13. bölüm / 15
Gizem -2𝟏𝟐. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜
Bölümler 15Şu an: 𝟏𝟐. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜
- 1 Ö𝓝𝓢Ö𝓩346 kelime
- 2 𝟏. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜1.665 kelime
- 3 𝟐. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜565 kelime
- 4 𝟑. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜1.538 kelime
- 5 𝟒. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜1.330 kelime
- 6 𝟓. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜1.659 kelime
- 7 𝟔. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜1.127 kelime
- 8 𝟕. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜793 kelime
- 9 𝟖. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜964 kelime
- 10 𝟗. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜360 kelime
- 11 𝟏𝟎. 𝓑ö𝓵ü𝓶475 kelime
- 12 𝟏𝟏. 𝓑ö𝓵ü𝓶658 kelime
- 13 𝟏𝟐. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜698 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 𝟏𝟑. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜830 kelime
- 15 𝟏𝟒. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜2.189 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İlk önce bir kafeye gittik.
Karnımızı doyurduktan sonra biraz oturup sohbet ettik.
Aradan yaklaşık üç saat geçmişti.
Sonra sahile indik.
Bir çekirdek, bir kola aldık ve denizin karşısına oturduk.
Telefonumu elime aldığımda gözlerim büyüdü.
Mehmet 26 kez aramıştı.
Yasin 23 kez...
Merve ise 20 kez.
Herkes bana ulaşmaya çalışıyordu.
Ama en son ekrana baktığımda gördüğüm şey beni daha da şaşırttı.
Emir...
56 kez aramıştı.
Üstelik tam 300 mesaj göndermişti.
Bir süre ekrana öylece baktım.
Sonra telefonu tamamen sessize aldım.
Artık hiçbir şey duymak istemiyordum.
Kuşların sesi...
Denizin masmavi görüntüsü...
Hafif esen rüzgâr...
Hepsi bana iyi geliyordu.
Uzun zamandır ilk kez içimdeki o ağırlığın biraz olsun hafiflediğini hissettim.
Sonunda huzura ermiştim.
Aradan iki saat daha geçmişti.
Akşam olmuş, hava iyice kararmaya başlamıştı.
Oğuz da artık sıkılmaya başlamıştı.
Ona dönüp seslendim.
"Oğuz."
"Efendim?"
"Ne yapalım?" Omuzlarını silkti.
"Bilmiyorum." Bir süre düşündüm.
"Bar'a gidelim mi?"
"Olmaz." Kaşlarımı çattım.
"Neden?"
Bana umutsuzca bakarak iç çekti.
"Seni göze alamam." Hafifçe gülümsedim.
"Peki... iki bira?" O da sonunda gülümsedi.
"Tamam."
Dediği gibi hemen ayağa kalktı. Ben de peşinden kalktım.
Saat 20.30 olmuştu.
Oğuz'un evine gidip üzerimi değiştirdim.
Hazırlandıktan sonra aşağıya indim.
Beni görünce yüzünde hafif bir gülümseme oluştu.
"Oooo, Gizem Hanım. Ne kadar da şık olmuşsunuz."
"Evet, farkındayım." dedim gülerek.
Oğuz kahkaha attı.
"Maşallah, kendine güvenin de yerinde."
"Teşekkür ederim. Ama böyle iltifat etmeye devam edersen sana asılıyorsun diyeceğim."
"Saçmalama Gizem, sadece hakkını teslim ediyorum."
"Öyle mi?"
"Öyle."
"Tamam, tamam. İnandım." dedim gülerek.
"Ee, hazır mısın?"
"Hazırım."
Oğuz telefonunu çıkarıp birkaç fotoğraf çekti.
İçlerinden birini beğenip hemen Instagram'da paylaştı.
Ben de hesabını etiketleyip kendi hikâyemde paylaştım.
Aradan daha on dakika geçmeden Oğuz'un hesabı 50K olmuştu.
Üstelik takipçi sayısı hızla artmaya devam ediyordu.
Birbirimize bakıp gülüştük.
Sonra arabaya bindik ve bara doğru yola çıktık.
Bir süre sonra Oğuz'un telefonu çaldı.
Telefonu açıp kısa bir süre konuştu.
"Tamam, geliyoruz."
Telefonu kapattıktan sonra direksiyonu farklı bir yöne çevirdi.
"Ne oldu?" diye sordum.
"Bir arkadaşım parti veriyormuş. Oraya gitmek istiyorum."
"Tamam, gidelim." dedim.
Bir süre daha yol aldıktan sonra partinin olduğu yere vardık.
İçeri girdiğimiz anda müzik ve kalabalık bizi karşıladı.
Bir süre sonra ortama iyice alışmış, eğlenmeye başlamıştık.
Oğuz'la konuşup gülerken genç bir kız yanımıza geldi.
Doğrudan Oğuz'un yanına sokuldu.
Sonra kulağına doğru eğilip bir şeyler fısıldadı.
Oğuz'un yüzündeki ifade bir anda değişti.
Ne söylediğini duyamamıştım.
Ama belli ki önemli bir şeydi.
Oğuz bana döndü.
"Gizem."
"Efendim?"
"Arkadaşlar oyun oynamak istiyorlarmış. Oynayalım mı?"
Bir an düşündüm.
"Ne oyunu? Kimler var?"
"Doğruluk ve cesaret... Bir de işte..."
Cümlesinin devamını getirmeden sustu.
Sözünü kestim.
"Oynarız, problem yok."
Oğuz bir süre yüzüme baktı.
Sonra bakışlarını yan tarafa çevirdi.
"Şu yan masaya bir bakar mısın?"
Kaşlarımı çatarak onun baktığı yöne çevirdim başımı.
Ve gördüğüm şeyle bir anlığına olduğum yerde kaldım.
İçimden, buradan hemen kaçıp gitmek geldi.
Ama sonra kendime hatırlattım. Artık ayrıydık.
Kaçmam için hiçbir neden yoktu.
Derin bir nefes aldım.
Bu kez gözlerimi kaçırmayacaktım.
"Olamaz..." dedim içimden.
Birkaç adım ilerlemeye çalıştığım sırada Oğuz kolumdan tuttu.
Dengesini kaybedince ona doğru yaslandım ve neredeyse üzerine düşüyordum.
Oğuz gülerek,
"Hadi, oynayalım." dedi.
Hemen üzerinden doğrulup üzerimi düzelttim.
Karşı tarafa baktığımda bizi izlediklerini fark ettim.
O kadar yakındık ki...
Bakışlarımızın kesişmemesi mümkün değildi.
Ama ben hiçbir şey olmamış gibi davrandım.
Sanki onu hiç tanımıyormuşum gibi bakışlarımı başka tarafa çevirdim.
Oğuz ayağa kalktı, elimi tuttu ve beni o masaya doğru götürdü.
Birlikte masaya oturduk.
Herkes birbirine bakıyordu.
Masanın üzerinde garip bir sessizlik vardı.
Kimse konuşmuyordu.
Ama herkesin gözleri aynı şeyi söylüyordu.
Bir şeylerin ters gittiği fazlasıyla belliydi.
Oğuz sessizliği bozdu.
"Masayı biraz genişletin, içecekleri de alalım."
Emir ona baktı ve kısa bir kahkaha attı.
"Neyse..." dedi.
Sonra etrafına bakındı.
"Başlıyoruz. Cansu'yla başlayalım."
"Efendim, aşkım?"
Cansu'nun ona söylediği o iki kelimeyle olduğum yerde kaldım.
Aşkım...
Ona öylece baktım.
O "aşkım" diye hitap ettiği kişi...
Benim eski sevgilimdi.
Cansu'nun sesi kulaklarımda yankılandı.
Sanki o iki kelime defalarca beynimin içinde çınlıyordu.
İçimde bir şeylerin koptuğunu hissettim.
Emir'e baktım.
Sonra Cansu'ya...
O an ikisinden de nefret ettiğimi fark ettim.
Belki de en çok Emir'den...
Dakikalar ilerledikçe Cansu ile Emir'in birbirlerine attığı bakışlar dikkatimi çekmeye başladı.
Her bakışlarında içimde bir huzursuzluk oluşuyordu.
Beni artık fazlasıyla rahatsız ediyordu.
Ne kadar görmezden gelmeye çalışsam da gözlerim istemsizce onlara kayıyordu.
Sanki aralarında sadece benim anlamadığım bir şey vardı.
Ve bu düşünce içimi kemiriyordu.
Bölüm etkileşimi
