8. bölüm · Freya Ve İki Kocası

8. Beyaz Önlük

Dolunayın Kızı

8. Bölüm — Beyaz Önlük
Freya’nın üniversiteyi kazanmasının üzerinden birkaç ay geçmişti.Edebiyat bölümüne başlayacağı günü sabırsızlıkla bekliyordu. Üniversite hazırlıklarıyla uğraşırken Ahmet Ali’nin hayatında da önemli bir dönem başlamıştı.Ahmet Ali, Freya’dan üç yaş büyüktü.Freya on sekiz yaşındayken Ahmet Ali yirmi bir yaşındaydı ve tıp fakültesinde dördüncü sınıfta okuyordu.Çocukluğundan beri doktor olmak istediğini söylemişti.Ama son yıllarda ilgisi özellikle beynin nasıl çalıştığına yönelmişti.İnsanların davranışlarını, hafızayı ve kişiliği etkileyen şeyleri merak ediyordu.Freya bazen onun kitaplarını karıştırır, anlamadığı kelimeleri görünce şaşkınlıkla yüzüne bakardı.“Bunların hepsini nasıl anlıyorsun?”Ahmet Ali kitabın sayfasından gözlerini kaldırmadan cevap verirdi.“Ben de hepsini anlamıyorum.”“Doktor olacaksın ama?”“Olacağım.”Freya gülümserdi.“Bence sen her şeyi yapabilirsin.”Ahmet Ali bu sözlere alışkındı.Ama Freya söylediğinde başka türlü hissediyordu.Onun kendisine inanması, çocukluğundan beri taşıdığı bir güven duygusuydu.Bir sabah Ahmet Ali erkenden evden çıktı.O gün tıp fakültesinde beyaz önlük töreni vardı.Freya da onunla gitmek istemişti.Ahmet Ali önce kabul etmek istemedi.“Daha üniversiteye başlamadın. Sıkılmaz mısın?”“Hayır.”“Çok uzun sürer.”“Yine de geleceğim.”Ahmet Ali gülümsedi.“Peki.”Freya hazırlanıp onunla birlikte çıktı.Tıp fakültesinin koridorlarına girdiklerinde Freya etrafına merakla bakıyordu.Her yerde öğrenciler vardı.Bazıları beyaz önlüklerini giyiyor, bazıları arkadaşlarıyla fotoğraf çektiriyordu.Freya bir anda Ahmet Ali’ye döndü.“Sen de şimdi beyaz önlük mü giyeceksin?”“Evet.”“Doktor gibi görüneceksin.”Ahmet Ali güldü.“Zaten doktor olacağım.”“Şimdiden doktor gibi davranıyorsun.”“Nasıl davranıyormuşum?”Freya omuzlarını kaldırdı.“Bilmiyorum. Sürekli insanları gözlemliyorsun.”Ahmet Ali birkaç saniye ona baktı.Freya bunu fark edince gülümsedi.“Ne oldu?”“Hiç.”Tören başladığında Freya salondaki koltuklardan birine oturdu.Ahmet Ali sahneye çağrıldığında onu izledi.Beyaz önlüğü giydiğinde Freya’nın yüzünde istemsiz bir gurur oluştu.Çocukluğundan beri yanında olan insan artık büyüyordu.Freya onunla gurur duyuyordu.Ahmet Ali sahneden indiğinde ilk olarak onu aradı.Freya ayağa kalktı.“Çok yakıştı.”Ahmet Ali önlüğüne baktı.“Gerçekten mi?”“Evet.”Freya bir an durdu.Sonra gülerek ekledi:“Bundan sonra sana abi demek yerine doktor bey mi diyeceğim?”Ahmet Ali güldü.“İstersen deneyebilirsin.”“Doktor bey…”“Efendim?”Freya kahkaha attı.“Olmadı.”Ahmet Ali de güldü.Sonra Freya’nın elindeki küçük hediyeyi fark etti.“Bu ne?”“Senin için.”Ahmet Ali paketi açtı.İçinden kaliteli bir dolma kalem çıktı.“Bunu nereden aldın?”“Paramı biriktirdim.”“Freya…”“Beğenmedin mi?”“Çok beğendim.”Ahmet Ali kalemi eline aldı.Freya ona baktı.“Doktor olduğunda bunu kullan.”Ahmet Ali başını salladı.“Kullanacağım.”Freya gülümsedi.Akşam eve döndüklerinde Filiz oğlunun üzerindeki beyaz önlüğü görünce kısa bir süre durdu.“Sonunda.”Ahmet Ali annesine baktı.“Daha bitirmedim anne.”“Biliyorum.”Filiz oğlunun önlüğünü düzeltti.“Baban seni görseydi gurur duyardı.”Ahmet Ali’nin yüzündeki gülümseme biraz değişti.Babasıyla ilgili konuşulduğunda evde her zaman farklı bir hava oluşurdu.Freya bunu fark etti.Filiz ise bakışlarını oğlundan çekti.“Çalışmaya devam et.”“Edeceğim.”Freya onları sessizce izliyordu.Filiz’in Ahmet Ali’ye bakışında gurur vardı.Ama Freya’ya baktığında aynı sıcaklık yoktu.Freya bunu uzun zamandır biliyordu.Yine de artık eskisi kadar üzülmüyordu.Çünkü hayatında Ahmet Ali vardı.Ve artık üniversiteye gidecekti.Kendi hayatını kuracaktı.O gece Freya balkonunda oturup üniversite için hazırladığı defterleri düzenledi.Ahmet Ali de karşısındaki sandalyeye oturdu.“Edebiyat öğrencisi olmaya hazır mısın?”Freya gülümsedi.“Çok.”“İlk gün korkacaksın.”“Ben mi?”“Evet.”“Ben hiçbir şeyden korkmam.”Ahmet Ali kaşını kaldırdı.“Öyle mi?”Freya birkaç saniye düşündü.“Tamam. Bir şeyden korkuyorum.”“Neyden?”“Başarısız olmaktan.”Ahmet Ali’nin yüzündeki ifade yumuşadı.“Başarısız olsan bile yanında olacağım.”Freya ona baktı.Bu cümle, onun için diğer bütün cümlelerden daha değerliydi.“Sen hep yanımda olacak mısın?”Ahmet Ali cevap vermeden önce gözlerinin içine baktı.“Olacağım.”Freya gülümsedi.Sonra başını onun omzuna yasladı.Ahmet Ali kıpırdamadı.İkisinin arasında uzun bir sessizlik oluştu.Freya’nın kalbi hızlı atıyordu.Artık bunun yalnızca çocukluktan kalan bir yakınlık olmadığını anlamaya başlamıştı.Ama bu duygunun adını henüz koyamıyordu.Ahmet Ali de aynı şekilde susuyordu.Çünkü Freya artık yıllar önce bodrumda sakladığı küçük kız değildi.Büyümüştü.Kendi hayalleri vardı.Kendi hayatını kurmaya hazırlanıyordu.Ve Ahmet Ali, onun hayatındaki yerinin de değiştiğini hissediyordu.O gece Freya odasına geçtiğinde masasına oturdu.Yeni defterinin ilk sayfasına üniversitede yazacağı hikâyelerin başlıklarını karaladı.Sonra pencerenin dışındaki gökyüzüne baktı.Ay, bulutların arasından görünüyordu.Çocukken yetimhanede aynı aya bakıp dilek tutmuştu.Şimdi ise dileği gerçekleşmişti.Bir evi vardı.Kitapları vardı.Üniversiteye gidecekti.Ve hayatında kendisini gerçekten seven biri olduğuna inanıyordu.Freya henüz bilmiyordu.Ahmet Ali’nin hayatında da kendisinin bilmediği başka biri vardı.Ve o kişi, geceleri ortaya çıkmak için doğru zamanı bekliyordu.