7. bölüm / 15
Gizem -2𝟔. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜
Bölümler 15Şu an: 𝟔. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜
- 1 Ö𝓝𝓢Ö𝓩346 kelime
- 2 𝟏. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜1.665 kelime
- 3 𝟐. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜565 kelime
- 4 𝟑. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜1.538 kelime
- 5 𝟒. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜1.330 kelime
- 6 𝟓. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜1.659 kelime
- 7 𝟔. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜1.127 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 𝟕. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜793 kelime
- 9 𝟖. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜964 kelime
- 10 𝟗. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜360 kelime
- 11 𝟏𝟎. 𝓑ö𝓵ü𝓶475 kelime
- 12 𝟏𝟏. 𝓑ö𝓵ü𝓶658 kelime
- 13 𝟏𝟐. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜698 kelime
- 14 𝟏𝟑. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜830 kelime
- 15 𝟏𝟒. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜2.189 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Herkes bana bakıyordu.
Arda ise bir anda,
"Hassiktir... Kâğıtları unuttuk lan." dediğini duydum.
O an içime bir şüphe düştü. Bunun içinde kesinlikle bir iş vardı. Kadın tekrar bana döndü.
"Peki Gizem, kopya çekmediğini söylüyorsun. Tamam. O hâlde kopya dağıtan kişi kim? O da başkası mı?" diye sordu.
Ne diyeceğimi bilemeden ona baktım. Tam o sırada kapı çaldı.
Herkesin bakışları aynı anda kapıya çevrildi.
Hoca boğuk bir sesle,
"Gir."
dedi.
"Hocam, izninizle."dedi.
Gelen kişi Emir’di.
Ellerinde bir sürü şey vardı.
Elindeki dosya oldukça kalındı.
Hiç vakit kaybetmeden dosyayı kadının önüne bıraktı.
"Hayır, olmaz."
"Neden geldin Emir?" diye sordum şaşkınlıkla.
Emir bana baktı.
"Anlatacaklarım var diyelim." dedi.Kadın dosyaya baktıktan sonra Emir’e döndü.
"Hımm... Apaçık çok merak ediyorum."
"Yine senin bu konuyla ne alakan var?"
"Dökül, dinliyorum." dedi.
Ardından hafifçe sırıttı.
Ama bakışlarında açıkça bir sinir vardı.
Hocalar dosyayı alıp incelemeye başladığında Emir konuşmaya başladı.
"Şimdi hocam..."
"Siz diyorsunuz ki Gizem kopya çekti ve kopya dağıttı."
"Güleyim de boşa gitmesin bari."
"Bu kız kopya çekmez!"
"Sınıf derecesinde birinci, okulda da birinci."
"Herkes kopya çeker. Kimse kopya çekmemezlik yapmaz."
"Siz hiç kopya çekmediniz mi hocam?"
"Elbette çektiniz."
"Yanınızdaki arkadaşınız bir soru için size kopya vermiştir. Mutlaka vermiştir."
"Kontrol ettiğiniz o belgelerde ise Gizem’in bugüne kadar okuduğu okullar ve aldığı yüksek dereceler var."
"Siz şimdi Gizem’i disiplin kuruluna gönderip okuldan atarak büyük bir hata yapacaksınız."
"Ben size olacakların sadece küçük bir ayrıntısını vereyim."
"Şu an iller arasında bu okul altıncı sırada."
"Normalde en kötü okul diye anılan bu okul, artık popüler olmaya başladı."
"En yüksek dereceyi yapamayan öğrencilerin bile girmek isteyeceği bir okul olacak."
"Siz Gizem’i atarsanız bu okul yeniden afedersiniz ama en kötü, en berbat ve pisliğin içinde olan bir okul hâline gelir."
"Böyle bir okulda öğretmenlik yapmaya devam etmek ister misiniz?"
"Atamanızın üzerinden daha iki yıl geçti."
"Bunun daha beş yılı vardı, değil mi?"
Emir’in sözleri bittiğinde odada sessizlik oluştu.
Herkes birbirine bakıyordu.
Artık sonuç ortadaydı.
Ben kopya çekmemiştim.
Sadece sınıfıma yardım etmiştim.
Ve bunun sonucunda sınıfımız üst sıralara çıkmış, okulda da birinci sıraya yükselmiştik.
Emir elini cebine attı.
Hiçbir şey söylemeden odadan çıktı.
Hocalar ise kendi aralarında konuşmaya başladı.
Bir süre sonra hocalar kendi aralarında konuştular.
Ardından önce bana, sonra da Arda, İlker ve Burak’a baktılar.
"Siz disiplin cezalısınız."
"Gizem’den bilerek ya da bilmeyerek kopya aldınız."
"Üstelik onu suçlu olarak şikâyet ettiniz." dedi.
Bir an durdu ve devam etti.
"Burada Gizem kopya dağıtmış, evet."
"Ama galiba size yanlış vermiş."
"Gizem’in notu 100."
"Arda, 35."
"İlker, 45."
"Burak, 65." dedi.
Sonra kaşlarını çatarak ekledi:
"Üçünüzün de elinde delil olmadan nasıl şikâyetçi olduğunuzu anlamadım."
"Neyse..."
"Gizem, sen serbestsin. Çıkabilirsin."
"Dosyan temiz."
"Başarılarının devamını dilerim." dedi ve gülümsedi.
Ben de hafifçe gülümsedim.
Sonunda odadan çıktım.
Emir ve diğerleri kapının önünde beni bekliyordu.
Dışarı çıkar çıkmaz Emir elimi tuttu.
"Eee Gizem, sonuç?" diye sordu.
"Aynı." dedim.
Emir kaşlarını çattı.
"Emin misin?"
"Hayır." dedim.
Sonra gülmeye başladım.
Emir’in elini çekip belime götürdüm ve boynuna sarıldım.
"Serbestim. Cezam yok."dedim.
Herkesin yüzünde bir gülümseme oluştu.
Herkes mutluydu.
Ama Emir bir anda durgunlaştı.
"Şikâyetçiler Arda, İlker ve Burak mıydı?"
diye sordu.
"Evet." dedim.
Emir düşünceli bir şekilde onlara baktı.
"Bu işte bir iş var." dedi.
Tam o sırada üçü de yanımızdan geçti.
Emir arkasından ıslık çaldı.
Üçü de durdu.
Emir hiç vakit kaybetmeden üçünün yanına gitti.
Önlerini kesip karşılarına geçti.
"Size bir şey soracağım."
"Siz böyle insanlar değildiniz."
"Şimdi doğruyu söyleyin."
"Bunu yapmanızı kim istedi?"
Üçü de birbirine baktı.
Kimse konuşmaya cesaret edemiyordu.
"Şey..." diye kekeledi Arda.
Emir’in sabrı tükeniyordu.
Bir anda yumruğunu duvara geçirdi.
"Konuşun lan!"
Sesi koridorda yankılandı.
Üçü de irkildi.
İlker daha fazla dayanamadı.
"Cansu!"
dedi bir anda. Olduğum yerde donup kaldım.
"Cansu mu?" diye fısıldadım.
Emir’in yüzündeki ifade tamamen değişmişti.
Çenesi sıkılmış, elleri yumruk olmuştu.
"Cansu mu istedi bunu?" diye sordu. İlker başını eğdi.
"Evet..."
O an içimde bir şey koptu.
Cansu...
Bunu neden yapmıştı?
Emir’in siniri giderek büyüyordu.
Mehmet ve diğerleri hemen araya girdi.
"Gizem, gel."
"Emir'i biraz sakinleştirelim."
Beni Emir’den uzaklaştırdılar.
Ama gözlerim hâlâ onun üzerindeydi.
Emir’in yanından ayrılırken içimde korku, öfke ve şaşkınlık birbirine karışmıştı.
Bir süre sonra onu gözden kaybettim.
Ne kadar aradıysam da Emir’i bulamadım.
İçimde kötü bir his vardı.
Sanki bu iş burada bitmeyecekti.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
En son derse girmiştik.
Ders, hiç sevmediğim matematikti.
Mehmet yanımda, cam tarafında oturuyordu.
Bir süre sonra camdan dışarı baktı.
"Oha!"
deyince merakla başımı cama çevirdim.
Dışarıda üç çocuk birisiyle kavga ediyordu.
Kimin kim olduğunu anlamaya çalışmadım.
Umursamayıp önüme döndüm.
Yaklaşık on dakika sonra telefonuma bir mesaj geldi.
"Gizem, yetiş! Emir’i durduramıyorum."
Mesajı okuyunca ne olduğunu anlamadım.
Hemen tekrar cama baktım.
O an gördüğüm kişinin Emir olduğunu fark ettim.
Kalbim bir anda hızlandı.
Ne yapacağımı bile düşünmeden elimi kaldırdım.
"Hocam, çıkabilir miyim?"
"Evet." dedi.
Hoca hiçbir şey olmamış gibi dersine devam etti.
Ben ise sandalyemden kalkar kalkmaz koşarak sınıftan çıktım.
Koridorda olabildiğince hızlı ilerliyordum.
Aklımda tek bir şey vardı.
Emir.
Onu durdurmalıydım.
İkisi Emir’i tutmuş, diğeri de yumrukluyordu.
Ne yaptığımı bile düşünmeden yanlarına koştum. O an çocuğun elini yakaladım ve sertçe çevirdim.
"Seni sikerim lan! Dokunma!" diye bağırdım.
Çocuk sendeleyip yere yığıldı. Hemen kapüşonunu çektim.
Mert çıktı. Yüzüne tükürdüm.
"Bırakın lan Emir’i!" diye bağırdım.
Sonra yerdeki çocuğa yaklaştım.
Kapüşonunu çektiğim anda olduğum yerde donup kaldım.
Bu Emir değildi.
Emir’in erkek kuzeniydi.
O an her şeyi anladım.
Bu bir oyundu.
Baştan sona kurulmuş bir tuzaktı.
"Adi şerefsiz..." diye fısıldadım.
Elimi kaldırıp yüzüne çok sert bir tokat attım.
Sonra hiçbir şey olmamış gibi üzerimi düzelttim.
Tam ilerleyecektim ki Cansu karşıma çıktı.
Hiçbir şey söylemeden yanımdan geçti ve arkamda durdu.
Yavaşça arkamı döndüm.
Cansu öndeydi.
Arkasında ise Mert ve Emir’in kuzeni vardı.
İçimde kötü bir his oluştu.
Arkamı dönüp merdivenlere doğru ilerlemeye başladım.
Tam merdivenlerden çıkacağım sırada Emir’in kuzeni kolumu yakaladı.
Beni kendine doğru çekti.
Başım omzuna geldi.
Kulağıma doğru eğildi.
"Üzgünüm..."
"Bunu yapmam lazım, güzelim." dedi.
Ne olduğunu anlamaya çalışırken yüzüne baktım.
Tam o anda ağzıma bir şey bastırdı.
Burnumda keskin bir koku hissettim.
Başım dönmeye başladı.
Gözlerim ağırlaşıyordu.
Etrafımdaki sesler gittikçe uzaklaşıyordu.
Son duyduğum şey Cansu’nun kahkahasıydı.
Gözlerim kapanmadan önce elim telefonuma gitti.
Parmağımı telefonun arka düğmesine bastım.
Ve...
id="58324"
Ne olduğunu, neler yaşandığını bilmiyordum.
Gözlerimi açtığımda kendimi bir yatağın üzerinde buldum.
Biraz üşüyordum.
Yavaşça doğrulup etrafıma baktım.
Burası neresiydi?
Hiçbir fikrim yoktu.
Tam o sırada kapının kilidi açıldı.
Kapı açıldı ve içeri Mert girdi.
"Ooo... Hatun uyanmış."
"Var ya, kolum hâlâ acıyor."
"Ama olsun."
"Sen buradasın ya, daha güzel."
dedi.
Sinirle elimi kaldırıp ona vuracaktım.
Ama kolumu tuttu ve beni kendine doğru çekti.
Nefesini yüzümde hissediyordum.
Tam o sırada Emir’in kuzeni arkasında belirdi.
Parmağını dudaklarına götürüp sessiz olmamı işaret etti.
Ardından Mert’i yakaladı.
Mert’i odanın içinde bir güzel dövdü.
Sonra bana döndü.
"Hadi Gizem, yürü." dedi.
Ne olduğunu anlamadan peşinden gittim.
Evden hızlıca çıktık.
Arabaya bindik.
"Nereye gidiyoruz?"
diye sordum.
"Bilmiyorum."
"Ama buradan çıkmamız lazım."
dedi.
Ardından gaza bastı.
Araba hızla ilerlemeye başladı.
Ben ise ne olduğunu anlamaya çalışarak yanındaki koltukta sessizce oturuyordum.
Bölüm etkileşimi
