3. bölüm / 12
GÖLGELER VE SIRLAR3.Bölüm:Kabusun Eşiğinde
Bölümler 12Şu an: 3.Bölüm:Kabusun Eşiğinde
- 1 1.Bölüm:Sessizliğin Arkasındaki Sır541 kelime
- 2 2.Bölüm:Karanlık Koridor676 kelime
- 3 3.Bölüm:Kabusun Eşiğinde754 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 4.Bölüm:Korku638 kelime
- 5 5.Bölüm:Okul Koridoru617 kelime
- 6 6.Bölüm:Gölgeler Arasındaki Bir Kıvılcım415 kelime
- 7 7.Bölüm:Karanlık Büyü ve Dudaklardaki Mühür354 kelime
- 8 8.Bölüm:Gecenin Fısıltısı ve Yıldızların Altında1.120 kelime
- 9 9.Bölüm:Sabahın İlk Işıkları ve Yeni Bir Dönem328 kelime
- 10 10.Bölüm:Sokaktaki Fırtına ve Gece Gölgesi457 kelime
- 11 11.Bölüm:Gecenin Koruyucusu ve Varendadaki Yemin308 kelime
- 12 Final:Sonsuz Birincilik220 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sıradan bir kâbus deyip geçmek istiyordum ama kalbimin ritmi bir türlü normale dönmüyordu.
Avuç içlerim buz gibiydi. Sıradaki defterlerimi ve kalemlerimi çantamın içine fırlatır gibi tıktım.
Çantanın fermuarını çekerken çıkan ses, sınıfın uğultusu arasında kayboldu ama benim kafamın içinde devasa bir gürültü gibi çınladı.
Her şey o kadar normal, o kadar sıradan görünüyordu ki biraz önce hissettiğim o yırtıcı korkudan utanmalıydım. Ama bakışlarım iradesizce tekrar cam kenarına, Sienna’nın sırasına kaydı.
Omuzlarımı düşürüp çantamı sırtlandım. Okulun o uzun, yüksek tavanlı koridoruna adım attığımda rüyamdaki o karanlık, sessiz hâli gözlerimin önüne geldi. Şimdi fıkır fıkır insan doluydu ama duvarlar sanki üzerime üzerime geliyordu. Adımlarımı hızlandırdım. Bir an önce bu binadan çıkmak, temiz bir nefes almak istiyordum.
Merdanelerden inerken kendi kendime kızıyordum. Alianna, saçmalama, diyordum. Kız sadece derste fenalaştı ya da bir şeye bozuldu, kaçtı gitti. Sırf senden sonra ikinci oldu diye, sırf ona sırıttın diye sana zarar verecek hâli yok ya! Zaten o her zaman ikinciydi. Ben hep birinciydim. Bu düzen hiç değişmemişti ki. Ama içimdeki bir ses, o gün sınav çıkışında sınıftan koşarak kaçışının ardında okul birinciliği hırsından çok daha başka, çok daha karanlık bir şey olduğunu fısıldıyordu.
Okulun bahçe kapısından çıktığımda hava yavaş yavaş kararmaya başlıyordu. Sonbaharın o erken çöken akşamüstü alacakaranlığı, sokak lambalarının henüz yanmadığı o gri ara bölge gökyüzü mor ve turuncu hatlarla kesilmişti.
Rüzgâr sertleşmiş, yol kenarındaki kurumuş yaprakları sürüklüyordu. Ceketimin önünü ilikledim ve ellerimi ceplerime soktum.
Eve giden yol her zaman yürüdüğüm yoldu. Şehrin hafif tepelik, eski müstakil evlerinin ve sık ağaçlarının olduğu nezih bir semtinde oturuyorduk. Normalde bu yolda yürürken kulaklığımı takar, günün zaferini yani sınavdan aldığım en yüksek notu düşünerek keyif çatardım. Ama bugün kulaklığımı çıkarmaya bile cesaret edemedim. Çevremdeki en ufak sesi duyabilmek istiyordum.
Arkamdan gelen ayak sesleri var mı diye her üç adımda bir çaktırmadan başımı çeviriyordum. Sokak lambaları cızırdayarak sarı ışıklarını yakmaya başladığında gölgem önümde uzadı, sonra kısaldı, sonra tekrar uzadı. Kendi gölgemden bile irkiliyordum. Rüzgârın bir ağaç dalını sallaması, bir kedinin çöp tenekesinin arkasından fırlaması yüreğimi ağzıma getirmeye yetiyordu.
Sienna’yı düşündüm. Onu ilk gördüğüm günü. Okula transfer olduğu ilk andan itibaren etrafında hep gizemli bir hava vardı. Kimseyle pek samimi olmazdı, öğle yemeklerini genelde tek başına ya da bahçenin en gölgeli köşesindeki bankta yerdi. Güneşli günlerde hep uzun kollu giyer, tenini korurdu.
Bütün bunları onun tuhaf, çekingen kişiliğine bağlardık.
Derslerdeki başarısı ise benim tek rakibim haline gelmesine yetmişti. Onu her zaman bir tehdit olarak görmüştüm ama akademik bir tehdit! Bir kâbus kahramanı olarak değil.
Peki derste ne olmuştu? Hoca beni tahtaya kaldırıp tebrik ederken Sienna’ya bakıp o küçük, kibirli gülümsememi fırlattığım anı düşündüm. Evet, onunla dalga geçer gibi sırıtmıştım. Onu ezdiğimi hissettirmek istemiştim. O an yüzünde beliren o ani değişim.. Of gözleri bir anlığına öyle bir kararmıştı ki, sanki canımı söküp almak istiyormuş gibi bakmıştı. Sonra da aniden kalkıp, tek kelime etmeden, adeta soluk soluğa sınıftan fırlayıp gitmişti.
O an fenalaştığını sanmıştım. Ama rüyamdaki o kanlı görüntü zihnimde tekrar belirdiğinde tüylerim diken diken oldu. "Aptal gibş düsünme Alianna," diye mırıldandım hırsla. "Çok fazla korku filmi izliyorsun. Olayı fazla uzattım kız sadece panik atak geçirdi."
Sokağımın köşesini döndüğümde bizim evin bahçe ışıklarının yandığını gördüm. İki katlı, ahşap detaylı evimiz o an gözüme dünyadaki en güvenli sığınak gibi göründü. Adımlarımı koşar adıma çevirdim. Bahçe kapısını açıp içeri daldım, taş yolu hızla geçip verandaya tırmandım.
Cebimden anahtarı çıkarırken ellerim öyle çok titriyordu ki anahtarı deliğe oturtmakta zorlandım.
Kapıyı açıp içeri girer girmez arkamdan sertçe kapattım ve kilitledim. Sırtımı soğuk ahşap kapıya yaslayıp derin derin nefesler aldım.
Evin tanıdık, sıcak kokusu annemin pişirdiği yemeğin ve vanilyalı mumların kokusu içimi bir nebze olsun rahatlattı.
"Alianna? Sen misin tatlım?" annemin sesi mutfaktan geldi.
"Evet benim anne," dedim, sesimin titrememesine gayret ederek. Çantamı koridordaki berjere bıraktım ve ayakkabılarımı çıkardım.
"Çok geciktin, hava karardı. Sınavın nasıl geçti?"
"Her zamanki gibi," dedim mutfağa doğru yürürken.
"Birinci oldum."
Annem gülümsedi, gelip sarıldı ama benim aklım hâlâ dışarıdaydı.
Pencereden dışarı, kararan sokağa baktım. Sokak lambasının sarı ışığı altında sadece boş yol ve rüzgârda savrulan yapraklar vardı.
Odama çıkıp çantamı masanın üzerine attım. Yatağıma uzandım ve tavana baktım. Bugün yaşananlar, gördüğüm o korkunç kâbus, Sienna’nın o kaçışı ve sonrasındaki o soğuk bakışları.... Hepsi zihnimde birleşiyordu.
Mesele sadece okul birincisi olmak değildi artık. Sienna'nın herkesten gizlediği, arkasında sakladığı karanlık bir sırrı vardı.
O sırrın ne olduğunu bilmiyordum ama rüyamda hissettiğim o saf dehşet, bana bir şeyi çok net öğretmişti.
Sienna ile aramızdaki yarış artık sadece sınıftaki notlarla sınırlı kalmayacaktı.
Ve ben, neyle karşı karşıya olduğumu öğrenene kadar bir daha asla arkamı dönüp rahatça uyuyamayacaktım.
Sokaktaki rüzgârın uğultusu odamın camını tıkırdatırken gözlerimi tavandan ayırmadım. Gece henüz yeni başlıyordu.
Bölüm etkileşimi
