𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 26

Vaveyla Yazarı: Gülay Sena DÜNDAR

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 33Şu an: 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 26
  1. 1 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | PROLOG589 kelime
  2. 2 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 12.851 kelime
  3. 3 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 21.328 kelime
  4. 4 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 31.520 kelime
  5. 5 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 41.567 kelime
  6. 6 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 52.257 kelime
  7. 7 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 63.240 kelime
  8. 8 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 73.163 kelime
  9. 9 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 82.916 kelime
  10. 10 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 92.936 kelime
  11. 11 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 102.907 kelime
  12. 12 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 111.961 kelime
  13. 13 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 122.729 kelime
  14. 14 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 132.361 kelime
  15. 15 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 143.497 kelime
  16. 16 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 151.519 kelime
  17. 17 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 162.101 kelime
  18. 18 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 172.321 kelime
  19. 19 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 182.305 kelime
  20. 20 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 191.984 kelime
  21. 21 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 201.527 kelime
  22. 22 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 212.351 kelime
  23. 23 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 222.465 kelime
  24. 24 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 233.234 kelime
  25. 25 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 242.253 kelime
  26. 26 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 252.460 kelime
  27. 27 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 262.104 kelime · Okuduğun bölüm
  28. 28 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 271.870 kelime
  29. 29 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 283.114 kelime
  30. 30 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 293.088 kelime
  31. 31 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 302.600 kelime
  32. 32 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 314.055 kelime
  33. 33 𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 32 | FİNAL1.238 kelime

-26-

❝Bülent❞

Her şey mükemmel giderken korktuğunuz oldu mu hiç? O güzelliğin içinde huzursuz hissettiğiniz? Sabahın ilk ışıklarında soğuk terler dökerek uyandığımda hissettiğim tam olarak buydu. Komodindeki bardaktan biraz su içip kendime gelirken bakışlarım yatağın diğer ucuna döndü. Yanımda her şeyden habersiz, huzurla uyuyan kadında takılı kaldı.

Uzun bir süre sessizce onu seyrederken ne düşündüğümü bile hatırlamıyordum. Sadece korkularımdan uzaklaşmak için bomboş geçirdiğim dakikalardı. Yataktan kalkıp duşa girdiğimde asıl azap dolu dakikalar başladı.

Çok mutlu olduğum için kendimi suçlayan bir yanım vardı sanki. Öte yandan henüz duygularımdan bile emin değilken İnci'yle bunları yaşadığım için kendimi suçluyordum. Ona kapılmıştım. Ona fazlasıyla kapılmıştım ve bu şey... daha öncekilerden farklı, garip bir duyguydu. Adı neydi ya da nasıl bir şeydi bilmiyordum ama İnci benim için kısa zamanda çok fazla anlam ifade etmeye başlamıştı. Ve ne hissettiğimi bile bilmeden onun bedenine, kalbine dokunduğum için ne düşüneceğimi bilemez hâldeydim. Onu hayal kırıklığına uğratmaktan korkuyordum.

Beynimin içi yankılı bir çukur gibiydi. Çok kalabalık ve birbiriyle tartışan insanlarla doluydu sanki. İnci'ye karşı diğer kadınlardan farklı şeyler hissetmem sonsuza dek bu duyguları içimde yaşatabileceğimi gösterir miydi? Birlikte olduğum başka bir kadınla seviştikten sonra aynı yatakta yatamazken İnci'yle bu anları yaşayabilmem bunun bir teminatı sayılır mıydı? O anlar benim için sevişmekten bile daha özel anlardı. Sanki birinin kalbinizi çırılçıplak görmesi, bedeninizi görmesinden daha yaralanmaya açık hissettiriyordu. Ve ben bunu İnci'yle yaşamıştım.

Hep kendi duygularımı düşünürken yeni bir şey aklıma geldi. Peki, ya İnci uyandıktan sonra ne olacaktı? Ya dün geceden pişman uyanırsa? Ya da belki çok fazla beklentiye girmiş olursa? O korktuğum soruyu sorarsa? Biz şimdi neyiz derse?

İnci'yi seviyordum, onunla güzel vakit geçiriyordum ama tüm bunlar biriyle hayatımızı birleştirmeye yeter miydi? Evlilik benim için imkânsız bir şeydi. Âşık olmak, evlenmek bana göre şeyler değildi. İnci de bunu biliyordu ama... Amalar tüm planları bozardı.

Tüm bunları düşünürken yatağın karşısında manzaranın yanındaki koltukta oturuyordum. Sessizce gerinerek uyanan kızın yüzündeki huzur biraz olsun beni sakinleştirmeyi başarmıştı. Uykulu gözleri beni bulduğunda zihnimdeki kasırgaları gizleyip tebessüm etmeye çalışarak "Günaydın." dedim.

Neşeli bir "Günaydın." sunan kız benden daha huzurlu ve mutlu görünüyordu. Buna sevinmiştim. Bir yanımsa problemin ben olduğumu düşündürttü. Öyle bir gecenin sabahında neden böyle hissederdi ki insan?

"Nasılsın?" Bu sorumun altında aslında ona karşı bir mahcubiyet barındırdığımı gizleyemezdim. İlişkimizde acele etmeyeceğimizi söylemiştim ama... olmuştu işte. Her şey kontrolün dışında, sadece duygularla yaşanmıştı. "Nasıl hissediyorsun?"

Yüzünde ya da sesinde herhangi bir sorun barındırmayan İnci hafifçe doğrulurken "Mutluyum." dedi sıradan bir sesle. Hemen sonra yönelttiği "Sen?" sorusuna yoğunlaşmadan zihnimdekileri döküverdim ortaya.

"Biliyorum, her şeyi ağırdan alacağız demiştim. Bu biraz ani oldu ama..."

Beni suçlayacağını düşündüğüm kız hiç de öyle bir şey yamadı. "Olsun." dedi omuz silkerek. Bunu öyle masum ve içten bir tavırla yapmıştı ki gergin bakışlarım yumuşadı, kaşlarım serbest kaldı. "İkimiz de istedik. Ben mutluyum."

Onun sözleriyle içim biraz olsun rahatlarken bir yanım hâlâ tehlike çanlarını susturabilmiş değildi. Bir sonraki adımın ilişkimize sevgililik dışında bir ad konulması olacağından ürküyordum. İnci o fazlaca talepkâr kadınlardan değildi ama... Kim bilir...

Onun "Bir kahvaltı mı yapsak?" sorusuyla zihnimdeki düşüncelerimden henüz kurtulamamışken savunmasız hissettim kendimi.

İnci'yle vakit geçirmekten zevk alıyordum. Onunla kahvaltı yapmaktan, didişmekten, davetlere katılmaktan, şakalaşmaktan ya da kavga etmekten... Hiçbiri diğerinden daha keyifsiz geçmiyordu. Her birinden ayrı ayrı keyif alıyordum ama şu an farklıydı. Tam da şu an, kafam bu kadar karışmışken yalnız kalıp düşünmeye ihtiyacım vardı. Hem İnci'yle ilişkimizi netleştirip bir düzene sokmak ve onu üzmemek için hem de kafamdaki garip sesleri susturmak için buna ihtiyacım vardı.

Aklımın içindekileri dökmeye niyetim yoktu. İnci'yi kırmadan bir bahane uydurdum. "Erkenden bir operasyonum var. Sonra yapsak olur mu?"

Bülent Tanay tarihinde en acemi yalanı söylemiş olabilirdim çünkü İnci hâlihazırda asistanımdı. Operasyonlarımı saatine kadar biliyordu. Bu yüzden ekledim. "Son anda gelişen bir şey, programda yoktu."

Bakışlarından onu başımdan savmaya çalıştığımı düşünüp düşünmediğini anlamak mümkün değildi. Sadece "Olur." dedi neşeli ve ılımlı yüzünü bozmadan. Onu kırmak, istediğim son şeydi.

"Öğlene kadar programım dolu. Sen öğlene doğru gelebilirsin."

"Tamam, peki." Banyoyu bir misafir gibi gösterip "Banyoyu kullanabiliyor muyum bari?" sorusunu yönelttiğinde bir gariplik olduğunu anlamayacak kadar aptal olmadığını göstermiş bulundu.

"Ne demek canım, kahvaltını da yapabilirsin hatta. Sadece benim çıkmam lazım."

Garip bir yüz ifadesiyle suratımı süzdükten sonra "Sen yoksan neden burada kahvaltı edeyim ki? Kendi evim var sonuçta. Orada ederim." dedi ve tatlı bir şekilde ekledi. "Yine de teklif ettiğin için teşekkür ederim."

Odada yalnız kaldığımda garipliğimin son anda İnci'ye de sirayet ettiğini fark etmem uzun sürmemişti. Yalan söylediğimi anlamış mıydı acaba? Ayıp olmasını geçtim, onu diğer kadınlar gibi değerlendirdiğimi düşünüp kalbi kırılırsa ne hissedeceğimi bilemezdim.

İnci, garip bir biçimde benim değer verdiğim biriydi. Onun kalbine, düşüncelerine değer verdiğim gibi onun kalbindeki yerime de fazlasıyla değer veriyordum. Duştan sonra apar topar vedalaşıp gittiğinde kalbindeki yerimin tehlikeye düştüğünü düşünmeden edemedim. Bu öğleden sonraki düşünme saatimin konusunu da bulmuştum: İnci Ünsal'ın kalbindeki yerim.

❝İnci❞

Rüya gibi bir gece geçirmiştik. Hani romantik komedi filmlerinde olur ya, güneşli bir sabaha uyanırlar ve kızla erkek neşeli bir kahvaltı yapar. Havadan sudan sohbet ettikleri sıradan bir kahvaltı. Ne bileyim peynir ekmek, zeytin falan. Çok büyük bir beklenti miydi ki bu? Bir kahve içmek? O da mı yok? Peki.

Bülent'te bir gariplik olduğunu daha ilk andan anlamıştım. Belli etmemeye çalışsam da sabahın tadını çıkardım. Ama içimde bir yerler -muhtemelen mantıklı yanımdı- beni bir an önce postalamak istediği kadınlar kategorisine koyduğunu hissettiriyordu. Hani şu elimizi bile sürmeden çöpe attığımız tıbbi atıklardan biriymişim gibi.

Yolda bunu fazlasıyla abarttığımı söyledim kendime. Çünkü adam sonra kahvaltı edelim demişti sonuçta değil mi? Bir daha görüşmeyelim dememişti. Peki, neden onun tavrı bünyemde dün geceyi unutalım tamam mı, ikimiz de çok sarhoştuk etkisi bırakmıştı? Anlamlandıramadım. Direkt olarak söylediği bir şey olmadığı için Bülent'i de suçlayamadım.

Dün gece o kadar güzeldi ki. Bana şefkatle, özenle dokunmuştu. Sadece bir şeyler yaşamak için değil de bir bütün olmak için dokunduğunu hissettirmişti.

Eve dönüp kızlara bu durumu anlattığımda daha yeni sakinleştirdiğim beynimin mantıklı yanı yeniden kırmızı alarm vermeye başladı. Neden mi?

Dün geceyi paylaşır paylaşmaz odada soğuk bir sessizlik oluştu. Ayda ve Suzi birbiriyle bakıştı önce. İki kişilik gruplarının sözcüsü olarak Suzi lafa girdi. "İnci, sence de bu biraz erken olmadı mı?" diye sorarken son derece nazik ve anlayışlı görünmeye çalışıyordu.

Sanki bu anı bekleyen Ayda "Katılıyorum." sözüyle onayladı.

Haksız sayılmazlardı. Her şey çok ani olmuştu. Erken olduğunun da farkındaydım ama ikimiz de istemiştik. Ve ben Bülent Tanay'ın yaşanması gereken bir hikâye olduğuna inanıyordum. Farklı bir evren olduğuna. Bu yüzden duygularımı sansürlemedim.

"Evet, haklısınız ama..." Neşeyle buruldu yüzüm. "Çok güzeldi. Ve ben mutluyum anlıyor musunuz? İçimde hiç pişmanlık yok, soru işareti yok. Günün birinde bitecek olsa bile bunu Bülent'le yaşamak isterdim. İstedim ve yaşadım. Şimdi de mutluyum." Onay bekler gibi kızlara döndüm. "Önemli olan da bu değil mi?"

Suzi "Tabii ki." yanıtını vermeden önce beni dinlerken sanki kendi konuşma sırasını bekler gibiydi. Söylediklerime odaklandığını bile sanmıyordum. "Ama bizi de anla, yeniden üzülmeni istemiyoruz." diye ekledi Berktuğ'u kast ederek.

Oysa Berktuğ ve Bülent bir değildi ki. Bülent beni, ilişkimizi hiçbir zaman saklamamıştı. Duygularını gizlememişti benden. Ben Berktuğ'la yaşamadığım kadar özel anlar yaşamıştım Bülent'le. Bu sadece sevişmek değil, bir masaya oturup yemek yerken hayatından bahsetmek gibi şeylerdi. Ya da saçmaladığımda beni yargılamayan hatta eğlenceli bulan biriyle birlikte olmam gibi şeylerdi. Bülent beni yargılamıyordu, olduğum gibi seviyordu. Onun yanında kötü hissetmiyordum.

Dostlarımın endişesini anlasam da içlerini rahatlatmak amacıyla "Her şey yolunda, merak etme." dedim sadece. Ne olursa olsun bugünü bozmasını istemiyordum. Belki yarın şimşekler çakacak, sağanak yağmurlar boşalacaktı ilişkimizin üstüne ama hayır, bugün değil. Ben bugün sadece anı yaşamak istiyordum. O yüzden mutfağa girdim.

Ufak kayıntılarla karnımı doyurduktan sonra Bülent'e kek yaptım. Umarım kakaolu keki seviyordur diye geçirdim içimden. Tabii ki glutensiz falan yani.

Kafamın içinde Nil Karaibrahimgil'in sana kek yaptım şarkısı hoparlörle yankılanırken ben tüm sevgimi katarak kekimi fırına verdim. Öyle kabaracaktı ki kalbimdeki Bülent'in sevgisiyle yarışacaktı.

❝Bülent❞

Tüm gün işler ters gitti. Neden bilmiyorum ama sabrımla oynanıyormuş gibi hissettim. Öğle saatine yakın bir operasyonum ertelenince eve uğradım. Normalde klinikte her zaman yedek takımım bulunurdu ama İnci öğlene kadar izinliydi, Neva da kuru temizlemeden almayı unutmuştu.

Eve geri döndüğümde askıda İnci'nin unuttuğu ceketle bakıştım aniden. Unutmuş olmalıydı. Öyle alelacele çıkmıştı ki. Belki de bilerek bırakmıştı. Hani kadınlar bazen böyle taktikler uygular ya, o evdeki varlığını erkeğe hissettirmek için falan.

İnci öyle taktiklerin insanı değildi. Gelişigüzel yaşıyordu hayatı. Belki de onda en çok sevdiğim şey buydu. Yarını düşünmeden neşeyle yaşamak. Bazen anlattığı şeylerde kendiyle bile dalga geçiyordu ama mutluydu. Normalde bunu şapşal bulabilirlerdi ama hayır, bence havalıydı. Çünkü birinin kendiye dalga geçmesi de yüksek bir özgüven gerektirirdi. İnci bunu başarıyla taşıyordu. Büyük ihtimalle bana güvende hissettiren huyu da buydu. Amaan ne acelesi var, anı yaşa der gibiydi hep.

Farkında olmadan ceketine uzandım ve koklarken buldum kendimi. Bu beni daha da tehlikede hissettirdi. Onun ceketini kokluyordum. Onun kokusunu seviyor ve özlüyordum. Bu kokuya alışmaktan korktum.

Aslında bir konuda İnci yanılmamıştı. Onunla aramızda hissettiğim o garip duygu Ersan Tanay'la karşılaştığımız akşama dayanıyordu. O zamana kadar güzel vakit geçirdiğim sevgilimdi ama Ersan Tanay kara bir bulut gibi çökmüştü üstümüze. Bir de İnci'yi sevmişti. Onun kız arkadaşımı sevmesi, onaylaması beni garip bir biçimde rahatsız etmişti. Ben sınıf farklarından dolayı İnci'ye mesafeli yaklaşır sanmıştım ama öyle olmamıştı. Belki de beni düşünmeye iten şeylerden biri de bu olmuştu.

Kliniğe döndüğümde beni bambaşka bir sürprizin beklediğinden habersizdim. Kapı çaldığında gelen İnci'ydi. Elinde büyük, kapaklı bir saklama kabı vardı ama ne olduğunu sormadım. Yerimden kalkarken gülümsedim. "Hoş geldin." diyerek sarıldım ona.

"Hoş buldum. Nasılsın?"

"İyiyim." Askıya özenle astığım ceketini gösterdim. "Öyle hızlı çıktın ki ceketini unutmuşsun."

"Öyle mi, hiç farkında değildim." Ceketini elimden alırken "Metrobüste unuttuğumu düşünmüştüm." dediğinde anlamıştım bunun bir taktik olmadığını. Samimiydi. Zaten söylemiştim, İnci taktiklerin insanı değildi.

Sıradan bir ifadeyle ceketini göstererek "Getirdiğin için teşekkür ederim." dedi sadece. Bunu öyle sıradan söylemişti ki sanki sevgilim değildi de arkadaştık. "Böylece yeniden evine gelmeme gerek kalmadı."

Son cümlesinde sabaha dair bir sitem hissedince rahatsız oldum çünkü İnci'ye böyle hissettirmek, istediğim son şeydi. "Yapma. Her zaman evimin en nadide misafiri olacaksın. Bir sonraki menümüz kahvaltı menüsü ve sabahki öküzlüğümü affettireceğim. Parmaklarını yiyeceksin."

Ciddiye almayan bir gülüşle "Takılıyorum canım." dediğinde gerçekten takılıyor muydu yoksa içinde bunu bir sorun olarak tanımlayıp ilişkimizdeki sorunlar listesine bir çizik mi atmıştı asla bilemezdim.

Elindeki büyük kabı bana uzattı. "Ta daa! Sana kek yaptım." Soru dolu bir bakışla "Umarım kakaolu kek seviyorsundur. Çünkü evde sadece kakao vardı." diyerek ekledi.

Son cümlesine gülsem de yüzüm karmaşık bir hâl aldı. Kek fikri her ne kadar hoşuma gitmiş olsa da birileri tarafından bu kadar düşünülmek benim için ilkti. Lidya ve ben ihmalci bir anneyle büyümüştük. Varlıklıydık ama birinin bizi manevi anlamda en son ne zaman düşündüğünü inanın hatırlamıyordum bile. Şimdi İnci'nin bana özel kek yapması, kakaolu keki sevip sevmediğimi merak etmesi, benim için emek harcaması... Tüm bunlar bir anda o kadar fazla gelmişti ki ne diyeceğimi bilemedim.

Kabı elinden alırken "Ne gerek vardı ki? Hem ben-" dememe kalmadan sözümü kesti.

"Biliyorum, biliyorum. Bu muhteşem atletik vücudunu özel beslenmene borçlusun. O yüzden ben de bizim gibi sıradan dünyalıların yediği keklerden yapmadım." Bunu söylerken gözlerini devirişine hayrandım. "Glutensiz kek bu."

Glutensiz olmasına kadar düşünmüştü. Buna inanamıyordum. Aslında ortada inanılmayacak bir şey yoktu. Ama sanırım sabah ona bok gibi davranmama rağmen trip atıp bana günü zehir etmesini beklerken anlayışlı, sıcak, şefkatli davranmasına ve bana kek yapmasına hazırlıklı değildim. Bu garip bir biçimde içimdeki o sert gardımı indirmişti. Bana sormadan. Ve ben ilk defa bu konfora alışmaktan böylesine korktum.

...

*

YAZAR NOTU: Hi guys! 💙 Pazartesi günlerinin eğlencesi ESTETİK AŞK HATALARI yeni bölümüyle karşınızda! Öncelikle finale yaklaştığımızı belirtmek isterim. Şimdi şaşıracaksınız, neden bu kadar kısa sürüyor diyeceksiniz ama ben bu kitabı uzun sürmeyen, çerezlik bir kitap olarak düşünmüştüm, öyle hayal etmiştim. Bu yüzden ilgi duyulunca da uzatma isteği hissetmedim. Umarım kitabın sonunu beğenirsiniz.

Ama üzülmeyin! Sakın üzülmeyin çünkü yakında hem bir Romantik Komedi daha üzerinde çalışacağım hem de hâli hazırda okuyabileceğiniz ve bu tadı verecek DE-MARKAJ hikâyem var. Okumayanlar, oraya zıplayabilirsiniz bitince. 🩷 Bir şey daha var, Gizem Gerilim sevenler için de yakında bir şeyler düşünüyorum. Takipte kalın. Bomba gibi şeyler geliyor. 🤩

Şimdi keyfini çıkarmamız gereken yeni bölüme geçelim. Bölümümüzü nasıl buldunuz? Bülent'in gelgitli düşünceleri ve karışmış kafası hakkında ne düşünüyorsunuz? Buraya yazabilirsiniz. Bülent'in bu düşünceleri İnci'ye nasıl yansıyacak dersiniz? Çünkü İnci'nin şu an mutlu olduğu için sorunları halı altına süpürüyor oluşu gelecekte kalbinin kırılma ihtimalini biraz diri tutuyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Buraya yazabilirsiniz. Ve son olarak, siz İnci'nin yerinde olsaydınız nasıl davranırdınız? Onu da buraya yazarsanız sevinirim. Son olarak, Bülent ve İnci'yi yansıttığını düşündüğünüz bir şarkıyı buraya bırakabilirsiniz, ben dinlemek istiyorum. 💕 TÜYAP yorgunluğum henüz geçmedi. İlk defa imza günü dışında İstanbul TÜYAP'a gittim ve gerçekten çok güzel vakit geçirdim. Meğer telaşsız gezmek ne güzelmiş. 😆 Gelen tüm okurlarıma sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum, iyi ki varsınız. 😍 Şimdi dinlenmeye gidiyorum. Sevgiler, bol kokulu öpçükler! 😘

•••

SOSYAL MEDYA
Wattpad: -BuzlarKralicesi
Instagram: buzlarkralicesioffical
Ek Instagram: iambuzlarkralicesi
YouTube: Gülay Sena Dündar
Tiktok: @buzlarkralicesiofficial

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

43okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18