Ex or Next | texting kitap kapağı

14. bölüm / 37

Ex or Next | texting

14.

Vaveyla Yazarı: Yesilimm .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 37Şu an: 14.

Uzun bir bölüm

İyi okumalarrr

•••
"Bir sen bir annem güzel kızım"

Zillizeynep:
kızlar dua edin bana

Siz:
Dualarım seninle kardeşim

Tuğçişşş:
hani gitmiyordun

Zillizeynep:
tehdit etti

Gitmezsem kapıya dayanacakmış

Sılamm:
adresi nasıl öğrenmiş ki

Siz:
Polis kankası varya
O Halletmiştir

Tuğçişşş:
doğru Allah kurtarsın kardeşim

Sılamm:
Elbet bir gün🦅📿

Zillizeynep:
hadi ben kaçtım gelişmeleri haberdar ederim

•••

Zeynep'in yazdıklarını okuduktan sonra onun yerine ben strese girmiştim.

Sonuçta bu kişi Sarp Abi'ydi.Sağı solu belli olmazdı.

Ders çalışmayı bitirmiş, kendimi biraz olsun dağıtabilmek için TikTok'ta gezinmeye başlamıştım. Keşfet öyle bir sarmıştı ki videoların nasıl geçtiğini anlamıyordum.

Tam yeni bir videoya geçecekken odamın kapısı iki kez tıklandı.

"Gel."

Kapıyı açan Efe oldu.

"Abla." dedi odama girerken.

Bu kadar sakin olması hiç hayra alamet değildi.

Kaşlarımı şüpheyle kaldırdım.

"Nasılsın?" diye sordu yatağıma otururken. "İyi misin?"

Şüphem iyice artmıştı.Keyifle sırıtıp telefonu kenara bıraktım.

"Çok iyiyim. Sen nasılsın?"

"Ben de iyiyim ablam, sağ ol."

Kollarımı göğsümde birleştirip onu süzdüm.

"Söyle bakalım."dedim dağılmış saçlarımı toparlarken. "Yine dershaneyi mi astın?"

"Ne alaka ya?"

Verdiği tepki o kadar ani olmuştu ki...

Anında yakalanmıştı.Bunu kendisi de anlamış olacak ki omuzları düştü.Sessizce başını eğdi.

"Evet."

İç çektim.Yanına biraz daha yaklaşıp iki elimi omuzlarına koydum.

"Bak kardeşim."

Gözlerini bana kaldırdı.

"Üzerinde çok baskı olduğunu biliyorum. Yorulduğunu da biliyorum. Ama kaçarak hiçbir şey çözülmez. Sadece bir yıl daha dişini sık. Sonra arkana dönüp baktığında 'İyi ki pes etmemişim.' diyeceksin."

Dershanedeki öğretmeni benim numaramı almıştı.Bu sayede Efe ne zaman dersi assa ilk bana haber veriyorlardı.

Bu onun ikinci mezun senesiydi.Artık toparlanması gerekiyordu.

"Söz veriyorum abla."

Bu kez gözlerimin içine bakarak konuşuyordu.

"Bir daha olmayacak. Güvenini boşa çıkarmayacağım."

Yüzümde istemsiz bir tebessüm oluştu.

Aslanım benim

Omuzlarını hafifçe silkeledim."Kimin kardeşi be!"

Göğsünü gere gere sırıtıp bana göz kırptı.

"Ela Bektaş'ın kardeşiyim ben. Hayırdır?"

Kahkaha atmama engel olamadım.Ama bu ciddiyet bana fazla gelmişti.Bir anda ifademi değiştirip suratımı astım.

"Tamam."Dedim son derece ciddi bir ses tonuyla."Şimdi siktir git."

Efe birkaç saniye yüzüme baktı.Sonra ikimiz de aynı anda gülmeye başladık.Benim normal hâlim buydu.Uzun süre ciddi kalamıyordum.Ortamı bozmak gibi doğuştan gelen bir yeteneğim vardı.

Kabul...

Biraz da ağzım bozuktu.

"Hadi ben kaçtım." dedi ayağa kalkarken.
Tam kapıya yönelecekken eğilip yanağıma hızlıca bir öpücük kondurdu.

"EFE!"

Arkasından bağırdım.Temas etmeyi hiç sevmezdim.Ama onun bilmediği bir şey vardı.
Gerçekten çok sevdiğim insanlara dokunmak beni rahatsız etmiyordu.Kapıya ulaşmıştı bile.
Arkasını dönmeden kahkaha attı.

"Ben de seni seviyorum!"

Yüzümde istemsiz bir gülümseme belirdi.
Tam o sırada telefonum titredi.Ekrana düşen ismi görünce gülümsemem yavaşça silindi.

Melih.

Kaşlarımı çatarak mesajı açtım.Beni dışarı çağırıyordu.Konuşmak istediğiniBir açıklama yapacağını söylüyordu.Hiç düşünmeden telefonu kilitledim.Mesajı görmezden gelip yeniden TikTok'a girdim.

Eve gelecek hâli yoktu ya...

---

Gelmişti.

Hem de utanmadan.

Annemin yaptığı pizzayı afiyetle mideye indiriyordu.

Ara ara bakışları bana kayıyor, ben ise ona öfkeyle bakmaya devam ediyordum.Cidden utanmaz bir adamdı.

"Gülsüm Teyze." dedi lokmasını yuttuktan sonra. "Biz Ela'yla biraz konuşabilir miyiz?"

Annem sanki bunu dünden beri bekliyormuş gibi heyecanla gülümsedi.

"Konuşun tabii çocuğum. Ama önce karnını doyur."

"Ben konuşmak istemiyorum."Sözüm ağzımdan çıkar çıkmaz annem başını bana çevirdi.

"Ela."

Sesinde uyarı vardı.Ona aldırmadan Melih'e baktım.

"Benim işim var."

Sonra pizzadan bir dilim daha alan Melih'i gösterdim.

"Bu da zıkkımlansın, sonra defolsun gitsin."

Sert konuşmuştum.Umurumda değildi.Arkamı dönüp odama geçtim.Kapıyı da sertçe kapattım.Dışarıdan annemin sesi geliyordu.Melih'e alınmamasını söylüyor, benim adıma özür diliyordu.

İçim burkuldu.

Annem.

Melih'in beni aldattığını bilseydi onu açıklama yapmaya bırak kapının önünden bile geçirmezdi.

Bir süre sonra dış kapının kapanma sesi duyuldu.

Gitmişti.

Derin bir nefes verdim.

Açıklamasını dinlemek istemiyordum.İki yıl sonra yapılacak açıklamanın ne anlamı vardı ki?

Kafamı dağıtmak için bilgisayarı açıp klasik Wattpad filmlerinden birini izlemeye başladım.

Kaç yaşına gelirsem geleyim moralimi düzeltmeyi başarıyorlardı.

Tek sorun.

Yanımda cips ve kola yoktu.

Onlar olmadan filmin tadı çıkmazdı.

"Efe!" diye seslendim.

"Cips alsana bakkaldan!"

Ses yoktu bir daha seslendim ve yine sessizlik.

Bu çocuğun gerçekten götünde kurt vardı.Kesin yine arkadaşlarının yanına çıkmıştı.

Saat gece 23.32'yi gösteriyordu.Mecburen kendim gitmek zorunda kaldım.Üzerime gri hırkamı geçirip evden çıktım.Mahalle bakkalı çok uzakta değildi.

Gece serinliği yüzüme vurdukça içim biraz olsun ferahlıyordu.Yavaş adımlarla yürürken arkamdan gelen ayak seslerini duydum.

Adımlarım istemsizce hızlandı.

Ne oluyor lan!

Tam arkamı dönecekken omzuma bir el dokundu.Korkuyla irkilip hızla döndüm.

Karşımda Melih vardı.

"Gerizekâlı!"Elimi göğsüme götürüp derin bir nefes aldım.

"Korktum!"

"Benim."Dedi sakin bir sesle.Elini omzumdan çekip karşıma geçti.

"Konuşalım mı?"

Yine aynı ısrar.Hiç anlamıyordum.

"Hayır."Dedim net bir sesle.

Onu arkamda bırakıp yürümeye devam ettim.

"Ela..."Sesi arkamdan geldi."Hadi güzelim."

Ben hızlı yürüdükçe o normal adımlarla peşimden geliyordu.

Arkamı dönmeden konuştum.

"Dinlemeyeceğim."

Bir anda ayak sesleri kesildi.Arkamı çevirdiğimde olduğu yerde durmuştu.

"Emin misin?"

Bu kez sesi çok daha ciddiydi.

"Evet."Dedim meydan okurcasına.

Bakışlarımız birbirine kilitlenmişti.Birkaç saniye sessizlik oldu.Sonunda omuz silkti.

"Peki."

Arkamı dönüp yürümeye başladım.Daha iki adım bile atamamıştım ki.

Bir anda ayaklarım yerden kesildi.

"Melih!"

Diye bağırdım panikle.

Bir anda kendimi onun omzunda bulmuştum.Artık önümde sokak değil, Melih'in sırtı vardı.

Yumruklarımı peş peşe sırtına indiriyordum ama sanki duvara vuruyormuşum gibi hiçbir etkisi olmuyordu."Bırak beni gerizekâlı!" diye söylendim sinirle. "Bak... pandik atarım!"

Aklıma gelen en mantıklı tehdit buydu.Melih ise kahkaha atmaktan kendini alamadı.

"Geldik sayılır." dedi gayet sakin bir sesle. "Uslu dur."

Yapamayacağımı mı sanıyordu?

İki elimle oyuncak silah yapıp poposuna nişan aldım.Parmak uçlarımla hafifçe dokunmam yeterli olmuştu.

Bir anda durdu.

Ardından tek hamlede beni omzundan indirip bu kez kucağına aldı.Refleksle düşmemek için kollarımı boynuna dolamıştım.

Ne yaptığımı fark ettiğim an ise Hızla ellerimi boynundan çekip kucağıma koydum.

Ayaklarımı art arda sallayıp onu dengesini kaybettirmeye çalışıyordum.

Belki beni bırakır diye.Ama nafile.

Sanki hiçbir şey olmuyormuş gibi yürümeye devam ediyordu.Pislik herif.

Yüzünü bana doğru yaklaştırınca istemsizce yutkundum.

"Kendimi sana dinletmesini bilirim demiştim."

Yüz ifadem nasıldı bilmiyordum.

Tam ağzımı açıp konuşacaktım ki yüzünü biraz daha yaklaştırdı.

"Eğer gideceğimiz yere kadar tek kelime edersen..."Duraksadı.
"seni öperim."

Kalbim istemsizce hızlandı.

Niye bu kadar açık sözlüydü ki?

Hayır
Gerizekalı kalbim şimdi sırası mı
Bir dur!

Söyledikleri yüzünden tek kelime edemiyordum.Yalnızca çırpınmaya devam ettim.Bakışları bacaklarıma kaydı.İmalı bakışının ne anlama geldiğini anlamam uzun sürmedi.Bir anda hareket etmeyi bıraktım.

"Aferin." dedi memnun bir ifadeyle.

Tam o sırada bir sokağa saptık.

Tövbe... tenhaya çekiyor resmen

Sinirden ona öyle sert bakıyordum ki...

O ise bundan keyif alıyormuş gibi sırıtıyordu.

Sinirlenmem resmen hoşuna gidiyordu.Birkaç adım sonra yalnızca sokak lambasının aydınlattığı çıkmaz bir sokağa geldik.

Etraf tamamen sessizdi.

Mahalleden geçen araba sesleri bile buraya güçlükle ulaşıyordu.Melih beni yavaşça yere indirdi.Hem de tam duvarın dibine.

Kaçmamam için.

Üzerimi başımı hızla düzelttim.Kaşlarım çatılmış, kollarımı göğsümde birleştirmiş şekilde ona bakıyordum.Yüzündeki o sinir bozucu sırıtma ise hâlâ kaybolmamıştı.

"Artık konuşabilirsin."

Sokağın sessizliği öyle yoğundu ki.Uçan böceklerin kanat sesleri bile duyuluyordu.

"Sen ne yaptığını sanıyorsun?"

Bir adım atıp işaret parmağımı sertçe göğsüne bastırdım.O ise bana karşılık vermek yerine bir adım geri çekildi.Sinirimi çıkarmama izin veriyordu.

"Bunu yapmaya hakkın yok!"

Boyu benden uzun olduğu için başımı hafifçe kaldırarak gözlerinin içine baktım.Ellerini teslim olur gibi iki yana açtı.Hak verircesine başını salladı.

"Haklısın."Sesi sakindi."Ama başka türlü beni dinlemeyecektin."

Alaycı bir kahkaha attım.Bir adım geri çekildim.

"Şimdi dinleyeceğimi sana düşündüren ne?"

"Az önce..."Dedi bana doğru bir adım atarak.
"Seni öpeceğimi söylediğimde sustun."

Nefesim istemsizce yavaşladı.

"Böyle bir şey yapmayacağımı iyi biliyorsun."

Aramızdaki mesafe iyice kapanmıştı.

"Senin iznin olmadan sana dokunmam."

Bir adım daha attı.Artık sırtım duvara dayanmıştı.

"Ama..."Gözlerini gözlerime kilitledi."heyecanlandığın için sustun."

Elimi göğsüne koyup ittim.Koskoca adam milim bile kıpırdamadı.

"Ne alakası var be?" dedim sesim beklediğim kadar güçlü çıkmayınca.

Çok alakası vardı.Bunu ikimiz de biliyorduk.

Melih boğazını temizledi."Konumuza dönelim."

Buradan onun anlattıklarını dinlemeden çıkamayacağımı anlamıştım.Derin bir nefes alıp sessizce başımı salladım.

"Söyleyeceklerim sana saçma gelebilir."

Bu

Baştan yapılmış bir uyarı gibiydi.

"İki yıl önce gittiğin o otelde gördüğün adam..."

Sözlerinin devamını bekledim.

"ben değildim."

İçten bir kahkaha attım.

"Hadi ya?" dedim alaycı bir sesle. "Bari 'sarhoştum' falan deseydin."

"Ela."

Sesindeki ciddiyet gülüşümü yarıda bıraktı.

Yüzüme uzun uzun baktı.Sonra derin bir nefes aldı.

"O..." dedi, gözlerini birkaç saniyeliğine kapatarak. Sanki söyleyeceği cümle boğazına düğümlenmişti. Gözlerini yeniden açtığında bakışlarını gözlerime sabitledi.

"kardeşimdi."

Bir an ne dediğini anlayamadım.Kafamın içinde söyledikleri yankılanıp duruyordu.

Kardeşimdi

Şaşkınlıkla ona baktım.

Melih

Beni kandırmak için kardeşini bile bu işin içine katacak kadar mı düşmüştü?

"Melih."dedim öfkeyle. "Benimle dalga mı geçiyorsun?"

Yüzündeki ifade hiç değişmedi.

Ne bir gülümseme...Ne de en ufak bir alay.
Aksine ilk defa bu kadar ciddi görünüyordu.

"Senin kardeşin."dedim yutkunarak. "On yıl önce, on sekiz yaşındayken öldü."

Melih sessizce bir adım geri çekildi.Bir elini saçlarının arasından geçirdi.

Sonra başını iki yana salladı.

Yüzünde belli belirsiz, acı dolu bir tebessüm vardı.

Yutkunma sesimin bu sessizlikte duyulduğuna emindim.

Bu.

İmkânsızdı.

Yoksa.

Gerçekten ikizi miydi?

Otele girdiğim gün gördüğüm kişi.

Melih değil miydi?

"Nasıl?" diye fısıldayabildim.Ağzımdan çıkan tek kelime buydu.

"Semih ölmedi, Ela."

Sesi titriyordu.

O ana kadar güçlü durmaya çalışan adamın gözleri dolmuştu.

İlk kez...

Melih'in ağlamamak için kendini zorlamadığını görüyordum.

Gözlerinden süzülen ilk yaşla birlikte içimdeki bütün öfke yerini tarifsiz bir şaşkınlığa bıraktı.Nasıl olduğunu anlamadan aramızdaki mesafeyi kapattım.

Ona sarıldım.

Bir an duraksadı.Sonra kollarını usulca bana doladı.

Hiç konuşmadık.

Sokağın sessizliğinde sadece nefes alışlarımız duyuluyordu.Bir süre sonra yavaşça geri çekildim.

Parmak uçlarımda yükselip yanağından süzülen gözyaşını sildim.

"Baştan anlatır mısın?" dedim yumuşak bir sesle.

"Her şeyi."

Başını sessizce salladı.Derin bir nefes aldı.

"Semih'in en büyük hayali Kara Harp Okulu'na gitmekti." diye başladı. "Sınava girdi. Sonrasında tam olarak ne yaşandı bilmiyorum çünkü bana hiçbir şey anlatmadı. Bize trafik kazasında araç yangını çıkmış orada vefat etti dediler Meğer gizli bir göreve alınmış"

Bakışlarını yere indirdi.

"Operasyonun detaylarını ben de bilmiyorum. Zaten anlatması da yasaktı. İstihbarat, herkesin onu ölmüş bilmesini istedi. O da gizlice eğitim aldı."

Acıyla gülümsedi.

"Yaptığı şey çok bencilceydi, biliyorum. Ben de ona hâlâ kızgınım. Babamın acısı daha dinmeden annemin bir kez daha yıkılacağını bile bile o görevi kabul etti."

Sesi giderek kısılıyordu.Kısa bir nefes aldıktan sonra anlatmaya devam etti.

"İki yıl önce görev için bulunduğun o otele gelmiş. Sen bana hakaret dolu mesajlar attığında konumuna baktım ve yanına geldim."

Başını hafifçe kaldırdı.

"Gördüğüm kişi oydu."

Dudaklarında buruk bir tebessüm belirdi.

"Çok değişmişti ama bana o kadar benziyordu ki."Kısa bir duraksamanın ardından omuz silkti."Gerçi aynıyız."

Sonra yüzünde ilk kez hafif bir gülümseme oluştu.

"Tabii ben biraz daha yakışıklıyım."

İstemsizce burnumu çektim.Böyle bir anda bile şaka yapabiliyordu.

"Sonra karşılaştık." dedi. "Kimseye hiçbir şey söylemememi istedi. Görevin detaylarını anlatmadı ama neden ortadan kaybolduğunu üstü kapalı anlattı."

Gözlerini kapattı.

"İlk başta sevinçten ağladım."

Ardından acıyla güldü."Sonra boğazına yapıştım."

Omuzlarını silkti.

"Babamdan sonra onun da öldüğünü sanmak... beni mahvetmişti. Aklınca babamın intikamını alacaktı."

Başını eğdi.

"Ama kardeş işte..."

Gözlerinin içi dolu doluydu.

"Ne kadar kızsan da vazgeçemiyorsun."

Sessizlik yeniden aramıza çöktü.

"İki yıl boyunca bu yüzden sana hiçbir şey söyleyemedim." dedi.

"En son bir ay önce görüştük. Operasyonun bitmesine az kaldığını söyledi. Görev tamamlanınca annemin karşısına çıkacak."

Gözlerini yeniden bana çevirdi.

"Ama"

Yutkundu.

"Ben sensizliğe daha fazla dayanamadım, Ela."

Sesinde ilk kez çaresizlik vardı.

"Senin bana hayal kırıklığıyla bakmana daha fazla dayanamadım."

Yeşil gözleri gözlerimin içine kilitlendi.

"Sana..."

Kısa bir nefes verdi.

"kendimden bile fazla güveniyorum."

Ne zaman ağlamaya başladığımı bilmiyordum.Gözlerim yanıyordu.Bir damla yaş yanağımdan süzüldü.Melih ürkekçe bana yaklaştı.

Sanki dokunursa kırılacakmışım gibi.

Parmaklarının tersiyle gözyaşımı sildi."Ağla diye anlatmadım, güzelim."

Sesi neredeyse fısıltıya dönüşmüştü."Sadece..."

Bir damla daha yaşımı sildi."beni kötü bilmeni istemedim."

Artık kendimi tutamıyordum.

Hıçkırıklar peş peşe boğazımdan dökülmeye başladı.Omuzlarım titriyordu.Melih beni hiç düşünmeden kendine çekti.

Kollarını sıkıca etrafıma sardı.Hiç konuşmadı.Sadece sarıldı.Dakikalar boyunca göğsünde hıçkıra hıçkıra ağladım.Elini saçlarımdan geçiriyor, ara ara sırtımı okşuyordu.

Onun kokusu...

İki yıl önceki gibi aynıydı.

Garip bir şekilde sakinleşmemi sağlıyordu.Nefesim düzene girmeye başladığında beni yavaşça kendinden ayırdı.

Gözlerimin içine umutla baktı.

"Bunu beni affet ya da yeniden birlikte olalım diye anlatmadım."

Başını hafifçe eğdi.

"Elbette başka hatalarım da olmuştur."Acı bir gülümsemeyle devam etti."Onlar için de özür dilerim."

Aslında

Olmamıştı.

Yavaşça elini çeneme götürdü.İzin ister gibi dokundu.Çenemi hafifçe kaldırıp gözlerime baktı.

"Ama"

Sesi yine aynı kararlılıktaydı.

"eğer bana ufacık bir umut verirsen..."

Dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.

"ben o umudu koskoca bir aileye çevirebilirim."Kalbim bir an duracak gibi oldu.

Yutkundum.Burada daha fazla kalırsam ona bir cevap vereceğimden korktum.

Ellerimi göğsüne koyup usulca ittim.Arkamı döner dönmez koşmaya başladım.

Arkamdan gelen hafif kıkırtıyı duyabiliyordum.

Keyfi yerindeydi.

Eve vardığımda derin bir nefes aldım.Annemle babam odalarındaydı.İçimi bir rahatlama kapladı.Aksi hâlde kıpkırmızı olan gözlerimi nasıl açıklayacağımı bilmiyordum.

Sessizce odama geçtim.

Kendimi yatağın üzerine bıraktım.Dakikalarca tavana bakarak öylece yattım.Aklımda yalnızca Melih'in anlattıkları vardı.Tam o sırada telefonumun ekranı karanlık odayı aydınlattı.
Gelen bildirime baktığım anda ise...

Ne yapacağımı bilemedim.

Piçex:
Sessizliğini umut parçacığı olarak kabul ediyorum

İyi geceler güzelim:)

Mesaja birkaç saniye daha baktım.Parmaklarım klavyenin üzerinde gezinse de tek kelime yazamadım.Telefonu yavaşça kilitleyip göğsümün üzerine bıraktım.

Gözlerimi tavana diktim.

Kafamın içindeki sesler birbirine karışıyordu.İki yıl boyunca nefret ettiğim adam.Aslında suçsuz muydu?Bilmiyordum.Bildiğim tek şey ise...

Bu geceden sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağıydı.

•••

Kabul edin bombastik bir bölümdü
Veee tabiii en uzun bölüm

Bu adamın maaşı yükseltilsin hocam

Bakalım devamında neler olacak

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

466okunma 31beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18