68. bölüm · Gonca Lal
Hastane Kaçağı
Medya: Çakıcı Ailesi
🐥🍊
Gece saat ikiyi geçmişti.
Hastane koridorları sessizdi.
Hemşireler nöbet değiştiriyordu.
Doktorlar odalarındaydı.
Ve ben...
Yatağımda tavana bakıyordum.
Artık bu hastaneden nefret etmeye başlamıştım.
İki aydır burada gibiydim.
Gerçi iki ay değildi.
Ama bana öyle geliyordu.
Kapı yavaşça açıldı.
Kafamı çevirdim.
Demir.
Pars.
Murat.
Üçü de içeri girmişti.
Şüpheli şüpheli etrafa bakıyorlardı.
Kaşımı kaldırdım.
"Ne yapıyorsunuz?"
Demir kapıyı kapattı.
"Seni kaçırıyoruz."
...
"Ne?"
Pars ciddi ciddi başını salladı.
"Evet."
Murat da aynı ciddiyetle ekledi.
"Planımız hazır."
Ben birkaç saniye onlara baktım.
Sonra gülmeye başladım.
"Şaka yapıyorsunuz."
"Hayır."
"Yapıyorsunuz."
"Yapmıyoruz."
"Yapıyorsunuz."
"Yapmıyoruz."
"Tamam."
Bir an durdum.
"Peki nasıl kaçacağız?"
Üçünün de yüzü aynı anda aydınlandı.
Demir:
"İşte bu bizim kız."
On dakika sonra...
Tekerlekli sandalyedeydim.
Başımda şapka vardı.
Yüzümde maske vardı.
Üzerimde battaniye vardı.
Kendimi suç filmi içindeki kaçak mafya gibi hissediyordum.
Koridorda ilerliyorduk.
Tam çıkış kapısına yaklaşmıştık ki...
"DEMİR KARAHANLI!"
Arkasından bağıran sesi duyunca hepimiz durduk.
Aras.
Koşarak geliyordu.
Yanında Kartal.
Timur.
Ve Güney.
"Ne yapıyorsunuz siz?"
Demir hiç istifini bozmadı.
"Seni ilgilendirmez."
"Hastayı kaçırıyorsun!"
"Yanlış."
Demir omuz silkti.
"Kardeşimi eve götürüyorum."
Aras sinirden delirecek gibiydi.
"Kalbi hâlâ tam düzelmedi."
"Ben bakarım."
"Sen doktor musun?"
"Hayır."
"O zaman sus."
Tam kavga büyüyecekken...
Koridorun sonundan başka sesler geldi.
Bir sürü ayak sesi.
Bir sürü insan.
Herkes dönüp baktı.
Ve...
Çakıcı ailesi.
Tamamı.
Alp.
Devin.
Çetin.
Buğra.
Çakır.
Davut.
Ediz.
Ilgaz.
Giray.
Baturay.
Hepsi gelmişti.
Benim başım ağrımaya başladı.
"Allah'ım..."
dedim.
"Bir aileyi idare edemiyorum."
Giray sırıttı.
"Merak etme."
"Artık iki ailen var."
"Bu hiç yardımcı olmadı."
Koridor bir anda savaş alanına döndü.
Demir ve Çetin birbirine bakıyordu.
İkisi de geri adım atmıyordu.
Alp ve Mahir telefonla konuşuyordu.
Muhtemelen birbirlerine bağırıyorlardı.
Aras doktorluğu unutmuştu.
Pars sabrını unutmuştu.
Sarp ise olayları videoya çekiyordu.
"Belgesel yapacağım."
dedi.
Ben derin nefes aldım.
Sonra kalbim sıkıştı.
Biraz.
Çok değil.
Ama hissettim.
Ve o an...
Koridorun diğer ucunda duran siyah kapüşonlu adamı gördüm.
Kimse fark etmemişti.
Sadece ben.
Adam birkaç saniye bana baktı.
Sonra arkasını döndü.
Ve kayboldu.
Ama gitmeden önce...
Elindeki yüzüğü gördüm.
Yüzüğün üzerinde tek bir sembol vardı.
Bir kurt başı.
Ve nedense...
O sembolü daha önce görmüş gibi hissettim.
Ama nerede gördüğümü hatırlamıyordum.
Ve bu his...
İçime hiç iyi şeyler söylemiyordu.
Devam Edecek...
🐥🍊🔥
