41. bölüm · Gonca Lal
Kayıp
Medya: Abi Kardeş Fotoğrafımız
🐥🍊
"Demir'i bulamıyoruz."
Odanın içindeki bütün sesler sustu.
Ben sustum.
Aras sustu.
Hatta kalbim bile birkaç saniyeliğine ne yapacağını şaşırdı.
"Nasıl yani?"
dedim.
Aras telefonu sıktı.
"Telefonu kapalı."
"Koridor kameralarında görünmüyor."
"Koruması da yanında değil."
İçime kötü bir his çöktü.
Çünkü tanıdığım kadarıyla Demir Karahanlı...
Ortalıktan kaybolacak biri değildi.
Ortalığı kaybettirirdi.
Kendisi kaybolmazdı.
Tam o sırada kapı açıldı.
Pars içeri girdi.
Yüzü kapkaraydı.
"Arabası bulundu."
dedi.
Oda buz kesti.
"Nerede?"
dedi Aras.
"Hastanenin arka tarafında."
Pars'ın sesi sertleşti.
"Kapısı açık."
"Kan var."
...
Benim kalbim hızlandı.
Monitör ötmeye başladı.
BİP
BİP
BİP
"Gonca sakin."
dedi Aras.
Nasıl sakin olayım?
Adamı daha yeni tanımıştım.
Daha yeni öğrenmiştim kardeşim olduğunu.
Şimdi ortadan kayboluyordu.
Bir saat sonra...
Hastane tam anlamıyla savaş alanına dönmüştü.
Polisler.
Koruma ekipleri.
Karahanlı adamları.
Herkes bir yerlere koşuyordu.
Ben ise odadan çıkamıyordum.
Çünkü...
Hasta olmak bazen çok sinir bozucu.
Millet aksiyon yaşıyor.
Ben serumla tavan izliyorum.
Hayat adil değil.
Tam o sırada telefonum titredi.
Bilinmeyen numara.
Yine.
İçim buz kesti.
Mesajı açtım.
Ve nefesim durdu.
Çünkü bu kez yazı yoktu.
Fotoğraf vardı.
Demir'in fotoğrafı.
Ellerinden biri sandalyeye kelepçelenmişti.
Yüzünde kan vardı.
Ve bilinçsiz görünüyordu.
"ARAS!"
diye bağırdım.
Odaya herkes doluştu.
Telefonu gösterdim.
Demir'in fotoğrafını görünce herkesin yüzü değişti.
Pars küfür etti.
Murat masaya yumruk attı.
Boran'ın yüzü bembeyaz oldu.
Aras telefonu aldı.
Sonra fotoğrafı büyüttü.
Birkaç saniye baktı.
Ve dondu.
"Ne oldu?"
dedim.
Aras cevap vermedi.
Fotoğrafı Demir'in diğer kardeşlerine gösterdi.
Bu kez onların da yüzü değişti.
"İmkânsız."
dedi Murat.
"Hayır."
dedi Pars.
"Bu olamaz."
Ben çıldırmak üzereydim.
"Ne oluyor?!"
diye bağırdım.
Sonunda Aras bana baktı.
Ve söyledi.
"Bu fotoğraf..."
"Karahanlı Konağı'nda çekilmiş."
...
Ne?
Oda sessizleşti.
Çünkü bu şu anlama geliyordu.
Demir'i kaçıran kişi...
Karahanlı ailesinden biriydi.
Ya da...
Ailenin içine girebilecek kadar yakındı.
Aynı dakikalarda...
Bilinmeyen bir yerde.
Demir yavaşça gözlerini açtı.
Başının içi zonkluyordu.
Ellerini hareket ettirmeye çalıştı.
Ama bağlıydı.
Karşısında bir sandalye vardı.
Ve sandalyede oturan biri.
Yüzü karanlıktaydı.
Demir gözlerini kıstı.
"Kimsin?"
dedi.
Karşıdaki kişi güldü.
Sessiz.
Ürpertici.
Sonra ayağa kalktı.
Ve ışığa doğru yürüdü.
Demir'in gözleri büyüdü.
İlk kez.
Gerçekten ilk kez korkmuş görünüyordu.
"Sen..."
dedi.
"İmkânsız."
Karşıdaki kişi hafifçe gülümsedi.
Ve söyledi.
"Ben öldü sanılıyordum Demir."
Demir'in yüzündeki bütün renk çekildi.
Çünkü karşısındaki kişi...
Yıllar önce öldüğü söylenen biriydi.
🐥🍊
**************************************************
🐥🍊
Selammm milletttttt 💙💙💙
BÖLÜM NASILDIIII 😭😭😭
DEMİR KAÇIRILDIIII 😱😱😱
VE FOTOĞRAF KARAHANLI KONAĞINDAN GELDİİİ 😱🔥
Ama asıl bomba sonda patladıııı 💣💣💣
DEMİR KARŞISINDA KİMİ GÖRDÜ?! 😭
ÖLDÜ SANILAN KİŞİ KİM?! 👀👀👀
Yorumlarda teorilerinizi bekliyorummm 💙🐥🍊
Yazım hatalarım varsa kusura bakmayınnn 💙
Şimdilik benden bu kadarrr 🌷
Seviliyorsunuzzz milleettttttt 💙
clap clap clapp 👏👏👏
🐥🍊
