97. bölüm · Gonca Lal

Sessizliğin İçindeki Ses

... ...

Bölümler
1 🍊🐥Karakterlerler(1)🐥🍊 2 🍊🐥 Karakterlerler(2)🐥🍊 3 Beklenmedik An 4 Yavaş lan 5 Doktor Civanımm 6 Bulduk Seni 7 O Çocuk Kim? 8 Adres 9 Arkanı Dönme 10 13 Temmuz 11 Aras 12 Hazır Mısın? 13 Annen Yalan Söylüyor 14 Arasmış 15 Karşı Kaldırımdaki Çocuk 16 Tek Başına Gel 17 Nihayet 18 Yakalayın Şunu! 19 Hatırladım 20 Bir Kalbin Sessizliği 21 Kalbi Durdu 22 Bu Sefer Farklı 23 Uyandı 24 Bir Daha Korkutma Beni 25 Benim Bilmediğim Ne Var? 26 Kimin Kızıyım Ben? 27 Fotoğraf 28 O Bileklik 29 Şüphe 30 Cevapsız Sorular 31 Kızım 32 Nefes 33 Sesler 34 Uyanış 35 Kızım Benim 36 Gerçekler 37 Güvenme 38 Çığlık 39 Karanlık 40 Karahanlı 41 Kayıp 42 Ölü Adam 43 Onu Geri Verin 44 Oyun 45 İsim 46 Kapının Ardındaki 47 Güney'in Sırrı 48 Neden 49 Kamera Kayıtları 50 Eve Dönüyorsun 51 Emanet 52 Yalanlar 53 Kaçış 54 Mektup 55 İhanet 56 Savaş Alanı 57 Alp Bey'in Kızı 58 Gelen Misafirler 59 Şüphe 60 Saklanan Gerçekler 61 Teslim Edilen Bebek 62 Kaçırılan Gerçek 63 Kime Güveneceğim? 64 İkizim 65 Hatırlamıyor 66 Kimden Korkuyorsun? 67 O Gün Hastanedeydim 68 Hastane Kaçağı 69 ❗Önemli Duyuru📢 70 Gerçek Düşman 71 Gerçeğin İlk Parçası 72 Eve Dönüş 73 Bu Evde Sakinlik Yasak 74 Beklenmeyen Misafirler 75 Bir Adım Geç 76 Korkunun Adı 77 Siyah Zarf 78 İlk İpucu 79 Şüphe 80 Duyduklarım Gerçek Miydi? 81 İlk İhanet 82 Güven Kırılırsa 83 O Ses Kimin? 84 Dağılan Oda 85 Kerem 86 Yüz Yüze 87 Karar 88 Gerçek Ortaya Çıkıyor 89 Gerçeğin Son Perdesi 90 İhanetin Adı 91 Eve Dönüş 92 Biraz Normal 93 O Telefon 94 Kim Bu? 95 Söylenmeyenler 96 Sessizliğin İçindeki Ses 97 Sırrın Ardından 98 Ertesi Sabah 99 Boşver 100 Garip Enerji 101 Beş Dakika 102 Park Meselesi

Medya: Bölüm Fotoğrafı

🍊🐥

Telefonu elimde tutarken birkaç saniye boyunca ekrana baktım.

Numara hâlâ oradaydı.

Arama geçmişinin en üstünde.

Bir insanın telefon ekranında yalnızca birkaç rakamın bu kadar ağır gelebileceğini daha önce hiç düşünmemiştim.

Gökalp yanıma geldi.

“Gonca?”

Başımı kaldırdım.

“Efendim?”

“İyi misin?”

Bir an cevap veremedim.

“İyiyim.”

Alican hemen araya girdi.

“Değilsin.”

Kaşlarımı çattım.

“Gayet iyiyim.”

“Gonca, adam seni arıyor, kim olduğunu söylemiyor, numaranı nereden bulduğunu söylemiyor ve sana ‘bu akşam yalnız kalma’ diyor. Buna iyi olmak denmez.”

Batuhan başını salladı.

“Ben de Alican'a katılıyorum.”

Süleyman ellerini cebine soktu.

“Bir de adamın sesinden tehdit gibi bir şey çıkıyordu.”

“Tehdit etmedi.”

“Tehdit etmek için ‘seni öldüreceğim’ demesi gerekmiyor.”

Süleyman'ın yüzüne baktım.

Haklıydı.

Ama bunu kabul etmek istemiyordum.

Çünkü kabul edersem korkmaya başlayacaktım.

Korkarsam da o telefon görüşmesinin hayatımda gerçekten bir karşılığı olduğunu kabul etmiş olacaktım.

Telefonumu çantama koydum.

“Eve gideceğim.”

Gökalp hemen,

“Yalnız gitmiyorsun,” dedi.

“Gerek yok.”

“Var.”

“Gökalp.”

“Gonca.”

Birbirimize baktık.

Sonunda gözlerimi devirdim.

“Tamam.”

Alican hafifçe başını salladı.

“Ben de geliyorum.”

“Sen nereye geliyorsun?”

“Evinize.”

“Gerek yok.”

“Gonca, sen az önce telefonda tanımadığın bir adamdan ‘bu akşam yalnız kalma’ mesajı aldın. Şu an ‘gerek yok’ deme hakkını biraz kaybettin.”

Batuhan güldü.

“Bu cümleyi bir yere yazalım.”

Alican ona döndü.

“Sen sus.”

“Tamam.”

Süleyman da gülerek,

“Ben de geliyorum.”

“Sen niye geliyorsun?”

“Çünkü kalabalık olunca daha az korkunç oluyor.”

“Kim korkuyor?”

Üçü birden bana baktı.

“Ben korkmuyorum.”

Gökalp hafifçe gülümsedi.

“Tabii.”

“Gerçekten korkmuyorum.”

“Tamam Gonca.”

Sesindeki o sakin ton sinirimi daha da bozdu.

Çantamı omzuma taktım.

“Ben gidiyorum.”

Okulun önünden birlikte yürümeye başladık.

Normalde eve dönüş yolu bana çok kısa gelirdi.

O gün uzadıkça uzadı.

Her telefon titreşiminde elim istemsizce çantama gidiyordu.

Ama telefon çalmadı.

Belki de bu daha kötüydü.

Çünkü insan bir şeyin devamını beklediğinde sessizlik bazen sesten daha fazla yer kaplıyordu.

Bir süre kimse konuşmadı.

Sonunda Batuhan sessizliği bozdu.

“Gonca.”

“Ne?”

“Numarayı engelleme.”

“Niye?”

“Çünkü tekrar ararsa numara elimizde olsun.”

Gökalp başını salladı.

“Doğru.”

Alican da ekledi.

“Mesaj gelirse ekran görüntüsü al.”

“Tamam.”

“Ararsa da mümkünse hoparlöre alma ama telefonu kapatma. Konuşma ne kadar sürerse o kadar fazla şey öğrenebiliriz.”

“Tamam.”

Bir süre daha yürüdük.

Sonra Gökalp bana baktı.

“Ailene söyleyecek misin?”

Bu kez cevap vermedim.

Çünkü asıl mesele buydu.

Aileme söylersem herkes ayağa kalkacaktı.

Babam mutlaka telefonumu isteyecekti.

Annem endişelenecekti.

Güney ise muhtemelen odama gelip yüzüme bakarak yüz tane soru soracaktı.

Ama daha kötüsü vardı.

Babamın bu numarayı duyduğunda vereceği tepki.

Çünkü adamın söylediği cümle sıradan değildi.

Ve ben bunu hissediyordum.

“Gonca?”

Gökalp'in sesiyle düşüncelerimden çıktım.

“Söyleyeceğim.”

“Emin misin?”

“Evet.”

Bu kez gerçekten emindim.

Eve geldiğimizde kapının önünde durdum.

Arkadaşlarım da benimle birlikte durdu.

“Buradan sonrası tamam,” dedim.

Alican kaşlarını kaldırdı.

“Emin misin?”

“Evet.”

Gökalp bana birkaç saniye baktı.

“Telefonunu yanında tut.”

“Tutuyorum.”

“Bir şey olursa ara.”

“Tamam.”

Batuhan,

“Biz buradayız,” dedi.

Süleyman da başını salladı.

“Herhangi bir şey olursa haber ver.”

Onlara baktım.

“Tamam.”

Kapıyı açıp içeri girdim.

Daha ayakkabılarımı çıkarmadan salondan ses geldi.

“Gonca?”

Babam.

Sesini duyar duymaz durdum.

“Benim.”

“Gel buraya.”

Ayakkabılarımı çıkardım ve salona doğru yürüdüm.

Babam koltukta oturuyordu.

Annem de karşısındaydı.

Güney ise koltuğun diğer tarafında telefonuyla uğraşıyordu.

Beni görünce telefonunu bıraktı.

“Ne oldu?”

“Hiç.”

Güney kaşlarını kaldırdı.

“Yüzünden belli.”

“Sen benim yüzümü okuma.”

“İkizimim.”

“Maalesef.”

Güney gülümsedi ama babamın yüzündeki ifade değişmedi.

“Okul nasıl geçti?”

“Normal.”

“Arkadaşlarınla mı geldin?”

“Evet.”

“Bir sorun mu var?”

Bir an sustum.

İşte o an söylemem gerektiğini anladım.

Çantamı koltuğun kenarına bıraktım.

“Baba…”

Babam doğruldu.

“Ne oldu?”

“Bugün biri beni aradı.”

Güney'in yüzündeki gülümseme kayboldu.

Annem hemen bana döndü.

“Kim?”

“Bilmiyorum.”

Babamın bakışları sertleşti.

“Numarası?”

“Telefonumda.”

“Göster.”

Telefonumu çıkardım.

Arama geçmişini açıp telefonu babama uzattım.

Babam ekrana baktı.

Hiçbir şey söylemedi.

Sadece numarayı birkaç saniye inceledi.

Sonra,

“Bu numara seni daha önce de aradı mı?” diye sordu.

Başımı salladım.

“Dün de aradı.”

Güney hemen ayağa kalktı.

“Ne?”

Babam ona bakmadan,

“Sen otur,” dedi.

Güney tekrar oturdu ama gözlerini benden ayırmadı.

Annem endişeyle,

“Ne söyledi?” diye sordu.

“Dün cevap vermemiştim. Bugün açtım.”

“Ne dedi?”

“Önce kim olduğunu söylemedi.”

Babam sessizce dinliyordu.

“Sonra?”

“Benimle konuşması gerektiğini söyledi.”

“Ne hakkında?”

“Bilmiyorum.”

“Başka?”

Yutkundum.

“Bu akşam yalnız kalma dedi.”

Odadaki hava bir anda değişti.

Kimse konuşmadı.

Güney'in yüzündeki ifade tamamen değişmişti.

Annem elini ağzına götürdü.

Babam ise telefonu masanın üzerine bıraktı.

“Bunu neden daha önce söylemedin?”

“Çünkü büyütülecek bir şey olduğunu düşünmedim.”

Babam başını kaldırdı.

“Gonca.”

Sesindeki sakinlik bu kez beni daha fazla gerdi.

“Efendim?”

“Bir yabancı sana nereden bulduğunu söylemeden ulaşıyor ve sana yalnız kalmamanı söylüyor.”

“Evet.”

“Bu, büyütülecek bir şey.”

Başımı eğdim.

“Tamam.”

Güney araya girdi.

“Numarayı tekrar aradı mı?”

“Hayır.”

“Mesaj attı mı?”

“Hayır.”

“Başka bir şey oldu mu?”

“Hayır.”

Güney birkaç saniye düşündü.

“Peki neden seni bulmuş olabilir?”

İşte bu soru cevapsızdı.

Başımı kaldırdım.

“Bilmiyorum.”

Babam telefonunu eline aldı.

“Bu gece telefonun yanında olacak.”

“Tamam.”

“Numarayı silmeyeceksin.”

“Zaten silmedim.”

“Bundan sonra bilmediğin numaraları tek başına konuşarak geçiştirmeyeceksin.”

“Tamam.”

Annem yanıma gelip omzuma dokundu.

“Bize söylemen doğru olmuş.”

Başımı salladım.

Ama içimde bir şey hâlâ yerine oturmuyordu.

Çünkü babamın yüzünde gördüğüm şey yalnızca endişe değildi.

Bir anlığına…

Sanki o numarayı görünce ne olduğunu anlamış gibiydi.

Bunu fark ettiğim anda ona baktım.

“Baba?”

“Efendim?”

“O numarayı tanıyor musun?”

Babamın eli bir an durdu.

Çok kısa bir andı.

Ama gördüm.

“Hayır.”

Cevabı fazla hızlı gelmişti.

Kaşlarımı çattım.

“Emin misin?”

“Eminim.”

Güney bana baktı.

Sonra babama.

O da bir şey fark etmiş gibiydi.

Ama hiçbir şey söylemedi.

Babam ayağa kalktı.

“Bu konu burada kapanmayacak. Ama şu an herkes sakin olacak.”

“Baba…”

“Gonca.”

Sesi kesinleşti.

“Bu gece yalnız kalmayacaksın.”

İçimden istemsizce bir ürperti geçti.

Telefonumu cebime koydum.

“Tamam.”

Babam salondan çıkarken arkasından baktım.

Güney yanıma geldi.

“Sen de fark ettin, değil mi?”

“Neyi?”

“Babamın numarayı görünceki halini.”

Ona baktım.

Bir süre ikimiz de konuşmadık.

Sonra Güney alçak sesle,

“Bence bir şey biliyor,” dedi.

Kalbim hızlandı.

“Ben de öyle düşünüyorum.”

Tam o sırada telefonum titredi.

İkimiz de aynı anda telefona baktık.

Ekranda tek bir bildirim vardı.

Bilinmeyen numara.

Mesaj gelmişti.

Telefonu açmaya elim gitmedi.

Güney bana baktı.

“Gonca…”

Ekrana dokundum.

Mesaj yalnızca tek cümleden oluşuyordu.

“Baban sana anlatmadığı sürece hiçbir şey öğrenemeyeceksin.”

Ekrana bakakaldım.

Güney mesajı okudu.

Yüzü değişti.

“Babam…”

Ben hiçbir şey söyleyemedim.

Çünkü artık mesele yalnızca beni arayan bilinmeyen bir adam değildi.

Mesele, ailemin benden sakladığı bir şeydi.

Ve ilk kez…

O sırrın gerçekten ne kadar büyük olduğunu merak etmeye başladım.

🍊🐥

Devam edecekkk...