23. bölüm · Gonca Lal
Uyandı
Medya: Yoğun Bakım
🐥🍊
Yoğun bakım odasının içi sessizdi.
Sadece makinelerin çıkardığı sesler duyuluyordu.
Bip...
Bip...
Bip...
Gonca'nın göz kapakları hafifçe titredi.
Sonra tekrar.
Sonra bir kez daha.
Ve yavaşça açıldı.
Gördüğü ilk şey beyaz tavandı.
İkinci şey ise tavandaki lambaydı.
Üçüncü şey...
Baş ağrısıydı.
Öyle böyle değil.
Sanki kafasının içinde inşaat vardı.
"Of..."
diye mırıldandı.
Sesi bile çıkmıyordu.
Boğazı kurumuştu.
Nefes alırken göğsü acıyordu.
Kolunu hareket ettirmeye çalıştı.
Olmadı.
Bir sürü kablo bağlıydı.
"Harika."
diye fısıldadı.
"Yine hastane."
Kapının dışında biri vardı.
İçeriye bakıyordu.
Ve Gonca'nın gözlerini açtığını görünce...
Koşarak içeri girdi.
"Doktor!"
diye bağırdı.
Hemşireydi.
Bir anda oda dolmaya başladı.
Doktorlar.
Hemşireler.
Cihazlar.
Sorular.
Gonca'nın zaten çalışan tek beyin hücresi de pes etmişti.
Koridorda bekleyenler ise...
Çaylaklar gibi sıralanmış oturuyordu.
Gökalp.
Sülü.
Batu.
Aliş.
Ve biraz ileride...
Esmer adam.
Kimse konuşmuyordu.
Çünkü konuşacak güçleri kalmamıştı.
Tam o sırada...
Yoğun bakım kapısı açıldı.
Bir hemşire çıktı.
Yüzünde şaşkın bir ifade vardı.
"Gözlerini açtı."
...
Sessizlik.
Sonra...
"NE?!"
dört kişi aynı anda bağırdı.
Aliş ağlamaya başladı.
Tekrar.
Bu çocuk gerçekten çok ağlıyordu.
Batu sandalyeden düştü.
Sülü'nün telefonu elinden kaydı.
Gökalp ise yerinden fırladı.
"İyi mi?"
diye sordu.
"Şu an evet."
Hemşire gülümsedi.
"Uyandı."
Gökalp gözlerini kapattı.
İlk kez nefes alabildiğini hissetti.
Yarım saat sonra.
Doktorlar odadan çıkmıştı.
Gonca yatağında oturuyordu.
Yorgundu.
Bitkindi.
Ama yaşıyordu.
Kapı açıldı.
İçeri ilk giren kişi...
Gökalp oldu.
Arkasından Batu.
Sonra Sülü.
En son Aliş.
Aliş girer girmez ağlamaya başladı.
Yine.
Şaşıran olmadı.
"Lan ağlama artık."
dedi Batu.
Aliş burnunu çekti.
"Öldün sandım."
"Ölmedim."
"Ölüyor gibiydin."
"Detaylara girmeyelim."
Gökalp ise konuşmuyordu.
Sadece ona bakıyordu.
Gonca bunu fark etti.
"Ne bakıyorsun?"
dedi.
Gökalp derin nefes aldı.
Sonra bir anda başına vurdu.
Tak.
"Oha!"
diye bağırdı Gonca.
"Naptın lan?!"
"Bir daha böyle yaparsan daha sert vuracağım."
dedi.
Sesinde öfke vardı.
Ama gözlerinde korku.
Gonca ilk kez fark etti.
Gerçekten korkmuştu.
Kapı tekrar açıldı.
Bu sefer içeri Aras girdi.
Doktor önlüğü üzerindeydi.
Gözlerinin altında yorgunluk vardı.
Ama Gonca'nın uyandığını görünce rahatladı.
"Günaydın."
dedi.
Gonca istemsizce doğruldu.
Sonra aklına geldi.
Bu adam yakışıklıydı.
Dur.
Hayır.
Şu an sırası değildi.
"Şey..."
diye başladı.
"Dokto..."
Bir anda sustu.
"Doktor Bey."
dedi hemen.
Gökalp kaş kaldırdı.
Batu sırıttı.
Sülü sırıtışını saklamaya çalışıyordu.
Aliş hiçbir şey anlamamıştı.
Doktor Aras ise hafifçe gülümsedi.
"Nasıl hissediyorsun?"
"Kamyon çarpmış gibi."
"Normal."
"Kamyon mu çarpıyor herkese?"
Doktor güldü.
Gonca içinden;
Aman Allah'ım gülünce daha yakışıklı oluyormuş.
dedi.
Sonra kendi kendine kızdı.
Kızım ölümden dönmüşsün sen ne yaşıyorsun?
Tam o sırada...
Kapının önünde bir hareketlilik oldu.
Birileri tartışıyordu.
Sesler yükselmeye başladı.
Sonra...
Kapı sertçe açıldı.
İçeri esmer adam girdi.
Nefes nefeseydi.
Sanki biri onu durdurmaya çalışmıştı.
Gözleri direkt Gonca'ya gitti.
Ve onu ayakta, canlı görünce...
Yüzündeki bütün sertlik kayboldu.
Birkaç saniye boyunca konuşamadı.
Gonca adamı tanımıyordu.
Ama adamın gözlerinde öyle bir duygu vardı ki...
Sanki yıllardır kaybettiği birini bulmuş gibiydi.
Ve söylediği ilk cümle...
Odadaki herkesi şoke etti.
"Bir daha beni böyle korkutma."
dedi.
🐥🍊
**************************************************
🐥🍊
Selammm milletttt 💙😭
bölümün sonuna geldikkk!
GONCA UYANDIIIII 🥹💙
Ama asıl olay son sahneydi bence 👀
Bu esmer adam neden Gonca için bu kadar endişeleniyor?
Neden onu görünce yüzündeki bütün sertlik kayboldu?
Ve Gonca'nın doktor beye içten içe yavşaması hakkında yorumlarınızı bekliyorum sjdjdjd 🤣💙
Bir sonraki bölümde sırlar yavaş yavaş açılmaya başlayabilirrr 👀
Yazım hatalarım varsa kusura bakmayınnn 🌷
Şimdilik benden bu kadarrr.
Seviliyorsunuzzz milleettttttt 💙
clap clap clapp 👏👏👏
🐥🍊
