19. bölüm · GÖZLERİM KAPALIYKEN

18.BÖLÜM

Buse Mina

KEYİFLİ OKUMALAR

Mutfağa gidip dolabı açtığımda sevdiğim içeceği çıkartıp tezgaha koyduğum an kapı çalmıştı.

Annem anahtarını hiçbir zaman almadığı için onun olduğunu bilerek açtım ama karşımda şaşırdığım birisi vardı.

Eslem.

Omzuma çarparak içeriye girdiğinde gözlerimi devirip kapıyı kapattım.

"Prensesimizin keyfini bölmedim umarım."

"Hoş geldin." Diyerek sanki yerini biliyormuş gibi odama gittiğinde elimle kapıyı gösterip peşinden ben de girdim.

Odaya girdiğimde beni süzüp o da gözlerini devirmişti.

"Gerçekten aptalın tekisin biliyorsun değil mi.?"

Elindeki çerçeveyle bana döndüğünde bıkkınlıkla pencerenin kenarına gidip oturdum.

"Çok merak ettiğim bir soru var. Benimle çok eğlendin mi.? Aptal gibi sana her bokumu anlattım eminim çok işine yaramışımdır."

"Yok öyle bir şey." Dedim sessizce.

Güldü.

Elindeki çerçeveyi yerine bırakıp bana doğru geldiğinde önümde durup kollarını göğüsünde birleştirdi.

"Ben ilk defa birine güvendim ya...ilk defa birine kendimi açtım. İlk defa gerçekten menfaatçi olmayan bir arkadaşımın olduğunu sandım." Sesi yükselmeye başladığında kendimi açıklamaya çalıştım ama o kadar sinirliydi ki anlamıyordu.

"Seni tanıyınca vazgeçtim Eslem. İlk iki üç ay belki bir şeyler öğrenmek için yaklaştım ama sonra yapamadım. Yemin ederim seni çok sevdim...benim tek arkadaşımdın...tanıştığım tek gerçek arkadaşımsın."

"Arkadaşın falan değilim ben senin.!" Dedi.

Derin bir nefes alıp verdiğimde Eslem sinirle odada turlamaya başladı ama bunu yaptıkça daha çok sinirleniyordu.

"Ben hanımefendiyi o bok gibi evde kalıyor sanarken hanımefendi burada keyif çatıyormuş...şu odaya bak.!"

Ben de sinirle ayağa kalktım.

"Keyif mi çatıyorum?...keyif mi çatıyorum sence Eslem.! Abim öldü ve onun katilini bulmaya çalışıyorum...bunu yaparken abimi öldürdüğünü sandığım adama aşık oluyorum, kardeşini dostum olarak görüyorum.! Vicdan azabından ölürken babamın annemi aldattığını öğreniyorum...ha bi de onların gerçek kızı değilmişim bunu da öğreniyorum. Önemli bir bilgi tabii....Gerçek ailem hemen yan evde oturuyor ama beni istemiyorlar...başka ne var bu keyifli hayatımda bir bakalım...en iyi olayı unuttum babamın annemi aldattığı benden küçük olan sevgilisi hamile çıkıyor.."

Gözyaşlarımı silip gülümsediğimde Eslem'in de dolu gözlerini gördüm.

"Güzel keyif çatmışım mıyım Eslem.?" Ellerimi güçsüzce iki yana açıp hıçkırdığımda kaba bir şekilde yüzümü sildim.

"Anlat her şeyi." Dedi burnunu çekip.

Derin bir nefes verip iç çektim.

"İlk başlarda oyun için yakın oldum sana....Belki abin hakkında daha fazla şey öğrenebilirim ya da seninle yakın olursam onun hakkında daha çok bilgi öğrenebilirim sandım...sonra sen bana güvenip bir şeyler anlatmaya başladığında istemsiz bir şekilde kendimi bu arkadaşlığa kaptırmışım."

Tekrar derin bir nefes verdiğimde o da aynısını yaptı.

"Abinin abimi öldürdüğüne çok emindim çünkü abimler ve babamlar öyle söylemişti. Onu mahvetmek içindi her şeyi yapmak istiyordum...her neyse...sonuç olarak ben mahvoldum. O da bana oyun oynuyormuş."

"Yiğit abi onun en yakın arkadaşıydı."

Gözlerimi kapatıp ağlarken başımı salladım.

"Öğrendim."

"Abim ona zarar verecek son insan bile değil...neden sormadın. Yiğit abinin kardeşi olarak bize gelip sorsaydın niye yapmadın."

Başımı iki yana salladım.

"Babam bana abimin katilini söyledi diyorum Eslem. Sen babana mı güvenirdin yoksa tanımadığın insanlara mı.?" Bir şey demedi.

"Beni kandırdığın için senden nefret ediyorum." Eli karnında dururken tekrar yatağa oturdu.

Yanına gidip yere dizlerimi koyduğumda neyi olduğunu anlamaya çalışıyordum.

"Neyin var.?"

Yaşlı gözlerle bana baktığında dizlerine elimi koydum.

"Neyin var Eslem?"

Gözlerini sıkıca kapatıp ağlamaya başladığında karnında duran eline bakıyordum.

"Eslem."

"Hamileyim."

Hareketlerim durduğunda ağzım şaşkınlıkla açıldı.

"Hamileyim.! Senin o piç abinden hamileyim.!"

Gözlerim kocaman açıldığında kalbim korkuyla attı.

"Hangi a.." Bağırarak sözümü kesti.

"Zaten bir tane abin var Alara."

Poyrazdan.

Poyraz'dan hamileydi.

"Kimse bilmiyor...aptal gibi sadece sana söylemek istedim. Beni bir yıldır kandıran kişiye gelip söylemek istedim."

"Poyraz bilmiyor mu.?"

Hayır anlamında başını salladı.

"Yüzüme bile bakmıyor...o günden sonra benimle bir araya gelmemek için kendini yırttı."

"Bu konuşulup halledilecek bir şey. Bebeği istiyor musun.?"

Dudakları titrediğinde elimi yanağına uzatıp gözyaşlarını sildim.

"İstiyorsun." Dedim sessizce.

"İstemiyorum."

"İstiyorsun Eslem." Diretmedi.

İstiyordu.

"Babam öğrenirse beni öldürür...Asım amcalarla araları da bozulur. Her şey mahvolur. Poyraz zaten benden nefret ediyor...ve ben bunları bana kazık atan birine anlatıyorum."

Ağlamaya başladığında ona hızla sarıldım.

"Ne olursa olsun yanındayım. Yemin ederim seni çok seviyorum ve arkadaşlığım gerçekti."

O da bana sarıldığında gözlerimi kapattım.

Hıçkırıkları odada yankılanırken sırtını okşuyordum.

"Poyraz'a söyleyecek misin.? Önce ikinizin konuşması lazım." Başını hayır anlamında salladığında tekrar önüne geçip yüzüne baktım.

"O bu bebeğin babası Eslem...kararı konuşarak vermeniz lazım."

"Benden nefret ediyor diyorum sana."

"Nefret etse neden seninle birlikte olsun."

Bir süre düşündü.

"Sarhoş muydunuz.?"

"Hayır."

"İlk hamleyi sen mi yaptın.?"

"Hayır...biz konuşuyorduk sonra o beni öptü. Sonra..utanıyorum tamam mı sana bile anlatamadım bu olayı."

"Eğer senden etkilenmese ya da sevmese neden böyle bir şey yapsın." Dedim elini tutarken.

"Ben de yanınızda olurum sonra siz ikiniz konuşursunuz olmaz mı.?"

Bilmiyorum der gibi dudaklarını büzdü.

"Eslem hamilesin...onunla konuşup durumu anlatman lazım. Tepkisine göre bir şeyler düşünürüz."

"Daha söylemeden kötü davrandı. Bağırıp çağırdı. Bizden olmaz ben Karan'ın yüzüne bakamam dedi."

Kaşlarım çatıldı.

O zaman neden birlikte olmuştu.?

"Bunu sonradan mı anlamış.? Bu çocuğu yapmadan önce aklı neredeymiş?." Konuştuktan sonra Eslem tırnak etlerini çekiştirdi.

Ellerini tutup engelledim.

"Bugün burada kalabilir miyim.?"

Başımı olumlu anlamda salladığımda o da benim gibi başını hafifçe sallayıp gözlerini kaçırdı.

"Sana rahat bir şeyler vereyim." Bir şey demesine izin vermeden kalkıp giyinme odasına geçtiğimde elime pijama takımı ve eşofman takımı aldım.

Eslem'e ikisini gösterip hangisi der gibi baktığımda pijamayı işaret ettiğinde diğerini bırakıp pijamayı ona verdim.

Aşağıdan gelen seslerle annemin geldiğini anlayıp tekrar indim.

"Anne." Annem merdivenlerin son basamağında beni gördüğünde salona gitmekten vazgeçip bana doğru yürüdü.

"Neden ulaşamıyorum sana Lidya.?"

"Eslem yukarıda...biraz konuştuk ama tam olarak barışmadık. Bugün burada kalacak." Cümlem bittikten sonra duyduğumuz adım sesleriyle ikimizde merdivenin başına baktık.

Eslem benim pijamalarımı giymiş ve yanımıza gelmişti.

Anneme gözlerini kısarak kötü kötü bakarken annem de ona aynı şekilde baktı.

"Bana biraz daha öyle bakarsan seni bu evden atarım küçük hanım."

Annem konuştuğunda Eslem yine gözlerimi devirdi ve yanımızdan geçip mutfağa doğru yürümeye başladı.

Sanki eve ilk defa gelmiyormuş da ev onunmuş gibiydi.

"Triplere bak." Annem arkasından söylediğinde Eslem onu duyuyordu ama bir şey demeden mutfağa gitmişti.

"Bir de siz başlamayın lütfen...başım çatlamak üzere." Dedim.

Eslem'in arkasından bizde mutfağa gittiğimizde onun dolabı açmış yemek çıkarttığını görünce bozulan sinirlerimle beraber güldüm.

Şaka gibiydi.

Eve hiç yabancı değilmiş gibi yemekleri ısıtacaktı.

"Salata yapmayı biliyordundur umarım." Annem tüm gıcıklığıyla masaya oturduğunda Eslem ona bakıp salata malzemelerini de çıkarttı.

"Yaparım tabii ki Işıl abla ama sen de bu arada yurt dışında olan ve buraya hiç gelmeyen kızını ara, bir halini hatırını sor bizi de tanıştır."

Oflayarak yanına gittim ve o ocağı açarken ben de fırını açtım.

"Lütfen tartışmayın...en azından yemek yiyene kadar bunu başarabiliriz değil mi.?"

İkisinden de ses çıkmadı.

Eslemle birlikte hızlı ve sessizce yemeği hazırladığımızda sanki mutfağı benden daha iyi biliyordu.

Neredeyse her şeyi o hazırlamıştı.

Sessizliği bölen şey annemin telefonu olurken aramayı açıp uzaklaştı ama bağırdığı için sesi bize kadar geliyordu.

"Beni delirtme Kaya! Haddini aşma. O kızı hamile bırakırken kızını düşündün mü? Kes sesini!"

Tabakları masaya bırakırken Eslem kapıya doğru gidip annemi dinlemeye başladı.

"Kızın yaşındaki sevgilini hamile bırakmışsın Kaya! Sen kime neyin hesabını soruyorsun.?"

Bir de bu mesele vardı. Melek hamileydi.

Eslem göz ucuyla bana baktığında ben bu sefer çatal ve bardakları yerleştirmeye başladım.

"Hele bir buraya gel bak ben sana ne yapıyorum. Defol git nereye başvuruyorsan başvur! Kes saçmalamayı."

Bir süre karşı tarafı dinledikten sonra kahkahası mutfağa kadar gelmişti.

"Kızın olduğu şimdi mi aklına geldi.? O kızla Lidya'yı aynı masaya oturturken aklın neredeydi Kaya?"

Sandalyeye oturduğumda ellerimi birleştirip tabağıma bakarken yan tarafıma gelen kişiyle gözlerim hızla doldu.

Dudaklarımı birbirine bastırıp dişlerimi sıkarken kolumu okşamasıyla kendimi daha fazla tutamadım ve gözyaşlarımın akmasına izin verdim.

"Kız gerçekten hamile miymiş?" Dediğinde başımı salladım.

"Ağlama boşver gerçekten bak...bazen anne babalar çok salak olabiliyor. Bizimkine baksana daha üç yaşında çocuğunu terk edip gidebiliyor...ağlama Alara."

Gözyaşlarımı silerken bana sıkıca sarılmasıyla yaşlar tekrar aktı.

"Son bir kaç ayda yaşadıklarıma bazen dayanamıyorum."

Sırtımı okşayıp anladığına dair bir şeyler söylüyordu.

"Şu şerefsiz için ağlama Alara."

"Ver! Hangi mahkemeye veriyorsan ver Allahın cezası!" Annemin sesi tekrardan gelmeye başladığında gözyaşlarımı silip yüzüme hava yaptım.

"Bir de sizi kızla aynı masaya mı oturttu.?" Eslem sinirle konuştuğunda yine başımı sallayarak onu onayladım.

Annem sonunda mutfağa geldiğinde az önceki bağıran kadından eser yokmuş gibi gülümseyerek sofraya baktı.

"Niye başlamadınız...hadi otur Eslem." Dolaba doğru gidip içecek bir şeyler çıkarttığında çatalı elime alıp yemeklerle oynadım çünkü iştahım kapanmıştı.

"Ben bir lavaboya gidip geliyorum." Kalktığımda titreyen dudaklarımı birbirine bastırıp bu katta olan lavaboya girdim ve sesim onlara gitmesin diye suyu açtım.

Gözyaşlarımı sildikçe yenileri ekleniyordu.

Aslında şu an ağlamam babam ve annemin seviyesiz sohbetleri değildi, tüm haftanın birikmişliğini kusuyordum.

Biraz sakinleşip elimi yüzümü yıkadıktan sonra mutfağa doğru yürürken yemeği neden orada yediğimizi sorgulamaya başlamıştım.

"Neden onu hala saklıyorsunuz ki.? Asım amcalar her şeyin farkında zaten."

"Bu konuları daha detaylı anlatırım sonra olur mu.?" Demişti annem.

"Alara kötü görünüyor." Sesi kısık çıkmıştı arkadaşımın.

"Kötü zaten, bakma burada oturup mutfağa çıktığına bir haftadır odasından dışarıya adım atmadı...abine fena tutulmuş."

"Abimde iyi değil. Yani belli etmiyor ama çok sinirli, uyumuyor, sürekli içiyor...geçen gün içtikten sonra buraya gelmiş. Cemal zar zor eve geri getirdi."

Ne! Buraya mı gelmişti? Benim olduğum yere.

"İki gün öncede Alara'nın o kötü evinin orada bulduk."

Bunlar gerçek miydi?

"Karşılıklı diyorsun yani.?" Dedi annem.

"Abimi ilk defa böyle görüyorum, bence o daha çok acı çekiyor...hiç bu kadar içtiğini görmemiştim. Neredeyse her gece kendini kaybedip bayılıyor."

Yüzüm acıyla kasıldı.

İçmesinden nefret ediyordum.

"Eslem senden bir şey isteyebilir miyim?"

"Tabii ki."

"Lidya'yı bugün dışarı çıkartır mısın? Biraz kafası dağılsın odasında durdukça ağlayıp duruyor." Her şeyi anlat anne.

"Tamam olur, gelince söylerim şimdi."

İkili benim hakkımda konuşurken yeni geliyormuşum gibi yerime oturdum.

Eslem koluma dokunduğunda ona baktım.

"Dışarıya çıkalım mı.? Biraz kafamızı dağıtırız. Kötüyüm diye buraya gelmiştim ama siz benden de kötüsünüz."

Annem hemen başını salladı ve bana bakmadan Eslem'i onayladı.

Duymasam bu planın spontane geliştiğine inanırdım.

"Çok iyi olur, Lidya'nın da biraz kafası dağılır."

Karar çoktan verilmişti zaten.

Kısa sürede ikimizde hazırlandığımızda Eslem makyaj masama oturmuş son hazırlıklarını yapıyordu.

"Ben hazırım." Diyerek ayaklandığında giydiği kısa elbiseye baktım. Benden daha çok yakışmıştı.

Ben zaten çoktan hazır olduğum için yataktan kalkıp ayaklandım.

Eslem gibi kısa bir elbise giymiştim ama onunki gibi dar değildi.

"Anne biz çıkıyoruz." Salona doğru seslendiğimde elinde tuttuğu şarap bardağıyla gelip bizi geçirmişti.

Garaja geçip arabamı açtığımda Eslem gözlerini devirip bindi.

"Bir de ehliyetim yok diyor." Söylendiğinde arabayı çalıştırmıştım.

"Anlattım nedenlerini Eslem."

Yola çıkmıştık.

"Durumun iyi olduğu için sevinemiyorum senin yüzünden."

"Tamam sürekli bu konuyu açıp kavga edelim o zaman olur mu.?" Dediğimde kollarını göğüsünde birleştirip sustu.

"Köprüden sola döneceğiz." Dedi.

Vale arabayı alırken ikimiz yan yana içeriye geçtik.

Kapıda sıra vardı ama Eslem yan taraftan bir kart gösterince girmemize izin vermişlerdi.

Kalabalıktı.

Yüksek sesli müzik kulaklarımı acıtırken Eslem kolumu tuttu.

"Şuraya geçelim gel." Gösterdiği yere yürürken orasının da kalabalık olduğunu gördüm.

Yüksek bar sandalyelerinden birine oturduğumuzda Eslem'in elini tuttum.

"Alkol almayacaksın değil mi.?" Diyip karnına baktım.

"Bilmiyorum ki...alkol içilmiyor değil mi.?" Başımı hızla iki yana salladığımda derin bir nefes verip karnına baktı.

"Ne bok yiyeceğim hakkında hiçbir fikrim yok Alara."

Kolunu bar tezgahına yasladığında elini daha sıkı tuttum.

"Poyraz'la konuşalım önce...çocuğu tek başına yapmadın. Senin yaşadığın stresi o da yaşamalı ve ikiniz bir olup ortak karar vermelisiniz."

Söylediklerim mantıklı gelmiş olacak ki o da benim elimi sıkıp başını salladı.

"Özür dilerim." Dediğinde dolu gözlerimle ona bakıyordum.

"Özür dilerim." Dedim ben de dudaklarımı büzerek.

"Seni tanıdıktan sonra anlatmam lazımdı çok aptalım...sana değersiz ve kandırılmış hissettirdiğim için gerçekten özür dilerim Eslem."

Söylediklerimi samimi bulmuş olacak ki onunda gözleri dolmuştu.

"Gel buraya geri zekalı." Kollarını açtığında hızla kalkıp ona sıkıca sarıldım.

"Barıştın mı.?"

"Düşünme aşamasındayım." Dediğinde affettiğini anlamıştım.

"Barışmışsındır sen bana kıyamazsın ki."

Dudaklarımı büzerek gözlerine baktığımda kafamı hafif sağa yatırmam onu güldürdü ve çenemi sıkarak güldü.

"Şapsalın tekisin." Yine kollarını kaldırdığında sıkıca sarıldık.

"Seninle alakalı değildi hiçbir şey yemin ederim...Karan'la ilgiliydi."

Gözlerimi kaçırdığımda tekrar yerime oturdum.

"Onda da ağzımın payını aldım."

"Baştan anlat her şeyi. Senden sonra abime de yaklaşılmıyor zaten her an birini öldürecek gibi geziyor ortalıkta."

Derin bir nefes verip olan biten her şeyi yavaşça anlattığımda Karan'ın son yaptıklarını yeni öğrendiği için üzüntüyle beni dinlemişti.

"Abim sana köpek gibi aşık olmuş."

Burukça güldüm.

"Aşık olsaydı canımı bu kadar yakmazdı."

Başını hızla iki yana salladı.

"Asıl aşık olan birisi böyle yapar...hem sana aşık olduğunu anlamış hem de ona oyun oynadığını bildiği için canını yakmak istemiş."

"Seviyorum dediğimde oyun değildi. Her şeyi öğrenmiştim. Annenin geldiği gün onun suçsuz olduğunu anladım...ve biz yakınlaştık."

Gözleri kısıldığında başka yere baktım.

"Nasıl bir yakınlaşma bu."

"Öyle." Dediğimde gülüp eliyle dudaklarını kapattı.

"Tebrikler Alara, Karan Beyoğlu'nu kendine sırılsıklam aşık etmişsin."

Değildi.

Karan bana acımasız bir oyun oynamıştı. Aşık olan tek kişi de bendim.

Ellerini tutarak gözlerine baktım.

"Eslem...anneni ben getirmedim. Bu konuyla hiçbir bağım yok ve neden benim başıma kaldığını da bilmiyorum."

Şaşırmıştı.

"Nasıl sen getirmedin.? Ona para vermişsin...bizim karşımıza çıksın diye para vermişsin o kabul etmeyince de tehdit etmişsin."

Birisi bana oyun oynuyordu.

Eslem'e nasıl baktıysam kaşları havaya kalkmıştı.

"Sen yapmadın...siktir siktir...abim sana bu yüzden sinirli Alara."

Şimdi benim kaşlarım şaşkınlıkla havalanmıştı.

"Şirketini batırmak için yaptığım şeylere değil de buna mı sinirli.?" Başını salladığında hızla konuşup bana olayı anlattı.

"Şirkete zarar verdiğini düşünüyordun ama aslında öyle bir şey yokmuş. Abim zaten senin önüne sahte ihaleleri koyarak adamlarını ayarlıyormuş. Sen büyük yatırımları bozdum sanarken aslında onlar abimin senin önüne attığı planlı işlermiş."

Vay pislik.

Demek beni kandırmıştı.

Sen de onu kandırdın Alara.

Ben kandırabilirdim ama o beni kandıramazdı.

"O zaman onu sevdiğimi söyledikten sonra şirketle ilgili hiçbir şey yapmadığımı bilmesi lazım."

Başını sallayarak beni onayladı.

"Zaten biliyor...hatta onu çıkmaza sokan konu da bu. İkinizde birbirinize aşık olmuşsunuz. Sen bu sürede abim sana bir sürü fırsat verse bile şirketle ilgili planlarını kesmişsin ve abim hislerinin gerçek olduğunu düşünmüş...ama o kadının olayı patladığında bunu senin yaptığını duyunca bu sefer sinirlenerek karşı atağa geçmiş ve böyle şeyler yapmış işte."

Mantıklıydı.

Ama haklı değildi.

O bana nasıl böyle kıyabilirdi ki.

Nasıl böyle acımasız olabilirdi.

"Yani o sana çoktan tutulmuştu ama bir telefonla rol yaptığını sanarak sana öyle şeyler söyledi."

Anlamıştım.

"Ama beni çok üzdü."

"Sen de onu üzdün Alara...bu yanlış anlaşılmayı düzeltmemiz lazım."

Başımı hayır anlamında iki yana salladım.

"Bırak benim suçlu olduğumu sansın boşver."

Eslem beni ikna etmeye çalışırken üçüncü içkimi içmiştim bile.

Gözleri arkamda bir yere takılınca hemen konuştu.

"Bir arkadaşımı gördüm selam verip geliyorum." Yanımdan gittiğinde ben de barmenin önüme koyup durduğu shotları içiyordum.

On on beş dakika sonra başım dönmeye başladığında güldüm. Evet bildiğiniz sesli bir şekilde gülüp kahkaha attım ve bir kaç kişinin bana dönmesine sebep oldum.

Bardakta duran içeceği almak istedim ama alamadım. Bir daha elimi uzattığımda yine alamadım. Çift görmeye başlamıştım.

"Of.!"

Sonunda aldığımda zorlansam da içtim.

"Öyle işte. Ben neler yaşadım neler...ama varya o kaybetti." Barmen bardakları silerken kulağa ilginç gelen hikayemi dinliyordu.

"Uydurmuyorsun değil mi.?" Dediğinde ellerimi iki yana açarak itiraz ettim.

"Saçmalama hepsi gerçek...hatta dur bak arayayım da gör."

Uzun uğraşlar sonucu telefonumu çantamdan çıkartıp isminin üzerine tıkladım ve gözlerimi kapatarak bekleyeceğim sırada telefon çalar çalmaz açıldı.

"Alara?"

Duyduğum ses tonuyla sesli bir şekilde iç çektim.

"Ooo sen beni arar mıydın?" Dedim.

Bir kaç saniye ses gelmediğinde hışırtı sesinden sonra konuştu.

"Sen aradın ne saçmalıyorsun.?"

Kıkırdadığımda telefonu kulağımdan indirip barmene doğru konuştum.

"Hep böyle saçma detaylara takılıyor salak mı ne ya.?"

Telefonu tekrar kulağıma koyduğumda o sinirle konuşuyordu.

"Sarhoş musun sen?"

Cevap vermeden gözlerimi devirdiğimde bu sefer daha sert bir ses tonuyla konuşmuştu.

"Neredesin? konum at hemen."

Elimin birini öne doğru uzatıp sanki karşımda biri varmış gibi konuştum.

"Konum at Alara. Defol git Alara. Her şey oyundu Alara. Evet seni seviyorum Alara. Hayır hayır seni sevmiyorum Alara." Sesimi kalınlaştırıp onun taklidini yapıyordum ama kelimeler ağzımdan tam çıkmıyordu sürekli yutuyordum.

"Cemal!" Birine seslendiğinde yine kıkırdadım.

"Ben bunu niye aramıştım ki.?" Barmene bakıp konuştuğumda o eliyle bilmiyorum der gibi bir işaret yapınca telefonda konuşan adamı dinlemiyordum.

"Ondan nefret ediyorum. Biliyor musun neredeyse her gün bu adam yüzünden ağlıyorum." Telefonu tezgaha koymuştum ama duyulan sesler dikkatimi dağıtınca tekrar kulağıma yaklaştırdım.

"Alara kiminle konuşuyorsun sen?Çabuk ol Cemal!"

Bağırdığı için yüzümü buruşturdum.

"Ben seni boşadım Karan."

"Evli miydin?" Barmen araya girdiğinde telefonu yine kulağımdan indirip karşımdaki tatlı çocuğa kocaman gülümsedim.

"Beni doğum günümde terk etti ben de onu boşadım...zaten benim gibi birisini hiç hak etmiyordu. Görsen pek suratsız bir şey."

Barmen kaşlarını öyle mi der gibi yukarı kaldırdığında onu hemen onayladım.

"Valla öyle...ah ah bana neler yaptı bir bilsen...en güzel günümü mahvetti. Valla bak." Dediğimde bir yandan da onu inandırmaya çalışıyordum ama çocuk zaten beni anlayışla dinliyordu.

"Sen onu üzdün mü peki?" Diye sorduğunda ellerimle itiraz ettim.

"Saçmalama...onun yaptıklarını anlatıyorum beni karıştırma da doldur şu bardağı." Önümdeki bardağı onu doğru attığımda onaylamasa da doldururken ben de hâlâ açık olan telefonu yine kulağıma dayadım.

"Ses bir iki üç...duyuyor musun kule."

"Sakın bir yere kıpırdama geliyorum."

Güldüm.

"Ya kim gel diyor sana be kardeşim."

Güldüm.

"Bu da çok yüzsüz he. Git diyor sonra istenmeyen ot gibi sürekli burnumun ortasında çıkıyor...burnumun yanında...burun arkası mıydı? Bir yerde çıkıyor işte sapık gibi"

"Delirtecek lan bu kız beni, hızlan Cemal.!" Telefondaki sinirli sese kulak asmadan barmene dönüp bardağımdan tekrar bir yudum aldım.

"Benim amerikada bir tane sevgilim vardı hiç bu öküz gibi değildi biliyor musun? Beni el üstünde tutardı, sürekli iltifat edip el üstünde kucaklardı."

"Alara! Başlatma lan eski sevgiline!"

Barmene boştaki elimle telefonu gösteriyordum.

"Böyle bağırıp durmazdı...Anton hiç böyle değildi."

"Anton'un da amına koyayım." Güldüm söylediği şeye.

Komik bile değildi.

"Antonun dudakları beni.."

"Tamamlarsan o mekanın amına koyarım."

Yine kıkırdayıp barmene baktım.

"Çok terbiyesiz demiştim değil mi.? Hiç benim tarzım olan bir erkek değil aslında ama nasıl olduysa aşık oldum. Çelimsiz arkadaşları bana büyü yaptı galiba." Elimi çeneme koyarak tezgaha yaslandım.

"Bence büyüyü sen onlara yapıp güzelliğinle büyülemiş olabilirsin."

Elimin birisi saçıma gittiğinde flörtöz şekilde kıvırdım.

"Güzel miyim?"

"Gördüğüm en güzel kadınlardan birisin."

"Senin de amına koymazsam oğlum." Diyordu telefondaki kaba ses.

"Üf senden de sıkıldım bık bık bir susmadın ya kafamı acıktırdın."

"O kafanı kırd.." Konuşmasına izin vermeden telefonu suratına kapattığımda gururla barmene döndüm.

"Gördün mü nasıl haddini bildirdim." Gülümsüyordum.

"Sen kimsin de bana oyun oynuyorsun oğlum? Sen kimsin? Senin karşında Alara Kutluhan duruyor sen kimsin de beni seviyorum diyip kandırıyorsun.?" Başımı tekrar tezgaha koyup gözlerimi kapattım.

"Birilerini aramamı ister misin.?" Barmen konuştuğunda başımı hayır anlamında salladım ve esnedim.

"Ben bugün buradayım karışma bana."

Bir kaç dakika gözlerimi dinlendirirken yanımdaki sandalyeye birinin oturmasıyla gözlerim açıldı.

Gördüğüm adamla gülümsedim.

"Karan? Sen de mi buradaydın? Beni takip mi ediyorsun ya sen?"

Cevap vermeden dişlerini sıktı ve karşısında duran çocuğa baktı.

"Arkadaşımla tanış, Berk benim kader ortağım. Sen de mi içmeye geldin?...burada içmezsin ki sen."

"Gidiyoruz." Beni belimden tuttuğunda hızla ellerini ittim.

"Hayır hayır hayır ne yapıyorsun ya sen...ben bugün buradayım."

"Ne sikime geldin buraya yürü gidiyoruz diyorum."

Elimi ondan tekrar çektiğimde bu sefer göğüsüne tüm gücümle vurdum.

"Git ya ben Berk'le konuşacağım."

"Kaybol lan gözümün önünden." Çocuğa bağırdığında Berk korkuyla arka tarafa gitti.

Kafasını sağ tarafa atıp boynunu kütlettiğinde ilerden koşarak gelen arkadaşımı gördüm.

"Abi? Senin ne işin var burada.?"

"Sizin ne işiniz var lan burada? Bu kadar sarhoş olmasına nasıl izin veriyorsun Eslem!"

"Ya bağırma ona." Ayağa kalkıp Eslem'in yanına geçmek istediğimde yalpalayarak yere kapaklanacakken beni belimden tutarak kendine yasladı.

Kokusu yine burnuma gelmişti.

"Sen benimle geliyorsun Eslem." Poyraz'da mı buradaydı?. Bakmak için kıpırdandım ama Karan izin vermedi.

"Ben giderim gerek yok."

"Delirtme beni giymişsin bir karış kumaş parçası, geç arabaya.!" Poyraz'ın sesi yükseldiğinde irkilerek başımı Karan'ın omzuna koyunca kasıldığını hissetmiştim.

"Sana ne ya benim ne giydiğimden.?"

Yanağımı yasladığım omuzla gözlerimi kapatıp kokusunu içime çektim.

"Poyrazla gidiyorsun Eslem, uzatma."

Ve ikili yanımızdan ayrılmıştı.

Belimdeki el hareketlendiğinde kaşlarımı çatarak başımı kaldırdım.

"N'apıyorsun ya dokunma bana."

Boynundaki damar sinirden olsa gerek çıktığında gülümsedim ve dudaklarımı oraya bastırıp öptüm.

"Beni neden üzdün ki?"

Karan put gibi yerinde dikilmeye devam ederken benim onu bir kere daha öpmemle birlikte çantamı alıp yürümeye başlaması bir oldu.

"Yavaş yürü ayı."

"Konuşma Alara...konuşma da giydiğin şu sik gibi elbiseyi gören herkesi öldürmeyeyim."

Yürürken elbiseme baktım.

Çok güzeldi.

"Elbisemi beğendin mi?"

Ağzının içinden bir şeyler söylemişti.

Açık havaya çıktığımızda beni hızlı bir şekilde arabaya bindirip kemerimi taktı ama ben onu hazır eğilmişken yanağından tekrar öptüğümde hareketleri durdu.

"Rahat dur."

Kapıyı sertçe kapatıp şoför koltuğuna oturduğunda hızlı bir şekilde yola çıkmıştık.

Kollarımı öne doğru uzatıp tırnaklarıma bakarken Karan sigarasını içiyordu.

"Karan.." Bana bakmadı.

Ona doğru dönüp tek omuzumla koltuğa yaslandım.

"Sen beni hiç özlemiyor musun.?"

Gözleri bir kaç saniye bana döndükten sonra tekrar sigarasını içti.

"Ben çok özledim seni." Oturduğum yerde kollarımı kendime sarıp küçüldüğümde başımı da cama yaslayıp gözlerimi kapattım.

Karan'dan ses soluk yoktu.

Kapımın açılmasıyla gözlerimi zar zor açtım ama bir el ışık gelmesini engellemek içim gözlerimi kapatmıştı.

Havalandığımı hissederken beni kucaklayan kişiyi kokusunu alır almaz bildiğim için kollarımı boynuna doladım.

O ağzının içinden bir şeyler derken ben onu omzundan öptüm.

Çok özlemiştim.

"Beni özledin mi?" Dedim ağzımın içinden.

Kollarımı ona daha sıkı doladığımda eve girmiştik.

"Karan...sen aşık olmamış mısın bana.?"

Belimdeki eli orayı okşadığında hızla başımı kaldırıp alttan yüzüne bakınca adımları durdu.

Gözlerim kapanıp açılırken onun yakışıklı yüzünü inceliyordum.

"Beni neden bıraktın Karan.?" Adımları tekrar durduğunda ben ayaklarımı sallıyordum.

Başımı tekrardan göğüsüne yasladığımda kendi kendime konuşmaya devam ettim.

"Her şeyi anlatacaktım ben zaten sana sen niye söyledin.?...her şeyin oyun olduğunu, sonra sana gerçekten aşık olduğumu söyleyecektim ki."

Kol kaslarını okşuyordum.

"Bilmiyordum ki abimle arkadaş olduğunuzu...valla bilmiyordum." Gözlerimi kapattığımda kucağında kıpırdandım.

Nefesini kulağımın yanında hissettiğimde elimi yanağıma koydum ve hep yaptığım gibi sakallarını okşamaya başlamıştım.

"Canımı acıtmak için bana oyun oynadın Karan. Beni bu kadar mı sevmedin.?"

"Sevdim." Dediğinde başımı hızla kaldırıp ona baktım.

"Çok sevdim." Diye devam ettiğinde kaşlarım şaşkınlıkla kalktı.

"Valla mı.?"

Derin bir nefes verdikten sonra dudakları alnımı bulmuştu.

"Valla Alara, valla."

Yanağını tutup öptüğümde gözlerim yine kapandı.

"Özlediğini de söyle."

"Çok özledim." İçi gider gibi boynumu öptüğünde ona sıkıca sarılıyordum.

"Sensiz uyumaktan nefret ediyorum." Duyduğum şeylerle gülümsedim.

"Sensiz uyuyamıyorum." Diyerek dudağımın kenarını öptüğünde kucağında iyice mayışıyordum.

"Karan...çok özledim seni."

Beni tutan elleri sıkıca kendine bastırdığında boynumu öpüyordu.

"Bunları hatırlamayacaksın değil mi?" Dediğinde beni yatağa bırakıp kendi de yanıma uzanmıştı.

"Seninle ilgili şeyleri unutmam." Diyerek ona karşı çıktığımda dudağının kenarı çok hafif kıvrıldı.

"Hatırlamayacaksın çünkü çok sarhoşsun."

Kaşlarımı çattım.

"Değilim!" Havaya kaldırdığım elimi tutup dudaklarına götürdükten sonra öpmüştü.

Ben ona hayran hayran bakarken eli yanağıma yerleşti ve dudaklarımı sömürmeye başladığında ona aynı şekilde karşılık veriyordum.

Elleri kalçamı sıktığında benden beklemediği bir hamle yaparak kucağına çıktım ve ata biner pozisyonda bacaklarımı kırarak oturdum.

Karan ensemden tutup öpüşmemizi devam ettirirken belimden tuttuğu gibi bedenimi altına aldığında inledim.

"Hayvan gibi özledim lan seni." Dedi ve tekrar dudaklarıma saldırdı.

Elbisem karnıma kadar çıktığı için elleri göbeğimdeydi.

Daha da yukarı çıkıp sağ göğüsümü sıktığında yine inledim.

Nefes nefese birbirimize bakarken o önüme gelen saçları çekip yanaklarımdan başlayarak yüzümün her yerini öpmüştü.

"Hadi sevişelim." Dediğimde bu onu güldürdü ve bana sıkıca sarılmasına sebep oldu.

"Sevişmeyeceğiz Alara."

Kaşlarımı çatarak tekrar onun kucağına tırmandım.

Buna da tırman tırman bitmiyor..

"Seninle sevişmek istiyorum." Dediğimde iç çekip boynumu öptü.

"Birazdan sızacaksın."

Omzuna vurdum.

"Neden benimle sevişmek istemiyorsun..yoksa sen." Elimle ağzımı kapattığımda gözlerim hızla dolmuştu.

"Saçmalama." Yüzümü tutup ona bakmamı sağladığında gözlerimden yaşlar akmaya başlamıştı bile.

"Saçmalama amına koyayım...benim bu haldeyken gözüm senden başkasını mı görüyor? Ağlama sakın."

Hıçkırdığımda başımı omzuna koyup sırtımı okşadı.

"Kimseyle yatmadım tamam mı?" Sesi telaşlı çıktığımda sırtımı okşuyordu.

"Yatmadın ama yatacaksın değil mi?" Ağlamalarımın arasından konuştuğumda yine iç çekti.

"Senden başka kimseyle yatmayacağım yavrum."

Burnumu çekerek başımı kaldırıp gözlerine baktım.

"Ben hiç senden başka kimseyle yatmadım." Zaten bildiği şeyi tekrar söylememle gülümsedi.

"Biliyorum güzelim."

"Ama sen benimle küsersen ben de başkasıyla yat.."

"Siktirtme başkasını! Kapat konuyu...uyu artık."

"Herkes istiyor ki beni." Diyip başımı tekrar omzuna koyduğumda bu sefer o çenemden tutup ona bakmamı sağladı ama keşke bakmasaydım.

Gözleri o günkü gibi sinirle parlıyordu.

"Kim istiyor.?" Dişlerini sıktığında dudağından öpüp geri çekildim ama o çenemi hafifçe sıkıp tekrar ona bakmamı sağladı.

"Kim istiyor söyle? Anton piçi mi istiyor.?"

"Sapık Yavuz istiyor." Elini çenemden ittirip başımı omzuna koyduğumda ona sıkıca sarılıyordum.

"Hangi Yavuz.?" Sesi sertleştiğinde kaşlarımı çattım.

"Çok özledim seni." Diye mırıldandıktan sonrasını hatırlamıyordum.

Bedenimin kıpırdatılmasıyla mırıldanmaya başlamıştım.

"Şunu çıkartmamız lazım güzelim." Kolumu havaya kaldırıp elbisemi çıkartacağında geri aşağıya indirip gülmüştüm.

Karan sabırla aynı işlemi tekrar tekrar yaparken sonunda elbisemi çıkartabilmişti.

Ayaklarımdaki baskıdan da kurtulduğumda rahatça yatacağımı sandım ama bu seferde tişört giydirmeye çalışıyordu.

Boynumdaki dudaklarla gözlerimi açtığımda ilk olarak Karan'ın saçlarını görmüştüm.

"Aşkım." Diye mırıldandığımda öpüşleri durdu.

"Seni seviyorum...valla çok sevi.." Dudağımın üstüne kapanan dudaklarla sözlerim yarım kaldı.

"Ölüyorum sana." Duyduğum şeyle dudaklarım kıvrıldı.

Tişörtün kollarını geçirip yatağa uzanmama yardım ettiğinde koluna sarılmış yanağımı sürtüyordum.

O beni bekletmeden bedenimi sarmaladığında kısa sürede uykuya dalmıştım.

Gece bir ara gözlerimi açtığımda elbisemin ve ayakkabılarımın çıktığını onun yerine Karan'ın tişörtünün üstümde olduğunu anlayıp tekrar uyuyacakken karnımdan sarılan elle başımı hafifçe arkama çevirdim.

Rüya mı görüyorum.?

Karan derin bir uykudayken her zamanki gibi karnımdan sarılmıştı.

Kalbim hızlı bir şekilde atarken gerçek olduğuna pek inanmayarak uykuya tekrar daldım.

İnanılmaz bir baş ağrısıyla gözlerimi açtığımda yüzümü buruşturup alnımı ovmaya başladım.

"Bu ağrı ne.?" Sızlanarak gözlerimi tekrar kapattığımda aklıma gelenlerle gözlerimi sonuna kadar açtım.

İçmiştim.

"Hayır, hayır, hayır." Korkuyla etrafıma bakındığımda tanıdık gelen odayla rahat bir nefes alıp örtüyü üstümden attım ve üzerime baktım.

Üstümde Karan'ın tişörtlerinden birisi vardı.

Eğer başımı biraz çevirip komodine baksaydım Karan'ın benim için bıraktığı ağrı kesiciyi görebilecektim ama bakmadım.

Banyoya geçip işlerimi hallettikten sonra elimi yıkarken aynadan kendime baktığım an korkuyla sıçradım.

Makyajım akmıştı. Umarım bu suratla Karan'ın karşısına falan çıkmamışımdır.

Hızla yüzümü sabunla yıkadım ve kuruyan izleri zar zor temizledim.

Odadan çıkıp koridoru kontrol ettiğimde evde kimsenin olmadığını anlayıp omuzlarım düştü.

Beni neden buraya getirmişti?

Eslem mi haber vermişti?

Ağrıyan başımı tutarak merdivenlerden inerken duyduğum sesle adımlarım durdu.

Evdeydi.

Karan evdeydi.

"Bugün gelmem siz halledin...konuşuruz Cemal bir de başıma Özge'yi çıkartma."

Özge?

"Tamam." Sanırım kapatmıştı.

Özge'yle mi görüşüyordu.?

Hemen kendini eski sevgilisinin kollarına mı atmıştı?

Bu düşünce kalbime bir ağırlık yaydığında aynı zamanda gözlerimi de doldurdu.

Karan elinde telefonuyla merdivenlerin önünden geçtiğinde beni görmedi sanarken birden durdu ve hızla olduğum kısma baktı.

Merdivenlerin ortasında duruyordum.

O yine sadece eşofmanıylaydı.

Ben de üstümdeki tişörtle duruyordum.

"İlacı içtin mi.?" Dediğinde sesi sert çıkmıştı.

Başımı iki yana salladığımda hangi ilaçtan bahsettiğini anlamamıştım.

"Mutfağa gel." O çoktan gittiğinde ben yavaş adımlarla basamakları indim ve mutfağa girdim.

"İç şunu." Önce elindeki ilacı uzattı sonra da su dolu olan bardağı.

Komut almış gibi dediğini yaptım.

"Şunu da." Suyu da alıp bir kaç yudum içmiştim.

"Neden buradayım?"

Kaşlarını çatıldı.

"Neden buradasın? Güzel soru. Gerçekten neden buradasın Alara.? Neden onca şeye rağmen evimdesin.?"

Bu sözlerin arkasından gelecek olanlara kırılacağımı biliyordum.

"Bilmiyorum." Derken sesim kısık çıkmıştı.

"Şaşırmadım."

Başımı kaldırıp gözlerine baktım ve geri geri giderek ondan uzaklaşmaya başladım.

"Sen daha fazla ağzıma sıçmadan gitsem iyi olur."

Bı cümleyi beklemiyor olacak ki derin bir nefes verirken ben koşar adımlarla odaya geri çıktım.

Dünkü elbisemi ararken bulamayınca dolabını açıp kendime eşofman çıkarttığım an Karan kapıyı sertçe açarak odaya girmişti.

"Gel buraya." Kolumu tuttuğunda izin vermeden kendime çektim.

"Çıkar mısın giyineceğim.?"

"Çıkamam! konuşacağız gel." Dediğinde bu sefer diretmem bir işe yaramadı çünkü tek koluyla karnımdan tutarak beni kaldırıp yürümeye başladı.

Kokusu burnuma geldiğinde çırpınmayı bırakmıştım.

Çok özlemiştim onu.

Burnumun direği sızlayacak kadar özlemiştim.

Biz merdivenlerden inerken kapı çalmıştı ama Karan bunu önemsemeden aynı şekilde beni bahçeye çıkarttı ve çok güzel hazırlanmış kahvaltı masasına oturttu.

Ağzımı açacağım an elini dudaklarımın üstüne koydu.

"Kahvaltı yaptıktan sonra konuşacağız." Kapı zili tekrar çaldığında ağzının içinden küfür ederek bana baktı.

"Kıpırdama geliyorum."

Başımı salladığımda bu hareketime şaşırdığını belli ederek tekrar salona girdi ama yürürken iki kere bana bakmıştı.

O gözden kaybolduğunda ne hissedeceğimi bilemeyerek ağzıma salatalık attım.

Yaklaşık on dakika boyunca gelmeyen Karan'ı merak ederken ben de kapıya doğru yürümeye başladım.

Salonun ortasındayken duyduğum seslerle yerimde kalakaldım.

"Her şeyi anlattım Karan, neden hala diretiyorsun...sevgilim.?"

Sevgilim.

Eski sevgilisiyle mi barışmıştı.?

Bir haftada kendini başkasının kollarına mı atmıştı.?

BÖLÜM SONU

NASIL GİDİYOR.?

Yorumlarınızı ve oylarınızı bekliyorum.

Oy sınırı 250
Yorum sınırı 250

Sonraki bölümde görüşürüzz.