7. bölüm / 29
Gönül Uyanışı- 5. Bölüm: Kopan Bağlar-
Bölümler 29Şu an: - 5. Bölüm: Kopan Bağlar-
- 1 ÖNSÖZ107 kelime
- 2 GİRİŞ179 kelime
- 3 -1. Bölüm: Ekranların Arkasındaki karanlık-216 kelime
- 4 -2. Bölüm:Fırtından Önceki sessizlik-270 kelime
- 5 -3.Bölüm : Eski Dost, Yeni Yol-273 kelime
- 6 -4. Bölüm: Seccadedeki İlk Gözyaşı-375 kelime
- 7 - 5. Bölüm: Kopan Bağlar-455 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 - 6. Bölüm: Kimsesiz Şehir-388 kelime
- 9 - 7. Bölüm: Nefsin İtirazı-283 kelime
- 10 - 8. Bölüm: Gecenin Nurdan Kapısı-210 kelime
- 11 - 9. Bölüm: Tevekkül Hırkası-230 kelime
- 12 - 10. Bölüm: İlk Menzil-202 kelime
- 13 - 11. Bölüm: Kalplerin Yol Ayrımı-261 kelime
- 14 - 12. Bölüm: Sınanan Bağlar-255 kelime
- 15 - 13. Bölüm: Yarım Kalan Hikaye-240 kelime
- 16 - 14. Bölüm: Eski Masada Yeni Muhasebe-204 kelime
- 17 - 15. Bölüm: Akıl ve Kalbin Çatışması-179 kelime
- 18 - 16. Bölüm: Nuh’un Sessiz Ziyareti-177 kelime
- 19 - 17. Bölüm: Fırtınanın Ortakları-188 kelime
- 20 - 18. Bölüm: İlk Ortak Kod-175 kelime
- 21 - 19. Bölüm: Adem’in Sarsılan Mantığı-164 kelime
- 22 20. Bölüm: Nuh’un İlk Secdesi157 kelime
- 23 - 21. Bölüm: Şirketteki Boş Koltuk-171 kelime
- 24 - 22. Bölüm: Mahallede Dört Dost-187 kelime
- 25 - 23. Bölüm: Dijital Dünyaya Elveda-169 kelime
- 26 - 24. Bölüm: Ahmet Amca’nın Emaneti-211 kelime
- 27 25. Bölüm: Sonsuz Uyanış (Final)209 kelime
- 28 Canım okurum🥰200 kelime
- 29 Arka kapağı
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ertesi sabah Kerem için hayat, o zamana kadar alışık olduğu ritmin tamamen dışındaydı. Aynaya baktığında, gözlerindeki o eski hırslı, yorgun bakışın yerini garip bir kararlılığın aldığını gördü. Üzerine her zamanki gibi şık, pahalı takım elbiselerinden birini giydi; fakat bu kez bu kıyafetler ona bir başarı zırhı gibi değil, üzerinden bir an önce kurtulmak istediği ağır bir yük gibi geliyordu. Arabasına binip o her gün geçtiği yollardan plazaya doğru ilerlerken, çevresindeki o devasa reklam panolarına, sürekli bir yerlere yetişmeye çalışan insanlara ilk kez tamamen dışarıdan bir gözle, yabancılaşarak baktı. Akıllı telefonunu evde, o karanlık odadaki masanın üzerinde bırakmıştı. Cebindeki o yirmi yıllık tanıdık ağırlığın yokluğu, ona tarif edilemez bir özgürlük hissi veriyorsu.
Şirketin ellinci katındaki o cam kapıdan içeri adım attığında, asistanı Melis elindeki ajandayla hemen yanına koştu. "Kerem Bey, genel müdür sabahki yönetim kurulu toplantısında sunumunuzu bekliyor. Ayrıca yeni bütçe onayları ve sosyal medya ajansının reklam yüzü sözleşmesi masanızda, acil imza istiyorlar," diyerek ardı arkası kesilmeyen bir sorumluluk listesi sıraladı. Kerem, odasına geçip masasının arkasındaki o geniş camdan dışarıya, İstanbul'un puslu siluetine baktı. Ardından cebinden, dün gece eski bir kağıda elle yazdığı o kısa metni çıkardı: İstifa dilekçesi. Melis’e dönüp, "Genel Müdüre söyle, toplantıdan önce odasına geleceğim," dedi. Sesi o kadar sakin ve pürüzsüzdü ki, Melis bir an şaşırsa da başını sallayıp odadan çıktı.
Genel Müdürün o devasa, lüks odasına girip masanın üzerine dilekçeyi bıraktığında, odada buz gibi bir sessizlik oldu. Adam gözlüğünün üstünden kağıda, sonra da Kerem’e baktı. "Kerem, sen ne yaptığının farkında mısın?" dedi, sesinde hem bir şaşkınlık hem de öfke vardı. "Sen yirmi yaşında bu şirketin geleceğisin. Önümüzdeki ay seni yönetim kuruluna almayı konuşuyoruz. Önünde milyon dolarlık bir kariyer, herkesin rüyasını süsleyen bir hayat var. Ne demek istifa?" Kerem, adamın arkasındaki o devasa holding amblemine baktı, sonra adamın gözlerinin içine odaklandı. "Haklısınız beyefendi," dedi sakince. "Herkesin rüyasını süsleyen bir hayat ama benim kabusum oldu. Ben yukarılara tırmandıkça aşağıda ruhumu bıraktığımı fark ettim. Unvanlar, paralar kalbimin açlığını doyurmuyor. Ben ruhumu kurtarmaya gidiyorum."
Eşyalarını küçük bir karton kutuya toplayıp o elli katlı cam kuleden aşağı inerken, asansördeki aynada kendine son kez baktı. Koridorda arkasından fısıldaşanları, "Delirdi herhalde, bu yaşta bu kariyer bırakılır mı?" diyenleri duymadı bile. Plazanın döner kapısından dışarı çıkıp o boğucu, klimalı havadan İstanbul'un gerçek rüzgarına adım attığında, sanki sırtındaki tonlarca ağırlık yere düşmüştü. Lüks arabasını da şirketin otoparkında, anahtarlarıyla birlikte bırakmıştı. Bir taksiye binip eve gitti, eski bilgisayarını açtı ve yirmi yıldır onu dünyaya bağlayan o sahte ağları koparmaya başladı. Yüz binlerce takipçili sosyal medya hesaplarını tek bir tıkla tamamen sildi. Telefon hattını iptal etti. O andan itibaren, herkesin parmakla gösterdiği o popüler, başarılı genç dahi, dijital dünyanın hafızasından bir günde tamamen silindi. Kopan her bağla, silinen her sahte arkadaş mesajıyla birlikte içindeki o gönül uyanışı, köklerini kalbinin daha derinlerine salıyordu.
Bölüm etkileşimi
