GÖLGELER VE SIRLAR kitap kapağı

8. bölüm / 12

GÖLGELER VE SIRLAR

8.Bölüm:Gecenin Fısıltısı ve Yıldızların Altında

Vaveyla Yazarı: jjung_v #sevEN-

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 12Şu an: 8.Bölüm:Gecenin Fısıltısı ve Yıldızların Altında

Okul okul olalı böyle uzun ve geçmek bilmeyen saatler yaşamamıştı sanki. Zihnimde dönüp duran düşünceler, ders anlatan hocaların seslerini bastırıyor, gözlerim istemsizce hemen arkamda oturan Sienna’ya kayıyordu.
Öğle arasında bahçedeki o sakin kuytuda yaşananlar, dudaklarımda bıraktığı o garip sıcaklık ve kalbime bıraktığı sarsıntı hâlâ ilk anki gibi tazeydi.
Bir vampir. Beni kovalayan, duvarlara sıkıştıran, sonra da bakışlarıyla içimi eriten o kız. Ders zili en nihayetinde çıkış için çaldığında, sınıftaki kalabalık hızla dağılırken Sienna ile göz göze geldik.
Yüzündeki o her zamanki mesafeli ifade, bana bakarken hafifçe yumuşuyor, gözlerinde sadece benim görebildiğim bir parıltı beliriyordu.
"Bu gece,"
diye fısıldadı yanımdan geçerken. Sesi o kadar kısıktı ki sınıfta kalan birkaç kişinin duymasına imkân yoktu.
"Seni almaya geleceğim. Hazır ol Alianna."

Eve döndüğümde içimdeki heyecanı bastırmakta zorlandım. Akşam yemeğinde annemle babamın sorduğu sorulara yuvarlak cevaplar verip bir an önce odama çekildim.
Saat gecenin on birini gösterdiğinde üzerime rahat bir eşofman ve siyah geniş bir hırka geçirdim. Saçlarımı dağınık bir topuz yapıp pencerenin kenarına oturdum.
Dışarıda sonbaharın tatlı, serin bir rüzgârı esiyordu. Ağaç yaprakları hışırdıyor, sokak lambalarının sarı ışıkları kaldırımlara soluk gölgeler düşürüyordu.

Tam saat yarım olduğunda, odamın camına minik bir taş tıkırtısı geldi. Kalbim anında göğsümü dövmeye başladı. Pencereyi yavaşça açıp aşağı baktığımda, bahçedeki büyük çam ağacının gölgesinde duran Sienna’yı gördüm.
Siyah bir deri ceket giymişti, koyu renk saçları rüzgârda hafifçe savruluyordu. Bana bakıp gülümsedi o kusursuz, beyaz dişlerini ve tehlikeli cazibesini ortaya koyan bir gülümsemeydi bu.
Hiç düşünmeden, sessiz adımlarla odamdan çıktım. Merdivenleri parmak uçlarımda inip arka kapıdan bahçeye süzüldüm.
Sienna beni gördüğü an yanıma öyle hızlı yaklaştı ki, hareketlerine hâlâ tam alışamadığım için hafifçe irkildim.

"Korkutmak istememiştim,"
dedi narin bir tonla. Elini uzattı.
"Gitmeye hazır mısın?"

Tereddüt etmeden elini tuttum. Parmakları her zamanki gibi buz gibiydi ama bu soğukluk bana artık korku değil, tuhaf bir güven veriyordu.

Şehrin en sakin, geceleri neredeyse hiç kimsenin uğramadığı büyük kent parkına doğru yürümeye başladık. Sokak lambalarının altından geçerken el ele tutuşuyorduk.
Gece öyle sessizdi ki sadece rüzgârın sesi ve bizim yan yana attığımız adımların ritmi duyuluyordu.
"Nereye gidiyoruz?"
diye sordum, başımı ona doğru çevirerek.
"Hmm bilmem nereye istersen,"
dedi Sienna.
Bakışlarını gökyüzüne dikmişti.

"Yıllardır geceleri hep tek başıma yürürdüm. Gecenin karanlığı benim için bir sığınaktı ama aynı zamanda koca bir yalnızlıktı. İlk defa birinin yanımda yürümesinden bu kadar keyif alıyorum."
"Seni o gün derste ilk gördüğüm anı hatırlıyorum,"
dedim gülerek.
"Sadece beni tehdit eden soğuk bir rakip olduğunu düşünmüştüm."

Sienna hafifçe kıkırdadı.
O buğulu, melodik gülüşü gecenin sessizliğinde çınladı.
"Ben de seni sadece kibirli, başarısını kimseye kaptırmak istemeyen hırslı bir kız sanıyordum. Ama meğersem o hırsın arkasında ne kadar cesur bir kalp yatıyormuş."

Parkın girişine vardığımızda etraf daha da tenha bir hâl aldı.
Dev çınar ağaçlarının arasında uzanan taş yollarda yürümeye başladık. Parkın ortasında büyük bir gölet ve etrafında ahşap banklar vardı. Göletin üzerindeki su, ay ışığını bir ayna gibi yansıtıyordu.
Sienna aniden elimi tutup beni çimlerin üzerine doğru çekti.

"Yarışmaya var mısın küçük hanım?" dedi gözlerini kısarak.

"Ne yarışı?"

"İlerideki büyük salıncağa kadar koşacağız,"
dedi meydan okuyan bir tavırla.

"Ama adil olsun diye hızımı kullanmayacağım, söz veriyorum."

"Bunu sen istedin," diyerek daha o cümlesini bitirmeden öne atıldım ve koşmaya başladım.

"Hey! Bu hile!" diye arkamdan bağırdı Sienna.

Kahkahalar atarak çimlerin üzerinde koşuyordum. Rüzgâr yüzüme vuruyor, ceketimin cepleri savruluyordu.
Arkamdan gelen ayak seslerini duyabiliyordum ama Sienna bilerek geride kalıyor, beni yakalamak üzereymiş gibi yapıp son anda yavaşlıyordu.
Hayatımda hiç bu kadar özgür ve mutlu hissettiğimi hatırlamıyordum. Okuldaki o sınav stresi, not kaygıları, rüyalarımdaki kâbuslar hepsi bu gecenin karanlığında eriyip gitmişti.

Salıncağa ilk ulaşan ben oldum. Demir direğe tutunup nefes nefese arkama döndüm.
"Ben kazandım!" diye bağırıp ellerimi havaya kaldırdım gururla.

Sienna hemen yanımda belirdi. İnsanüstü hızını kullanmamıştı ama yine de hiç nefes nefese kalmamıştı.
Yüzünde hayranlık dolu bir tebessümle bana bakıyordu.
"Tebrikler." dedi nazikçe.

Salıncaklardan birine oturdum. Sienna da yanımdaki salıncağa geçti.
Gece yarısı, bomboş bir parkta, sallanırken çocukça eğleniyorduk.

Sienna bir ara salıncakta sallanırken o kadar yüksek sallandı ki, sanki gökyüzüne, yıldızlara dokunacak gibiydi.
Onun o çocuksu neşesini izlemek içimi sıcacık yapıyordu. Yıllardır taşıdığı o karanlık sırrın, o yalnızlığın yükünü bu gece üzerinden atıyor gibiydi.

Eğlencemiz saatlerce sürdü. Parkın içindeki küçük ahşap köprüden geçtik, göletteki ördekleri izledik, birbirimize komik anılarımızı anlattık.
Hayatımda ilk defa kendimi birine bu kadar zahmetsizce açabiliyordum.
O da bana vampirlerin dünyasını, yıllardır hissettiği o yabancılaşma duygusunu anlattı.
Ama bu sohbetlerde hiçbir korkunç detay yoktu; sadece iki genç kızın birbirini anlama ve tamamlama çabası vardı.

Ancak saat ilerledikçe bedenim benden bağımsız olarak yorulmaya başladı. Adımlarım yavaşladı, bacaklarım ağırlaşmıştı.
Dünkü morluklar ve kovalamacanın getirdiği kas ağrıları ve uykusuzluk birleşince dizlerim tutmaz oldu. Parkın çıkışına doğru yürürken hafifçe sendeledim.

Sienna anında belimden tutarak beni dengede tuttu.
"İyi misin?" diye sordu endişeyle.
"İyiyim."
dedim esneyerek. "Sanırım o kadar koşmanın ve heyecanın acısı şimdi çıkıyor. Bacaklarım tutmuyor."

Sienna durdu ve bana doğru döndü. Gözlerinde muzip ama sonsuz derecede şefkatli bir ifade belirdi.
"Bir insan olmak gerçekten çok yorucu olmalı," diye takıldı.
"Alay etme," dedim gülümseyerek, gözlerimi zar zor açık tutarak.

Hiçbir şey söylemeden öne doğru bir adım attı. Bir elini dizlerimin altına, diğer elini de belime koyarak beni tek bir hamlede, tüy kadar hafifmişim gibi kucağına aldı.
"Sienna! Ne yapıyorsun, indir beni!"
dedim şaşkınlıkla, ama kollarımı istemsizce onun boynuna dolamıştım bile.

"İndirmemi gerçekten istiyor musun?" diye sordu, yüzü yüzüme birkaç santim uzaklıktaydı.

Yüzündeki o huzurlu ifadeyi görünce başımı hayır anlamında salladım ve yanağımı onun soğuk deri ceketine yasladım.
Sienna beni kucağında taşırken yürümeye başladı. Adımları o kadar pürüzsüz ve sarsıntısızdı ki, sanki bulutların üzerinde yürüyorduk.
Beni taşırken en ufak bir zorlanma emaresi göstermiyordu.

"Biliyor musun," diye mırıldandım gözlerimi kapatırken.
"Şu an dünyadaki en güvenli yerdeymişim gibi hissediyorum."

Sienna başını eğip saçlarımın arasına derin bir öpücük kondurdu. "Madem öyle o zaman sonsuza dek benim olur musun küçük hanım??"
Siennanın söylediği sözler karşısında biraz duraksadım.Sonra
"Sonsuza dek senin olurum." diye cevap verdim. Siennanın sırıtmasıyla utanıp göğsüne biraz daha sokuldum.

Kalbinin atmadığını bilmek garip bir histi ama göğsünün yükselip alçalışı, kokusu ve beni sımsıkı saran kolları bana hayatımda hissettiğim en büyük huzuru veriyordu.
Sokak lambalarının altından geçerek eve doğru ilerledik.

Her dakikasını zihnime kazımak istediğim bu yolculukta, gecenin serin rüzgârı yüzümüzü yalayıp geçiyordu. Sienna beni evimin bahçesine kadar kucağında taşıdı.

Verandanın gölgesinde durduğumuzda beni yavaşça yere indirdi ama ellerini belimden çekmedi.

"Gecenin sonuna geldik."
dedi kısık bir sesle. Bakışlarında ayrılmanın getirdiği hafif bir burukluk vardı.

"Bence bu sadece başlangıçtı." dedim onun gözlerinin içine bakarak. Parmaklarımı onun soğuk eline kenetledim.
"Yarın okulda görüşürüz... Sevgilim."

Sienna hafifçe güldü, eğilip yanağıma uzun ve sıcak bir öpücük bıraktı.

"Görüşürüz, bebeğim."

Arka kapıdan içeri süzülüp odama çıktığımda, pencereden dışarı baktım. Sienna hâlâ bahçedeydi, yukarı bakıp gülümsüyordu. Bana el salladıktan sonra gecenin gölgeleri arasında bir fiske gibi kayboldu.
Yatağıma uzandığımda yüzümde engel olamadığım büyük bir gülümseme vardı.Sessiz sessiz çığlıklar atıp kafamı yastığa gömüyordum mutluluktan. Hayatımın en büyük korkusu, gecenin en güzel rüyasına dönüşmüştü.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

14okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.