Gizem -2 kitap kapağı

6. bölüm / 15

Gizem -2

𝟓. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜

Vaveyla Yazarı: Naz 🕊️

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: 𝟓. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜

Milletin sesiyle uyandım. Birileri bana sesleniyordu.

"Gizem... Kanka... Emir uyanmadı!"
"Ne? Ne oluyor?" diye mırıldandım.
Tam o sırada Nilüfer Teyze telaşla odama girdi.
"Kız, kalk! Emir uyanmıyor. Git de uyandır, sonra gel!"

"Ya teyze, biliyorsun işte... O tam bir öküz. Onu uyandırmak mümkün mü?"
"Gizemciğim, yine mızmızlanma. Bak, hâlâ mışıl mışıl uyuyor. Hadi kızım, git de kaldır şunu."

"Tamam, tamam..." diye homurdanarak yataktan kalktım.
Üzerimi aceleyle düzelttim, esneyerek odadan çıktım.

Salona geçtiğimde herkes çoktan sofraya oturmuştu.

"Pis hainler! Hemen sofraya kurulmuşsunuz. İnsan biraz bekler ya!"

Buğra ağzındaki lokmayı çiğnerken sırıttı.
"Kalksaydın, bro."
"Heh, gel de onu Emir'e sor." dedim gözlerimi devirerek.
Onu uyandırmanın ne kadar zor olduğunu hepimiz biliyorduk.

Merdivenleri hızlı adımlarla çıkıp Emir'in odasının kapısını araladım.
Her zamanki gibi oda sessizdi.

"Uykucu... Uykucuuu..." diye seslenerek yanına yaklaştım.
Her zamanki gibi tepki vermeyince yorganını yavaşça üzerinden çektim.

"Emir... Hadi uyansana..."
Cevap yoktu.

"Emir! Lan, uyansana! Emir, uyan! Of ya... Bilerek yapıyorsun, değil mi?" dedim, omzundan hafifçe sarsarak.
Yine hiçbir tepki vermedi.

Şüpheyle elimi yanağına koydum.
Bir anda irkildim.
Teni... Buz gibiydi.
Kalbim deli gibi çarpmaya başladı. Nefesim kesildi, boğazıma kocaman bir düğüm oturdu.

"Emir...?" diye fısıldadım titreyen bir sesle.
Cevap vermiyordu.

Korkuyla geri çekildim, ardından var gücümle bağırmaya başladım.
"Emirrr ! Nilüfer Teyze! Çabuk... Buraya gelin! Emir uyanmıyor!"

"Emiiir! Emir!" diye avazım çıktığı kadar bağırıyordum.
Sesim evin içinde yankılanırken ayak sesleri bir anda merdivenlere doluştu. Herkes telaşla yukarı koşuyordu. O kadar hızlı geliyorlardı ki çıkan gürültü bile içime korku salıyordu.

"Ne oluyor, Gizem?"
"Gizem! Ne oldu?"
"Emir'e ne oldu?"

Aşağıdan yükselen telaşlı sesler kulaklarımda yankılanıyordu.
Titreyen elimle Emir'i işaret ettim.

"Uyanmıyor..." dedim boğazım düğümlenerek. "Ne yaptıysam uyanmıyor..."
Gözyaşlarım durmadan yanaklarımdan süzülüyordu.
"O... O buz gibi..."

Emir’in nefesini dinliyordum.
Nefes almakta zorlanıyordu. Sanki aldığı her nefes ona ağır geliyordu.
Derin bir uykunun içindeydi.
Teni bumbuzdu. Ona dokunduğumda içimi ürperten bir soğuk hissettim.

Sanki buzdan yapılmış küçük bir çocuk olmuştu.
Masmavi gözleri kapalıydı.
Uzun kirpikleri, solgun yüzünde daha da belirgin duruyordu.

Onu izlerken içimde tarif edemediğim bir korku büyüyordu.
Bir şeylerin yolunda olmadığını hissediyordum.
Ama ne olduğunu bilmiyordum.
Nilüfer teyze ağlamaya başladı.

Ne yapacağımızı bilemeden hemen onu hastaneye götürdük.
İki saattir hastanedeydik.

Geçen her dakika içimdeki endişeyi daha da büyütüyordu.

Gözlerim hâlâ doluydu. Sessizce süzülen yaşlarımı durduramıyordum.
Doktordan izin istedim.
Yanına oturdum.
Onu öyle görünce kalbim daha da sıkıştı.
Elini tuttum ve hiçbir şey söylemeden yanında beklemeye başladım.

"Aşkım... Emir’im... Uyan hadi."

"Daha okula gideceğiz."

"Daha hayallerimiz var."

"Bu akşam klip çekeceğiz, Emir."

"Uyan... Bak, ben buradayım."

Elini tuttum.
Teni soğuktu.
Onu ilk gördüğüm an aklıma geldi.

Masmavi gözleri...

Asi bakışları...

Belirgin çene yapısı...

Ve uzun boyu...

İlk tanıştığımız anda bile teni buz gibiydi.
O gün de çok soğuktu.

Ama şimdi karşımda duran Emir Baran, yine aynı soğukluğun içindeydi.

Sanki bütün sıcaklığını kaybetmişti.
İçimden bir mucize olması için dua ettim.

Keşke küçük bir kıvılcım çıksa...
Keşke yeniden ısınmaya başlasa...
Keşke gözlerini açıp bana baksa...
Tam o anda cihazdan gelen sesle irkildim.

Bip...

Bip...

Bip...

Bir anda sesler değişti.
Kalbim yerinden çıkacak gibi oldu.
Cihaz sürekli ötüyordu.

"Hayır..."

"Hayır, Emir..."

Doktorlar hızla içeri girdi.
Hemşireler beni dışarı çıkarmaya çalışıyordu.
Ama ellerimi ondan çekmek istemiyordum.

"Hayır! Bırakın beni!"

"Emir'in yanındayım, beni ondan ayırmayın!"
Sesim hastanenin koridorlarında yankılanırken gözyaşlarım durmadan akıyordu.

Hemşirelerin elinden kurtuldum.

Emir’in yanına koştum.

"Emir, kalk!"

"Ne olur kalk!"

Küçücük ellerimi yumruk yaptım.
Titreyen ellerimle göğsüne vurdum.

"Beni bırakamazsın lan!"

"Hayır!"
Sesim kırılıyordu.

Gözyaşlarım yüzümden süzülürken onu uyandırmaya çalışıyordum.

İkinci kez yumruğumu sıktım.

Kalbine doğru tekrar vurdum.
O an bütün gücüm tükenmişti.
Başım dönmeye başladı.

Sanki olduğum yerde yıkılacak gibiydim.

Tam düşecekken Mehmet beni tuttu.
Kollarından destek alarak yeniden ayağa kalktım.

Ve o anda...

Cihazdan gelen ses değişti.
Kalbi yeniden çalışmaya başladı.

Doktorlar bir anda bana baktı.
Ne olduğunu anlamıyordum.
Sadece Emir’in elini tuttum.
Parmaklarım onun parmaklarına kenetlenmişti.

Şaşkındım.
Çok şaşkındım.

Yaşadıklarımın gerçek olduğuna inanamıyordum.
Psikolojim tamamen altüst olmuştu.

Annemi kaybettikten sonra...

Emir’i de kaybetmek istemiyordum.
O an bir şeyi çok iyi anladım.

Hayatta bazı insanların yeri, tahmin ettiğimizden çok daha büyük oluyordu.

Ve ben...
Emir’i kaybetmeye hazır değildim.
Umarım...
Emir’i de kaybetmezdim.

Emir’in elini tutuyordum.

Yaklaşık beş dakika sonra, onun vücudu yavaş yavaş ısınmaya başladı.
Bir anda fark ettim.

Parmakları artık buz gibi değildi.

İçimde büyük bir umut filizlendi.
Doktora döndüm.

"Doktor bey... Emir’imin eli sıcacık."
Dediğim anda sesimin titremesi herkesi etkilemişti.

Gözlerimdeki yaşlara engel olamıyordum.
Doktor şaşkın bir şekilde bana baktı.

"Her şey normale geliyor..."

"Bunu nasıl yaptınız?"
diye sordu.

Bir an sustum.
Sonra Emir’in elini daha sıkı tuttum.

"Ben sevdiğim kadını kaybettim."

"Şimdi ise sevdiğim adamı kaybedemem."

"Gerekirse bütün gücümü tüketirim."

"Gerekirse kendimi kaybederim, deliririm..."

"Çünkü ben annemi kaybettim."

"Sevdiğim kadını kaybettim."

"Ama sıra sevdiğim adama gelemezdi."

Sözlerim bittiğinde doktor yüzüme baktı.
Derin bir nefes verdi.

Sanki söylediklerimin ağırlığını hissetmişti.
Bir süre sonra Emir’i kontrol altına aldılar.

Doktor bize dönüp hafifçe gülümsedi.
"Birazdan gözlerini açar."

"Üstelik ilk söylediği şey de 'Gizem' oldu."
dedi.

O an yaşadığım mutluluğu tarif etmem imkânsızdı.

Gerçekten...

Kimseye anlatamazdım o an içimde uçuşan kelebekleri.
Kimseye gösteremezdim.
Çünkü bazı mutluluklar anlatılmazdı.

Sadece yaşanırdı.
Hem gülüyordum...
Hem de ağlıyordum.

Hayatım boyunca bir daha böyle mutlu olacağımı hiç düşünmemiştim.

Ama o an...

Emir’in yeniden bana döndüğünü hissettim.

Ve bu benim için dünyadaki en büyük mutluluktu.

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Yarım saat sonra...

Hemşirelerden biri odadan dışarı çıktı.
Yüzünde küçük bir gülümseme vardı.

"Emir Baran uyandı."
dedi.

O an herkes birbirine baktı.
Yüzlerde büyük bir mutluluk vardı.

Sarılmalar...
Öpücükler...
Sevinç dolu bakışlar...

Herkesin içi umutla dolmuştu.
Nilüfer teyze ilk bana sarıldı.
Sıkıca sarılıp beni öptü.

"Gizem, ilk sen gir."

"Emir seni görmek isteyecektir. Bundan eminim." dedi.

Başımı hafifçe sallayarak onu onayladım.
Ama içimde bambaşka bir savaş vardı.

Emir’i o halde görmeye dayanabilir miydim?

Onu öyle görmek beni yeniden yıkabilir miydi?
İçimdeki bu korkuyu yenebilir miydim?

Çünkü sabahtan beri...
Hem ağlıyordum...
Hem korkuyordum...
Yaşadığım şeyler beni fazlasıyla yormuştu.

Psikolojim tamamen altüst olmuştu.

Bedenim bile yaşadığım korkuya tepki veriyordu.
Sanki bütün sinir sistemim alarmdaydı.
Ama yine de...
Emir’in yanına gitmeliydim.
Çünkü o beni bekliyordu.

Ve ben...

Onu bir kez daha kaybetme korkusuyla değil,
Ona yeniden kavuşmanın umuduyla yürümeliydim.

İçeri girdim.
Emir, kapıdan giren kişiyi görünce bana baktı.

"Gizem’im..." dedi.

"Emir, iyi misin?" diye sordum.

"Evet, iyiyim. Hadi doktoru çağır." dedi.

"Olur."

deyip dışarı çıktım.
Doktoru çağırmalarını istedim.

Emir gece fenalaşmıştı.
Soğuktan yine buz kesmişti.

Aynı odada kalıyordu, bu yüzden nefesi azalmış ve bir türlü uyanamamıştı.
Şimdi ise ilacını aldı.
Bir iğne ve serumdan sonra bizi taburcu ettiler.
Aslında eve geçmek istiyorduk.

Ama Emir buna izin vermedi.
Bizimle birlikte okula gelmek istedi.

Okula geldiğimizde hemen sınava girdik.

Sınav matematikti.
A grubu ve B grubu olarak eşleşmiştik.

Emir’e baktım.
O, B grubundaydı.

Yani onun soruları karışıktı.
Bizim sorularımız ise normaldi.
Bir sorun yoktu.

Sınıfa kopyaları dağıtıp sınavdan çıktım.

Yaklaşık 15-20 dakika sonra Emir ve Mehmet de yanıma geldi.

Gün böyle devam ediyordu.

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

2 saat sonra...

Zil çalmıştı.
Öğrenciler çoktan sınıflarına doluşmuş, dersin başlamasını bekliyordu.

Sıradaki dersimiz edebiyattı.
Tam o sırada nöbetçi öğrenci kapıda göründü.

"Gizem, müdür seni çağırıyor." dedi.

Hocadan izin alıp sınıftan çıktım.
Koridorda yürürken içimde garip bir huzursuzluk vardı.

Emir hâlâ uyuyordu.
Ne olduğunu, neden çağrıldığımı bilmiyordum.
Hiçbir şeyden haberim yoktu.

Müdürün odasının önüne geldim.
Kapıyı hafifçe tıklattım ve içeri girdim.

"Gizem Türkçü değil mi?"
diye sordu müdür.

"Evet hocam." dedim.
Yüzündeki ciddi ifadeyi görünce içimde bir huzursuzluk oluştu.

"Kopya çekme ve kopya dağıtma nedeniyle disipline gideceksin." dedi.
Bir anda olduğum yerde kaldım.

Ne diyeceğimi bilemedim.
Bunu bizim sınıftan başka hiçbir sınıf bilmiyordu.

Sadece kendi aramızda yaptığımız bir şeydi.
Demek ki...
Bizi kendi sınıfımızdan biri ihbar etmişti.

Aramızda bir hain vardı.
Bir ispiyoncu...

"Anlamadım hocam."

diyebildim sadece.
Şaşkınlıkla müdüre bakakaldım.

"Birazdan disiplin kurulu toplanacak."
"Müdür yardımcısının odasına ilerle."
dedi.

Derin bir nefes aldım.
İçime çektiğim nefesi yavaşça verdim ve aşağıya indim.

Tam o sırada Emir ve diğerleri koşarak yanıma geldi.
"Ne oldu sana?" diye sordu Buğra.

"Disiplinlik durum." dedim.

Emir bir anda durdu ve bana baktı.
"Nasıl yani? Saçmalama istersen." dedi.

"Ciddiyim."
"Biri şikâyet etmiş." dedim.

"Hay anasının nikâhı..." dedi Buğra şaşkınlıkla.

"Tamam, tamam. Ben halledeceğim."
diyerek yanımdan ayrıldı.

Bir süre sonra disiplin kurulu toplantısı için kapının önüne geldim.
Kapıya tıklatıp içeri girdim.

Sessizce oturdum.

Karşımda iki kadın ve iki erkek vardı.
Hepsinin bakışları üzerimdeydi.

Ben de sessizce onlara bakıyordum.
O an içimde büyük bir gerilim vardı.

Ne olacağını bilmiyordum.

"Adın kızım?" diye sordu.

"Gizem... Gizem Türkçü."
dedim.

"Tamam."
"Sicilin temiz."

"Peki neden böyle bir şey yaptın?"
diye sordu.

"Ne yapmışım hocam?"
dedim şaşkınlıkla.

Dosyalarıma baktığını ve sınav kâğıtlarını diğer öğretmenlerle birlikte kontrol ettiklerini söyledi.

"Gizem, açıkçası sen okulun en başarılı öğrencilerinden birisin."

"Okul birincisisin."
"Sınıfının en iyisisin."

"Böyle bir şeyi senden hiç beklemezdim." dedi.

Sözleri karşısında sessiz kaldım.
"Biz bile şaşırdık."

"Bu nasıl oldu diye düşündük."

"Ama bize gelen bilgiler doğrultusunda, bunu senin yaptığını gösteren gerekçeler önümüze sunuldu."
"Biz de mecburen burada toplanıyoruz."

"Bunu sen de biliyorsun." dedi.

Sessizce karşılarında oturuyordum.
Söylenenleri anlamaya çalışıyordum.
Çünkü ben böyle bir şey yapmadığımı biliyordum.

Tam o sırada diğer öğretmen de konuşmaya katıldı.
"Ne yaptığını bilmiyor musun?" diye sordu.

"Kopya çekme ve kopya dağıtma." dedi.

"Hayır hocam, ben hiçbir şey yapmadım." dedim.

"Ama şikâyetçiler öyle söylemiyor." dedi.

İçimdeki öfkeyi ve şaşkınlığı bastırmaya çalışıyordum.

"O zaman hocam gelsinler."
"Yüzleşelim."
"Çünkü böyle bir durum yok."
dedim.

Öğretmenlerden biri başını salladı.
"Tamam."

"Furkan, git oğlum."
"11-C sınıfındaki şikâyetçileri al, getir." dedi.

Furkan odadan çıktı.
Geçen iki dakika bana saatler gibi geldi.
Kalbim hızlı hızlı atıyordu.

Stres içindeydim.
Kapı açıldığında gözlerim bir anda büyüdü.

Gelenlere inanamadım.
Karşımda bizim sınıftan Burak ve Arda vardı.

Arkalarından ise İlker geldi.
Olduğum yerde donup kaldım.
Çünkü bunu hiç beklemiyordum.

Selamlaştılar.

Ardından birkaç soruya cevap vermeye başladılar.

"Evet hocam, kopya çekti."

"Bize de verdi."

"Şahsen ben yazmadım." dedi.

Sözleriyle birlikte içimdeki öfke daha da büyüdü.

"Gördün mü Gizem?"
dedi öğretmen.
Gözlerim doluyordu.
O kadar sinirliydim ki...
Kendimi zor tutuyordum.

"Hocam, lütfen sınav kâğıtlarını görelim." dedim.

Sınav kâğıtları önüme getirildi.

Elime aldım ve dikkatlice incelemeye başladım.
Sonra işaretlediğim yerleri gösterdim.

"Eğer ben kopya çektiysem, sınıfımı bu oyuna dahil etmeme gerek yoktu."

"Üstelik kâğıtları incelerken bazı şeyleri fark ettim." dedim.

Kâğıtları onlara doğru uzattım.
"Bakın."

"Bunlar da benden almışlar."dedim.

Bir anda sessizlik oldu.
Bana öylece bakıyorlardı.

Hepsi şaşkındı.
Çünkü bekledikleri cevabı değil, bambaşka bir gerçekle karşılaşmışlardı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

218okunma 116beğeni 22yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18