15. bölüm · Gonca Lal
Karşı Kaldırımdaki Çocuk
Medya: Aliş ( Alican )
🐥🍊
Çünkü fotoğraftaki çocuk...
Karşımda duruyordu.
Nefes almayı unuttum.
Cidden.
Abartmıyorum.
Beynim durmuştu.
Kalbim durmuştu.
Ben durmuştum.
Sadece ona bakıyordum.
Sokağın karşısında duruyordu.
Uzun boyluydu.
Kapüşonunu çıkarmıştı.
Koyu kahverengi saçları vardı.
Fotoğraftaki çocuğun büyümüş hali gibiydi.
Ama fotoğraftan farklı olarak yüzünde garip bir şey vardı.
Hüzün.
Sanki yıllardır ağlamamış ama her gün üzülmüş gibiydi.
Ben ona bakıyordum.
O bana.
İkimiz de hareket etmiyorduk.
"Kim var?"
dedi annem.
Yanıma geldi.
Sonra camdan dışarı baktı.
Ve...
Yüzündeki bütün renk çekildi.
Bir anda.
"Olamaz..."
diye fısıldadı.
Ben ona döndüm.
"Anne."
Sesim titriyordu.
"Bu Aras mı?"
Annem cevap vermedi.
Bu sefer gerçekten korkmaya başlamıştım.
Çünkü annem ağlıyordu.
Gözlerinden sessizce yaşlar akıyordu.
Hayatım boyunca annemi bu kadar kötü görmemiştim.
Tam tekrar dışarı bakacaktım ki...
Aras yürümeye başladı.
Birkaç adım attı.
Sonra dönüp sokağın köşesine girdi.
Ve kayboldu.
Bir anda.
Sanki hiç orada olmamış gibi.
"Ben gidiyorum."
dedim.
Annem hemen kolumu tuttu.
"Hayır."
"Gitmem lazım."
"Gonca."
"ANNE!"
İkimiz de sustuk.
Gözlerim dolmaya başlamıştı.
"Yıllardır saklıyorsun."
dedim.
"Yıllardır bilmiyorum."
Sesim çatladı.
"Artık öğrenmek istiyorum."
Annem gözlerini kapattı.
Kolumu bıraktı.
Ve ilk kez...
Bana engel olmadı.
Yaklaşık on dakika sonra evden çıkmıştım.
Telefonum elimdeydi.
Kalbim deli gibi atıyordu.
Nereye gittiğimi bilmiyordum.
Ne yapacağımı bilmiyordum.
Ama gitmem gerektiğini biliyordum.
Tam sokağın köşesine geldiğimde telefonum çaldı.
Gökalp.
Açtım.
"Efendim egoist."
"Evden çıktın mı?"
Bir anda durdum.
"Sen nereden biliyorsun?"
"Çünkü sen aptalsın."
...
Ne güzel arkadaşlarım var.
"Teşekkür ederim."
"Rica ederim."
"Ne istiyorsun?"
"Evinden iki sokak aşağıdayım."
...
Ne?
"Ne?"
"Arkanı dön."
Arkamı döndüm.
Gökalp vardı.
Yanında Batu.
Sülü.
Ve Aliş.
Bir saniye.
Bunlar ne ara geldi?
"Lan siz burada ne arıyorsunuz?"
Batu omuz silkti.
"Senin başın belaya girince çağrılmasak da geliyoruz."
Bir an sustum.
Sonra istemsizce gülümsedim.
Salaklardı.
Ama benim salaklarımdı.
"Siz manyaksınız."
dedim.
"Teşekkür ederiz."
dedi Sülü.
"İltifat kabul ederiz."
Aliş ise çoktan çekirdek yemeye başlamıştı.
Bu çocuk her ortamda çekirdek buluyordu.
İnanılmaz.
Gökalp bana baktı.
Yüzü yine ciddiydi.
"Onu gördün mü?"
Başımı salladım.
"Evet."
"Aras mıydı?"
Derin nefes aldım.
"Galiba."
Bunu söylerken bile garip hissediyordum.
Çünkü bir insanı hatırlamadan özlemek mümkün müydü?
Benim içim acıyordu.
Ama nedenini bilmiyordum.
Tam o sırada...
Telefonuma yeni bir mesaj geldi.
Hepimiz aynı anda ekrana baktık.
Mesaj Aras'tandı.
Bu kez sadece bir adres vardı.
Ve altında tek cümle.
"Tek başına gel."
...
Batu hemen;
"Kesin gitmiyoruz."
dedi.
Sülü;
"Kesin tuzak."
dedi.
Aliş;
"Kesin ölürüz."
dedi.
Gökalp ise mesajı elimden aldı.
Uzun uzun okudu.
Sonra bana baktı.
"Biz de geliyoruz."
dedi.
"Tek başına gel yazıyor."
dedim.
"Umurumda değil."
dedi.
Ve ilk kez...
Bu buluşmanın hayatımızı değiştireceğini hissettim.
🐥🍊
**************************************************
🐥🍊
Selammm millett 💙
bölümün sonuna geldikkk 👀
ARAS GERÇEKTEN ARAS MI??? 😭
Yoksa işin içinde başka bir şey mi var?
Ve sizce o adrese gittiklerinde ne olacakkk? 👀
Gökalp'in "Biz de geliyoruz." demesine kaç puan veriyoruz? 🤭
Yorumlarınızı bekliyorummm 💙
Yazım hatalarım varsa kusura bakmayınnn 🌷
Şimdilik benden bu kadarr.
Seviliyorsunuzzz milleettttttt 💙
clap clap clapp 👏👏👏
🐥🍊
