6. bölüm / 29
Gönül Uyanışı-4. Bölüm: Seccadedeki İlk Gözyaşı-
Bölümler 29Şu an: -4. Bölüm: Seccadedeki İlk Gözyaşı-
- 1 ÖNSÖZ107 kelime
- 2 GİRİŞ179 kelime
- 3 -1. Bölüm: Ekranların Arkasındaki karanlık-216 kelime
- 4 -2. Bölüm:Fırtından Önceki sessizlik-270 kelime
- 5 -3.Bölüm : Eski Dost, Yeni Yol-273 kelime
- 6 -4. Bölüm: Seccadedeki İlk Gözyaşı-375 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 - 5. Bölüm: Kopan Bağlar-455 kelime
- 8 - 6. Bölüm: Kimsesiz Şehir-388 kelime
- 9 - 7. Bölüm: Nefsin İtirazı-283 kelime
- 10 - 8. Bölüm: Gecenin Nurdan Kapısı-210 kelime
- 11 - 9. Bölüm: Tevekkül Hırkası-230 kelime
- 12 - 10. Bölüm: İlk Menzil-202 kelime
- 13 - 11. Bölüm: Kalplerin Yol Ayrımı-261 kelime
- 14 - 12. Bölüm: Sınanan Bağlar-255 kelime
- 15 - 13. Bölüm: Yarım Kalan Hikaye-240 kelime
- 16 - 14. Bölüm: Eski Masada Yeni Muhasebe-204 kelime
- 17 - 15. Bölüm: Akıl ve Kalbin Çatışması-179 kelime
- 18 - 16. Bölüm: Nuh’un Sessiz Ziyareti-177 kelime
- 19 - 17. Bölüm: Fırtınanın Ortakları-188 kelime
- 20 - 18. Bölüm: İlk Ortak Kod-175 kelime
- 21 - 19. Bölüm: Adem’in Sarsılan Mantığı-164 kelime
- 22 20. Bölüm: Nuh’un İlk Secdesi157 kelime
- 23 - 21. Bölüm: Şirketteki Boş Koltuk-171 kelime
- 24 - 22. Bölüm: Mahallede Dört Dost-187 kelime
- 25 - 23. Bölüm: Dijital Dünyaya Elveda-169 kelime
- 26 - 24. Bölüm: Ahmet Amca’nın Emaneti-211 kelime
- 27 25. Bölüm: Sonsuz Uyanış (Final)209 kelime
- 28 Canım okurum🥰200 kelime
- 29 Arka kapağı
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kerem, sahaf Ahmet Amca’nın tozlu kitap kokan dükkanından çıktığında, İstanbul’un üzerine ikindi güneşinin o altın sarısı rengi çökmüştü. Gökyüzü, plazaların camlarından yansıyan o sahte mavilikten çok farklıydı; gerçekti, uçsuz bucaksızdı. Adımları onu nereye götürdüğünü bilmeden, adeta gizli bir el tarafından çekiliyormuş gibi tarihi bir caminin avlusuna sürükledi. Tam o esnada, minarelerden yükselen ikindi ezanı taş duvarlarda yankılanmaya başladı. Müezzinin sesi o kadar içten, o kadar davetkardı ki, Kerem hayatında ilk defa bu sese karşı koyamadı, adeta büyülenmiş gibi şadırvana doğru yürüdü.
Şadırvanın mermer oturağına oturduğunda, ceketi ve gömleğinin kollarını sıvarken ellerinin titrediğini fark etti. Çocukken dedesinden gördüğü o hayal meyal abdest dualarını hatırlamaya çalıştı. Buz gibi su tenine ilk değdiğinde, içindeki o amansız plazanın, maillerin, bütçe toplantılarının ve sahte başarıların getirdiği tüm o zihinsel yorgunluğun akıp gittiğini hissetti. Yüzünü yıkarken, yirmi yıllık ömrünün tüm kirinden, o dijital dünyanın yapışkan sahteliğinden arındığını düşündü. Su sanki sadece tenini değil, doğrudan doğruya aylardır nefes alamayan ruhunu yıkıyordu. Ayakkabılarını çıkarıp camin kapısındaki o ağır ahşap ve deri kaplı perdeyi araladığında, içeri adım atar atmaz onu karşılayan o devasa kubbenin sükuneti kalbini titretti. Outside dünyanın o çılgın gürültüsü, o kalın perdenin arkasında bir anda bıçak gibi kesilmişti.
Cemaatin arasına, en arkalara mütevazı bir yere diz çöktü. İmam namaza durup "Allahu Ekber" dediğinde, Kerem ellerini kulaklarına götürürken dünyayı gerçekten arkasında bırakıp bırakamadığını sorguladı. Namazın ilk rekatında zihni yine refleks olarak plazadaki işlere, masasında kalan milyon liralık sözleşmelere ve telefonuna gelebilecek olası cevapsız çağrılara gitmek istedi. Fakat ne zaman ki alnını o yumuşak halıya, secdeye koydu; işte o an içindeki tüm o dünyevi gürültüler tamamen sustu. Alnı yerdeyken, yirmi yaşındaki o kibirli, başarılı genç yöneticiden eser kalmamıştı. Sadece aciz, yorgun ve sığınacak bir liman arayan bir kul vardı orada.
Omuzlarındaki o devasa, taşınmaz yüklerin hepsini birer birer o seccadeye bıraktı. Göğsünün ortasındaki o aylardır geçmeyen düğüm, ilk defa gevşemeye başladı ve gözlerinden sıcak gözyaşları süzülerek halıya damladı. Bu gözyaşları, çaresizliğin değil; aksine, modern dünyanın dayattığı o parlak hapishaneden özgürlüğe kaçışın, kazanılan ilk büyük zaferin gözyaşlarıydı. Namaz bittiğinde ve ellerini semaya açtığında, kalbinde tarif edilemez bir genişlik, bir hafiflik vardı. Ruhuna adeta şu ayetin sıcaklığı üflenmişti: "Şüphesiz Rabbim çok yakındır ve duaları kabul edendir." (Hûd Suresi, 61). Kerem, camiden çıkarken artık o eski Kerem değildi; kalbi ilk defa hakiki bir ritimle atmaya başlamıştı.
Bölüm etkileşimi
