14. bölüm · GÖZLERİM KAPALIYKEN

13. BÖLÜM

Buse Mina

KEYİFLİ OKUMALAR

"Bir saate gelirim haberlere bakma sadece beni bekle."

Ve kapatmıştık.

Ekrana bu seferde Eslem'in araması düşerken telefonu tekrar çantama atıp eve doğru yürümeye başladım.

Beni nelerin beklediğini bilmeden eve geçtim.

Bundan sonra her şey daha farklı olacaktı.

@GAZETEMAGAZİN
IŞIL KUTLUHAN KOCASININ KENDİSİNİ ASİSTANI İLE ALDATILDIĞINI AÇIKLADI.
HEPİMİZİN TANIDIĞI KUTLUHAN ÇİFTİNİ İHANET RESMEN YIKTI. BİR SÜREDİR ALDATILDIĞI DEDİKODULARIYLA GÜNDEM OLAN IŞIL KUTLUHAN TÜM BELGELERİ BASINA GÖNDERİP ALDATILDIĞINI ONAYLADI. KAYA KUTLUHANIN KENDİSİNİ UZUN ZAMANDIR ALDATTIĞINI VE BOŞANMA DAVASININ AÇILDIĞINI DA YAKIN ÇEVRESİNE SÖYLÜYORMUŞ. IŞIL HANIM BASINA KAYA BEYİN KENDİSİNİ ASİSTANI İLE ALDATTIĞINI BİLGİSİNİ DE VERMİŞ. BEN SİZE BURALAR KARIŞACAK DEMİŞTİM :)
BU OLAY BU KADARLA SINIRLI KALMAZ GELİŞMELER İÇİN TAKİBE ALIN.

345.977 beğenme 24.859 yorum

@instagramkulllanıcısı: OE
@instagramkulllanıcısı: Ay inanmıyorum doğruymuş.
@instagramkulllanıcısı: Ohaaa
@instagramkulllanıcısı: Benim asıl şaşırdığım bunca zaman nasıl ortaya çıkmadığıydı.
@instagramkulllanıcısı: Kaya Kutluhan bundan sonra bitmiştir.
@instagramkulllanıcısı: Işıl sen tam bir kraliçesin kızım.
@instagramkulllanıcısı: Kadın oğlunun acısını çekerken adam onu aldatıyormuş şaşırdık mı.?
@instagramkulllanıcısı: Yüklü biz tazminat geliyor hazırlan @kayakutluhan
@instagramkulllanıcısı: Şu erkeklerin aptallıkları..
@instagramkulllanıcısı: Böyle bir karın var neden aldatırsın mesela.
@instagramkulllanıcısı: İyi olmuş bu kadına.
@instagramkulllanıcısı: Rekor bir tazminat davası açacak şimdiden yerimizi alalım.
@instagramkulllanıcısı: Önümüzden yürü Kraliçe.
@instagramkulllanıcısı: Bir de medyaya kendisi servis etmişşşş ahahahha

Tüm haberlerde bu konu konuşuluyordu.

Abimler sürekli arıyorlardı ama açmıyordum. Televizyonda bile son dakika haberi olarak annemle babam vardı.

Rezil olmuştuk.

Babam ailemizi rezil etmişti. Oğulları da aynı şekilde.

Annem bir kaç işinin olduğunu söyleyip telefonlarımı açmamaya başladığında yeni çıkan haberlere baktım.

@GAZETEMAGAZİN
İHANET BELGELERİ.
KAYA KUTLUHANIN EŞİNİ ALDATTIĞI FOTOĞRAFLAR BASINA DÜŞTÜ. IŞIL HANIM BU GÖRÜNTÜLERLE KAYA BEYİ MAHKEMEDE EPEY ZORLAYACAK GİBİ DURUYOR. EŞİNİ ALDATTIĞI ASİSTANI MELEK ERBAŞIN, KIZI LİDYA KUTLUHANDAN KÜÇÜK OLDUĞU BİLDİRİLDİ.
DAVA SÜRECİNİ ÇOK MERAK EDİYORUM. BİR BUÇUK YILDIR OĞLUNUN YASINI TUTTUĞU İÇİN KÖŞESİNE ÇEKİLEN IŞIL KUTLUHAN SAHALARA SKANDAL BİR HABERLE DÖNÜŞ YAPTI.

432.953 beğenme. 54.962 yorum

@instagramkulllanıcısı: rezillik gerçekten.
@instagramkulllanıcısı: Böyle şatafatlı hayatlara özenen kızlarımız ders alsın hiçbir şey gerçek değil.
@instagramkulllanıcısı: Kadına üzüldüm şu fotoğraflara bak.
@instagramkulllanıcısı: Skandalll
@instagramkulllanıcısı: Bir de görüntüleri kendisi vermiş gerçek bir diva.
@instagramkulllanıcısı: Bize bir yıllık olay çıktı süper süper.
@instagramkulllanıcısı: Kadın ortalıkta yokken bile her gün konuşuluyordu şu an iki yıllık magazine damgasını vurdu.
@instagramkulllanıcısı: Kadın medyaya yön veriyor aq
@instagramkulllanıcısı: Ay şokum
@instagramkulllanıcısı: Bebek gibi karın dururken bu kadın mı cidden kanka.?

Gördüğüm haberlerle evde sağa sola tur atarken annemi daha fazla beklemeyerek eşyalarımın hepsini almak için eski eve geçtim.

Dışarıdaki korumalar bile yoktu.

Sessiz bir şekilde eve girdiğimde ortada kimsenin olmamasıyla kimseye görünmeden odama çıktım.

Dolaptan valizimi alıp eşyalarımı içine atarken neredeyse her şeyi bitirmiştim.

Valizi kapatıp yatağıma oturduğumda odama son kez baktım..çok fazla anım vardı bu evde ve odada.

Derin bir nefes alıp ayağa kalkacağım sırada duyduğum seslerle kıpırdamadım. Abimler eve gelmişti.

Uzaklaştıklarında valizi alıp yavaşça kapıyı açtım ve merdivenlere doğru yürümeye başladım ama duyduğum seslerle sopa yutmuş gibi durmuştum.

"Karan belamızı sikecek biliyorsun değil mi.? Bu sefer o piçe karşı yenileceğiz." Miraç abim sıkıntıyla konuşmuştu.

"Alara'ya aşık olmadı mı hala o piç kurusu.?" Tahir abimin söylediklerini duyduğumda kalbim hızla atmaya başladı.

"Alara bir bok becerebilir mi sence.?"

"Yiğit'in katili diye Alara'yı üstüne saldık ama olmadı...doğruları söyleseydik belki bizimki biraz daha yakın davranıp Karan'ı kendine aşık edebilirdi." Tahir abimdi bu sözlerin sahibi.

"Yiğit'i aslında Karan'ın öldürmediğini mi söyleyelim abi...bu seferde Alara bizi öldürür."

Yutkunamadım.

Karan'ın öldürmediğini..

Karan abimi öldürmedi. Kalbim yerinden çıkacaktı sanki.

"Hiçbir şey yapamaz o geri zekalı...annemle onun sadece Melek gibilere gücü yeter bize bulaşamazlar."

Vücudum sopa yutmuş gibiydi...kal gelmiş gibi kıpırdayamıyordum.

Bir süre sessizlik olduktan sonra Miraç abim tekrar bunu bozdu.

"Keşke Karan bizimkine aşık olsaydı o zaman tüm planları uygulardık ama Alara becerememiş, adam hala mekanlarda geziyor."

Planları bu muydu.? Beni Karan üzerinden kullanacaklar mıydı.?

"Başımıza bir de Poyraz çıktı amına koyayım...bu aralar dikkatli ol, Hanzadelerden uzak dur Miraç. Asıl olay onlar Alara'yı öğrendikten sonra kopacak."

"Karan ve Poyraz'ın planı var biliyorsun değil mi.?" Diyordu Miraç abim.

Bir elim valizimde diğer elim merdivenin köşesindeyken adım sesleri duyduğumda yaşlı gözlerimi silerek tekrar odama girdim.

"Alara'nın ağzını arayalım kaç aydır onun yanında illa bir şeyler öğrenmiştir...geldiğinde Melek haksız falan de babamları kötüle."

Tahir abim ona başını sallayarak cevap vermiş olacak ki ses gelmemişti.

Adım sesleri uzaklaştığında koridoru kontrol edip titreyen ellerimle valizimi orada bıraktım ve hızla evden çıktım.

Karan suçsuzdu.

Karan abimi öldürmemişti.

Arabama bindiğimde evden biraz uzaklaşıp durdum.

Suçsuzdu.

Suçsuz.

Hıçkırarak ağlamaya başladığımda kendimi daha fazla tutamıyordum. Her şeyi boşa yapmıştım. Boşuna o kadar şey yapıp canlarını yakmıştım. Suçsuzdu.

Hiçbirinin suçu yoktu.

Karan katil değildi.

Ağlamalarım sesli bir hal aldığında telefonumu çıkartıp annemi aradım.

"Neredesin kaç saattir.? Evden ayrılma dedim Lidya.!"

"Anne." Diyerek hıçkırdığımda o telaşla bir şeyler söylüyordu ama dinlemeden konuştum.

"Anne, Karan...Karan suçsuzmuş." Tekrar hıçkırdım.

"Abimi Karan öldürmemiş." Ben ağlarken annemden ses çıkmıyordu.

"Karan katil değilmiş...o değilmiş anne." Sayıklar gibi ağlamalarımın arasından konuşuyordum.

"Neredesin...konum at ağlama Lidya."

Başımı olumsuz anlamda sallayıp ağlamaya devam ettim.

"Ne yaptım ben anne. Suçsuzmuş...tüm emeklerini mahvettim..bilgisayarındaki bilgileri abimlere attım." Daha çok ağladım.

"Affetmez...öğrenirse beni asla affetmez."

"Konum at gelip alayım seni...telefonda konuşacağımız şeyler değil bunlar."

"Affetmez değil mi? Affetmez beni."

Gözlerimi kapattım.

"Lidya konum at diyorum."

"Eve geliyorum anne." Kapattım.

Bahçeye girdiğim an annem yanıma gelirken neredeyse kollarına yığılmıştım.

"Suçsuzmuş...o hiçbir şey yapmamış."

Ağlamalarım devam ederken odama gelmiştik.

"Nereden öğrendin bunları.?"

Ona duyduğum her şeyi anlattığımda kaskatı kesilmişti.

Telefonum art arda çalarken uçak moduna alarak odanın bir tarafına attım.

Karan suçsuzdu.

Sürekli ona karşı çekildiğim adam suçsuzdu.

"Duşa gir sakinleş...bir şeyler düşüneceğim." Dediğinde odamdaki banyoya girmişti.

"Hazırladım hadi Lidya." İçeriden seslendiğinde gözyaşlarımı silerek banyoya geçtim.

Annem çıktıktan sonra ağlamam daha da arttı.

Yaptığım şeyleri düşündükçe ağlıyordum.

Karan'a durduk yere çok kötü şeyler yapmıştım.

Aklıma gelenle bornoza sarılıp bilgisayarın yanına gittim ve abimlere aktarılan bilgileri hemen sonlandırdım.

Hıçkırarak bu şekilde yatağa uzandığımda kendimi öldürmek istiyordum.

Karan'dan hoşlanıyorsun değil mi.?

Yine hıçkırdım.

Annem geldiğinde sonunda biraz sakinleşmiştim.

Eşofman takımımı giyerek salona indiğimde annemin telefonla konuştuğunu görüp koltuğa oturdum.

"Aynen öyle tatlım...yeni öğrenmedim sadece elimde kanıt yoktu. Evet."

Omzunun üstünden bana baktıktan sonra telefon konuşmasını kısa keserek kapatmıştı.

"Yemek hazır."

Başımı olumsuz anlamda salladım.

"Hadi Lidya...biraz konuşuruz gel."

Üzgün olmasına rağmen bunu bana belli etmemeye çalışması onun ne kadar güçlü olduğunu gösteriyordu.

Bense onun tam tersiydim.

Yıkık bir durumdaydım.

Adama boşu boşuna o kadar zorluk çıkarttık.

Masaya oturduğumda yiyemeyeceğimi tekrar anlamıştım.

Canım hiçbir şey istemiyordu.

Şu an sadece gidip Karan'a sarılmak istiyordum.

Suçsuzken ona neler yapmıştım.

Annemin arkamdan söylenmesine takılmadan odama çıktım ve kendimi yatağa bıraktım.

Ne yapacaktım ben.?

Karan suçsuzdu.

O sadece abimin arkadaşıydı ama ben ona neler yapmıştım.

Gözyaşlarım yastığa damlarken ne kadar süre ağladım bilmiyorum ama o şekilde uyuyakalmıştım.

Sabah her zamanki gibi alarmın sesiyle gözlerimi açtığımda kapatıp tavana bakmaya başladım.

Ne yapacağım.?

İçimdeki sıkıntıyla banyoya geçip duş aldıktan sonra derin bir nefes vererek telefonumu elime aldım.

Ne yapacaksın Alara.

Telefonumu açtığımda ekrana düşen aramalarla kaşlarımı çatmıştım.

Eslem'den bir sürü arama vardı.

Hızla Eslem'i aradım.

Uzun bir çalıştan sonra telefon sonunda açıldı.

"Lara." Dedi ağlayan bir ses.

Sabahın bu saatinde ağlıyordu.

"Eslem? N'oldu.?"

"Lara." Hıçkırdı.

Kalbim korkuyla çarptı.

"Annem gelmiş Lara. Bizi bırakıp giden kadın çıkmış gelmiş.!" Sesi öfkeyle yükseldiğinde ağzından da bir hıçkırık kaçtı.

"Bizimle görüşmek istiyormuş...Babamla abim çok kötü kavga ettiler. Ev darmadağın oldu Lara."

"Geleyim mi yanına.?" Benimde sesim boğuktu ama o aklını tam bana vermediği için fark etmemişti.

"Gelir misin.?" Öyle sessiz ve istekli sormuştu ki gözümden bir damla yaş aktı.

"Gelirim tabii ki. Yarım saate ordayım ağlama tamam mı.?"

Ve kapatmıştık.

Onlar suçsuzdu.

Eslem suçsuzdu. Abisi suçsuzdu.

Vicdan azabı çekmene gerek yok artık Alara.

Odama gelen anneme olanları anlatırken bir yandan da hazırlanıyordum.

Kısa sürede Beyoğlu yalısına geldiğimde biraz uzakta inip yürüdüm.

Korumalar beni görünce kapıyı açtıklarında Eslem'in haber verdiğini anlayıp hızlıca içeriye geçtim. Kapıyı açan orta yaşlardaki kadın mahçup bir şekilde yüzüme bakarak kenara çekildiğinde neden öyle baktığını anlamıştım.

Ev savaş alanı gibiydi.

Kırılan vazoların yanından geçerken etrafı inceliyordum.

Duvarda olan tablo bile yamuk bir şekilde duruyordu. Dört kişi etrafı temizliyordu.

Derin bir nefes verip merdivenlerden çıktım ve Eslem'in odasının önünde bir kaç saniye durup sonunda tıklattım.

Ses gelmedi ama yine de girdim.

Yatağın bir ucunda bacaklarını kendine çekmiş oyuncak ayısına sarılarak duran arkadaşımı gördüğüm an koşar adım yanına gittim ve dizlerimi kırarak önüne oturdum.

"Eslem." Yanağını okşadığımda gözleri bana değdi ama tekrar karşıya baktı.

"Bu kadar kötü mü kavga ettiler?"

Cevap vermek yerine gözünden yaşlar aktı.

"Ağlama...konuş içindekileri anlat hadi." Yanına oturup onu kollarımın arasına aldığımda sıkıca sarıldı ve ağlamaya başladı.

"Abim mahvoldu. İlk defa onu böyle güçsüz gördüm Lara....mahvoldu...yaktı yıktı her tarafı."

Sırtını okşuyordum.

"O nerede peki.?"

Bilmiyorum der gibi başını salladı.

"Hiç mi tahmin edemezsin.?" Sırtını okşuyordum.

Düşünüp yine başını iki yana salladı.

"O kadın...bizi kaç paraya terk edip gittiğini söyledi." Ağlarken güldü.

"Bir milyon dolarmış değerimiz." Eliyle bir işareti yapıp bir süre parmağına baktı.

Havada duran elini tutup ona sıkıca sarıldım.

"Ağlama böyle birisi için." Hıçkırdı.

"Sizin gibi çocukları hak etmiyormuş ki gitmiş."

Daha çok ağladı.

"Annemle büyümek isterdim." Yüksek sesle ağlamaya başladığında benimde gözümden bir kaç damla yaş aktı.

O ağlarken konuşup teselli bile edemedim. Öyle içli içli ağlıyordu ki sadece sıkıca sarılıyordum.

"Abim...o da çok üzüldü Lara..çok kötü oldu." Gözlerim istemsizce kapandı.

"Şirkete gitmiş olabilir mi.?" Dedim hâlâ sarılırken.

"Bu sinirle şirkete gitmez...evine gitmiştir."

Benden ayrılıp yüzüme baktı. Bir şey söyleyecekken telefonuna gelen mesajla onu okudu.

"Nergis abla ve Lale gelecekmiş birazdan."

Nergis Hanzade. Öz annem olan Nergis ablasından bahsediyordu.

"Evde başka kimse yok mu.?"

"Sedef abla, Bora'yı da alıp gitti. Onlar da babamla tartıştılar...off!"

Burnunu çektiğinde ona yan taraftaki peçeteyi uzattım.

Dün akşam Beyoğlu yalısı oldukça karışmıştı.

Telefonu tekrar çaldığında Cemal'in aradığını söyleyip açtı.

"Nerede olduğunu bilmiyorum Cemal...o kadından sonra babamla da kavga ettiler. Abim babama yumruk attı." Bunu dedikten sonra tekrar ağlamaya başladı.

Gözyaşlarımı silerek ayaklandığımda beynim durmuş gibiydi. Ne yapacağımı bilmeden pencerenin kenarına geçip düşünmeye çalıştım.

Karan neredeydi.?

"Haber alırsanız beni arayın hemen."

Ve telefonu kapattı.

"Onlar da ulaşamamışlar."

"Evine gitmişler mi.?" Diye sordum ona doğru yürürken.

Başını evet anlamında salladı.

"Kimse yokmuş evde."

Şirkete bakalım.

"Şirkete bakmışlar mı.?" Bilmiyorum der gibi başını salladığında derin bir nefes verdim.

"Gidip bakayım mı.?" Şaşkınlıkla bana baktığında koluma imayla vurup tekrar burnunu çekti.

"Yani Nergis hanım ve Lale buraya geleceği için tek kalmazsın ben de abine bak.."

"Git Lara...abim orada mıymış bir bak." Başımı salladığımda ona tekrar sıkıca sarıldım.

"Bakıp tekrar gelirim." Başını salladığında o da sıkıca sarılıyordu.

"Bana haber ver tamam mı.?"

Başımı sallayıp evden çıktığımda arabayı hızla şirkete doğru sürdüm. Şirketin kapısından geçip asansöre bindiğimde bizim katı tuşlayıp beklemeye başladım.

Hızlı adımlarla odasına yürürken yüreğim ağzımda atıyordu.

Eğer buradaysa onu artık katil olarak değil, her gördüğümde beni heyecanlandıran kişi olarak ilk kez görecektim.

Odasının kapısını tıklatıp açtığımda kimseyi göremediğim için omuzlarım düştü.

Telefonum çaldığında odaya doğru yürüyüp arayana baktım.

"Buldun mu.?" Dedi Eslem.

"Burada değil."

İkimizde telefonu üzüntüyle kapatmıştık.

Karşımda duran gizli odanın kapısına geldiğimde nereden açıldığını aradım ama bulamadım.

Duvarı ittirdim ama olmadı.

"İnsan bir kapı yapar." Diyerek bu sefer omzumla denediğimde duyduğum ses heyecanla arkamı dönmemi sağladı.

"Kapısı olsa gizli olmasının ne anlamı var.?" Sesi masasının oradan geliyordu ama kendisi ortalıkta yoktu.

Biraz yürüyüp cam kenarına doğru gittiğimde sırtını masaya yaslayıp, manzaraya karşı içki içen adamla derin bir nefes aldım.

"Karan bey."

Gömleğinin üç düğmesini açmış kollarını da katlamıştı. Bir dizini kendine çekmiş diğerini ise uzatmıştı.

Yanına doğru yavaş adımlarla yürüyüp telefonumu masaya bıraktım.

"Niye geldin.?" Sesi boğuk ve sert çıktığında irkildim.

Kaç saattir burada durup içiyordu.

"Herkes sizi merak etti."

Yarım ağız gülüp bardağı kafasına diktiğinde gözlerini de kapatmıştı.

"Vekil olarak sen mi geldin.?" Alayla bana baktığında olduğum yerde öylece durdum.

Bana nefret eder gibi bakıyordu.

"Anlamadım." Sesim titremişti.

"Git buradan."

Gözlerim şaşkınlıkla açıldı.

Gözlerini manzaradan çekip bana çıkarttığında tepkimi izledi.

"Karan bey ben...yani herkes sizi mer.."

"Gidebilirsin dedim duymadın mı?." Dedi tekrar soğuk tonda konuşarak. İlk defa benimle bu şekilde konuştuğuna şahit olduğum için şaşırmıştım.

"Eğer konuşmak ya da anlatmak ist.."

Alayla güldüğünde sustum.

"Karan bey." Dediğimde yandan bir bakış attı.

"Bey." Dedi ağzının içinden.

"Karan."

Bu sefer alaylı değil de ciddi bir şekilde yüzüme baktı.

"Bunca yıl hayatında olmayan birisi, senin şu an burada tek başına içki içip, kendini üzmeni sağlayacak kadar önemli mi gerçekten?."

Kendine çektiği bacağına yasladığı kolunu indirdi.

Yavaşça uzattığı bacağının yanına oturup ona baktığımda korkarak eline dokundum.

Parmaklarını sıkıca sardığımda hissettiğim duygular çok yüksekti.

Elini tutarken bile kalp atışlarım hızlanıyordu.

"Neden buradasın.?"

Diğer elimi dengemi sağlamak için bacağına koydum.

"Seni merak ettim." Dedim tüm dürüstlüğümle.

O dikkatle yüzüme bakarken tuttuğum elini çektiğinde üzülecektim ki beni birden kendine çekip sarıldığında dolu gözlerimle kollarımı boynuna doladım.

Saçlarımı koklayarak derin bir nefes aldığında ikimizde birbirimize sıkıca sarılıyorduk.

Parmakları belimi okşarken onu boynundan öptüm. Kokusu beni delirtecekti.

Karan çok güzel kokuyordu.

"Kokun." Dediğimde beni kendinden uzaklaştırıp yüz yüze gelmemizi sağladı.

Devam etmemi ister gibi bakarken bakışlarım dudaklarına kayıyordu.

Yüzlerimiz fazla yakındı.

"Kokum.?"

Gözlerine baktığımda birden sağ yanağından sertçe öptüm.

Karan bedenimi kaldırıp kucağına oturmamı sağladığında ağzım açık bir şekilde ona bakıyordum ki aynı anda dudaklarımın üstündeki dudaklara şaşırsam da karşılık vermeye başlamıştım.

Onu ilk defa hiçbir yalan olmadan öpüyordum.

Elleri belimdeyken beni kendine daha çok çekerek dudağımı ısırdı ve inlememi sağladı.

Bedenimi istemsizce ona bastırdığımda bu sefer inleyen taraf oydu.

Yüzünü tutarak onu öptüğümde öpüşmemiz tutkulu bir hal almıştı. Dudakları çeneme kaydığında başımı hafifçe yukarı kaldırdım.

Bacaklarım iki yanda dururken resmen ata biner pozisyonda onun kucağında oturuyordum.

Karan tekrar dudaklarıma kapandığında kendimi istemsizce ona tekrar bastırdım.

Dudaklarımdan ayrılıp bana baktığında ikimizde nefes nefeseydik. O hafif aralık ve şiş dudaklarıma bakarken ben yutkunup bakışlarımı kaçırdım.

Duyduğum gülme sesiyle başımı hızla onun boynuna gömdüğümde o daha keyifle gülüyordu.

Sırtımı okşayarak sıkıca sarıldığında boynumu öpüp derin bir nefes aldı.

"Öpüp öpüp utanmanı ne yapacağız."

"Sen beni öptün." Diyerek üste çıkmaya çalıştığımda gülümsediğini hissedebiliyordum.

"Ben seni öptüm...ve hep öpmek istiyorum." Duyduklarımla başımı boynundan kaldırıp yüzüne baktım.

"Valla mı.?"

Sorum karşısında dudağının kenarı kıvrıldı.

"Valla." Diyip tekrar dudaklarıma yapıştığında üst dudağını hafifçe ısırdım ama bu onu daha da yükseltmiş olacak ki dudaklarımı sertçe sömürmeye başladı.

Sağ eli kalçama geldiğinde orada tuttu.

Kıpırdatmıyordu.

Sol eli bel oyuntumu okşarken sağ eli sadece kalçamda duruyordu.

Biz tutkuyla öpüşürken odanın kapısı çaldığı an gözlerim kocaman açıldı.

Kucağından kalkmaya çalıştığımda beni bırakmadı. Ona döndüğümde benim yaptığım gibi yanağımı öpüp yüzünü yüzüme sürtmüştü.

"Çok güzelsin amına koyayım."

Ellerim onun yüzünde gezinirken açılan kapıyla tekrar yüzüne baktım. Onun kucağında hiçte uygun olmayan bir pozisyonda dururken odada bir başkası vardı.

"Karan." Duyduğum cılız ve ince sesle kaşlarım hafifçe çatıldı.

Bu kadın kimdi?

"Burada da değil Sezgi." Dedi. Sanırım telefonla konuşuyordu.

"Tamam bakıyorum."

Karan'la göz gözeydik.

Topuklu sesi sol tarafa doğru yönelince gizli odaya bakmaya gittiğini anlayıp hızla Karan'ın kucağından kalktım.

Kadının arkası bize dönük olduğu için odadan çıkmayı düşündüm ama o burada olduğumu hissetmiş gibi arkasını döndüğünde anında göz göze geldik.

Esmer ve uzun boylu bir kadındı.

Gözlerini kısarak bana bakarken aynı anda kaşları da çatıldı.

"Sen kimsin.? Karan'ın odasında ne işin var.?" Üzerime doğru yürürken gözleri arkamda bir noktaya kaydı.

Karan ayağa kalkmış olacak ki gözleri omzumun üstün ona bakıyordu.

"Karan." Diyip durduğunda kaşları tekrar çatıldı. Önce bana sonra arkamdaki adama bakıp tek kaşını havaya kaldırdı. İkimizin burada ne yaptığını anlamaya çalışıyor gibiydi.

"Olanları duydum...babanla tartışmışsın iyi misin.?" Yanımdan geçip onun yanına gittiğinde omzumun üstünden arkama baktım.

Bir eliyle Karan'ın kolunu tutmuş diğer elini de gömleğinin üstünden göğüsüne koymuştu.

Karan cevap vermeyip bana bakıyordu. Kadın onu çenesinden tutup kendisine bakmasını sağladığında göz temasımız kesilmişti.

Bu kadınla aralarında bir şey mi vardı.? Neden dokunmasına izin veriyordu.

Karan sanki düşüncelerimi okumuş gibi bir iki adım öne gelerek onun dokunuşlarından kurtulduğunda odağı tekrar bendeydi.

"Asistanındı değil mi.?"

İkimizde cevap vermediğimizde boğazımı hafifçe temizleyip başımı salladım.

"Bize kahve getirir misin.?" Dedi gözleri üstümde gezinirken.

"Lara sadece asistanım değil Özge."

Duyduğum cümleyle kalbim tekrar hızlandı.

Özge.?

Yoksa bu o Özge miydi?

Siktir.

Değil değil. O değil sakin ol.

Karan'ın 6-7 yıl önce büyük aşk yaşadığı eski sevgilisi olan kadın şu an karşımdaydı.

Yani sanırım.

Karan'ın eski aşkı Özge.

Tehdit edilerek Karan'ı terk etmek zorunda kaldığını çok zor öğrenmiştim. Hatta ilk başta onu bu kadından vurmayı düşünmüştüm ama çok saçma olduğu için vazgeçmiştim.

Tehdit edildiği için sevdiği adamı bırakmıştı.

Özge şüpheyle beni süzerken Karan masanın üstündeki telefonumu alıp bana uzattı.

"Eve bırakayım seni." Yanıma gelip belimden tuttuğunda birlikte yürümeye başlamıştık.

Yan yana. Eli belimdeyken yürüyorduk.

"Karan.!" Özge seslendiğinde gömleğini düzeltiyordu.

"Söyle."

"Seni merak ettik...buraya kadar geldim." Bana kaçamak bakışlar attığında tekrar muhatabı olan kişiye baktı.

Özge daha fazla dayanamamış olacak ki birden sinirle konuşmaya başladı.

"Cidden asistan mı.? Ben patronuyla kırıştıran ucuz asistan kızları kıskanmam Karan." İşaret parmağıyla beni gösteriyordu.

"Özge, kes artık saçmalamayı."

O böyle konuşunca Özge daha da sinirlendi.

"Her şeyi anlattım sana.! Neden yeni bir sayfa açamıyoruz..suçsuz olduğumu öğrendin. Senin düşmanların yüzünden ayrıldık biz. Tehdit ettiler beni.!" Ses tonu yalvarır gibi çıktığında karşımdaki kadına istemsizce üzüldüm.

Tamam bu yıllar sonraki ilk karşılaşmaları değildi.

Önceden de konuştukları belliydi.

Ne zaman.?

Neden haberim yoktu.?

Karşımdaki kadın çaresiz görünüyordu.

Karan'ın dudağının kenarı kıvrıldığında elini tekrar belime yerleştirip birlikte yürümemizi sağladı.

"Pişman olduğunda, her şeye rağmen seni bekliyor olacağım Karan." Ve bu Özge'nin son sözleriydi.

Asansöre bindiğimizde aramızda kısa bir sessizlik oluştu.

Elimi tutup kaldırdığında tırnaklarımı avcuma bastırdığımı fark etmemiştim bile.

Sinirlenmiş miydim.?

Hayır, hayır.

Kıskanmıştım.

Karan Beyoğlu'nu çok fena kıskanmıştım.

"Özge'yle uzun süre önce ayrıldık ve bitti. İstemediğimi söyledim ama ısrarla karşıma çıkıyor."

O sanki düşüncelerimi anlamış gibi konuştuğunda biraz olsun sinirim geçer gibi oldu.

"Onu seviyor musun.?" Dediğimde hafifçe güldü ve avcumu kendine yaklaştırıp öptü.

"Birisini sevseydim seni öpmezdim."

Bakışlarım onun soğuk dudaklarına düştüğünde bu adamı tekrar ve tekrar öpmek istiyordum.

Karan yine içimi okumuş gibi dudaklarıma kapandığında ellerimi ensesine atıp hafifçe ayaklarımı kaldırdım.

Boyu çok uzundu.

"Delirtiyorsun beni." Dedi ferah nefesi yüzüme değerken.

Alt dudağımı esir almışken kendimi anın büyüsüne kaptırdım.

Elleri belimdeyken hiç zorlanmadan beni kaldırıp kucağına aldığında daha sert öptü.

Bacaklarımı kalçasında birleştirip, ensesinden tutarak başını kendime bastırdığımda daha fazlasını ister gibi inledim.

Bana şu an istediği her şeyi yapabilirdi.

Bir anda aklıma gelen gerçeklerle öpüşlerim durdu.

Ben ona o kadar çok ihanet etmiştim ki beni asla affetmezdi. Tüm olanları ona anlatsam beni affetmeyecekti.

"Lara." Dedi birden ne olduğunu merak eder ses tonuyla.

Hafifçe gülümseyip gözlerimi kaçırdığımda vicdan azabından ölmek üzereydim.

Ona her şeyi anlatmalı mıydım yoksa sessiz mi kalmalıydım.?

Beni kendinden uzaklaştıracaktı ama ben onunla olmak istiyordum. Ona sarılıp, onu öpmek istiyordum. Yanında böyle güvende hissettiğim kişiden ayrılmak istemiyordum.

"Karan."

"Güzelim." Dediği an bir kaç saniye gözlerine bakıp ona hızla sarıldım. Nefesi boynuma çarparken dudaklarını da tenimde hissediyordum.

"Canını mı acıttım.?"

Başımı hızla olumsuz anlamda salladım.

Ben senin canını acıttım Karan..

"Tansiyonum düştü sanırım." Hala kucağında dururken asansörün kapıları açılmıştı.

"Ne yapmam lazım.?Hastaneye gidelim mi?. " Telaşlı bir ses tonuyla konuştuğunda ona daha sıkı sarıldım.

"Biraz böyle kalabilir miyiz.?" Dedim boğuk sesimle.

Karan tekrar hastaneye gitmek istedi ama onu ikna etmiş olmalıyım ki arabaya doğru yürüyordu.

Bense kafamı omzuna koymuş kokusunu soluyordum.

Beni arabanın yolcu tarafına bırakıp kemerimi taktığında gözleri üstümdeydi...gözlerime son kez bakıp dudağıma kısa bir öpücük kondurduktan sonra kendi tarafına geçerek arabayı çalıştırdı.

Telefonun ekranını açıp Eslem'e mesaj atarken abisinin iyi olduğunu söyleyip tekrar kucağıma bıraktığım an onun telefonu çaldı.

"Karan.?" Sezgi'nin sesiyle bir kulağımı oraya verdim.

"Söyle."

"Özge seni görmüş...onunla."

Onunla dediği ben miydim?

Karan telefonun arabayla bağlantısını kesip kulağına götürdüğünde yeşillerimi yüzüne odakladım.

Anlat her şeyi..

Anlatırsam beni bırakacak. Yanına bir daha yaklaşamam. Eslem'de bana inanmayacak.

Her şey mahvolacaktı.

İç çekerek önüme döndüğümde kucağımdaki elimin üstüne Karan'ın eli değdi. Hala telefondaki Sezgi'yi dinlerken bir yandan da elimi tutuyordu.. Gözlerime bakıp elimi daha sıkı tuttuğunda hafifçe gülümseyip aynı onun gibi elini sıkıca tuttum.

Galiba ben bu adamı seviyordum.

Anlat ona Alara..

"Geldiğimde konuşuruz." Ve kapatmıştı.

"İyi misin.?" Dediğimde başını arkaya doğru yaslayıp gözlerini kapattı.

Elini okşuyordum.

"Değilim." Dedi sorduğum soruya otuz saniye kadar sonra cevap vererek.

"İyi olman için ne yapabilirim.?" Konuşmam bittiğinde gözlerini açıp bana baktı.

Yüzümü incelerken sanki bir şeyler düşünüyormuş gibiydi ama gerilen yüz hatlarından iyi bir şey olmadığını anlıyordum.

Elimi onun yüzüne uzatıp sakallarını okşadığımda gözleri tekrar kapandı ve o derin bir nefes verdi.

"Bana n'apıyorsun böyle Lara.?" Sesi boğuk çıkmıştı.

"Hiçbir şey." Dedim onun gibi sessizce.

"Hiçbir şey.?" Diyerek alayla gülümsediğinde ben de gülümsedim.

"Size hiçbir şey yapmıyorum Karan bey." Dudaklarımı birbirine bastırdığımda onun gözleri hızla açılmıştı.

"Karan bey.?" Dedi soru sorar bir şekilde.

Başımı salladığımda ben gülerken onun dudağının kenarı kıvrılmıştı.

"Bana bir daha Karan bey deme. Bu kelimeyi sana yasaklıyorum."

Elim hala yüzünü okşarken tıpkı onun gibi başımı koltuğa yaslayıp onun yakışıklı yüzüne bakarak iç çektim.

"Hiç mi demeyeyim.?"

'Cık' gibi bir ses çıkarttı.

"Hiç deme...başka şeyler demeni tercih ederim."

Kaşlarımı anlamadım der gibi çattığımda uzandı ve burnumun ucundan öpüp tıpkı ona yaptığım gibi yüzümü avucunun içine aldı.

"Bey dışında her şey."

Cevabımı beklemeden dudaklarıma kapandığında elim hızla ensesine gitti ve başını kendime doğru bastırdım.

Dudakları dudaklarımı talan ederken eli koluma sürtünerek belime geldi ve orayı sıkıca tuttu.

İkimizde nefessiz kaldığımızda alınlarımızı birleştirdi.

Kontrol tamamen ondaydı.

"Senden çok fena hoşlanıyorum." Duyduğum cümleyle gözlerim kocaman açıldı.

Nefeslerimiz birbirine karışırken yaşadığım şokun da etkisiyle konuştum.

"Senden çok fena hoşlanıyorum."

Dudağının kenarı kıvrıldığında alnımdan öptü...dudakları yüzümün her yerini talan ederken gözlerimi kapatıp kendimi onun dokunuşlarına bıraktım.

Boynumu öpüp biraz da orada oyalandıktan sonra öpüşleri tekrar yüzümdeydi.

Yanağımı öperken derin bir iç çekip dudağını tekrar oraya bastırdı.

"Karan." Dediğimde sözümü kesen şey çalan telefonu oldu.

"Söyle güzelim."

"Telefonuna bak istersen ben sonra sö.."

"Söyle Lara, şu an önceliğim sensin."

Söyledikleriyle mutlu olmam lazımdı ama olamıyordum. Burukça gülümseyip dudaklarına uzandığımda az önce ona yaptığım gibi ensemden tutarak beni kendine doğru bastırdı.

"Sana yemek yapmak istiyorum." Dediğimde yüzüme şaşkınlıkla baktı.

"Biliyor musun.?"

Başımı ağır ağır salladığımda bu sefer ellerimi öptü.

"Ellerinden yemek yemek istiyorum o zaman." Dedi gözlerime derin derin bakarken.

"Bugün akşam bize gel." Anın büyüsüyle söylemiştim ama onun bildiği evi hiç düşünmemiştim.

Karan duraksasa da başını salladı.

"O zaman şimdi beni eve bırakır mısın? akşam için yemekleri hazırlamaya başlayayım."

"Bırakırım güzelim." Beni son kez boynumdan öpüp kemerimi tekrar taktığında ne ara çıkarttığından haberim yoktu.

Kendi kemerini de takıp yola çıktığımızda her şeyi unutup sadece ona yapacağım yemekleri düşünüyordum.

"En çok hangi yemeği seversin?...ya da canının istediği bir şey var mı.?"

Sağ eli bacağımda duran elimin üstündeydi.

"Et yemeklerini seviyorum ama senin yaptığın her şeyi beğeneceğime eminim."

Gülümseyerek ona bakarken yine iç çekecekken kendimi tuttum.

Sadece bugünlük her şeyi unutup ona odaklanmak istiyordum.

Hoşlandığım adam benden hoşlandığını söylemişti.

Her şeyi öğrendiğinde benden nefret etse bile bugünü onunla geçirmek istiyordum.

Yalanlar olmasa onunla ilişkimiz nasıl olurdu diye o kadar merak ediyordum ki..

Yol, birbirimize bir kaç anımızı anlatarak geçmişti. Araba formaliteden yaşadığım yere geldiğinde yutkundum.

"Kaç gibi geleyim.?"

Telefonumun ekranını açıp saate baktım. Daha saat erkendi ama bu evin temizlenmesi, benim yemekleri yapmam uzun sürerdi.

"Sekiz nasıl.?"

Bana doğru uzanıp tekrar dudaklarıma kapandığında zevkle karşılık verdim. Onu öpmeyi seviyordum. Kokusunu seviyordum. Onu seviyordum.

"Sekizde kapındayım güzelim." Son kez gülümseyerek yanağını okşadığımda sonunda arabadan inmiştim.

Apartmana girene kadar gitmeyeceğini bildiğim için hızla binaya girip eve çıktım.

Kapıyı açtığımda gördüğüm görüntüyle telefonumu çıkartıp hemen annemi aradım ve anahtarı paspasın altına koyarak hızla evden çıktım.

Anneme durumu anlattığımda temizlik şirketini arayıp adres vermişti.

Ben de yemekleri yapmak için bizim eve gelmiştim.

Taksiden iner inmez koşar adım eve giderken kapıdaki annemle ona doğru koştum.

"Anne." Sıkıca sarıldım.

"Ondan hoşlanıyorum?" Dediğimde sanki daha önceden biliyormuş gibi başını sallayıp beni tekrar göğüsüne çekti.

Bir süre onun kolları arasında durduğumda aklıma gelenlerle kendimi toparladım.

"Hadi sen akşam için istediğin yemekleri söyle Zehra ve Jess onları yapsın."

Başımı olumsuz anlamda sallayarak ayağa kalktım.

"Ben yapacağım."

Annem burukça gülümseyerek yüzümdeki yaşları silip bana tekrar sarıldı.

"Ona söyleyecek misin.?"

Yine ve yeniden yutkundum.

Annem bakışlarımı kaçırmamdan cevabını almıştı.

"Eğer bir ilişkiye başlayacaksanız böyle olmaz Lidya...bak babana.."

"Anne." Dedim ama sözümü kesti.

"Beni salak yerine koyup kandırmış. Ona ne kadar sinirlendik değil mi.?" Öyleydi.

"Karan'a her şeyi anlat. O öğrenmeden sen her şeyi Karan'a da, Eslem'e de sen anlat senden duysunlar."

Başımı salladım ama şu an bunu yapacak cesaretim yoktu.

"Bugün değil...bugün söyleyemem."

Elimi tuttu.

"Çok uzatmadan ona her şeyi anlat...ben de gelirim anlatırız her şeyi tamam mı.?"

Başımı sallayıp ona tekrar sarıldığımda boynundan öptüm.

"Hadi geç kalacaksın yemekleri yap."

Gözlerim kocaman açıldığında hızla mutfağa doğru koşmam onu güldürmüştü.

Saçlarımı toplayıp üzerime önlük geçirdikten sonra ellerimi yıkayıp dediği gibi ona et yemekleri yaptım.

Pilavın altını kapatıp demlenmeye bıraktığımda diğer yemekleri de kontrol edip hızla odama çıkıp duşa girdim.

Bornozumu giyip saçlarımı kurutmaya başladığımda hızla bir şekil verip odama geçtim.

Giyeceğim elbiseyi yatağın üstünden alıp hızla üstüme geçirdiğimde makyaj masama oturup hafif bir makyaj yaptım.

Kırmızı rujumu dudağıma sürerken odamın kapısı açılmıştı.

"Çok güzel olmuşsun."

Ona gülümseyip tekrar aynaya döndüğümde sürekli yaşaran gözlerime baktım.

"Zehra yemekleri paketledi...lazım olacak diğer şeyleri de eve gönderdim."

"Teşekkür ederim anne." Ayağa kalkıp etrafımda döndüğümde gülümseyip yanağımdan öptü.

"Karan çok şanslı." Söylediğine güldüm.

Ben de şanslıydım.

"Geç kalıyorum." Çantama uzanıp saçımı son kez düzelttikten sonra telefonumu şarjdan çekip tekrar anneme döndüm.

İkimizde birbirimize dolu gözlerle bakarken gülümseyerek tek kolumla sarıldım.

"Geldiğimde detayları söylerim." Sesim heyecanlı çıktığında o da gülümseyerek başını salladı ve benimle birlikte arabaya kadar geldi.

"Arabayı ilk başta uzağa park etme. Kapının önünde dur eşyaları çıkarttıktan sonra arkaya park et."

Başımı salladıktan sonra elimi sallayarak hızla yola çıktım.

Yol düşüncelerimle boğularak geçmişti.

Annemin dediği gibi yemekleri eve taşıdıktan sonra arabayı arkaya çekip tekrar üst kata çıktım.

Kapıyı açıp eve baktığımda gelen temizlik kokusuyla gülümsedim.

Sabah bıraktığım küflü ev gitmiş yerine mis gibi kokan bir ev gelmişti. Gördüğüm mobilyalarla gülümseyip yemekleri hızla mutfağa götürdüm.

Tencereleri ocağın üstüne bırakıp salona gittim ve masayı hazırlamaya başladım. Hava kararmıştı.

Saat sekize geliyordu.

Mumları da yakıp heyecanla onu beklerken yerimde duramıyordum.

Son kez yemekleri kontrol edip çatalların ve tabakların nerede olduğuna bakarken çalan zille dudaklarım titredi.

Gelmişti.

Koşar adım kapıya gidip açtığımda gördüğüm görüntüye bir süre baktım.

Elinde büyük bir gül buketi ve şarapla karşımda duruyordu.

"Karan...şey hoş geldin...bana mı bunlar?." Kapı önünde sorduğum saçma sorular onu gülümsetmişti.

İçeriye girip kapıyı kapattığı an dudağıma bir öpücük kondurup beni baştan aşağıya süzdü.

"Hoş buldum güzelim." Gülleri bana uzattığında hemen aldım.

"Çiçek verdiğim ilk kadınsın." Güllerde olan bakışlarım hızla ona çıktı.

"Valla mı.?" Dediğimde dudağının kenarı kıvrılmıştı.

"Valla."

Uzanıp dudaklarına küçük bir öpücük kondurmak istedim ama o beni tutarak bunun tutkulu ve uzun bir öpüşme olmasını sağladı.

Rujumun birazının dudağına bulaştığını görünce gülümsedim ama söylemedim.

Onu elinden tutup salona götürürken bakışları etrafı inceliyordu.

Çok güzel bir ev değildi. Eskiydi ama temizdi.

Eşyalarda orta düzeydi ama sanırım annem yemek masasını yeni almıştı çünkü ben de ilk defa görüyordum.

Masa ve sandalyeler krem renkteydi ve güzeldi.

Bakışları masaya odaklandığında ben de baktım.

Yani güzel sayılırdı.

"Hadi sen otur ben yemekleri getireyim."

Mutfağa girdiğimde yemekleri tabaklara koyarken belime dolanan ellerle gülümsedim.

"Birlikte yapalım."

"Sadece yemekleri tabağa koyacağım bu kadar." Boynumdan öperken ben etten bir parça alıp ona uzattığımda parmaklarımla beraber yemişti.

Gülerek parmaklarımı ondan kurtardığımda beğendiğine dair sesler çıkarttı.

"Sen yaptın değil mi.? Beni kandırmıyorsun."

"Beğendin mi.?" Sesim heyecanlı çıkıyordu.

"Çok beğendim güzelim, ellerine ve bu güzel parmaklarına sağlık." Parmaklarımı tekrar öptü.

"Karnıyarıkta yaptım sana, bak." Elimle tepsiyi gösterdim.

Karan boynumu öpüp dudaklarını oradan çekmezken elleri karnımdaydı.

"Sonra güveç yaptım...pilav yaptım...lazanya seversin değil mi.?"

Her yemek ismi saydığımda beni öpüyordu.

"Bayılırım." Dediğinde tekrar öptü.

"Ve salata yaptım." Tekrar öptü.

"Bayılırım."

Güldüm.

Ne söylersem bunu diyordu.

"Eğer yemekleri yerken gerçek düşüncelerini söylemezsen sana küserim."

Güldüğünü hareket eden dudağından anladım.

"Söz veriyorum." Diyerek son kez sertçe öpüp arkamdan çekildi.

"Salataları götüreyim mi.?" Başımı salladığımda kaseyi alıp çıkmıştı.

Karan Beyoğlu bu eski evde benim hazırladığım sofraya salata götürüyordu.

Birinci tabağı hazırlayıp kenara koyduktan sonra ikinciye geçtim.

Onu da hızla hazırlayıp patates püresini koyduktan sonra pilavları doldurdum.

Sunum işini çok beceremesem de yemeklerin tadının güzel olduğuna inanıyordum.

Karan'a sesleneceğim sırada onu mutfak kapısına yaslanmış beni izlerken görünce gülümsedim.

"Sana pilavı çok koydum yersin değil mi.?"

Elimdeki tabağı aldığında gözleriyle beni onayladı.

Tezgahtan bir tabak daha alıp içeri gittiğinde ben de arkasından ilerledim.

Ona kendi ellerimle yemek yapmıştım.

"Tamam mı başka bir şey kaldı mı.?" Başımı iki yana salladığımda sandalyemi çekerek oturmamı sağladı ve başımdan öpüp karşıma geçti.

"Her şey çok güzel olmuş ellerine sağlık." Şaraplarımızı, sanırım ben tabak hazırlarken bardaklara doldurmuştu.

"Hadi ye." Dirseklerimi masaya koyup ellerimi çenemde birleştirdim ve ona baktım.

Karan gülümseyerek çatal ve bıçağını alıp yemeklerin tadına baktıktan sonra şaşırarak bana baktı.

Gözlerini kısıp konuştuğunda neredeyse kahkaha atmıştım.

"Beni kandırmıyorsun değil mi.? Hepsini sen mi yaptın.?"

Başımı salladığımda pilav ve yaptığım etli sebzeli yemekten tekrar ağzına attı.

Patates püresinin kenarından da alıp ağzına götürdüğünde karnıyarık ve lazanyayı önüne doğru çektim.

Yemeklerin hepsi etliydi. Biraz abartmış olabilirim. Ama o etli yemek sevdiğini söyleyince karar veremeyip aklıma gelenleri yapmıştım.

"Ellerine sağlık gerçekten bayıldım."

Gülümseyip ben de pilavın tadına baktım.

Güzel olmuştu.

"Afiyet olsun...canın istediğinde söyle ben hep yaparım."

"Söyleyeceğim." Bir süre bakıştıktan sonra tekrar yemeklerimize dönerek sohbet ettik.

Kahkaha attığımda o beni izliyordu.

"Bunları Eslem mi yaptı size yani?."

Başını salladığında tekrar güldüm.

Eslem'i neden sevdiğimi şimdi anlamıştım. O tıpkı benim gibi yerinde duramayan yaramazın tekiydi.

Gözümden akan yaşı silip ben de ona küçüklük anılarımı anlattım.

O şarabını içerken ben elimi kolumu oynatarak hiç susmadan konuşuyordum.

Bu sefer gülen taraf oydu.

"Senden korkmalı mıyım.?"

Başımı evet anlamında salladığımda gözlerim onun bitirdiği tabaklara takıldı.

"Biraz daha ister misin.?"

"Amacın bana kilo aldırmaksa doğru yoldasın...lazanyadan biraz daha alabilirim."

Tabağına uzanacağım an izin vermeden ayağa kalktı ve mutfağa gitti.

Gülümseyerek önüme döndüğümde şarabını doldurdum.

"Sana da getireyim mi.?" Karan içeriden seslendiğinde ona istemediğimi söyledim.

O kendi tabağıyla gelip tekrar karşıma oturduğunda telefonumun çalmasıyla ayağa kalkıp koltuğun üstünden ekrana baktım.

"Eslem arıyor...onunla konuştun mu.?" Dediğimde başını hayır anlamında sallayıp yemeğini yemeye devam etti.

"Lara, n'apıyosun." Demişti Eslem.

"Oturuyorum evdeyim, sen?." Karan'ın arkasında duruyordum.

Eslem ofladığında kaşlarım çatıldı.

"Bir şey mi oldu.?"

"Ya abimi arıyorum ulaşamıyorum en son seni eve bırakmıştı değil mi.?"

"Evet...biz birlikteyiz."

Eslemin sesi soluğu çıkmayınca söylediğim kelimenin farklı anlamından dolayı yanımdaki adamdan utanıp hızla toparlamaya çalıştım.

"Yani beraberiz...yani o benimle. Benim yanımda demek istedim."

Sıvadığımı hissedince Karan'ın güldüğünü görüp omzuna hafifçe vurduğumda o bileğimden tutup beni kucağına çekmişti.

"Ha öyleli berabersiniz...ben de gerçekten birliktesiniz sandım." Eslem'in sesi duyulduğu için yan taraftan kısıyordum ama geç kalmıştım.

"Abin burada Eslem merak etmene gerek yok."

"Tamam bebişim..o gidince beni mutlaka ara detayları anlat tamam mı.? Kızım adamı eve atmışsın eve." Diyip güldüğünde telefonu hızla kapattım.

Kucağında oturduğum adam dışında her yere bakıyordum ama çenemi tutup ona bakmamı sağladığında göz göze gelmiştik.

"Birlikteyiz demek...beraberiz." Boynumu öptüğünde utanarak başımı onun boynuna gömünce güldü.

O iri kollarıyla beni sarmalarken ben de ellerimi onun boynuna doladım.

Karan yine çenemden tutup göz göze gelmemizi sağladığında burnumun üstünden öpüp çekildi.

"Güzelliğin başımı döndürüyor." Gülümsediğimde dudağımın kenarını öptü.

"Güzel miyim gerçekten.?" Şımarıkça sorduğum soru onu gülümsetti.

"Çok." İçi gidiyor gibi konuşunca bu sefer ben dudaklarımı onun yüzünde gezdirmeye başladım.

Yanaklarını, alnını, burnunun üstünü, çenesini..

Her yerini öptüm.

Ellerim saçlarını okşarken dudaklarım tenine imza atıyordu.

Karan gözlerini kapatmış öpücüklerimin tadını çıkartırken kucağında hafifçe kıpırdanıp iyice yerleştim.

Dudaklarımızı birleştirdiğimde öncekiler gibi kısa tutacağımı sanıp karşılık vermedi ama ben alt dudağını ısırdığımda o da vahşileşti.

Ensemden tutarak dudaklarımı talan etmeye başladığında diğer eli bel boşluğumda duruyordu.

Ağzımdan kaçan inlemeyle kendimi ona bastırdım ve onun da inlemesini sağladım.

"Rahat dur güzelim."

Dilini boynumda gezdirip öptüğünde tüylerim diken diken oldu.

Çenesinden tutup bana bakmasını sağladıktan sonra kucağında bacaklarımı iki yana açarak oturduğumda bir kaç saniyeliğine gözlerini kapattı.

O sırada kendimi bilmeden ona bastırıp dudağını öpünce Karan daha da hırçınlaştı.

"Duralım." Dediğinde nefes nefese birbirimize bakıyorduk.

"Bir şey mi yaptım.?" Sesim kısık ve korkak çıktığında hızla yüzümü elleri arasına aldı.

"Saçmalama."

"Neden öyle söyledin ki.?" Dedim boğuk sesimle.

Beni istemediğini düşündüğüm için üzülmüştüm.

"Durmazsak daha ileriye gidebilir o yüzden öy.."

"Daha ileriye gitmek istiyorum." Gözleri koyulaştığında nefesini kontrol etmeye çalışıyordu.

Hala emin miyim diye yüzüme bakarken yanağını okşadım.

"Seninle ileriye gitmek istiyorum Karan." Ve bu cümlemden sonra onu kimse durduramazdı.

Öpüşerek içeride sadece bir tane yatak ve dolabın olduğu odaya girdiğimizde beni hızla yatağa bırakıp üzerime çıktı.

Ellerim gömleğinin düğmelerine giderken o anlamış gibi hızla çıkartıp bir köşeye attı ve tekrar üzerime eğildi.

Öpüşleri az öncekine göre daha tutkuluydu.

Boynumdan köprücük kemiğime inen dudakları elbisemin askısında durdu ve gözlerime baktı.

Onu onayladığımda bir askımı indirdi.

Göğüs ucumu öperek diğer askıyı da indirdiğinde elbiseyi aşağıya çekiştirerek göğüslerimi gözler önüne serdi.

Elbiseyi üzerimden komple söküp attığında sadece altımda kalan iç çamaşırımla karşısında duruyordum.

Dudakları göğüslerime değdiğinde başımı geriye atarak inledim.

Elleri vücudumun her yerinden gezerken dokunuşlarından dolayı şimdiden mahvolmuştum.

Nefeslerini karnımda hissettiğimde saçlarını tutup ona bakınca başını kaldırıp bana baktı.

Karnımı öperek tekrar yüz yüze gelmemizi sağladığında yüzüne hem tutkuyla hem de tedirgin bir şekilde bakıyordum.

Eli göğüsümü sıktığında tekrar inledim.

"Karan."

Elleri iç çamaşırıma gelince onu durdurdum.

"Ben...daha önce.." Daha önce kimseyle birlikte olmadım demeye çalıştım ama diyemedim.

O ne demek istediğimi anladığında dudaklarıma kapanıp tutkuyla öptü.

"Canımı yakma." Dedim fısıltıyla.

"Söz veriyorum...söz veriyorum canını yakmayacağım."

Ve biz o gece bir bütün olduk..

-BÖLÜM SONU-

Burada mısınız.????

Karan ve Alara'lı bölümlere giriş yapmış bulunmaktayız.

Yorumlarınızı eksik etmeyin lütfen.

Sonraki bölümde görüşürüz.