12. bölüm / 15
Gizem -2𝟏𝟏. 𝓑ö𝓵ü𝓶
Bölümler 15Şu an: 𝟏𝟏. 𝓑ö𝓵ü𝓶
- 1 Ö𝓝𝓢Ö𝓩346 kelime
- 2 𝟏. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜1.665 kelime
- 3 𝟐. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜565 kelime
- 4 𝟑. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜1.538 kelime
- 5 𝟒. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜1.330 kelime
- 6 𝟓. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜1.659 kelime
- 7 𝟔. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜1.127 kelime
- 8 𝟕. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜793 kelime
- 9 𝟖. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜964 kelime
- 10 𝟗. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜360 kelime
- 11 𝟏𝟎. 𝓑ö𝓵ü𝓶475 kelime
- 12 𝟏𝟏. 𝓑ö𝓵ü𝓶658 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 𝟏𝟐. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜698 kelime
- 14 𝟏𝟑. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜830 kelime
- 15 𝟏𝟒. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜2.189 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Emir başını eğmiş, olduğu yerde sessizce duruyordu.
Yaptığı şeyin affedilecek bir tarafı yoktu.
"Ben istemiyorum diye beni zorlayamazsın." Sesim titriyordu.
"Sen seksilik seviyorsun diye ben de senin gibi olmak zorunda değilim. Ben sevmiyorum, Emir."
Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülmeye başladı.
"Evet... Sevmiyorum."
"Bu, beni aldatabileceğin anlamına gelmiyor."
"Gizem, dinle..."
"Hayır!"
Artık kendimi tutamıyordum.
"Yeter artık!"
Ağlamaya başladım.
"Emir, git. Seni görmek istemiyorum."
"Ne olur..." dedi.
Ama başımı iki yana salladım.
"Senin yaptığın canımı çok yaktı."
Bir an etrafa baktım.
Herkes sessizdi. Bizi dinliyorlardı.
"Ben sana daha önce söylemiştim."
"Sevmeyi bilmiyorsun, demişlerdi."
"Sen başka şeyleri seviyorsun."
Gözlerimi Emir’den ayırmadan devam ettim.
"İstersen sana sevmeyi anlatayım."
"Evet..."
"Anlatacağım."
"Çünkü sevgi, birini istediğin zaman kendine ait sanmak değildir."
"Sevgi, karşındaki istemediğinde durabilmektir."
"Sevgi, güvenmektir."
"Ve sevdiğin insanın canını bile bile yakmamaktır."
Sözlerim bittiğinde koridorda çıt çıkmıyordu.
Emir hâlâ başı önde duruyordu.
Ben ise ilk kez, ona karşı içimde biriken her şeyi söylemiştim.
"Sevmek illa sevişmek değildi."
"Öpüşmek de değildi."
"Sevmek; âşık olmak, değer vermek, güvenmek ve saygı duymaktı."
"Sevmek, karşındaki insanın sınırlarına dokunmadan bile onunla bir hayatı paylaşabilmekti."
"Hatırlatırım sana... Bir gece kavga edip eve geldiğin günü."
"Her yerin yara bere içindeydi."
"Yaralarına bak."
"Her yerin kabuk bağlamıştı."
"Ben o yaralarını bile sevdim, Emir."
"Çünkü sevmek budur."
"Senin düşüncelerin ya da yaptıkların gibi değildir."
Son kez yüzüne baktım.
Arkamda onlarca insan sessizce bizi izliyordu.
Cansu da kalabalığın arasına gelmişti.
Emir elimi tuttu.
Bir an tereddüt ettim.
Elimi göğsüne götürüp beni kendine yaklaştırdı.
Kalbinin atışını duyabiliyordum.
Bir an ona yeniden inanmak istedim.
Ama yapamazdım.
Elimi yavaşça çektim.
Tam o sırada Merve ve Buse kollarıma girdi.
"Hadi, elini yüzünü yıkayalım." dediler.
Onlarla birlikte ilerlemeye başladım.
Ama birkaç adım sonra arkamı dönüp baktım.
Cansu, Emir’e sarılıyordu.
Gözlerimi hemen kaçırdım.
İçimdeki acının yeniden büyümesine izin vermeden yürümeye devam ettim.
Bir süre sonra elimi ve yüzümü yıkadım.
Aynanın karşısına geçip kendime baktım.
Gözlerim kızarmış, yüzüm gözyaşlarından yorulmuştu.
Emir’le artık olamazdım.
Bunu kabullenmek ne kadar canımı acıtsa da bu ilişkiye son vermeliydim.
Ama aynı evde yaşıyorduk.
Onunla aynı çatı altında nasıl kalacaktım?
Ne yapacağımı bilmiyordum. Tam o sırada telefonum çaldı. Arayan Oğuz’du.
"Efendim, Oğuz?"
"Nasılsın? Bu arada sesin kötü geliyor, kanka."
"İyiyim..." Bir an sustum.
"Ya da iyi değilim."
"Geleyim mi? İster misin?"
"Olur."
"Motorumu alayım mı?"
"Olur."
"Tamam. Birazdan orada olacağım."
Telefonu kapattım.
Derin bir nefes aldım.
Belki de şu an ihtiyacım olan tek şey, biraz olsun uzaklaşmaktı.
Hızla toparlandım ve dışarı çıktım.
Merve ve Buse hemen yanıma gelip kollarıma girdiler.
Çok stresliydim. Ne yapacağımı, nereye gideceğimi bile bilmiyordum.
Merve yüzüme bakarak,
"Hava almak istiyorum." dedim.
"Tamam, gel. Şuraya geçelim." dedi.
Birlikte biraz ilerledik.
Emir köşede eski arkadaşlarıyla oturuyordu.
Beni gördüğünü fark ettim.
Tam o sırada Cansu yanına gelip oturdu ve görüş açımı kapattı.
Bakışlarımı hemen çevirdim.
Ceketimi çıkardım.
Elimde tuttuğumda onun bana aldığı ceket olduğunu fark ettim.
Bir an duraksadım.
Sonra hiçbir şey düşünmeden ceketi çıkarıp çöpe attım.
Üzerimde sadece kısa bir üst vardı.
Tam o sırada uzaktan bir motor sesi duyuldu.
Oğuz gelmişti.
Motoru birkaç adım ötemizde durdurdu ve hemen indi.
Bana doğru bakarak birkaç adım attı.
"Gizem!" diye bağırdı Oğuz.
"Oğuz!"
diye seslendim ve koşarak yanına gidip ona sarıldım.
İçimden derin bir nefes bıraktım.
Oğuz saçlarımı okşadı.
"İyi misin, güzelim?"
"İyiyim... Biraz daha iyi olacağım." dedim ve hafifçe gülümsedim.
Oğuz bana biraz daha yaklaşıp yanağıma küçük bir öpücük kondurdu ve geri çekildi.
Etrafımızdaki herkes bizi izliyordu.
Özellikle Emir’in bakışlarını üzerimde hissediyordum.
Kızlara dönüp,
"Kızlar, ben bugün yokum." dedim.
Tam o sırada arkamdan Emir’in sesini duydum.
"Gizem!"
Ama Cansu hemen yanına gelip onu durdurdu.
Arkamı dönmedim.
Motora bindim.
Oğuz da arkasından bindi.
Motor çalıştı ve oradan uzaklaştık.
O an tek istediğim, biraz olsun nefes alabilmekti.
Aklımdan o görüntü bir türlü çıkmıyordu.
Emir ve Cansu’nun birbirlerine o kadar yakın olması gözlerimin önünden gitmiyordu.
İyi değildim.
Hem de hiç iyi değildim.
Kendime bile bunu nasıl yaptığımı soruyordum.
Nasıl bu kadar inanmıştım ona?
Nasıl olup bitenleri görmezden gelmiştim?
Artık Emir’e karşı inancım kalmamıştı.
Ona duyduğum bu sevgi beni resmen kör etmişti.
Ve şimdi ilk kez, sevmenin bazen yetmediğini anlıyordum.
Bölüm etkileşimi
