78. bölüm · Gonca Lal
İlk İpucu
Medya: Gonca Lal
🐥🍊
Bahçedeki siyah kutunun içinden çıkan takip cihazına bakıyorduk.
Ekranda hâlâ aynı isim yazıyordu.
GONCA KARAHANLI
Timur cihazı dikkatlice eline aldı.
"Bu cihaz sıradan bir takip cihazı değil."
"Nesi farklı?" diye sordu Mahir.
"Kalp ritmini, konumu ve hareketlerini anlık olarak kaydediyor."
Aras'ın yüzü ciddileşti.
"Yani Gonca'nın geçirdiği atakları bile görebiliyorlar."
"Maalesef."
İçimi tarif edemediğim bir korku kapladı.
Yıllardır...
Biri beni izliyordu.
Kutuyu incelemeye devam eden Timur bir anda durdu.
"Demir."
"Bir şey buldum."
Herkes ona döndü.
Kutunun kapağının iç kısmını gösterdi.
İç tarafta çok küçük bir sembol kazınmıştı.
İlk bakışta fark edilmeyecek kadar küçüktü.
Pars gözlerini kıstı.
"Bu ne?"
Hakan bir adım öne çıktı.
Sembolü görünce yüzündeki ifade değişti.
"Hayır..."
Mahir hemen ona döndü.
"Tanıyor musun?"
Hakan birkaç saniye sustu.
Sonra yavaşça başını salladı.
"Evet."
"Bu sembolü yıllar önce görmüştüm."
"Nerede?"
"Askerdeyken."
Salondaki herkes sessizleşti.
Hakan derin bir nefes aldı.
"Yaklaşık on altı yıl önce yürüttüğümüz gizli bir operasyonda."
"Bu sembol..."
"...kendilerine Gölge diyen bir örgüte aitti."
Demir kaşlarını çattı.
"Terör örgütü mü?"
"Hayır."
"Onlardan daha tehlikeli."
"O zaman?"
"Parayla çalışan..."
"...kimlikleri olmayan..."
"...insan kaçıran..."
"...suikast düzenleyen profesyonel bir yapı."
Narin'in eli titremeye başladı.
"Onların Gonca'yla ne işi olabilir?"
Hakan cevap vermedi.
Çünkü cevabı o da bilmiyordu.
Timur cihazın hafızasını incelemeye devam etti.
"Burada eski kayıtlar var."
"Ekrana yansıt."
Dosyalar tek tek açılmaya başladı.
Tarih...
Saat...
Konum...
Hepsi eksiksizdi.
Sonra...
Timur bir dosyada durdu.
"Bu ilginç."
"Ekrana getir."
Dosya açıldı.
Ekranda sadece tek bir satır vardı.
HEDEF HÂLÂ AİLENİN İÇİNDE.
Salonda derin bir sessizlik oluştu.
"Bu ne demek?"
diye sordum.
Kimsenin cevabı yoktu.
Demir yavaşça konuştu.
"Belki bizi korkutmak için yazılmıştır."
Timur başını iki yana salladı.
"Hayır."
"Bu sistem kendi içinde not bırakıyor."
"Yani bunu cihazın sahibi yazmış."
Pars kollarını bağladı.
"Demek ki hâlâ içeriden bilgi alan biri var."
Bu cümle odanın havasını değiştirdi.
Akşam olmuştu.
Kimse eskisi gibi konuşmuyordu.
Güney bile sessizdi.
Normalde sürekli şakalaşan ev, ilk kez bu kadar sessizdi.
Ben balkona çıktım.
Göğsümde hafif bir ağrı vardı.
İlaçlarımı içmiştim.
Derin nefes almaya çalışıyordum.
Tam o sırada aşağıda bir hareket gördüm.
Kartal...
Bahçede tek başına dolaşıyordu.
"Bu saatte ne yapıyor?"
Merak edip biraz daha eğildim.
Kartal eğildi.
Çimlerin arasından küçük siyah bir şey aldı.
Az önce bulduğumuz kutuya çok benziyordu.
Etrafına baktı.
Kimsenin olmadığını görünce cebine koydu.
Kalbim hızlandı.
"Hayır..."
diye fısıldadım.
"Yoksa..."
Tam o anda arkamdan Demir'in sesi geldi.
"Gonca."
İrkilerek arkamı döndüm.
"Ne yapıyorsun?"
"Aşağıya bakıyordum."
Demir balkona çıktı.
Ben tekrar bahçeye baktığımda...
Kartal ortada yoktu.
Sanki birkaç saniye içinde buhar olmuştu.
İçime garip bir his çöktü.
Belki gördüğüm şey çok masumdu.
Belki de değildi.
Ama ilk kez...
Aileden biri hakkında şüphe duymuştum.
Ve bu his...
Kalbimdeki ağrıdan bile daha ağırdı.
Devam edecek...
🐥🍊🌟
