16. bölüm · GÖZLERİM KAPALIYKEN

15.BÖLÜM

Buse Mina

KEYİFLİ OKUMALAR

______________________

"Az önceki gibi düzgün sarıl."

Kahkaha attığımda ona tüm gücümle sarıldım ve öptüm.

Çok mutluydum.

Mutluluğumun bir kaç gün sonra bozulacağını bilmeden Karan'a sımsıkı sarılarak kendimi uykunun kollarına bıraktım.

Göl evinden geldiğimizden beri Karan'ı görememiştim. Yani yaklaşık bir haftadır.

Yurt dışına gitmişti.

Şirket onsuz o kadar sıkıcıydı ki gitmek bile istemiyordum.

Bir haftada değişen bir şey olmamıştı. Eslem'e aramızda geçenleri ve sevgili olduğumuzu söylemiştim.

Karan benim sevgilimdi.

Sevgilim.

Onu düşünürken çalan telefonumla irkilip ekrana baktım ve o ismi görünce hemen açtım.

"Güzelim." Ses tonu..

"Karan, neden mesajıma dönmedin seni çok merak ettim.?" Sabah attığım mesaja dönmediği için öğlen arasına bile çıkmamıştım ve tek başıma ofiste oturuyordum.

"Telefonum kapalıydı açar açmaz seni aradım yavrum...n'apıyorsun.?"

"Ofisteyim programını ayarlıyordum. Sen?"

"Bu saatte neden ofistesin.? Yemeğe çıkmadın mı?"

Sesi sert gelmeye başlamıştı.

"Canım istemedi...sen yemek yedin mi.?"

Karan'ın asansörünün sesini duyduğumda kaşlarım çatıldı.

"Yemedim. Birlikte yiyelim mi.?" Ayağa kalktığımda amacım asansörden kimin geleceğine bakmaktı ama duyduklarımla heyecanlanmıştım.

"Geliyor musun.? Ne zaman geliyorsun akşam mı.? saat kaçta?...yani olur yeriz."

"Çok özledim." Dediğinde titrek bir nefes aldım.

"Ben de çok özledim."

Asansör bu katta durduğunda içinden Cemal ya da Sezen'i görmeyi bekledim ama kesinlikle onu görmeyi beklemiyordum.

Telefonu masaya bırakıp koştum.

Karan elinde telefonla kollarını açmış beni beklerken tüm gücümle kucağına atladım.

"Oh...mis kokulum." Dedi burnunu saçlarıma gömerken.

"Çok özlemişim." Diyordu boynumdan öperken.

Bense dudaklarımı birbirine bastırıp ağlamamaya çalışıyordum.

O kadar özlemiştim ki gözlerim dolu doluydu.

"Güzelim...sakın ağlayayım deme."

Yüzümü boynuna gömmüş sıkıca sarılıyordum.

"Ağlarsan yine giderim." Saçlarımı okşayarak öptü.

"Çok özledim." Boynunu bir kaç kere öpüp kokladım.

Kokusuna aşıktım.

Elinin birisi kalçamda diğeri de belimdeydi.

Bacaklarımı kalçasına iki yandan sarmıştım.

"Gel bakalım biraz seninle ilgileneyim." Odasına doğru yürümeye başladığında yüzünün her yerini öpüyordum.

Yüzündeki huzurlu gülümsesini görünce ona içim giderek baktım.

Fazla mı bağlanmıştım.?

Fazlasıyla.

Tehlikeli bir durum mu?

Fazlasıyla.

Karan kucağında benimle birlikte koltuğuna uzandığında yüzlerimiz çok yakındı.

"Çok özlemişim lan." Dedikten sonra yüzümü tutup omzuna bastırdığında sıkıca sarılıyordu.

Çenemden tutup dudaklarımızı birleştirdiğinde tutkuyla karşılık verdim. Ellerimi boynuna dolayıp kendimi ona iyice bastırmamla inlemişti.

"Rahat dur."

Öpüşürken gülümsedim.

Dili ağzımın içini talan ederken elleri rahat durmayıp kalçamı sıkıyordu. Ağzının içine doğru inlediğimde nefes nefese ayrıldım.

Yaklaşık yarım saat bu şekilde durduktan sonra kıpırdanmıştı.

"Hadi gidelim." Yanağımdan sertçe öpüp ayağa kalktığında üzerimi ve saçlarımı düzelttim.

Ellerimiz iç içe geçtiğinde ofis boş olduğu için rahattım.

Masamın yanından geçerken çantamı alıp tekrar yanımda dev gibi duran adamın koluna tutundum.

Asansörde kısa öpüşme molamızdan sonra annemle her zaman geldiğimiz restoranın önünde durmak bana da sürpriz olmuştu.

"Hadi güzelim."

İnecekken elini tuttum.

"Karan...başka bir yere gitsek." Kaşları çatıldığında tekrar konuştum.

"Yani burası çok şık üstüm de hiç uygun değil sahil kenarında bir yere gitsek...mesela köfte yesek."

"Sen her halinle çok güzelsin ve bugün burada yiyeceğiz." O inince yanaklarımı şişirip ofladım ve çantamdan gözlüğümü çıkartıp taktım.

Kapalı mekana girerken gözlük takmak..

Karan elimi tutup inmeme yardımcı olduktan sonra mekana geçmiştik.

Kapıda, geçen sefer gördüğüm kadın bizi karşılarken suratımı saçlarımla kapatmaya çalışıyordum.

"Hoş geldiniz Karan bey...masanızı hemen hazırlatıyorum."

Başımı yana çevirip yanından geçerken ilk etabı sorunsuz hallettiğim için sevinirken gelen kişiyle başımı biraz daha eğmeye çalıştım.

Karan benim bu hallerimi fark ediyor muydu hiçbir fikrim yoktu.

"Karan bey geleceğinizden haberimiz yoktu hoş geldiniz." Bu Melike hanımdı.

Karan onunla başıyla selamlaşmış olacak ki yürümeye devam ettik.

Melike hanımın kaçamak bakışları bazen beni bulurken hızla yan tarafa dönüyordum.

"Gel güzelim." Karan sandalyemi çekip oturmamı sağladığında ona gülümsedim ve mekana arkamı döndüğüm için sevindim.

"Ben her zamanki menüden alacağım...Kız arkadaşım karar verd.."

"Ben de senin menünden istiyorum." Eline dokunarak konuşmuştum.

"Tabii efendim...şarap olarak sizin şişenizi açtırıyorum." Karan başını salladığında sonunda baş başa kalabilmiştik.

Gözlüğü çıkartıp karşımdaki yakışıklı adama odaklandım.

"Beğendin mi?" Dedi gömleğinin yakasını düzeltirken.

"Hıhı çok güzelmiş." Yalandan etrafa bakınmıştım.

Karan yine dikkatli bir şekilde yüzümü inceliyordu.

"Akşam bana gidelim mi?" Dediğimde dudağının kenarı kıvrılmıştı.

"Aslında seni yemekten sonra direkt bana kaçıracaktım ama dediğin gibi olsun, sana geçeriz."

Gülümsedim.

"O zaman biraz alışveriş yapalım akşam sana yemek yapayım."

Başını salladı.

"Yaparız yavrum."

Çenesini tutup okşadığımda ona uzaktan öpücük attım.

İç çektiğinde yemeklerimiz gelmişti bile.

Önümde iki üç çeşit etli yemek varken tuhaf tuhaf karşımdaki adama bakıyordum.

"Neden hepsinin et ağırlıklı olduğunu söylemedin." Çatalımı alıp güveçten tattığımda o gülüyordu.

"Mızmızlanma da ye."

Ona çocukluktan bir kaç anımı anlatırken yemeklerimizi yemiştik.

Karan hesabı ödedikten sonra yine gözlüğümü takıp hızla arabaya binmiştim.

Evim olarak bildiği yere giderken yol üstünde gördüğüm markette durdurdum ve tarifte yazan şeyleri arabada not alarak indim.

Karan market arabasıyla arkamdan beni takip ederken ben neredeyse gördüğüm her şeyi alıyordum.

Abur cubur reyonuna geldiğimizde çikolata cips eklerken Karan bir kaç tanesine müdahale edip almama izin vermemişti.

Sebze kısmına geldiğimizde o hemen yanımdaydı.

Yan taraftaki poşetleri görüp bir tane elime aldım ve domates seçmeye başladım.

"Tamamdır bu kadar yeterli sanırım." Araba tıka basa dolmuştu.

"Et almadın." Dediğinde gözlerimi kocaman açarak hızla koluna girdim ve yürümeye başladık.

"Ay onu unuttum...en üste eklemiştim aslında ama.."

Gülerek saçımın üstünden öptü.

O kasaba alacaklarımızı söylerken ben de eksik var mı diye son kez listeyi kontrol ediyordum.

Göz ucuyla Karan'a baktığımda yine yakışıklı yüzüne bakakaldım.

Karan Beyoğlu benimle market alışverişi yapıyordu.

Kasaba nasıl kesmese gerektiğini işaret ederken gömleğinden taşmak için bekleyen kasları bana görsel şölen çıkartıyordu.

Onu başka gören var mı diye hızla etrafa bakındım.

Burada olmasa bile her gün bu adamı görüyorlar Alara.

İç çektim.

Onu eve kapatmam lazımdı.

"Etler tamam." Yanıma geldiğinde başımı sallayarak tekrar koluna girdim.

Aldıklarımızı kasadan geçirirken arada Karan'a bakıp bu anları aklıma kazıyordum.

İkimizde hayatımızda çok markete gelmiş gibi durmuyorduk ama iyi iş çıkartmıştık.

Çantamdan kartımı çıkartacağım an Karan hızlı bir şekilde ödemişti.

Bir şey demedim.

Bizim onun parasını yediğimizi düşünüyor olabilir mi?

Nereye gitsek her şeyi ona ödetiyordum ve belki böyle düşünebilir diye düşünüp duruyordum.

Onun parası ye ye bitmez ki Alara.

Kısa sürede eve geldiğimizde o duşa girerken ben elimi yüzümü yıkayıp hemen üzerime pijamalarımı giydim ve mutfağa geçtim.

Önce etleri soslayıp dolaba attım, sonra da pilava geçtim.

Tüm yemeklerin yanına mutlaka pilav yapıyordum çünkü Karan çok seviyordu.

Sıradaki yemek için patlıcanları soyarken belime sarılan ellerle bedenimi onun göğüsüne yasladım.

Elleri karnımda birleşmişken boynumu öpüyordu.

"Mis gibi kokuyor...bunları akşam yiyeceğiz değil mi?" Başımı sallayıp boynundan öptüm.

"Ben ne yapayım peki meleğim.?"

"Sen bana sarılı bir şekilde dur." İkimizde gülmüştük.

"İçeride biraz dinlenebilirsin aşkım." Dedim.

Bedeni kasıldığında öylece bana baktı.

Aşkım.

Aşkım demiştim.

"Şey ben sen benim aşkımsın diye yani hani biz sev.."

"Yerim lan seni...yerim." Boynumu sürekli ve sert bir şekilde öptüğünde gülüyordum.

"Aşkım diyen ağzını yerim senin...aşkım ha.? Beğendim bunu."

Beni yine güldürmüştü.

"O zaman sana hep aşkım diyeyim."

"Bana istediğin her şeyi de." Dedi ve alnımdan öptü.

"İçerideyim bir şey lazım olursa seslen güzelim."

"Tamam aşkım."

Kolundan öptüğümde gitmişti.

Ben yemekleri hallederken Karan'da bir kaç telefon görüşmesi yapmıştı ve yaklaşık yarım saattir sesi çıkmıyordu.

Fırını kapatıp kendimi duşa attıktan sonra bornozuma sarılıp odaya geçtim ama Karan burada yoktu.

Hızlı adımlarla salona geçtiğimde onun koltukta uyuduğunu görüp dudaklarımı büzdüm.

Üstünde sadece eşofmanı vardı.

Geçen sefer burada kaldığımızda bir kaç parça kıyafet getirdiği için şanslıydık.

Yanına gidip biraz onu izledikten sonra üstüne ince bir örtü örttüm ve ben de kendimi karşı taraftaki koltuğa attım.

Yüzüm Karan'ı görecek şekilde uzanırken onu izlerken gelen uykuya daha fazla direnemeyip gözlerimi kapattım.

Yüzümde hissettiğim dokunuşla kıpırdandım ama uykumu bölmedim.

"Alara...orman gözlü Alara."

Karan'ın sesini duyuyordum ama ne dediğini anlayamıyordum.

Bedenim havalandığında irkildim ama belimi okşayan ellerin kime ait olduğunu anlayınca kendimi ona bıraktım.

Sırtım yatakla buluştuktan sonra saçlarım da okşandı.

"Alara...tişört giydireceğim tamam mı güzelim?"

Bornoz üstümden çıktıktan bir kaç saniye sonra başımdan bir şey geçirilmişti.

Sırtım tekrar yatakla buluştuğunda boynumdaki dudaklarla gözlerimi hafifçe açtım ve aşık olduğum adamı gördüm.

"Karan."

"Uyu bir tanem, uykunu bölme."

Elimi yanağına koydum ve sakallarını okşadım.

"Yemek yapmıştım sana."

Dudağımdan sertçe öpüp çekildi.

"Ufak bir işim çıktı gidip hemen geri geleceğim evin başka anahtarı var mı.?"

Başımı iki yana salladığımda gözlerim yine kapandı.

Karan benim ona yaptığım gibi gözümün her yerini öperken huysuz bir şekilde mırıldandım.

"Anahtarı alıyorum güzelim...iki saate gelmiş olurum."

Yine mırıltıyla cevap verdim.

Üzerimi örttüğünde derin bir nefes verdi.

"Kapıyı kimseye açma tamam mı.?"

Cevap vermediğimde yanağıma dokunup beni yavaşça sarstı.

"Alara...ben gelene kadar kapı çalarsa açma. Duyuyor musun?"

Gözlerimi açtım.

"Nereye gidiyorsun.?" Hafifçe doğrulmaya çalıştım ama izin vermedi.

Hatta uykum açılmasın diye ışığı bile yakmamıştı.

"Cemal'le bir şeyler konuşmam lazım. Önemli olmasa gitmezdim...kapı kilitlenmeyince çok iyi durmuyor, benim de anahtarı almam lazım."

Son cümleyi kendine söylüyor gibiydi.

"Kilitle öyle git." Dedim uyku sersemi çatallı sesimle.

Karan yine derin bir nefes aldı ama kapanan gözlerimi görünce dudağımdan son kez öpüp yataktan çıktı ve beni tekrar uykunun kollarına bıraktı.

"Attığım konuma gel Cemal...siktirtme yolunu yordamını. Çıkamıyorum....geldiğinde haber ver aşağıya ineyim...kes lan zevzekliği piç."

Bir kaç dakika sonra yatağın diğer tarafı çöktüğünde bedenime sarılan kolları hissederek daha rahat uyumuştum.

Telefonumun sesiyle uyandığımda etrafa bakıp alarmı kapattım. Saat dokuza geliyordu.

Dokuz.

Karan.

Yemekler.

Yataktan kalktığımda üstümdeki tişörtü fark edip kaşlarımı çattım. Bunu giydirdiğini fark edemeyecek kadar mı uyumuştum.?

Dolabı açtığımda içindeki boşluğu görüp gözlerimi kocaman açtım.

Umarım Karan bu tişörtü dolabı açıp almamıştır. Burada hiç kıyafetim yoktu. Sadece iki üç tane eşofman ve pijama takımlarımı getirmiştim.

Eşofman ve iç çamaşırımı alıp hızla giyindiğimde kuruyup kabaran saçlarımı ev topuzu yaptım.

Telefonumu elime alıp Karan'ı arayacağım sırada salon camından onları görmüştüm.

Karan ve Cemal.

Arabanın kaputuna yaslanmış sigara içerek hararetli hararetli konuşuyorlardı.

Mutfak ve salonun ışığını açtığımda salona masa kurup yemekleri ısıtmak için Karan'ı bekledim.

Koltuğa oturup göz ucuyla tekrar onlara baktığımda Karan'ın elindeki dosyaya sinirle bakarak konuştuğunu görmüştüm.

Neden burada konuşuyorlardı ki.?

Cemal neden bu evin önüne gelmişti.?

Yarım saate yakın bir süre daha geçtiğinde dayanamayıp pencereyi açtım.

"Karan."

İkisinin de başı anında bana doğru dönmüştü.

Cemal'e baktığımda gülümseyip el salladım.

"Naber Cemal.?"

"İyilik sarı civciv, senden naber?"

"Benden de iyilik...izin verirsen sevgilimle yemek yemek istiyorum."

Cemal bu sözlerime gülüp elini Karan'ın omzuna koymuştu.

"İzin sizindir gidiyorum."

"Yemeği çok yaptım gelmek istersen geleb.."

"Size afiyet olsun benim gitmem gereken bir kaç yer daha var...kardeşim." Elini Karan'a uzatıp sarıldığında kulağına bir şeyler söylemiş olacak ki Karan başını sallayarak onu onayladı.

"Hadi görüşürüz yarın...görüşürüz balkon kuşu."

Elimi tekrar salladığımda arabasına binmişti.

Kornaya basarak mahalleden ayrıldığında Karan'da bana bakıyordu.

"Sarkma öyle geliyorum."

"Bekliyorum çabuk ol." Pencereyi kapattıktan sonra hemen dış kapıyı açtım ve onu beklemeye başladım.

Siyah tişört ve siyah eşofman giymişti.

Eşofmanı burada vardı ama üstünü nereden bulduğunu bilmiyordum.

Onu görünce olduğum yerde heyecanla zıplamam gülmesine sebep oldu.

"Hayatım." Diyerek daha eve girmeden boynuna atladığımda beni kucağına alarak ayakkabılarını çıkarttı ve kapıyı kapatarak, elindeki anahtarı tekrar takıp kilitledi.

Kokusunu içime çektim.

Yanımdan bir saniye ayrılınca bile böyle özlemem normal değildi bence.

"Uyanmasaydın keşke yavrum."

"Seni göremeyince gittin sandım." Dedim kucağından inip mutfağa geçerken.

Yemeklerin altını açtığımda arkamdaydı.

"Uyurken söyledim ama hatırlamıyorsun doğal olarak."

Yemekleri tabağa koyarken elleri yine belimden karnıma uzandı.

"Acil bir konu vardı. Cemal'in yanına gidecektim ama sonra üşendiğim için vazgeçip onu çağırdım."

Kaşlarımı çatarak omzumun üstünden ona baktım.

"Sen ve üşenmek?"

Başını boynuma gömerek evet dedi.

"Bunları masaya götürmek için üşenmezsin değil mi aşkım.?"

Hemen tabakları elimden aldı ve içeriye gitti.

Fırındaki yemeği çıkartıp onu da tabağa koyduğumda Karan'ı beklerken yaptığım salatayı da kaseledim.

Karan artık bana sormadan tezgaha koyduğum tabakları götürüyordu.

Çatal kaşıkları da alıp içeriye geçtiğimde sehpanın üstündeki laptopunu açık bırakarak masaya geçmişti.

"Eline sağlık güzelim...çok açım." Göz kırpıp etten bir parça ağzına attığında yanaklarım yandı.

O bana sapıkça bir ima mı yapmıştı yoksa ben mi fesat anlamıştım.?

Karan'a gözlerimi kısarak bakarken yerime geçtiğimde onunda gözleri benim üstümdeydi.

"Afiyet olsun tosunuma."

Karan ağzındaki yemeği çiğnemeyi bırakıp bana baktığında elimle ağzımı kapatıp kahkaha attım.

Onunla uğraşmaya ve yüzündeki şu ifadeyi görmeye bayılıyordum.

"Dikkat et tosunun seni yemesin."

Omzumu silkerek yemeğimden bir kaşık aldım.

"Yesin."

Ben de tıpkı onun gibi imalı bir şekilde göz kırptığımda yine gözlerini kısarak baktı ve tek kaşını kaldırdı.

"Yesin bence de."

"Yemekten sonra film izleyelim mi.?" Dedim heyecanlı sesimle.

Başını sallayarak beni onayladı ve ağzına bir kaşık daha yemek attı.

Çatalımı bırakıp elimi çeneme koydum ve karşımdaki manzarayı izledim.

Hala şaka gibi geliyordu.

Karan Beyoğlu ve ben sevgiliydik.

O benimdi.

İçimdeki suçluluk duygusu beni sürekli geri çekse de ona fena halde tutulmuştum.

"Lara." Karan kolumu tuttuğunda sanki rüyadan uyanmışım gibi irkildim.

"İki kere seslendim..bir sorun mu var.?"

Telaşlanmaması için gülümseyerek elini tuttum.

"Öyle düşünüyordum, dalmışım sorun yok canım."

İnanmamış gibi bakmıştı.

"Her şey harika olmuştu. Sen bana kilo aldırmaya mı çalışıyorsun.?"

Başımı hızlı hızlı salladım.

"Bunu anlamaman lazımdı."

Yemeğimiz bittiğinde güzel romantik bir film açıp kanepeye uzanmıştık.

Yani Karan uzanmış ben de onun üstüne uzanmıştım.

Gözlerim kapanırken Karan hala parmaklarıyla saçlarımı okşuyordu.

"Uyuyor musun.?" Sessiz sorusuyla başımı sallamam onu güldürdü.

Derin bir nefes verdikten sonra beni iyice kendine yaklaştırıp karnımdan sarıldı.

Onun kolları arasında huzurlu bir şekilde uyuduğun son geceler olduğunu nereden bileceksin ki.

Sabah uyandığımda yanımda Karan yoktu ama kahvaltı hazırlayıp not yazmıştı.

Erkenden eve gittiğini, kapıyı kilitleyip anahtarı alttan tekrar eve attığını ve beni sevdiğini yazmıştı.

Ha bir de kahvaltımı güzelce yapmamı söylüyordu.

Kahvaltımı yapıp etrafı topladıktan sonra hızlı bir şekilde eve geçip hazırlandım.

Şirket bugün o kadar hareketliydi ki herkes bir yerlere koşturuyordu.

Karan'a mesaj atıp geldiğimi söyledikten sonra her zaman ki gibi masama geçip günlük programını çıkarttım.

Asansörünün ışığı yandığında istemsizce saçımı düzeltip hızla mutfağa geçtim ve filtre kahvesini yaptım.

"Lara...Karan beyin yanına mı gidiyorsun.?" Nazlı'ya başımı salladığımda gözüm buraya doğru gelen arkadaşıma takıldı. Eslem'e.

"Bugün ekstra sinirli Allah yardımcın olsun tatlım." Demişti Nazlı.

"Kahvesini içsin düzelir." Dedim Eslem'in asık suratını incelerken.

"Kahve tarlası alsa dahi düzelmez o derece sinirliydi diyorum...Samet beye bile bağırdı işte düşün durumu."

Ne olmuştu ki.?

Dün gece iyiydi.

Muhtemelen sabah canını sıkan şeyler olmuştu.

"Odasında kimler var.?"

"Sezgi hanım, Cemal bey, Samet bey."

Başımı sallarken Eslem'de yanımıza gelmişti.

"Eslem...neyin var, ne bu halin.?"

"Odama geçelim mi.?" Dediğinde hemen koluna girdim ve Nazlı'ya Karan'ın kahvesini verip odaya geldik.

"Anlat, n'oldu.?"

Masaya oturup elini tuttuğumda dudakları titredi.

"Sabah o kadın geldi yine abuk subuk konuştu." Suyunu içerken elleri titriyordu.

"Biliyor musun bizi bırakıp gittikten sonra kendini çok özgür hissetmiş...ha bir de ne öğrendik biliyor musun.?" Alayla konuşup gülüyordu ama gözünden bir damla yaş aktı.

"Çocuğu varmış Lara. Bizi terk edip giden kadının çocuğu varmış." Ayağa kalkıp eliyle yüzünü kapattığında benimde gözlerim dolmuştu.

"Eslem ben.." Ne diyeceğimi bilemedim.

"Madem çocuğa bu kadar meraklısın neden bizi bıraktın ki? Yani iki küçük çocuğun sana ne gibi bir zararı olabilir?...aklım almıyor bu yaşadıklarımızı." Tekrar koltuğuna oturdu.

"Kahvaltı yaparken geldi evi dağıttı gitti. Tam o sıra abim geldi ortalık daha da karıştı." Derin bir iç çekti.

"Derdi ne? Neden sürekli geliyor?" Dedim çatallı sesimle.

Bu işe el atmam lazımdı.

"Para istiyor." Sesli bir şekilde güldü. "Peşimizi bırakmak için aldığı para bitmiş, bir daha bırakmamızı istiyorsa elli milyon dolar vermemiz lazımmış."

Bu kadın canımı iyice sıkmaya başlamıştı.

"Lara...abim belli etmese de üzülüyor. Gözlerindeki o hayalkırıklığını gördüm. O kadın ne zaman gelse öyle bir bakıyor ki...onun yanında olur musun? Seni gerçekten sevip değer veriyor, belki biraz kafası dağılır."

Başımı salladım.

"Karan ben de merak etme...sen kendini düşün Eslem, çıkışta bir yerlere gidelim mi? Abini de alırız sonra belki te.."

Başını olumsuz anlamda salladığında ısrar etmedim.

"Ben biraz yalnız kalsam iyi olacak."

Anlayışla başımı sallayıp ona sıkıca sarıldım.

"Ne zaman istersen ben buradayım tamam mı? Telefonum 7/24 açık."

"İyi ki varsın Lara."

"Sen de iyi ki varsın Eslem...iyi ki varsınız."

Odadan çıkıp çalışma alanlarına doğru geçtiğimde bana seslenen adamla arkamı döndüm.

Yavuz beydi.

Melike şeytanının yerine gelen kişi.

"Buyrun Yavuz bey." Dediğimde o beni baştan aşağıya çekinmeden süzüp gülümsedi.

"Son iki yıldaki çalışma dosyalarını odama getirir misin.?"

Ona bakmadan başımı salladığımda yanından geçmek için adım atmıştım ki kolumu tuttu.

Kaşlarım çatıldı.

"Gelirken iki tane de kahve getir." Ve cevap vermeme izin vermeden gitmişti.

Bu adamın bakışlarından geldiği gün hiç haz etmemiştim ama şu an emin olmuştum ki başıma iş açacaktı.

Karan'ı görmek için odasının önüne gelip kapıyı çaldığımda ses gelmeyince açıp içeriye kafamı uzattım.

Yoktu.

Yanımdan geçen çocuğu durdurup hemen sordum.

"Karan bey nerede.?"

"Onlar üst düzey yöneticilerle toplantı odasına geçtiler." Kaşlarım çatıldı.

Programında böyle bir toplantı yoktu. Sanırım acil gelişmişti.

"Asistan.?"

"Mehmet beyi bile almadılar sanırım özel bir toplantı." Anladım der gibi başımı salladığımda gitmişti.

Yavuz beyin istediği dosyalar için arşive geçerken aklım sürekli Karan'daydı.

Ona sımsıkı sarılıp tüm üzüntülerini almak istiyordum.

Ha bir de o kadını mahvetmek.

Yavuz beyin dediği dosyaları bilgisayarına gönderdikten sonra kayıtlı olmayan iki dosyayı alıp odasına geçtim.

"İstediğiniz dosyalar." Elimdekileri masasına bırakırken ayağa kalkmıştı.

"Kahvelerimiz nerede? Sen otur ben söyleyeyim şimdi."

"Gerek yok Yavuz bey, iyi çalışmalar size." Gideceğim sırada kolumu yine tutmuştu.

"Otur lütfen biraz sohbet edip birbirimizi tanırız."

Dişlerimi sıktım.

"Gerek yok dedim anlamıyor musun?" Sesim yükseldiğinde bu onu güldürdü.

"Beyi kaldırdık demek." Eli yüzüme doğru giderken kendimi geriye atıp kurtulmaya çalıştım.

"Elimi bırak yoksa seni mah.."

Sözümü kesen şey belimi tutup beni kendine çekmesi oldu.

"Bırak şu nazı sadece biraz eğlenelim bu ofis fazla sıkıcı."

Kolları arasında çırpınıp kapıya doğru atıldığımda daha sıkı tuttu.

"BIRAK!"

Çığlık atarcasına bağırmamla panikleyip ağzımı kapattı.

Nefes nefese ve korkuyla ne yapacağımı düşünüyordum.

Saçlarımı çektiğinde acıdan gözlerim doldu.

"Sakinleş bırakacağım...başımı derde sokma." Eli hala ağzımı kapatırken ben titriyordum.

Dizine vurduğumda bir anlık elleri gevşedi ve ben kolları arasından hışımla çıkıp kapıya doğru koştum.

Titreyen ellerimden dolayı iki kere açamadım ama üçüncüde başarmıştım.

Nefes nefese çıktığımda elimi hızlı atan kalbime koyup yürümeye başladım.

Ağlamalarımın ardından kesik kesik nefes alıyordum.

"Lara n'oldu?"

"Lara?"

Kimseye bakıp cevap veremedim.

Merdiven boşluğunun kapısını açıp yere çöktüm ve dizlerimi kendime çekerek daha sesli ağlamaya başladım.

Bunu yaptıktan saniyeler sonra kapı son hızda açılınca korkuyla sıçradım ve korku dolu bir ses çıkarttım.

Gelen kişiyi gördüğümde ağlamam daha sesli bir hal aldı.

Gelmişti.

En ihtiyacım olan kişi gelmişti.

Eslem.

"N'oldu!" Dizlerini kırarak yanıma oturduğunda kollarımı ona sarılmak için uzattım ama ellerimi tuttu.

Yüzümü elleri arasına alarak ona bakmamı sağladı.

Gözlerinde gördüğüm şeyle korkmuştum. Öfke, sinir.

"Anlat delirtme beni...hadi!"

"Eslem."

"N'oldu Lara.? Yavuz mu bir şey yaptı? Neden odadan öyle çıktın anlat."

"Beni zorla tuttu...eğlenelim biraz dedi gitmek istedim izin vermedi kolum...kolumu tuttu bırakmadı Eslem."

Hıçkırdığımda bana sıkıca sarıldı.

"Öldüreceğim o piçi."

"Ödüm koptu.!" Diyerek daha sesli ağladım kendimi durduramıyordum.

"Tamam geçti bir şey yok...buradasın bir şey yok ağlama."

Yaklaşık on on beş dakika sonra biraz sakinleşmiştim.

"Abime söyleyelim gebertsin onu."

Başımı hayır anlamında salladım.

"Karan bilmesin Eslem...şu an kafası dolu bir de bunu öğrenmesin."

"Saçmalama Lara eğer öğrenirse söylemedik diye bizi mahveder."

İç çektim.

"Bugün söylemeyelim tamam mı? Ben ona bir kaç gün sonra söylerim."

Zorda olsa kabul ettirmiştim.

"Samet seni odadan ağlayarak çıkarken gördü. Benimle gelecekken durdurdum...abime söylemiş olabilir."

Sıkıntıyla oflayıp ayağa kalktım.

Birlikte yürürken kattaki bazı kişilerin gözleri üzerimizdeydi.

Lavaboya geçip saçımı ve yüzümü düzelttikten sonra tamamdım.

Bugün Karan'ı bir türlü görememiştim ve bir an önce görmek istiyordum.

"İstersen odamda bir şeyler içelim ne dersin.?"

Kolunu tutup gülümsedim.

"Çok teşekkür ederim Eslem...seni çok seviyorum biliyorsun değil mi?"

Bir anda kollarını bana dolayınca ben de ona sımsıkı sarıldım.

"Ben de seni çok çok çok seviyorum Lara."

Her şeyi söylemek istiyordum. Oturup Eslem'e her şeyi anlatmak ve ne bok yiyeceğim hakkında akıl almak istiyordum.

"Lara, Karan bey seni arıyordu bilgin olsun." Yanımızdan geçen bir kız seslendiğinde Eslem'le ayrıldık.

"Sen abimle ilgilen öğlen arası yine haberleşiriz aşkım."

Öpücük atıp gittiğinde ben de Karan'ın odasına doğru yürümeye başlamıştım.

Kapısını tıklatıp içeri girdiğimde sonunda onu tek yakalayabildim diye sevinirken, koltuklarda oturan adamla yerimde dikleştim.

Asım bey buradaydı.

"Asım bey...hoş geldiniz."

"Hoş bulduk, nasılsın?" Göz ucuyla Karan'a bakıp cevap verdim.

"Teşekkür ederim iyiyim, siz nasılsınız?"

Burukça gülümsedi.

"Her zamanki gibi küçük hanım. Akşam ailecek yemek yiyeceğiz Karan'da bizimle olacak, sen de gelmek ister misin.?"

"Akşam annemin yanında olmam lazım kusura bakmayın." Yüzünde yine o buruk ifade oluştu.

Karan'a bakıp derin bir nefes verdikten sonra ayağa kalktı.

"Ben gideyim artık akşam görüşürüz." Bana döndüğünde hafifçe gülümsedim.

"Görüşmek üzere küçük hanım."

"İyi günler Asım bey."

Gerçek babana Asım bey diyorsun Alara.

Gözleri son kez üstümde dolandı ve çıktı.

Karan koltuğundan kalkıp bana doğru büyük adımlarla gelirken kollarımı açmış onu bekliyordum.

Belimden tutup kucağına aldığında bacaklarımı kalçasına sarıp sımsıkı sarıldım.

"Onlarla konuşman lazım biliyorsun değil mi?"

Kasıldım.

Bu konuyu onunla konuşmak istemiyordum çünkü korkuyordum. Benim kim olduğumu ve oynadığım aptal oyunu öğrenip gitmesinden deli gibi korkuyordum.

"Bu konuyu şu an konuşmasak olur mu?" Dediğimde diretmedi.

"Sen iyi misin? Eslem olanları anlattı biraz...ann."

"O kadın hakkında konuşmak istemiyorum." Birbirimize anlatıp rahatlamamız gereken konulardan kaçıyorduk.

Aslında konulardan değil de birbirimizden kaçtığımızı bir kaç saat sonra acı bir şekilde anlayacaktım.

"Akşam bana geçelim."

"Asım beylerle yemek yemeyecek misin.?"

Boynumdan koklayarak öptü.

"Çok kısa kalırım önce birlikte eve geçeriz sonra ben bir iki saate dönerim."

Başımı salladım.

Her gün onunla uyumaya alışıyordum.

"Ağladın mı sen.?" Yüzüme dikkatle baktığında aksine inandırmak için gözlerimi hiç kaçırmadan cevapladım.

"Niye ağlayayım Karan."

"Ağlamışsın Lara." Dedi sert bir ses tonuyla.

"Ağlamadım...sadece Eslem'le konuşurken biraz gözlerim doldu."

İkna olmamıştı.

"Yalandan nefret ederim."

Yalandan nefret ederim.

Bu cümlesi kafamda yankılanıp durdu.

Gözlerimi kaçırarak kucağından inmek istediğimde izin vermedi.

"Niye ağladın.?"

"Annemle biraz tartıştık sinirlerim bozuldu."

Dişlerini sıktı.

"Akşam detaylı konuşuruz olur mu?"

Beni kucağından indirdiğinde kollarına tutundum.

"Önemli bir şey yok gerçekten sinirlerim bozuldu, Eslem'de bir şeyler anlatınca kendimi tutamadım."

"Ağlamandan nefret ediyorum."

Başımı göğüsüne yaslayıp sıkıca sarıldım.

"Akşam geldiğinde konuşalım olur mu?" Deli gibi korksam da ona her şeyi anlatacaktım.

Ne olabilirdi ki? Beni seviyor ve eminim anlayacaktır.

Hem abimle arkadaşlarmış...bana kıyamazdı.

Karan'ın yanından ayrıldıktan sonra çıkış saatine kadar dalgındım.

Rutin işleri yapıp masama geçtiğimde herkesin çıktığını görünce ben de toparlandım.

Karan ortalıkta görünmediği için aradım ama açmadı.

Şirkette değildi.

Eve birlikte gidecektik ama sanırım işi çıkmıştı.

Telefonuma mesaj geldiğinde hızla okudum.

Karan: Güzelim ufak bir işim çıktı sen direkt eve geç ben geleceğim.

Siz: Tamam aşkım

Siz: Dikkat et kendine

Siz: Öptüm bir sürü 💋

Taksiye atlayıp Karan'a geçeceğim sırada annem aramıştı.

"Efendim anne.?"

"Lidya...ne zaman geleceksin.?"

Hafifçe başıma vurdum.

Bugün eve gelmemi söylemişti ama unutup Karan'la plan yapmıştım.

"Anne geleceğim demiştim ama Karan'a söz verdim ya çok özür dilerim."

Hafifçe güldü.

"Bakıyorum da aranız iyi."

Başımı sallayıp heyecanla konuştum.

"İlk defa aşık oldum." Birlikte güldüğümüzde utanmıştım.

"Karan'a her şeyi anlat Lidya. Anlat ki bir yerden öğrenip aranızdaki bu sevgiyi mahvetmesin."

Kalbim yine sızladı.

"Anlatacağım, anlatacağım ama çok korkuyorum. İnanmazsa...telafisi olmayan onca yaptığım şey. Offf."

"Seni seviyor, anlayacaktır merak etme...sadece artık kim olduğunu saklama."

Doğru söylüyordu ama korkuyordum.

"Halledeceğim." Dediğimde kısa süre sonra vedalaşıp kapatmıştık.

Telefonum tekrar çaldığında yine annemin aradığını görüp hemen açtım.

"Anne."

"Seni başka bir şey için aramıştım aslında."

"Bir şey mi oldu.?" Dedim merakla.

"Tarihe bakmadın mı.? Aslında gece yarısı kutlamak istemiştim ama madem eve gelmiyorsun şimdi kutlayayım. Doğum günün kutlu olsun Lidya."

Tarihe baktım.

26 Ağustos.

Yarın doğum günümdü ve sadece bir kaç saat kalmıştı.

"Anne." Dedim gözlerim anında dolarken.

"İyi ki doğmuşsun...iyi ki benimle büyümüşsün Lidya."

Yüzüme hava yaptım. Ağlamak istemiyordum.

"İyi ki varsın anne, seni seviyorum."

"Çok göstermesem de ben de seni çok seviyorum." Biliyordum.

Burnumu çektiğimde annem hızla konuştu.

"Tamam Lidya sen ağlamaya başlamadan önce kapatıyorum. Hediyen evde seni bekliyor geldiğinde açarsın." Ve kapatmıştı.

Yarın doğum günümdü.

27 Ağustos.

Nasıl aklımdan çıkmıştı.

Gerçi artık sadece aile arasında çok ufak bir kutlama yapıyorduk. Geçen sene de öyle olmuştu.

Normalde doğum günlerim sürekli hüzünlü geçerdi, hatta bugünün gelmesinden hep çekinirdim ama bu sene farklı olacaktı.

Artık Karan vardı ve mutsuz geçme ihtimali yoktu.

Kısa sürede onun büyük ve oldukça güzel olan evine geldiğimde çalışanlardan birisi kapıyı açmıştı.

Yorgun olduğum için Karan gelene kadar yatak odasına çıkıp üstüme onun tişörtlerinden birini geçirdikten sonra uzandım.

Telefonuma dalmışken açılan kapıyla gülümseyerek yatağın üstüne çıkıp onun olduğu tarafa doğru atladım ve kucağındaydım.

"Hoş geldin aşkım."

Boynunu öptüğümde elleri kalçalarıma doğru indi.

"Özlemişim." Diyerek dudaklarıma saldırdığında ona aynı şekilde karşılık veriyordum.

Kravatını çıkartıp bir yere attıktan sonra gömleğinin düğmelerini açmaya başlamıştım. Karan bana yardım ederek gömleğini çıkartıp attığında benim üstümdekileri de hızlı bir şekilde çıkartmıştı.

Sırtım yatakla buluştuğunda çıplaktım.

Karan'ı ensesinden tutup kendime çekerken dudaklarını sömürüyordum.

Onun öpüşleri her zamanki gibi göğüslerime indiğinde tutkuyla inledim.

"Karan."

Dudaklarımız tekrar buluştuğunda o üstünde kalan tek parçayı da çıkartıp atmıştı.

Parmakları beni çıldırtma derecesine gelirken sonunda rahatlamıştım ama tabii ki bununla bitmemişti.

Doğum günüme, yeni yaşıma Karan'la sevişerek girmiştim.

Saat 00.00 olduğunda burukça gülümsedim.

Dünyanın en mutlu insanıydım ve ilk defa bir doğum günüme güzel girmiştim.

Karan kendini yanıma atıp karnımdan tutarak beni kendine çektiğinde boynumu öpüyordu.

"Duşa girmem lazım." Dediğimde beni kucağına alarak anında banyoya geçti.

"Ya ben neden tek başıma duş alamıyorum." Gülüşlerimin arasında konuşmuştum.

"Ben varken tek başına duşa giremezsin yavrum." Onun da sesi keyifli çıkmıştı.

Çalan telefonunun sesi buraya kadar gelirken çok umursamadı ama üç kere üst üste çalınca çıkmak zorunda kaldı.

Ben de ondan beş dakika sonra bornoza sarılıp çıktığımda hâlâ telefonda olduğunu görüp giyinme odasına geçtim.

Boxerlarından birini giyip üzerime neredeyse dizlerime gelen tişörtünü geçirdiğimde saçlarımın suyunu alarak odaya geri döndüm.

Hâlâ telefondaydı ve karşı tarafta konuşan kişiyi dinliyordu.

Benim odaya girdiğimi anlayıp arkasını döndüğünde göz göze gelince hemen gülümsedim ama o gülmedi.

"Tamam Cemal konuşuruz yine. Halledeceğim."

Ve kapatmıştı.

Üstü çıplakken altında gri eşofmanı vardı.

"Neden aramış bu saatte.?" Diyerek yanına giderken o burun kemerini sıkıp derin bir nefes verdi.

"Sana bir hediyem var."

Şaşkınlıkla ona baktım.

Gergin bir şekilde gülümsedim.

"Neden...yani ne hediyesi." Kaşları çatıldığında yine yüzümün her yerini incelemişti.

"Bekle burada." Giyinme odasına gittiğinde hediyeyi önceden aldığını anlamıştım çünkü bugün o odaya hiç gitmemişti.

Elinde bir kutuyla geldiğinde heyecanla ona bakıyordum.

"Aç hadi." Elimdeki havluyu yatağa bırakıp kutuyu aldığımda açmadan önce kollarımı boynuna doladım.

"Teşekkür ederim." Sanki hissetmiş gibi hediye almıştı.

Kutudan çıkan kolyeyle gözlerim hayranlıkla parladı ve ona tekrar sarıldım.

"Çok güzel teşekkür ederim Karan."

Dudağının kenarı kıvrıldığında ensemden tutup dudaklarımızı birleştirdi ve içi gider gibi öpüp geri çekildi.

"Takayım mı.?"

Kolyeyi eline verip arkamı döndükten sonra saçlarımı da tutup kaldırdım.

Karan kolyeyi boynumdan geçirdiğinde diğer elimle ucunu tuttum. Çok güzeldi.

Taktıktan sonra ıslak saçlarımı indirip ellerini karnımda birleştirdi ve hala arkamdan sarılırken boynumu öptü.

Oradan yanağıma ve kulağımın yanına geldiğinde kurduğu cümle yerimde mıh gibi kalmamı sağladı.

"İyi ki doğdun Alara Lidya Kutluhan."

BÖLÜM SONU

Sonraki bölümde olaylar kopuyor kaosa hazır mısınız.??

Sizce Karan başından beri biliyor muydu yoksa sonradan mı öğrendi.?

Sınır koymak istemiyorum ama yeterli etkileşimi alamıyorum o yüzden sonraki bölüm için sınır; 100 oy 100 yorum olsun.

Sonraki bölümde görüşürüz.