4. bölüm / 12
GÖLGELER VE SIRLAR4.Bölüm:Korku
Bölümler 12Şu an: 4.Bölüm:Korku
- 1 1.Bölüm:Sessizliğin Arkasındaki Sır541 kelime
- 2 2.Bölüm:Karanlık Koridor676 kelime
- 3 3.Bölüm:Kabusun Eşiğinde754 kelime
- 4 4.Bölüm:Korku638 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 5.Bölüm:Okul Koridoru617 kelime
- 6 6.Bölüm:Gölgeler Arasındaki Bir Kıvılcım415 kelime
- 7 7.Bölüm:Karanlık Büyü ve Dudaklardaki Mühür354 kelime
- 8 8.Bölüm:Gecenin Fısıltısı ve Yıldızların Altında1.120 kelime
- 9 9.Bölüm:Sabahın İlk Işıkları ve Yeni Bir Dönem328 kelime
- 10 10.Bölüm:Sokaktaki Fırtına ve Gece Gölgesi457 kelime
- 11 11.Bölüm:Gecenin Koruyucusu ve Varendadaki Yemin308 kelime
- 12 Final:Sonsuz Birincilik220 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ertesi sabah uyandığımda güneş ışığı odama doluyordu ama içimdeki o karanlık huzursuzluk zerre kadar dağılmamıştı.
Aynanın karşısına geçip üstümü giyerken gözlerimin altındaki morluklara baktım.
Bütün gece doğru düzgün uyuyamamış, her ses çıkarışta yatağımda sıçramıştım.
Zihnim sürekli aynı döngünün içinde dönüp duruyordu: Sienna’nın sınıftan kaçışı, rüyamdaki o dehşet anı ve akşam eve dönerken hissettiğim tekinsiz takip edilme duygusu.
Çantamı omzuma takip evden çıktığımda hava serindi.
Okula giden yolda her zamanki gibi hızlı adımlarla yürüyordum ama bu kez adımlarım zafer gururuyla değil, her çalı pıtırtısında irkilen bir avın tedirginliğiyle atılıyordu.
Okul kapısından içeri girdiğimde bahçedeki kalabalık bana garip bir güven duygusu verdi. İnsanların arasında olmak, o yalnızlık hissinden sıyrılmamı sağlıyordu.
Sınıfa adım attığımda gözlerim direkt olarak arka sıraya, cam kenarına kaydı.
Sienna oradaydı. Yine her zamanki gibi yalnız, yine her zamanki gibi kusursuz bir duruşla sırasına oturmuş, önündeki kitabı okuyordu.
Sabahın erken saatinde üzerimize vuran hafif güneş ışığı, onun sırasına neredeyse hiç temas etmiyor gibiydi.
Ya da bana öyle geliyordu, emin olamıyordum.
Sırama doğru yürürken adımlarımı yavaşlattım. Çantamı sandalyemin kenarına asıp otururken göz ucuyla onu izlemeye başladım.
Dünkü olay hiç yaşanmamış gibiydi. Yüzünde ne bir yorgunluk izi vardı ne da en ufak bir huzursuzluk.
Oysa dün sınıftan öyle bir fırlayış fırlamıştı ki, sanki canını kurtarmaya çalışıyordu.
Tam o sırada Sienna başını okuduğu kitaptan kaldırdı. Bakışlarımız havada çakıştı.
O soğuk, derin bakışlar doğrudan gözlerimin içine dikildi. Yüzünde hiçbir mimik oynamıyordu. Ne dünkü sırıtmama karşılık bir öfke, ne de bir yenilgi kabullenişi.
Sadece derin, dipsiz bir boşluk. İçimde bir şeylerin buz kestiğini hissettim.
Rüyamda gördüğüm o korkunç yaratıkla karşımda oturan bu sakin kız arasındaki çizgi zihnimde iyice flulaşıyordu.
İlk ders başladığında öğretmen tahtaya bir şeyler yazıyor, dünün sınav sonuçlarını analiz ediyordu.
"Alianna yine harika bir iş çıkardı,"
diyordu hoca sesi uzaktan geliyormuş gibi.
"Sienna da hemen arkasında, aradaki fark sadece iki puan."
Sınıftakiler bana doğru dönüp tebrik eden bakışlar attı. Normalde bu anın tadını çıkarır, omuzlarımı dikleştirip Sienna'ya bir "yine başaramadın" bakışı fırlatırdım.
Ama yapamadım. Kalemimi elimde öyle sıkı tutuyordum ki parmak boğumlarım bembeyaz olmuştu. Sadece önümdeki deftere bakabildim.
Öğle arasına doğru dersler bittiğinde zil çalar çalmaz Sienna ayağa kalktı.
Yine kimseyle tek kelime etmeden, çantasını bile almadan sınıftan dışarı çıktı.
Bu kez duramadım.
İçimdeki merak ve korku harmanlanmış, beni kontrolü altına almıştı. "Nereye gidiyor bu kız?" diye düşündüm. Kendimi engellemeye çalışsam da ayaklarım çoktan harekete geçmişti. Sıramdan kalkıp onun arkasından koridora çıktım.
Koridor öğle arası kalabalığıyla dolup taşıyordu. Sienna'nın o ince, dik siluetini kalabalığın arasından seçebilmek için hızlı adımlarla ilerledim.
Merdivenlerden aşağı iniyordu ama bahçeye doğru değil, okulun eski ve pek kullanılmayan alt katına laboratuvarların ve depo odalarının olduğu tarafa doğru yönelmişti.
Adımlarımı sessizleştirdim. Duvar dibinden yürüyerek onu takip etmeye başladım.
Alt katın koridoru ana binaya göre çok daha karanlık ve serindi. Işıklar cızırdayarak yanıyor, toz kokusu burnuma geliyordu.
Sienna koridorun sonundaki eski biyoloji laboratuvarının kapısına ulaştı.
Etrafı kontrol etmeden, sanki orada kimsenin olamayacağından eminmiş gibi kapıyı hafifçe aralayıp içeri girdi ve kapıyı arkasından neredeyse tamamen kapattı.
Nefesimi tuttum. Kalbim yine o rüyadaki gibi güm güm çarpmaya başladı. Kalın ahşap kapıya doğru yaklaştım.
Kapının aralık kalan bir parmaklık kısmından içeriye bakabilmek için eğildim.
Sınıfın içi gölgelerle doluydu. Perdeler kapatılmıştı. Sienna odanın ortasında duruyordu. Sırtı bana dönüktü.
Omuzları hızlı hızlı naik kalkıyordu, sanki nefes almakta zorlanıyor gibiydi. Sonra elini cebine attı ve küçük, koyu renkli bir cam şişe çıkardı.
Şişenin kapağını açtığında, o karanlık oda bile yoğun, metalik bir kokuyla doldu.
O kokuyu tanıyordum ama zihnim kabullenmek istemiyordu.
Şişeyi dudaklarına götürdü ve aç bir şekilde, tek dikişte içti.
Arkamda birisinin adımı ses çıkardığında irkilerek geriledim. Tam o an kapının ardındaki hareketlilik durdu.
Sienna’nın başı ışık hızında kapıya doğru döndü.
Göz göze geldik.
Aralıktan bana bakan gözleri artık her zamanki soğuk kahverengi değildi; karanlığın içinde anlık bir kızıllıkla parıldadı ve dudaklarının kenarından süzülen o tek damla koyu kırmızı sıvı, zihnimdeki kâbusu gerçeğe dönüştürdü.
Dehşetle geri çekildim, arkama bile bakmadan koridorda koşmaya başladım.
.
Bölüm etkileşimi
