9. bölüm · Gizli Hattın Öteki Ucu
Kim Bu?
7.Bölüm:Kim bu?
Bezin serinliği alnımda bir nebze olsun ferahlık yaratırken, Rüzgar’ın yanıma oturduğunu ve bir elinin sürekli nabzımı kontrol etmek için bileğimde olduğunu hissediyordum. Odanın içindeki o ağır sessizlik, sadece maçın televizyondan gelen kısık sesli uğultusuyla bölünüyordu.
"Biraz daha iyi misin?" diye fısıldadı. Sesi, az önce Kaan abime kükrerken kullandığı o sert tondan o kadar uzaktı ki, sanki biri düğmeye basıp onu başka bir insana dönüştürmüştü.
Titreyen dişlerimi birbirine vurmamaya çalışarak, "Hala... hala çok kötüyüm," diye mırıldandım. Kelimeler ağzımdan çıkarken bile zorlanıyordum.
Rüzgar, gözlerindeki o gizli endişeyi saklamaya çalışarak ayağa kalktı. Odanın köşesindeki dolaba yöneldi ve kalın, yumuşak bir battaniye çıkardı. Yanıma geldiğinde tereddüt etmeden beni biraz kaldırdı ve battaniyeyi omuzlarımdan başlayarak sıkıca sardı. O kadar yakındık ki, parfümünün kokusu burnuma doluyordu.
"Abin gidene kadar buradayım, korkma," dedi. "Ateşin yavaş yavaş düşecek, sadece diren."
O an, az önce yaşadığımız o garip sarılma anı aklıma geldi. Kalbim, hastalığımın verdiği halsizliğe inat, sanki göğüs kafesimi dövüyordu. Rüzgar, yanıma uzanıp arkasını koltuğa yasladı. Elini alnımdaki bezi düzeltmek için tekrar uzattığında, parmak uçları yanaklarıma değdi. O dokunuş, sanki tenimi yakan ateşin bir kısmını alıp götürdü.
"Neden bu kadar endişelendin?" diye sordum, sesim kısık ve zayıf çıkmıştı.
Bana uzun uzun baktı. O kehribar rengi gözlerinde ne okuduğumu çözemiyordum ama bu sadece ateşten kaynaklanan bir hayal değildi. "Bana emanetsin Melis. Kaan seni bana bırakıp gittiğine göre, başına bir şey gelmesine izin veremem."
"Sadece emanet mi?" diye fısıldadım, kendi kendime.
Rüzgar bir an duraksadı. "Şimdilik öyle," dedi ama sesi o kadar kararsız çıkmıştı ki, aslında başka bir şey demek istediğini anlamıştım.
Başımı onun koltuğuna daha da yaklaştırdım, battaniyenin sıcaklığıyla göz kapaklarım ağırlaşmaya başlamıştı. Ateşin verdiği o karmaşık rüyalar ve gerçeklik arasında gidip gelirken, Rüzgar'ın elinin saçlarımın arasında gezindiğini hissettim. O an, yaşadığım her şeyin ötesinde sadece onun varlığına odaklandım. Dışarıda dünya durmuştu; sadece biz, o sessiz ev ve aramızdaki o görünmez gerilim kalmıştı.
Tam uykuya dalmak üzereyken, kapının çalındığını duydum. Rüzgar aniden gerildi ve elini saçlarımdan çekti. "Bu saatte de kim geldi?" diye homurdandı. Ayağa kalkarken üzerimdeki battaniyeyi düzeltti. Gözlerim aralık bir şekilde kapıya odaklandım. Gelen Kaan abim olamazdı, daha çok erkendi.
Rüzgar koridora doğru yürürken, ben de titreyen ellerimle kendime gelmeye çalıştım. İçerideki o huzurlu, ama tehlikeli sessizlik bozulmuştu. Kimin geldiğini bilmiyordum ama Rüzgar kapıyı açtığında yüzünde beliren ifade, bu gecenin daha da karışacağının habercisi gibiydi.
