9. bölüm / 15
Gizem -2𝟖. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜
Bölümler 15Şu an: 𝟖. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜
- 1 Ö𝓝𝓢Ö𝓩346 kelime
- 2 𝟏. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜1.665 kelime
- 3 𝟐. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜565 kelime
- 4 𝟑. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜1.538 kelime
- 5 𝟒. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜1.330 kelime
- 6 𝟓. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜1.659 kelime
- 7 𝟔. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜1.127 kelime
- 8 𝟕. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜793 kelime
- 9 𝟖. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜964 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 𝟗. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜360 kelime
- 11 𝟏𝟎. 𝓑ö𝓵ü𝓶475 kelime
- 12 𝟏𝟏. 𝓑ö𝓵ü𝓶658 kelime
- 13 𝟏𝟐. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜698 kelime
- 14 𝟏𝟑. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜830 kelime
- 15 𝟏𝟒. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜2.189 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Otelde kalmıştık.
Sabah, Ceyda’nın arka arkaya çalan telefonuyla uyandım.
Telefonu susturacak diye düşünürken tekrar çalmaya başladı.
Bir kez daha...
Sonra bir kez daha...
Kaşlarımı çatıp gözlerimi zorla açtım.
Ceyda neden bu kadar ısrarla arıyordu?
Beni bu saatte durmadan arıyorsa kesinlikle önemli bir şey vardı.
Elimi uzatıp telefonu aldım ve aramayı cevapladım.
"Ceyda?"
Karşı taraftan birkaç saniye ses gelmedi.
"Ceyda, ne oldu?"
Sesindeki telaşı duyduğum anda uykum tamamen açıldı.
"Efendim, Ceyda?"
"Günaydın çiçeğim." dedi.
Sesindeki telaşı hemen fark ettim.
"Bir sorun var."
"Ne oldu?" dedim.
"Sen haberleri duymadın mı?"
"Hayır. Ne haberi?"
Bir an sustu.
Sonra telaşlı bir sesle konuşmaya devam etti.
"Kızım, her yerde poster poster resimleriniz var!"
"Basın, medya... Herkes sizden bahsediyor."
"Ne?" dedim şaşkınlıkla.
"Ne olmuş?"
"Hiçbir şey anlamıyorum Ceyda."
"Sen bir an önce haberleri aç." dedi.
O an içime kötü bir his çöktü.
Telaşla telefonu kapattım ve hemen haberleri açtım.
Ceyda doğru söylüyordu.
Her yerde Emir’le çekilmiş fotoğraflarımız vardı.
Magazin sayfaları fotoğraflarımızı paylaşmış, altlarına da saçma sapan başlıklar ve yorumlar yazmışlardı.
Gözlerime inanamadım.
"Oha..."
"İnanamıyorum." dedim kendi kendime.
Telefonu kapatıp derin bir nefes aldım.
Emir’in bundan haberi olmalıydı.
Hemen hazırlanıp yan daireye geçtim.
Emir orada kalıyordu.
Odasının kapısına geldim ve birkaç kez sertçe vurdum.
Tak tak tak...
"Emir?"
Ses yoktu.
Bir kez daha kapıyı çaldım.
"Emir, açsana."
Yine hiçbir cevap gelmedi.
İçeriden ne bir ses ne de bir hareket geliyordu.
Duymuyor muydu?
Yoksa hâlâ uyuyor muydu?
Koridorda temizlik görevlisini gördüm.
Hemen yanına gidip,
"Merhaba, şu ilerideki kapıyı açabilir misiniz?"
diye sordum.
Kadın şaşkınlıkla kapıya baktı.
"Orası Emir Baran’ın odası."
"Evet. Ben de onun sevgilisiyim. Onu uyandırıp kahvaltı yapacağım." dedim.
Kadın kısa bir süre bana baktıktan sonra başını salladı.
"Tabii." dedi.
Yanıma gelip kapıyı açtı.
"Teşekkür ederim. " dedim.
Kadın uzaklaştıktan sonra kapıyı arkamdan kapattım. İçeri girdim.
Emir hâlâ uyuyordu.
Ben ise biraz önce gördüğüm haberleri düşünüyordum.
Emir telefonu sessize alıp uyumuştu.
Herkes ona mesaj yağdırmıştı ama onun dünyadan haberi yoktu.
Yanına yaklaşıp hafifçe omzuna dokundum.
"Emir..."
"Efendim?"
"Emir, uyan ya."
"Efendim?" dedi yine, hâlâ uykulu bir sesle.
"Telefonuna bak. Hemen."
Telefonunu eline verdim.
Ekrana baktığı anda yüzündeki ifade değişti.
"Bir dakika..."
"Bu nasıl olur?"
Şaşkınlıkla ekrana bakıyordu.
Gözlerini birkaç kez ovaladı.
Sonra telefonu biraz daha yaklaştırıp tekrar baktı.
"Bu gerçek mi?" dedi.
Şaşkınlığı yüzünden okunuyordu.
Telefona baktıktan sonra bana döndü.
"Sen buraya nasıl girdin?"
"Temizlikçi kız sağ olsun." dedim.
"Hımm... İyi madem." dedi.
"Eee, şimdi ne yapıyoruz?" diye sordum.
Emir derin bir nefes aldı.
"Haberciler iki saate burada olur."
"Burada olduğumuzu öğrenmişler."
"En iyisi kahvaltımızı yapıp hızlıca çıkmak."
"Olur." dedim.
Emir hazırlanıp aşağı indi.
Birlikte kahvaltımızı yaptık ve fazla oyalanmadan otelden çıktık.
Çekim yerine doğru ilerliyorduk.
Emir'in yüzünden öfke okunuyordu.
Direksiyonu sıkıca tutuyor, tek kelime etmeden yolu izliyordu.
Belli ki bu durum onu fazlasıyla sinirlendirmişti.
Bir süre sonra çekim yerine geldik.
Binaya girer girmez Emir’in yüzündeki öfke daha da belirginleşti.
Çekimin sorumlusuyla konuşmaya başladı.
Ancak konuşmaları kısa sürede tartışmaya dönüştü.
"Sizinle çekim yapmayacağız." dedi Emir, sert bir ses tonuyla.
Adam bir şey söylemeye çalıştı ama Emir onu dinlemedi.
Elimi tuttu ve beni de yanına alarak binadan çıktı.
Dışarı çıkar çıkmaz Buğra’yı aradı.
"Buğra, internetteki fotoğrafların hepsini kaldırmanın bir yolunu bul."
Ardından telefonu kapattı.
Bir süre düşündü.
Sonra kuzeni Sevda’yı aradı.
"Sevda, bu akşam için bir konser ayarlayabilir misin?"
Kısa bir sessizlik oldu.
"Evet, bu akşam olsun." dedi.
Telefonu kapattığında ona şaşkınlıkla baktım.
"Ne yapmaya çalışıyorsun?"
Emir bana dönüp sakin bir şekilde baktı.
"Bu akşam biraz ortalığı karıştıracağız." dedi.
2 SAAT GEÇER
Emir’in öfkesi biraz olsun geçmişti.
Sahilde oturuyorduk.
Kumun üzerinde denizi izlemek ikimize de iyi gelmişti.
Bir süre sessiz kaldıktan sonra dayanamadım.
"Emir?"
"Efendim?"
"İyi misin sen?"
Emir bana baktı.
Elini omzuma attı ve beni kendine doğru çekerek göğsüne yasladı.
"Sen bana iyi geliyorsun." dedi.
Ardından alnıma küçük bir öpücük kondurdu.
"İyi ki varsın." diye fısıldadı.
Sonra ayağa kalktı ve elimi tuttu.
"Hadi, gidelim."
Birlikte arabaya doğru yürüdük.
Arabaya binip eve doğru ilerledik.
Eve geldiğimizde herkes bizi bekliyordu.
Emir içeri girer girmez Buğra’ya seslendi.
"Buğra."
"Patron."
"Dediğin gibi ayarlamalar tamam."
"Tamam o hâlde." dedi Emir.
Bir süre sonra akşam oldu.
Konser alanına geldiğimizde ortalık oldukça kalabalıktı.
Herkes coşkuluydu.
Hazırlıklarımızı tamamlayıp sahneye çıktık.
Uzun süren konser boyunca çok eğlendik.
Kalabalığın enerjisi inanılmazdı.
Güzel vakit geçirmiştik.
Sonunda konser bitti.
Yorgun ama mutluyduk.
Artık eve dönme vakti gelmişti.
Birlikte arabaya doğru ilerledik.
Arabaya binmek üzereyken küçük bir kız çocuğu koşarak yanıma geldi.
"Gizem abla! Gizem abla!" deyip boynuma sarıldı.
Şaşkınlıkla ona baktım.
"Aaa, merhaba tatlım."
"Anneni mi kaybettin bakalım?" diye sordum ve hemen etrafıma bakındım.
Kız başını iki yana salladı.
"Hayır."
"Ablamla abimi arıyordum." dedi.
Sonra Emir’in elini tuttu ve ona bakarak sırıttı.
Saçları siyah ve uzundu.
İki yandan at kuyruğu yapılmış, tepesinden birkaç tutam sim dökülmüştü.
Yemyeşil gözleriyle bize bakıyor, resmen etrafa enerji saçıyordu.
"Emir abi, beni götürür müsün?" dedi gülerek.
Emir ona bakıp hafifçe gülümsedi.
"Numarayı biliyorsan, ufaklık." dedi.
Sonra küçük kızı kucağına aldı.
"Evet, evet!" dedi küçük kız neşeyle.
Hemen telefonumu çıkarıp bizim evin konumunu ablasına gönderdim.
Böylece kardeşlerinin bizimle olduğunu ve güvende olduğunu öğrenmiş oldu.
Bir süre sonra eve vardık.
İçeri girdiğimizde Nilüfer teyze, abla ve abi salonda oturuyordu.
Küçük kız bizi görür görmez kucağımdan indi ve koşarak ablasına sarıldı.
Sonra beni gösterdi.
"Gizem abla..."
Ablası bana baktığı anda gözleri büyüdü.
"İnanamıyorum!" dedi.
Ardından yanıma gelip sarıldı.
Ben de ona sarıldım.
Bir süre oturup sohbet ettik.
Sonra kardeşlerini alıp gittiler.
Ben ise arkalarından bakarken yüzümde küçük bir gülümseme vardı.
"Emir, ben çok yoruldum. Dinlenmeye gidiyorum." dedim.
Emir bana bakıp gülümsedi.
"Ben de."
"Ama konsere değdi."
"Yalan yanlış çıkan haberler artık doğrulanmış oldu." dedi.
"Öyle mi dersin?" dedim gülerek.
"Neyse, ben gidiyorum. İyi geceler."
"Tamam." dedi.
Alnıma küçük bir öpücük kondurdu ve ardından yukarı çıktı.
Ben de arkasından bakıp odama doğru ilerledim.
Artık sonsuz bir aşka doğru ilerliyorduk.
Belki de yaşadıklarımız, hikâyemizin yalnızca başlangıcıydı.
Bunu henüz bilmiyorduk...
Ama içimde bir his vardı.
Bu aşkın bizi daha ne kadar değiştireceğini zaman gösterecekti.
Bölüm etkileşimi
