayladım.

"Bir saate gelirim haberlere bakma sadece beni bekle."

Ve kapatmıştık.

Ekrana bu seferde Eslem'in araması düşerken telefonu tekrar çantama atıp eve doğru yürümeye başladım.

Beni nelerin beklediğini bilmeden eve geçtim.

Bundan sonra her şey daha farklı olacaktı.

BÖLÜM SONU.

Bölümü nasıl buldunuz.??

Yavaş yavaş aksiyonlu bölümlere geçiyoruz. Diğer bölüm büyük sır ortaya çıkıyor hazır mısınız?

Sizce Alara'nın abisini Karan mı öldürdü.?

Alara, Hanzadelerle ne yapacak.?

Oy ve yorumlarınızı bekliyorum.

Sonraki bölümde görüşmek üzere.