31. bölüm / 37
Ex or Next | texting30.
Bölümler 37Şu an: 30.
- 1 1.462 kelime
- 2 2.358 kelime
- 3 3.637 kelime
- 4 4.296 kelime
- 5 5.470 kelime
- 6 6.385 kelime
- 7 7.803 kelime
- 8 8.453 kelime
- 9 9.344 kelime
- 10 10.848 kelime
- 11 11.312 kelime
- 12 12.1.289 kelime
- 13 13.522 kelime
- 14 14.2.057 kelime
- 15 15.483 kelime
- 16 16.679 kelime
- 17 17.1.648 kelime
- 18 18.712 kelime
- 19 19.639 kelime
- 20 20.652 kelime
- 21 21.684 kelime
- 22 22.947 kelime
- 23 Melih AKKAN & Ela BEKTAŞ32 kelime
- 24 23.1.804 kelime
- 25 24.644 kelime
- 26 25.518 kelime
- 27 26.874 kelime
- 28 27.1.635 kelime
- 29 28.2.039 kelime
- 30 29.1.306 kelime
- 31 30.1.745 kelime · Okuduğun bölüm
- 32 31.1.401 kelime
- 33 32.888 kelime
- 34 33.1.028 kelime
- 35 34. Final(part 1)1.587 kelime
- 36 34.(Final) Part 2 son1.790 kelime
- 37 Özel bölüm1.686 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Melih AKKAN & Ela BEKTAŞ
kiss okumak isteyenleri buraya alalımmm
•••
Melih:
Benden kaçmayı
Ne zaman bırakırsın?
Siz:
Kaçmıyorum
Yanlış anlamışsın
Melih:
yalancılık seziyorum
O kadar yer varken gittin annemle
annen arasına oturdun
Siz:
Denk geldi
Melih:
Kucağıma geldin diye
Utandın mı?
Siz:
Melih kalkıp çakıcam
Şimdi susasana
Melih:
Yanakların kızardı
Siz:
Hiçtebile
Allık o
Melih:
Hm hm aynen
Siz:
Melih sence de çok ses yok mu?
Melih:
Var kaçalım mı
Buradan
Siz:
Biraz kalalım öyle
Canım çok sıkıldı
Kızlar dedikodu yapıyo
Anlamıyorum sesten
Melih:
Sarpla Zeynep barıştı
Herhalde
Siz:
Evet evet barışmışlar
Melih:
Haberin var mıydı?
Siz:
Evet
Melih:
Ne olmuş
Aralarında
Siz:
Senin burun
Melih:
hahahahaha
bunu nasıl buldun
Siz:
Bulurum ben
Neyse sana anlatmadı mı
Sarp abi
Melih:
Yoo bir şey mi
Anlatması gerekiyordu
Siz:
Demek ki erkekler
anlatmıyormuş
Melih:
Nasıl?
Neyi?
Siz:
Boşver bilmene gerek yok
Uslu uslu otur
Melih:
ela
Şu sol çaprazda ki lavuk
Sizin akraba falan mı
Siz:
Yoo
Niye?
Melih:
bakıp bakıp duruyor
Siz:
Bana mı?
Melih:
Yok bana güzelim
Siz:
Gay mi yani
Melih:
Saçmalıyorsun
Sana bakıyor işte
Ağzıyla burnunu yer değiştiricem şimdi
Siz:
Asıl sen saçmalıyorsun
Bırak baksın ne olacak
Melih:
Oradan bakınca gavat
Gibi mi duruyorum
Siz:
Ya ne alakası var Melih
zararı yok baksın çocuk
Bir şey olmaz
Melih:
ela
Sinirlenmeye başlıyorum
Siz:
ya tamam da
Ne yapalım şimdi
Durduk yere olay mı çıksın
Milletin mutlu gününde olmaz
Melih dik dik bakma çocuğa
Melih:
başka bir şeye izin vermiyorsun
Bırak bunu yapayım bari
Siz:
meliiihh
Melih:
Söyle yavrum
Siz:
Şimdi bu gelin testi kıracak ya
Sence içinden para çıkar mı?
Melih:
bunu mu düşünüyorsun
Gerçekten şu an?
Siz:
Sen benim düşüncelerimi mi
küçümsüyorsun?
Melih:
Haddime değil güzelim
Siz:
afferim
Eskiden para koyuyorlardı
Şimdi çok nadiren oluyor
Melih:
Sende topluyor muydun
Siz:
Ya ne yapacaktım
Oturup izleyecek halim yok
Melih:
Alabiliyor muydun bari?
Siz:
Her zaman
Hatta bazen dolar oluyordu
Bende Efe paramı çalmasın diye
İsmimi yazıyordum üstüne
Elanın parası diye
Melih:
HAAHHAHAAHAH
gerçekten mi
Siz:
Yalan borcum mu var
Büyüyünce anladım
Yaptığım mallığı
Melih:
Estağfirullah
Güzelim
Siz:
Melih
Melih:
Efendim bitanem
Siz:
Çabuk sahnede ki kırmızılı kıza bak
Kına da kırmızı giymiş
Kesin görümcesi falan
Melih:
giysin ne olacak ki
Siz:
Melih sen saf mısın
Kızın özel günü
Kına da bir tek o kırmızı giyebilir
Bu düpedüz saygısızlık
Melih:
peki sen?
Siz:
Ben?
Melih:
Kendi kınanda böyle bir şey olsa
Nasıl tepki verirsin?
Siz:
Bir de soruyor musun
Saçını başını yolarım o kızın
Melih:
Biliyorum
Çok iyi yaparsın o işi
Siz:
yaparım
Melih:
Hani nerde kız dayanışması
Siz:
Bir yere kadar
Herkes haddini bildiği sürece
Her zaman kızlarımı desteklerim
Melih:
anladım
Dikkate alacağım dediklerini
Siz:
Nasıl?
Melih:
kınanda
Senden başka kırmızı giyen kişi olmayacağını kastediyorum
Siz:
Sen yine hayallere daldın
Uyan melih uyan
Uçağın kalkıyor
Melih:
Göreceğiz
Rüya mı? Gerçek mi?
susma konuş
Kafam sesi kaldırmıyor
Sen varsın diye katlanıyorum
Siz:
Sen iyice beni şaklaban sandın he
Melih:
Yok be güzelim
Sen olmasan çekilmiyor
Burası
Siz:
peki o zaman
Az sonra kavga çıkacak haberin olsun
Melih:
Nereden biliyorsun
Münecim misin
Güzelim
Siz:
He Melih
Kulağıma fısıldadılar
Sahneye geline bak
Kırmızılı elbiseli kıza nasıl bakıyor
Melih:
haklısın
Siz:
Ben her zaman haklıyım
Melih:
Doğrudur güzelim
Siz:
Aha
Gördün mü gördün mü
Hareketi kes melih
Melih:
Ne yaptı görmedim
Siz:
Ya aklın nerde senin
Melih:
Sende
Siz:
Tamam sus anlatıyorum
Gelin kıza omuz atıp damadın yanına gitti
Yüzünde ki gülümseme çok iyiydi
Asil kızım ya gurur duydum
Melih:
Güzel yapmış
Siz:
Bu mu?
Melih:
OHA
ELA ÇOK İYİYDİ
Siz:
AHHAHAHAHAA
AFFERİM ÖĞRENİYORSUN
Melih:
Sayende
Kalksak mı artık
Siz:
Şimdi olmaz dur
gelin testi kıracak
Bakmam lazım
Melih:
ne yani para çıkarsa alacak mısın?
Siz:
Saçmalama Melih kaç yaşına geldim
Bir çocuk tutarım
Melih:
ciddi misin?
Siz:
Şaka şaka
İnanma hemen
Melih:
şeker çıktı
Siz:
Evet ülkecek fakirleştik
Galiba
Melih:
Ee testi de atıldığına göre
Kalkalım mı artık
Siz:
Çerez
Dağıtılsın
5 dakikaya dağıtılır
Bekleyelim
Melih:
tamam bekleyelim
Siz:
Bende o sırada annemler soruyum
Kalkalım mı diye
Melih:
Sorma
sadece ikimiz gideceğiz
Siz:
Nereye
Melih:
Süpriz demiştim
Siz:
iyi hadi sustum
Melih:
Nerde kaldı bu çerez
Katil olacağım yoksa
Siz:
Noldu yine ya
Melih:
Bu sefer sağına geçmiş
Ordan kesiyor
Siz:
Belki de bana bakmıyor
Melih:
Annemleri kesecek hali yok
Siz:
Good boy oğlum sakin
OWPSSLSKAOSOSKSIAO
Melih:
ben gülmüyorum güzelim
Sen istediğini de sıkıntı yok da
Sen gelsene benim yanıma
Siz:
Ne bu güç gösterisi mi?
Melih:
Aynen güzelim ondan
Siz:
Melih rahat dursana
Melih:
Duramam bekle
Siz:
Ya anneni niye kaldırıyorsun yanımdan
Melih:
Halimden anlıyor o
Siz:
annem yanımda fark ediyorsan
Melih:
Evet
Görüyorum
Siz:
Niye sandalyeden tutup
Çekiyorsun o zaman
Melih:
Öylesine
Siz:
Hıhı öylesindedir
Çocuk görsün diye demiyor da
Melih:
Çerezi dağıtıyorlar
Hadi kalkalım
Siz:
tamam getirsinler buraya
O değil de annemler ne diyeceğiz
Melih:
Ben hallettim onu
Siz:
Ne ara
Melih:
Geldi çerez
Kalkalım hadi
Siz:
Tamam sen önden git
Ben kızlara söyleyip geliyorum
Melih:
Tamam güzelim
(Görüldü)
•••
Melih kınanın yapıldığı mekanın hemen önünde bekliyordu. Yanına gitmek için tam dışarı adım atacaktım ki bana doğru gelen bir çocuk gördüm. Çocuk diyordum çünkü can çatlasa en fazla 12 yaşındaydı. Önümde durup hafifçe tebessüm etti.
"Merhaba abla."
"Merhaba," dedim ben de aynı samimi gülümsemeyle karşılık vererek.
"Abim senin Instagram'ını istiyor da... Verebilir misin? Seni çok beğenmiş."
Gerçekten bu ucuz numaralar hâlâ kalmış mıydı? Sesimi çocuğu kırmamaya özen göstererek ayarladım. "Abine de ki; abla seni beğenmemiş. Bir daha da tanımadığı insanlara rahatsız edici bakışlar atmasın."
Şefkatle çocuğun omzunu okşadım. "Hadi git, abini bekletme."
Çocuk tek kelime etmeden arkasını dönüp koşar adım abisinin yanına gitti. Ben de nihayet kendimi dışarı atabilmiştim. Arabaya yaslanmış halde Melih'i gördüğümde yüzümdeki tebessüm kendiliğinden büyüdü.Tek elimde duran kınadan aldığım çerez paketini açtım ve birer birer ağzıma atarak katır kutur yemeye başladım. Bunu başkası yapsa sinir olurdum belki ama Melih'in yanında böyle şeyleri düşünmeme hiç gerek yoktu.
Yanına vardığımda üzerimde gezen sorgulayıcı bakışlarını hissettim. "Niye geç kaldın? Bir şey mi oldu?"
"Yok bir şey," dedim umursamazca. "bana bakan çocuk kardeşini yollamış, onunla konuştum."
Melih'in yüz kaslarının bir anda gerildiğini gördüm. Öfkeyle yanımdan geçip gidecekken hızla kolundan tuttum. "Sakin ol, hallettim ben."
"Güzel—"
Lafını tamamlamasına izin vermeden araya girdim. "Hadi Melih, çok konuşma. Nereye gideceksek gidelim."
Kabullenerek arabaya yöneldiğinde ben de yolcu tarafına geçtim. İkimiz de bindiğimizde kendi kendine bir şeyler mırıldanıyordu. Kesin o çocuğu ve abisini bulduğu yerde kıstıracağını falan söylüyordu.
"Melih," dedim ağzıma bir çerez daha atarken. "Eğer o adamı bir yerde kıstırırım diye düşünüyorsan, o iş yaş."
"Ama Ela—"
"Aması yok, büyütme. Bitti gitti."
Son sözü söylememle ikna olmuştu sanırım. "Söz ver," dedim oturduğum yerde tamamen ona doğru dönerek.
"Söz," dedi ağzının içinden, isteksizce.
"MELİH!" diye uyarmamla bu sefer sesi daha gür çıktı. "Söz! Oldu mu?"
"Oldu," dedim memnuniyetle. Emniyet kemerimi takıp beklemeye başladım. Bu hallerime içten içe güldüğünü görebiliyordum ama yüzündeki ciddiyeti korumak için büyük bir çaba sarf ediyordu.
O da kemerini takıp arabayı çalıştırdı. Birkaç dakika sonra deniz kenarına geldiğimizi fark ettiğimde içim ısındı. Unutmamıştı... Deniz kenarını çok sevdiğimi biliyordu; hele ki geceleri, hafif bir rüzgar eşliğinde burada olmak bana her zaman çok iyi gelirdi.
Arabadan ilk Melih indi. Bagajdan bir ceket alıp yanıma geldi ve kapımı açtı. "Gel," dedi sesindeki o sıcacık tonlamayla.
Elimdeki çerez paketini torpidoya koyup ellerimi birbirine çarptım. Sözünü ikiletmeden arabadan indim ve ceketi omuzlarıma bırakmasına izin verdim. Yanımda durduğunda ellerini nereye koyacağını bilemez gibi bir an tereddüt etti. Elini tutup kendi omzuma bıraktığımda rahatladığını hissettim; beni hemen biraz daha kendine çekti.
Sahilde tek tük insanlar yürüyordu. "Melih?" dedim merakla yüzüne bakarak. Karşıma bakmama bile gerek yoktu, çünkü onun yanındayken düşmeme asla izin vermeyeceğini çok iyi biliyordum.
"Efendim güzelim?"
"Beni neden buraya getirdin?"
"Seviyorsun diye..." Kısa bir an duraksadı. "Sevmedin mi yoksa?"
"Hayır," dedim yanlış anlamasını hiç istemeyerek. "Çok beğendim."
"Şurada oturalım mı?" diyerek deniz manzarasını gören boş bir bankı gösterdim.
"Oturalım."
Banka önce ben oturdum, o da hemen yanıma yerleşip omuzlarımdan kayan ceketi düzeltti. Bakışlarının arada bir dudaklarıma kaydığını yakalıyordum.
"Melih..." dedim. Cilveli bir tonla mı söylemiştim bilmiyorum ama onu anında etkisi altına aldığı her halinden belliydi.
"Senin şu ismimi söyleyişlerin var ya... Her seferinde beni daha da çok mahvediyor. Söyle güzelim, söyle bitanem, söyle yavrum..."
"Abartma Melih," dedim alayla gülerek.
O ise benim aksime hiç gülmemiş, derin bir ciddiyetle gözlerimin içine bakıyordu. "Abartmıyorum. Hissettiklerimi dile getiriyorum. Yoksa sen benim hislerimi küçük mü görüyorsun?"
Öyle demek istememiştim ki... "Hayır, ondan değil. Ben sadece lafın gelişi öyle söylemiştim. Seni kırdıysam—"
"Kırmadın güzelim, takılıyorum sadece."
Yalandan kızgın bir bakış attım ona. Bakışlarımdaki o sahte öfkeyi görünce yutkunup tebessüm etti.
"Melih," dedim anın büyüsüne tamamen kapılarak. Yüzlerimiz arasında sadece birkaç santim kalmıştı.
"Hm?"
"Şey... Ben bazen çok konuşuyorum ya, rahatsız oluyor musun?"
Anında başını iki yana sallayarak cevabını verdi. "Ömrümün sonuna kadar hep sen konuş. Ne dersen de, ben sadece seni dinlerim."
Söylediği her cümle beni o kadar derin etkiliyordu ki, aramızdaki mesafeler zihnimde de bedenimde de hızla eriyordu. "Melih..."
"Söyle güzelim." Sıcak nefesi yüzüme çarptıkça konuşmak imkansız bir hal alıyordu.
"Beni böyle sevdiğin için... Bana hissettirdiğin her şey için " yutkundum "teşekkür ederim."
Duyduğu cümleyle kısa bir an şaşırdı ama bu şaşkınlık uzun sürmedi. Belimden tuttuğu gibi beni sarsıcı bir hızla kendine çekti ve dudaklarıma yapıştı.
Sakin bir temas olur sanıyordum ama dudakları aç bir özlemle, hoyratça kenetlendi dudaklarıma. Bir eli yanağımı kavrayıp başımı sabitlerken, diğer eli belimi usulca okşuyordu. Elim ayağım birbirine karıştı; tutunacak bir yer arayışıyla ellerimi omuzlarına koydum. Bunu hissettiği an belimdeki elini yukarı kaydırıp ellerimi ensesine sabitledi, ardından tekrar belime inip beni iyice göğsüne bastırdı.
Zamanla o hırslı öpüşme yerini derin ve içten bir sakinliğe bıraktı. Geçmişin, ayrı kaldığımız günlerin tüm özlemiyle, sakince ve her saniyenin tadını çıkararak öpüşüyorduk. Arada bir dudaklarımız ayrılıyor, birbirimizin sıcak nefesini içimize çekip vakit kaybetmeden yeniden birleşiyorduk.
Bu sefer geri çekilen taraf ben oldum. Alınlarımızı birbirine yasladığımızda gözlerimiz kenetlendi. Nefes nefeseydik. Dudaklarımı kuruluktan kurtarmak için ıslattığımda Melih dayanamayıp dudaklarıma ufak, tatlı bir öpücük daha kondurup geri çekildi. Yüzündeki gülümseme öyle geniş, öyle şefkatliydi ki utançtan nereye bakacağımı bilemedim. Yanaklarımın alev alev yandığına emindim.
"Yavrum," dedi nefeslerinin arasından. "Bu saatten sonra kaçmak falan yok." Bu daha çok uyarı gibiydi.
Sadece gözlerimle onu onayladım. "Melih..." Ayağa kalksam muhtemelen dizlerimin bağı çözülür, yere yığılırdım.
Melih belimdeki elini yanağıma doğru çıkarırken, ben de ellerimi ensesinden çekip kucağıma koymaya çalıştım. Ama tam o anda bileğimde ani bir sızı hissetmemle acıyla inledim. İkimiz de aynı anda koluma baktığımızda, Melih'in kol saatinin benim bileğimdeki kırmızı ipli bilekliğe takıldığını ve ipin kopup yere düştüğünü gördük.
Gözlerimiz yeniden buluştuğunda, ikimizin de dudaklarında aynı anda samimi bir gülümseme belirdi.
O an ilk defa tam anlamıyla emin oldum... Ben aşkı bulmuştum.
Ve aşk, Melih'in ta kendisiydi.
Bölüm etkileşimi
