12. bölüm · Gizli Hattın Öteki Ucu

Abimin Sorusu

Bengişşşş *

10.Bölüm: Abimin Sorusu
Çorbamı bitirdiğimde, Sevim Hanım mutfağı toparlayıp yanımıza geldi. "Rüzgar, oğlum, Melis'in dinlenmesi lazım. Kaan gelene kadar odalardan birini hazırladım, oraya geçsin. Sen de bu arada salonda koltukta biraz kestirirsin."

Rüzgar, annesinin bu emrivaki teklifine itiraz etmedi. "Haklısın anne," dedi ve ayağa kalktı. Bana elini uzattı, nazikçe koltuktan doğrulmama yardım etti. Parmakları kolumu kavradığında, tenindeki sıcaklık beni şaşırtmaya devam ediyordu.

Odaya kadar bana eşlik etti. Kapıyı açtığında, tertemiz çarşafların kokusu ve loş ışık beni karşıladı. Rüzgar içeriye girip camı hafifçe araladı, içeriye gece serinliğinin taze bir nefes gibi dolmasını sağladı.

"Teşekkür ederim," dedim, yatağın kenarına otururken. "Sana ve annene... sanırım bugün biraz başınızı ağrıttım."

Rüzgar yatağın ayakucunda durmuş, bana bakıyordu. Hafifçe gülümsedi ama gözlerinde hala o günkü maçta beni kendine çektiği anın hüznü ve telaşı vardı. "Başımızı ağrıttın mı? Tam tersi... evimiz uzun zamandır bu kadar canlı olmamıştı."

Bir an sessizlik oldu. Sadece aralık camdan gelen rüzgarın sesi duyuluyordu. Rüzgar, sanki bir şey söylemek için hamle yapacakmış gibi dudaklarını araladı ama vazgeçti. Sadece başıyla onaylayıp, "İyi uykular," diye mırıldandı ve tam kapıdan çıkacakken durdu. "Kapıyı kilitlemene gerek yok, ben hemen dışarıdaki koltuktayım. Bir şey olursa, sadece seslen."

Kapıyı sessizce kapattığında, kendimi yatağa bıraktım. Çarşaflar soğuktu ama battaniyenin altında yavaş yavaş ısınıyordum. Uykuya dalmak üzereyken, aklım hala o anlardaydı. Rüzgar'ın elinin alnımdaki sıcaklığı, annesinin şefkati ve evdeki o anlık huzur...

Ne kadar süre uyuduğumu bilmiyorum, ancak kapının hafifçe tıklatılmasıyla irkilerek uyandım. Dışarıda gece iyice ilerlemiş olmalıydı; evin içi tamamen sessizleşmişti.

"Melis?" Kaan abimin sesiydi. "Uyanıksan geliyorum, çıkma vakti."

Yataktan doğrulup üzerimi düzelttim ve kapıyı açtım. Kaan abim yorgun görünüyordu, gözlerinin altı çökmüştü. Rüzgar ise koridorda, duvara yaslanmış, abimi bekliyordu. Beni görünce bakışları hemen yumuşadı.

"İyi misin?" diye sordu Rüzgar, abimin duyamayacağı bir tonda.

"Daha iyiyim, teşekkür ederim," diye fısıldadım.

Abim, Rüzgar’a kısa bir bakış attı. "Yardımın için sağ ol Rüzgar. Annene de selam söyle, uyandırmayalım şimdi."

Rüzgar başıyla onayladı. Vedalaşırken göz göze geldik. O an, abimin yanında olmamıza rağmen aramızda başka bir dünyanın kapısı aralanmış gibiydi. Rüzgar, sanki veda etmek istemiyormuş gibi birkaç saniye daha bekledi, ardından kapıyı açıp bize yol verdi.

Dışarı çıktığımızda, gece serinliği yüzüme çarptı. Arabaya bindiğimizde abim bir süre sessiz kaldı, sonra direksiyona hafifçe vurdu. "Rüzgar ile aranızda bir şey mi var?" diye sordu aniden.

Kalbim duracak gibi oldu. "Ne? Hayır abi! Sadece... ateşlendim, o da yardım etti işte."

Abim dikiz aynasından bana baktı, gözlerinde karmaşık bir ifade vardı. "Bilmiyorum Melis... Rüzgar'ı uzun zamandır tanırım. Birine bu kadar kolay kapılarını açtığını daha önce hiç görmemiştim."

Başımı cama yasladım ve Rüzgar'ın evinin ışıkları yavaşça gözden kaybolurken, sadece gülümsedim. Belki de bu, sadece bir başlangıçtı.