8. bölüm / 15
Gizem -2𝟕. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜
Bölümler 15Şu an: 𝟕. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜
- 1 Ö𝓝𝓢Ö𝓩346 kelime
- 2 𝟏. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜1.665 kelime
- 3 𝟐. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜565 kelime
- 4 𝟑. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜1.538 kelime
- 5 𝟒. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜1.330 kelime
- 6 𝟓. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜1.659 kelime
- 7 𝟔. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜1.127 kelime
- 8 𝟕. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜793 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 𝟖. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜964 kelime
- 10 𝟗. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜360 kelime
- 11 𝟏𝟎. 𝓑ö𝓵ü𝓶475 kelime
- 12 𝟏𝟏. 𝓑ö𝓵ü𝓶658 kelime
- 13 𝟏𝟐. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜698 kelime
- 14 𝟏𝟑. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜830 kelime
- 15 𝟏𝟒. 𝓑Ö𝓛Ü𝓜2.189 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Nereye gittiğimizi bilmiyordum.
Endişelenmem gerekiyordu ama içimde garip bir huzursuzluk vardı.
Bir süre sonra sahile geldik.
Saat akşam sekiz olmuştu.
Hava çoktan kararmıştı. Emir’in kuzeni arabayı durdurdu.
"Ne oldu?" diye sordum.
"İn." dedi.
"Niye ineyim?" diye sordum şaşkınlıkla.
"Sana diyorum, in." dedi.
Arabadan indim.
Ayaklarımı yere basar basmaz karşımda gördüğüm manzarayla olduğum yerde kaldım.
Emir’in arabası hemen karşıdaydı.
Emir de arabasına yaslanmış, beni bekliyordu.
Bir an sadece ona baktım.
"Gelmeyecek misin, Gizem?" dedi soğuk bir tavırla.
O kadar kötüydüm ki...
Daha fazla dayanamadım. Koşarak Emir’e sarıldım.
Kollarımı boynuna doladım. Emir de bana sarıldı. Kulağıma doğru eğilip fısıldadı.
"Sonunda kavuştum sana." dedi.
Sonra arabasına yaslandı ve kuzenine baktı.
"Aferin." Dedi
"Bir daha olmaz, bro. Ben sözümü tutarım." dedi kuzeni
Kuzeni başını salladı.
"Tamam o hâlde. Hadi, iyi akşamlar." dedi emir
Ardından arabaya bindik.
Hızla oradan uzaklaştık.
Ben ise hâlâ Emir’in yanındaydım.
İçimdeki korku yavaş yavaş yerini rahatlamaya bırakıyordu.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Emir arabayı sürerken hâlâ sinirliydi.
Sessizce ona bakıyordum.
Bunu nasıl öğrendiğini, ne zaman fark ettiğini düşünürken soruyu ağzımdan kaçırdım.
"Nasıl öğrendin?"
"Biliyordum." dedi sert bir tavırla.
"Kim?"
"Cansu’nun böyle bir şey yapacağını biliyordum."
"Kuzenim sağ olsun." dedi.
"Sevmiyorum." dedim.
Emir bana kısa bir bakış attı. "Haklısın."
"Rolü gerçekten kötüydü." dedi ve hafifçe güldü.
Ben de istemeden gülümsedim.
Ardından hiçbir şey söylemeden arabayı eve doğru sürdü.
Eve geldiğimizde kapıdan içeri girdik.
Bizimkiler bizi görünce hemen yanımıza geldi.
Mehmet iyi görünmüyordu.
Koşarak yanıma gelip sarıldı.
"Gizem..."dedi.
O çatlak sesinden ne kadar korktuğunu anlayabiliyordum.
"Ben iyiyim." dedim.
Mehmet sonra Emir’e baktı ve ona sarıldı.
"Sağ ol kardeşim. Sana güvenim sonsuz." dedi.
Ardından koltuğa geçti.
Nilüfer teyze de odasından çıkıp yanımıza geldi.
"Sonunda canım!" deyip bana sıkıca sarıldı.
"İyi misin Gizem?"
"İyiyim." dedim.
Kızlar da yanıma gelip sarıldıktan sonra odama geçtim.
Duşumu alıp yatağa uzandım.
Ama içimde tek bir düşünce vardı.
Bunu Cansu’nun yanına bırakmayacaktım.
Bana yaptıklarının hesabını soracaktım.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Kahvaltıdaydık.
Emir’le ikimiz masada uyukluyorduk.
Nilüfer teyze bana baktı.
"Gizem?"
"Efendim?" dedim uykulu bir sesle.
"Emirrr!" diye seslendi.
"Teyze, ne oldu?" dedi Emir.
"Ya bunlar körkütük uyuyor." dedi gülerek.
Kızlar kollarıma girdi.
Birlikte arabaya bindik.
Ben de Emir’in omzuna yaslandım. Gözlerimi kapattım. Ve öylece uyuyakaldım.
Okula ne zaman geldiğimizi hiç hatırlamıyordum.
Gözlerimi açtığımda dördüncü derse girmek üzereydik.
Ders tarih...
Başımı yana çevirdim.
Emir uyuyordu.
Hem de öyle güzel uyuyordu ki bir süre onu izledim.
"Emir..."
Sesimi duyunca gözlerini açtı.
"Ne oldu, Gizem’im?"
"Emir, ders tarih." dedim.
"Anladım." dedi.
Elimi tuttu.
"Hadi."
"Nereye?"
"Gel, görürsün." dedi.
Tam sınıftan çıkacakken müdürle karşılaştık.
Bir anda durduk.
Müdür bize bakıyordu.
"Gizem, seni takdir ediyorum."
"Bugün ödül töreni olacak."
"Seni sahneye çıkaracağız."
dedi müdür ve yanımızdan ayrıldı.
Emir bana baktı.
"Vay bizim kıza bak."dedi gülerek.
Birlikte aşağı indik.
Kendimizi spor salonunda bulduk.
"Hadi, basketbol oynayalım." dedi Emir.
"Ama..." dedim.
"Ama ne, Gizem’im?" dedi.
"Ben kısayım." dedim.
Emir gülümsedi.
"Sorun değil."
Cebinden bir anahtar çıkardı.
Üzerindeki düğmeye bastı.
Bir anda potanın boyu kısaldı.
Tam benim atış yapabileceğim seviyeye gelmişti.
Şaşkınlıkla potaya baktım.
"İlginç..." dedim.
İlk kez gerçekten etkilenmiştim.
Ve itiraf etmeliyim ki...
Bu çok hoşuma gitmişti.
İki saat boyunca basketbol oynadık.
Çok eğlenmiş, gerçekten güzel vakit geçirmiştik.
Tabii ki sonunda yine Emir kazanmıştı.
Çıkış saati geldiğinde hızlıca toparlanıp bahçeye çıktık.
Müdür kürsüye çıktı.
Mikrofonu eline alıp birkaç kez kontrol etti.
"Sesim geliyor mu?"
Kalabalıktan birkaç kişi,
"Evet!"
diye cevap verdi.
Müdür gülümseyerek devam etti.
"Hocalarımız sınıflarının başlarına geçsin, lütfen."
"Bugün burada toplanmamızın bir sebebi var."
"Aslında birazdan herkesin gitmesi gerekiyordu."
"Ama gitmiyoruz."
"Çünkü bugün bir arkadaşımız için küçük bir ödül töreni hazırladık."
"Başarılarıyla hepimizi gururlandıran bir öğrencimizi sahneye davet edeceğiz."
"Şimdi kendisini buraya çağırıyorum."
Mikrofonu dudaklarına yaklaştırdı.
Sonra hafifçe üfledi. Mikrofona iki kez vurdu.
"Ve şimdi..."
"Gizem Türkçü!" dedi.
Bir anda bahçede uğultu yükseldi.
Herkes şaşkınlıkla birbirine bakıyordu.
"Yok artık..." dediğini duydum.
Kızlar hemen yanıma geldi.
Üstümü düzelttiler.
Saçlarımı geriye doğru toparladılar.
Kalbim hızla atıyordu.
Derin bir nefes aldım.
Sonra kürsüye doğru yürümeye başladım.
Bütün gözler üzerimdeydi.
Kürsünün önünde durdum.
Mikrofonu elime aldığımda ne söyleyeceğimi bilemedim.
"Nasıl başlayacağımı bilmiyorum..."
dedim.
O sırada madalyonumu ve "Zeki" adlı tabloyu elime verdiler.
Gözlerim doldu.
Gerçekten çok dolmuştu.
Bir an durup kendimi toparladım.
Sonra mikrofona yaklaşıp konuşmaya başladım.
"Ben hiç hayal etmediğim bir yerdeyim."
"Küçümsendim."
"İstenmedim."
"Ama yine de başardım."
"Arkamda olan kuzenim Mehmet ve dostlarım..."
"Yanımda ise Emir vardı."
"Ben sabrettim."
"Çalıştım."
"Kazandım."
"Bir yerlere gelebilmek, bir şeyler öğrenebilmek için çok çabaladım."
"Zorluklarla mücadele ettim."
"Ve şunu öğrendim..."
"Vakit ayırıp çalıştığınızda, gerçekten istediğiniz her şeyi başarabilirsiniz."
"Başarmak, aslında parmaklarınızın bir adım ucunda." dedim.
Sözlerim bittiğinde bahçeyi büyük bir alkış kapladı.
Gözlerim yeniden doldu.
Müdür yanıma gelip kulağıma fısıldadı.
"Rahat!"
Ardından sesini yükseltti.
"Hazır ol!"
"İstiklal Marşı için dikkat!" 🇹🇷
İstiklal Marşı'nı okuduk.
Törenin ardından Emir’le fotoğraf çekimleri başladı.
Saatlerce süren çekimlerin sonunda ikimiz de oldukça yorulmuştuk.
O gece otelde kaldık.
Sabah olduğunda gün ışığında yeniden fotoğraf çekilecekti.
Her şey yavaş yavaş yoluna giriyordu.
Ve ben...
Gerçekten çok mutluydum.
Bölüm etkileşimi
