21. bölüm · Gizli Hattın Öteki Ucu
Karar
Karar
Abimin dudaklarından dökülen o "ölüm" sözcüğü, tepedeki soğuk havayı daha da dondurdu. Rüzgar bir adım daha öne çıktı, ancak abim elini havaya kaldırarak onu durdurdu. Bakışlarındaki o buzdan duvar, Rüzgar’ın az önce kurduğu tüm o özgürlük hayallerini bir anda darmadağın edebilecek kadar keskindi.
"Öldürmek mi?" diye sordu Rüzgar, sesi titremeye başladı. "Eğer bitirmek istiyorsan, bitir Kaan. Ama şunu bil; Melis'e zarar gelirse, seninle olan bağım sadece bir dostluk değil, en büyük düşmanlığım olur."
Abim acı bir şekilde güldü. Sigarasını yere atıp ayağıyla ezdi. "Düşmanlık mı? Sen benim için artık bir düşman bile değilsin Rüzgar. Sen sadece, hayatımdaki bir hatasın."
Abim yavaşça bana doğru yürüdü. Rüzgar araya girmeye çalışsa da, abimin bakışlarındaki o sarsılmaz otorite, Rüzgar’ı olduğu yere mıhladı. Abim tam önümde durdu, gözlerinin içine baktım. O tanıdık, her zaman güven veren, beni her türlü fırtınadan koruyan abim yoktu sanki karşımda. Sadece çok yorulmuş, hayal kırıklığıyla taşlaşmış bir adam vardı.
"Melis," dedi, sesi o kadar kısıktı ki neredeyse duyulmuyordu. "Bir karar ver. Şimdi, bu arabanın arka koltuğuna biner ve evine dönersin. Yarın sabah her şey kaldığı yerden devam eder; okuluna gidersin, arkadaşlarınla görüşürsün, hayatın bir düzene girer. Ama o arabaya binmezsen... o kapıdan çıktığın an, bir daha geriye dönüşün olmayacak. Ne eve, ne bana, ne de o güvenli dünyana."
Gözlerim doldu. "Abi, beni bir seçim yapmaya zorlama. Ben senin kardeşinim!"
"Eğer kardeşimsen, beni anlarsın," dedi ve Rüzgar’ı işaret etti. "Onun dünyası bir bataklık Melis. Bugün kaçtığı babası, yarın senin için bir sorun olacak. O ailesinin pislikleri senin üzerine sıçrayacak. Sen temiz kalmak için doğdun, o ise o pisliğin içinde debelenmeye alışkın."
Rüzgar hışımla araya girdi. "Ona pislik deme! Kaan, senin bu kibrin, senin kendi kardeşini bile kendi kurallarınla boğmana neden oluyor!"
Abim bana bakmaya devam ediyordu. "Seçim senin, Melis. Benimle gelip o güvenli hayatına geri mi döneceksin, yoksa o motorun üzerinde, belirsiz bir geleceğin içine mi sürüklenmeye devam edeceksin?"
Rüzgar’ın yanına baktım; yüzünde umut ve korku iç içeydi. Sonra abimin bekleyen silüetine baktım; omuzları çökmüş, sanki beni kaybedeceğini anlamış bir adamın çaresizliği vardı üzerinde. Rüzgar'ın elini tuttum. O gümüş anahtarlık avucumun içinde baskı yapıyordu.
"Ben," dedim, sesim çatallanarak. "Ben senin istediğin o 'temiz' hayatı değil, kendi seçimlerimi istiyorum abi. Belki hata yapıyorum, belki canım yanacak... ama bu benim hayatım."
Abimin yüzündeki o son umut kırıntısı da söndü. Gözlerini kaçırdı, arkasını döndü ve arabasına doğru yürüdü. Kapıyı açmadan önce duraksadı. "Öyle olsun," dedi. "Ama unutma Melis; bu geceyi, bu tepeyi ve bu kararı. Bir gün o motorun üzerinde savrulurken, 'keşke abimi dinleseydim' diyeceğin o günü... işte o gün, dönüp geleceğin bir kapı bulamayacaksın."
Arabanın motorunu çalıştırdı ve farlarını yakmadan hızla uçurumun kenarından uzaklaştı. Arabanın ışıkları karanlıkta kaybolurken, sadece biz ve o uçsuz bucaksız sessizlik kalmıştık. Rüzgar yanıma gelip omuzlarımdan tuttu. "Bunu yaptığına inanmıyorum... Gerçekten yanında durdun."
Sessizce ona baktım. İçimdeki boşluk büyüyordu ama aynı zamanda, ilk defa gerçekten nefes aldığımı hissediyordum. Ama abimin o son sözleri, bir lanet gibi zihnime kazınmıştı.
**Şimdi ne yapacaksınız? Rüzgar’la nereye gideceksiniz ve abinin o tehditkar "dönüşü olmayan kapı" uyarısı, Rüzgar’ın ailesinin yarattığı tehlikelerle birleştiğinde sizi nasıl bir uçuruma sürükleyecek?**
