Ex or Next | texting kitap kapağı

17. bölüm / 37

Ex or Next | texting

17.

Vaveyla Yazarı: Yesilimm .

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 37Şu an: 17.

Tolga:
Ela dışarı çıkar mısın
Kapının önündeyim
Konuşmamız lazım
Hemen
uyuyor musun?
sen bu saatte uyumazsın aslında
Dizi film izlersin
Ama acil konuşmamız lazım
Lütfen

5 cevapsız arama

buna da mı uyanmadın
Ela
Güzelim
Hadi in aşağı
Peki burdan yazayım o zaman
Ceo bir çocuk mu ne varmış
Sevgilin varmış senin
Olamaz
Sen bana umut verdin
Sevgilin falan olamaz
Anladın mı
sabah uyandığında cevap ver
Bekleyeceğim

•••

Sabah gözlerimi açar açmaz telefona uzandım.Ekranı açtığım anda Tolga'dan gelen mesajları görmek içime tarif edemediğim tuhaf bir huzursuzluk bıraktı.Rahatsız olmuştum.

Ben

Ona farkında olmadan umut mu vermiştim?

Hayatım boyunca kimseyi engellememiştim. Benden nefret edenleri de, benim nefret ettiklerimi de... En fazla mesajlarını cevapsız bırakır, zamanla kendiliğinden vazgeçmelerini beklerdim.

Ama bu sabah farklıydı.

Tolga'nın gece boyunca attığı mesajları okudukça içimde büyüyen o korku hissi, ilk kez parmağımı "Engelle" tuşuna götürdü.Ekranda çıkan "Bu kişiyi engellemek istediğinize emin misiniz?" yazısına birkaç saniye boş boş baktım.Sonra hiç düşünmeden onayladım.İçimdeki huzursuzluk geçmek yerine daha da büyüyordu. Sanki olacak kötü bir şeyin habercisiydi.

Ders çalışmaya çalışıyordum ama tek satır bile aklımda kalmıyordu.Saatler geçmiş, neredeyse akşam olmuştu.Ben ise önümde açık duran tarih kitabının aynı sayfasını defalarca okuyup hiçbir şey anlamamıştım.Sinirle kitabı kapattım.

Derin bir nefes verip kendimi yatağa bıraktım.
Tavana boş gözlerle bakarken aklıma başka bir şey takıldı.

Bugün Melih hiç yazmamıştı.Normalde gün içinde en azından bir iki mesaj atardı.

"Sabah kahvaltı da annem seni sordu"

"İşten şimdi çıktım"

"Bugün mahalle çok sessiz."

Saçma sapan şeyler bile olsa mutlaka yazardı.İstemsizce camın önüne yürüyüp perdeyi araladım.

Tam karşı sokakta...

Melih ile Sarp abi konuşuyordu.Derin bir sohbete dalmış gibiydiler.

Belki de

Vazgeçmişti.

Açıklamasını yapmış, içini rahatlatmış ve artık hayatına devam etmeye karar vermişti.

Öyleyse.

Neden bana umut veren cümleler kurmuştu?"sessizliğini umut parçacığı olarak kabul ediyorum."

Bu cümle durup dururken aklıma gelince istemsizce iç çektim.Melih'i anlamıyordum.
Zaten karmakarışık olan düşüncelerimi daha da içinden çıkılmaz hâle getiriyordu.Odadaki bunaltıcı havaya daha fazla dayanamayınca üstüme gri hırkamı geçirip dışarı çıktım.

Yürümeyi seviyordum.Ne zaman içim sıkılsa, kulaklığı takıp mahallede saatlerce dolaşırdım.
Çocukluğumdan beri en iyi terapi yöntemim buydu.Bizim mahalle çevredeki diğer mahallelere göre daha büyüktü.
Mahallenin girişinde ise yıllardır dimdik ayakta duran kocaman bir çınar ağacı vardı.
Çocukluğum o ağacın dallarında geçmişti.
En yükseğe kim çıkacak diye yarışır, annelerimizin bağırışlarını duymazdan gelirdik.

Ramazan ayları ise bambaşkaydı.

Sahurlar...

İftarlar...

Mahallecek sokakta kurulan uzun masalar...

Sahuru erkekler hazırlar, iftarı ise kadınlar.
Kimsenin nedenini sorgulamadığı, yıllardır devam eden güzel bir gelenekti bu.
Çınar ağacının yanına geldiğimde bütün o anılar gözümün önünden bir film şeridi gibi geçti.Yüzümde istemsiz bir tebessüm oluştu.

Tam o sırada.

Çınarın arkasından yürüyen iki kişi dikkatimi çekti.

Tolga

Yanında daha önce hiç görmediğim bir erkek vardı.Kalbim bir anda sıkıştı.
Hiç düşünmeden arkamı dönüp onun beni göremeyeceği dar sokağa doğru yürümeye başladım.

Hızlı.

Daha hızlı.

Tam köşeyi dönecekken arkamdan sesi yükseldi

"Ela!"

Adımlarım istemsizce hızlandı.

"Nereye gidiyorsun? Dursana!"

Duymamış gibi davrandım.Arkamı bile dönmedim.Hızlı adımlarla eve çıkan sokağa girdim.Onu görmek bile içimi ürpertiyordu.

Düğünde söyledikleri.

Ardından attığı mesajlar.

Bana hissettirdiği o tuhaf baskı.

Hepsi zihnimde kırmızı alarm veriyordu.Hava iyice kararmaya başlamıştı.Batan güneş gökyüzünü kızıl tonlara boyamış, sokak lambaları birer birer yanıyordu.Mahalle eskisi kadar kalabalık değildi.Sokakta tek tük insan kalmıştı.Evin arka tarafına geldiğim sırada...
Bir anda sert bir el ağzımı kapattı.
Nefesim boğazımda düğümlendi

"Şşşt..."

Arkamdaki kişinin sıcak nefesi kulağıma değdi.O an beynim durmuş gibiydi.

Amına koyayım... ne oluyor yine?

Refleksle çığlık atmaya çalıştım.Ama sesim avucunun içinde boğuluyordu.Çırpındım.
Tekme attım.Kollarını itmeye çalıştım.Hiçbiri işe yaramadı.Sokakta tek bir insan bile yoktu.
Boğuk çığlıklarım sessizliğin içinde kaybolup gidiyordu.

"Sakin ol."

Sesi...
Bir yerden tanıdıktı.
Bu tutuş...
Bu nefes...
Bu korku...
Bir anda zihnimde şimşek çaktı.

Boran...

İsmi zihnimde yankılanır yankılanmaz bütün vücudum buz kesti.Çırpınışlarım bir anlığına durmuştu.Korkudan nefes almayı bile unutmuştum.

"Heh..." dedi kulağıma doğru eğilerek. "Şöyle uslu dur."

Sesindeki sakinlik, attığı her kelimeyi daha korkunç hâle getiriyordu.Eli hâlâ ağzımı sımsıkı kapatıyordu. En ufak bir ses çıkarmama bile izin vermiyordu.

Melih'in bana anlattıkları.

Boran'ın cezaevinden çıktığını söylemesi.

Hepsi bir anda zihnimde birleşmişti.

Demek gerçekten...

Beni bulmuştu.

"Melih komiser..." diye mırıldandı.

"Benim canımı çok yaktı."

Sesinde öfke yoktu.Bağırmıyordu.Tam tersine...

Fısıldar gibi konuşuyordu.İşte bu yüzden daha çok korkuyordum."Ben de onun canını yakmak istiyorum."Boğazımdan istemsiz bir hırıltı çıktı.Ellerimle ağzımdaki elini çekmeye çalışıyordum.

Ama nafile...

Benden çok daha güçlüydü."Neden yakamıyorum biliyor musun?"Bu, cevap vermemi beklediği bir soru değildi.Kendi kendine konuşuyor gibiydi.

"Çünkü Melih Komiser'in canı yanmaz."

Kısa bir kahkaha attı."Koskoca Melih Akkan o."

Bir an sustu.Sonra beni göğsüne biraz daha bastırdı."Ama sevdiklerinin canı yanarsa..."Sesi daha da derinleşti."İşte o zaman gerçekten acı çeker."

Kalbim göğüs kafesimi kıracakmış gibi atıyordu.Titrediğimi hissedebiliyordum.

Cebine uzandı.Çıkardığı metal parçası sokak lambasının altında parladı.

Bıçak...

Gözlerim korkuyla büyüdü.

Yine mi

Nefes almakta zorlanıyordum.Ellerim yeniden ağzındaki eli çekmeye çalıştı.Parmaklarını tırnaklarımla çizdim.Hiçbir tepki vermedi.

"Merak etme."Bıçağın soğuk yüzeyini elimin üzerine yasladı."Seni öldürmeyeceğim."Başımı hızla iki yana sallamaya başladım."Sadece biraz canın yanacak."

O an bütün gücümle bağırmaya çalıştım.Sesim yine avucunun içinde kayboldu.Kimse duymuyordu.

Tam umudumu kaybetmeye başlamışken aklıma son bir şey geldi.Boşta kalan dirseğimi olabildiğince sert şekilde geriye savurdum.
Dirseğim tam karnına isabet etti.

"Ah!"Acıyla geriye sendeledi.

Eli ağzımdan çekildiği an tek bir saniye bile düşünmedim.Koşmaya başladım.Hayatımda hiç bu kadar hızlı koşmamıştım.Kalbimin sesinden başka hiçbir şey duymuyordum.
Nefesim kesiliyor.Bacaklarım titriyordu.

Tek düşündüğüm şey eve ulaşmaktı.Ama içimde korkunç bir his vardı.Arkamdaydı.Bana yetişecekti.Bunu iliklerime kadar hissediyordum.Tam köşeyi dönerken sertçe birine çarptım.Dengem bozuldu.Düşecektim.Belime dolanan güçlü bir kol beni son anda yakaladı.Derin bir nefes aldım.
Burnuma gelen o tanıdık koku

Bir anlığına bütün korkumu unutturdu.

Melih...

Başımı kaldırıp yüzüne baktım.Yeşil gözleri endişeyle yüzümü tarıyordu."İyi misin?"

Sanki ne olduğunu biliyormuş gibiydi.Konuşamadım.Sadece başımı usulca sallayabildim.Nefes nefeseydim.Kalbim hâlâ deli gibi atıyordu.O ise hiçbir şey söylemeden beni arkasına aldı.Bir kalkan gibi.

Karşısındaki Boran'ı görünce çenesi kasıldı.Gözleri buz kesmişti."Orospu çocuğu."
Dişlerinin arasından çıkan o iki kelime bile tüylerimi diken diken etmeye yetmişti.Boran'ın yüzündeki ifade bir anda değişti.

Az önce bana karşı sakin görünen adam gitmiş.

Yerine korkan biri gelmişti.Yavaş yavaş geri çekilmeye başladı.Melih ise tek adımda aradaki mesafeyi kapattı.İlk işi Boran'ın elindeki bıçağı tekmeyle uzağa savurmak oldu.Metal sesi sokağın sessizliğinde yankılandı.Sonra ensesinden yakaladığı gibi onu duvara çarptı.

Boran acıyla bağırdı.Melih onu bırakmadı.Yüzünü duvara bastırarak sürüklüyordu.

"Sana..."

Bir yumruk.

"...O kıza..."

Bir yumruk daha.

"...Dokunma..."

Bir yumruk daha.

"...Demiştim!"

Son darbeyle birlikte Boran yere yığıldı.Melih bununla da yetinmedi.Üzerine çıkıp art arda yumruklar savurmaya başladı.

Her yumrukta ağzından küfürler dökülüyordu.Onu daha önce hiç böyle görmemiştim.Kontrolünü tamamen kaybetmişti.Boran'ın yüzü kısa sürede kan içinde kaldı.

Dudakları patlamış...

Kaşı açılmıştı.

Bir yumruk daha indireceği sırada kendime geldim.Koşarak yanlarına gittim.Melih'in kollarını tuttum."Yeter!"Sesim sandığımdan daha sert çıkmıştı.Melih durmadı.Kollarını daha sıkı kavradım."Melih!"Bu kez bana baktı.
"Daha fazla vurursan mesleğinden olursun."

Söylediğim cümle sanki onu gerçek dünyaya geri döndürmüştü.Yumruğu havada kaldı.Derin bir nefes aldı.Sonra yavaşça ayağa kalktı.Göğsü hızlı hızlı inip kalkıyordu.Yüzündeki öfke hâlâ dinmemişti.Birkaç saniye boyunca yerde yatan Boran'a baktı. Ardından yere düşen bıçağı aldı.

Ne yapacağını anlayamadığım için istemsizce bir adım ona doğru attım.

"Melih..."Sesim titriyordu.

O ise hiçbir şey söylemeden bıçağı avucunun içine çevirdi.

Bir saniye.

İki saniye.

Sonra tek hamlede keskin tarafı kendi avucuna bastırdı.

"Melih!"

Kan bir anda avucundan süzülmeye başladı.Elindeki bıçağı yere fırlatıp bana döndü.Kanlı avucunu kaldırdı.

"Nefsi müdafaa."Şaşkınlıktan dona kalmıştım.

Adam kendi elini kesmişti.Hiç düşünmeden yanına koştum.Kanlı elini iki elimin arasına aldım."Salak..." dedim gözlerim dolarak.

"Mal mısın sen?"

Yeşil gözleri gözlerime çevrildi.Yüzünde en ufak bir acı ifadesi bile yoktu.Sanki yaralanan kendisi değildi.Tam etrafa eline saracak bir şey ararken aklıma tişörtümü yırtmak geldi.

Elimi tişörtümün eteğine götürdüğüm anda Melih bileğimden tuttu."Saçmalama, Ela."

Sesi yine o tanıdık sertliğindeydi."Sokağın ortasındayız."Parmaklarının tenime değmesiyle kalbim yine saçma sapan hızlanmaya başladı.

Lanet girsin...

Elimi usulca geri çektim.O da hemen temasını kesmişti."Önemli bir şey değil."Kanayan elini arkasına sakladı.Sonra benden bir adım uzaklaştı."Ben şunu halledeyim."Arkasını dönüp yerde yatan Boran'a doğru yürüdü.

Az önce beni korumak için önümden ayrılmayan adam...

Şimdi benden özellikle uzak duruyordu."Melih."Sesim arkasından yankılandı.Boran hafif hafif kendine gelmeye başlamıştı.Göz kapakları aralanıyor, acıyla inliyordu.

"Efendim?"

Melih hiç dönmeden cevap verdi.Tek hamlede Boran'ın tişörtünden bir parça kopardı.Kanayan avucuna sardı.Sonra Boran'ı omzuna aldı.Bunu görünce içimde garip bir sızı oluştu.

"Ben bir şey mi yaptım?"Soruyu sorarken sesim beklediğimden daha kısık çıkmıştı.
Melih ilk kez dönüp bana baktı.Bakışlarını birkaç saniye üzerimde gezdirdi.Sonra gözlerini kaçırdı."Sen gitsene."Boran'ı omzunda biraz daha düzeltti."Sevgiline ayıp olmasın sonra."Duyduğum cümleyle kaşlarım çatıldı.

"Sevgilim?"

"Aynen."

Sesinde hiçbir duygu yoktu.

"Benim sevgilim yok ki."

Cümlem ağzımdan düşünmeden çıkmıştı.

Eskiden olsa

Onu kendimden uzak tutabilmek için bu yalanı sürdürürdüm.

Ama artık

Gerçeği biliyordum.
Ve nedense ona yalan söylemek istemiyordum.
Melih'in bakışları yeniden bana döndü.Bu kez içinde şaşkınlık vardı."Yok mu?"

"Yok."

Başımı iki yana salladım.

"Gelen teyzeleri başımdan savmak için uydurduğum bir yalandı."İstemsizce güldüm."Sanırım bütün mahalle inanmış."

Sözlerim biter bitmez Melih omzundaki Boran'ı olduğu yere bıraktı.

Daha doğrusu

Resmen yere attı.

Boran'ın acıyla çıkardığı sesi ikimiz de umursamadık.

Melih bana doğru yürümeye başladı.

Adımları yavaştı.

Temkinliydi.

Sanki en ufak yanlış hareketimde yine benden uzaklaşacakmışım gibi korkuyordu.

Tam karşıma geldiğinde durdu.

"Yani..."Boğazını temizledi."Gerçekten sevgilin yok."

"Yok dedim ya."

Gözlerimi devirdim.

"Benim sevgili yapacak vaktim mi var? Derslerden baş-"

Cümlem yarıda kaldı.

Çünkü Melih bir anda bana sarılmıştı.Hiç beklemiyordum.Kollarım iki yanımda öylece kaldı.Başını omzuma gömdü.

"Seni kaybettiğimi sanmıştım."

Fısıltısı kulağımın dibinde yankılandı.Boyu uzun olduğu için bana sarılabilmek adına hafifçe eğilmişti.

Kalbim

Yine beni dinlemiyordu.Birkaç saniye sonra hızla geri çekildi.Yüzünde panik vardı.

"Özür dilerim."

Başını hafifçe eğdi."Hem senden izin almadan sarıldığım için..."Kısa bir nefes verdi.

"Hem de bugün yaşanan her şey için."

Aramızdaki sessizlik daha da uzamasın diye hafifçe gülümsedim.

"Sorun değil."

Belki de

Yıllar sonra ona attığım ilk gerçek gülümsemeydi.

Melih bunu fark etmiş olacak ki gözleri bir anlığına parladı.O da bana küçük bir tebessüm etti.

"Gülsüm teyze merak etmesin."Sesi bu kez çok daha yumuşaktı.

"Git sen."

Başımı usulca salladım.Başka hiçbir şey söylemeden eve doğru yürümeye başladım.Arkamı dönmedim.

Ama nedense

Bakışlarının hâlâ üzerimde olduğunu hissediyordum.Eve girdiğimde mutfaktan yemek kokuları geliyordu.Annem sofrayı hazırlıyordu.

Normalde ilk ben koşup mutfağa giderdim.

Ama bu akşam

Midem düğüm düğümdü.Sessizce odama çıktım.Kapıyı kapatıp sırtımı yasladım.Derin bir nefes aldım.Sonra kendimi yatağın üzerine bıraktım.Yüzümü yastığa gömdüm.Kalbim hâlâ sakinleşmiyordu.

Bir yanda Boran'ın gözleri

Diğer yanda Melih'in bana sarılırken söylediği o cümle.

"seni kaybettiğimi sanmıştım"

Gözlerimi sıkıca kapattım.

Sanırım...

Ben gerçekten boku yemiştim.

•••

Arkadaşlar yazı boyutu çok mu küçük ya

Birde şu üç noktaları ortaya ayarlayamıyorum üzgünüm

Bu bölümden sonra text devam edeceğiz biraz ama sonlara doğru yine düz yazı olacak

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

446okunma 22beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18