22. bölüm · ESTETİK AŞK HATALARI ღBİTTİღ
𐙚 ESTETİK AŞK HATALARI | 21
-21-
❝İnci❞
Bülent Tanay.
En büyük kurtarıcım ya da beni uçurumlara sürükleyenin ta kendisi. Henüz karar veremedim ama dudaklarından çekingen bir biçimde ayrıldığımda zihnim bambaşka bir karmaşayla çalkalanıyordu. Ne olmuştu böyle birdenbire?
Bülent Tanay'ın beni dudaklarımdan öptüğüne inanamıyordum. Bu hâlâ bana bir halüsinasyon gibi geliyordu. Onun bakışlarıyla karşı karşıya geldiğimde kendisi de ne olduğunu anlayamamış durumdaydı.
Ona öfkelenmem gerekirdi. Komikti hatta saçmaydı belki biliyordum ama ilk öpücüğümü çalmıştı. İzinsizce. Plansız ve habersiz bir biçimde. Bu tam da onun gibi bencil bir pisliğin yapabileceği türden bir şeye benziyordu. Öyleyse... neden ona öfkelenemiyordum? Neden bu öpücüğün büyüsüne kapılmıştım?
Sıkıntılı bir biçimde sağ eli ensesini ovan adam bakışlarını benden kaçırıyordu. "İnci... ben... gerçekten özür dilerim. Bu..."
"Bu saçma oldu." diyerek tamamladım cümlesini. Başka ne diyebilirdim ki? Onun ne kadar mahcup olduğunu gördüğüm hâlde üstüne gidemezdim ya. Aslında gidebilirdim. Beni izinsizce öpmesi saygısızlıktı, bencillikti hatta tacizdi! Ama nedendir bilmem, o an göründüğünden daha mahcup hissettirmek istemedim Bülent'i. "Bunu..."
"Bence de."
"Evet, unutsak iyi olur."
Söylemek isteyip de söyleyemediği her şeyi benim ağzımdan duyunca rahatlamış görünüyordu adam. Ona ne kadar ayıp ettiğini, ilk öpücüğümü çalarak tam bir pislik olduğunu söylemek istesem de hiçbirini söylemedim. Bunu yapmadım çünkü bu yaşıma kadar beni öpen ilk erkek olduğunu öğrenirse onun gibi bir adamın benimle dalga geçeceğine neredeyse emindim. Belki de bu özgüvenle öpmüştü beni.
"Bir an... bu sahte ilişkiye kendimizi kaptırdık." Düz bir sesle bunu söyleyen adam ilk kez kaçamak bakışlarını bana çevirirken yanıt bekler gibiydi. Sanki söylediği sözü onaylamamı istiyordu.
"Evet, aptalcaydı. Role fazla kaptırdık."
"Dediğin gibi unutmak en iyisi."
"Bence de."
"İnci, bu... olayla birlikte ilişki oyununa devam etmezsen anlarım." Yanıt vermeme fırsat bırakmadan kararını vermiş gibi görünüyordu. "Hatta bana kalırsa bu ilişkinin sonlanma zamanı geldi de geçiyor bile."
Onun net konuşması üzerine içim biraz burulsa da haklı olduğunu biliyordum. Bu yüzden itiraz etmedim. "Kesinlikle katılıyorum, haklısın. Herkes görev tanımını bilirse ikimiz için de daha iyi olur." Derin bir nefes alarak "Ben çıkayım." dediğimde düşünceli sesi beni durdurdu.
"Biraz daha bekle istersen." Nedenini öğrenmek için bir bakış attığımda belli belirsiz yüzüme bakan adam sağ eliyle yanaklarını işaret etti. "Trafik lambası gibi kızaran yanaklarından bir şeyler olduğu çok belli."
Bir şeyler olduğu çok belli. Acaba bir şeylerden kastı beni şap diye öpmesi miydi merak ediyordum doğrusu. Yoksa başka ne olacak? O an istemsizce saklamak ister gibi yanaklarıma kapandı avuçlarım. Onun karşısında bu kadar savunmasız görünmek can sıkıcıydı.
Çok geçmeden odadan çıktım. Danışmaya geldiğimde Feris Hanım'la karşılaştım. Yanında bir adam vardı. Feris'in bakışları arkama yönelince fark ettim Bülent'in de benimle geldiğini. Kadın dikkatle Bülent'e yöneldi. "Hah, ben de seni arıyordum Bülent."
"Ne için?" Feris'in yanındaki adamı tanımlayan Bülent'in bakışları katılaştı. Benim de gözüm bu adamı bir yerlerden ısırıyordu.
Feris Hanım'ın yanında duran ve güneş gözlüğünü çıkaran havalı adamın yüzünde garip bir ifade vardı. Bakışları gizemliydi. Belki de şeytanî, bilemiyordum. Uzun boylu, soluk beyaz tenli ve siyah saçlı bir adamdı. Yabancı filmlerdeki vampir denemesi karakterlere benziyordu. Saçları arkaya doğru taranan adam beni merakla süzüyordu. Tıpkı benim de onu süzdüğüm gibi.
Onu gördüğüne rahatsız olduğunu gizlemeyen Bülent tek kelime etmedi ancak Feris onun kadar sabırlı değildi. "Seni yeni estetik cerrahımızla tanıştırmak istiyorum. Kerim Sanar bundan sonra bizimle çalışacak."
Bülent'in dudaklarından kontrolsüz olduğu açık bir "Ne?" sorusu çıktı. Bu son derece gergin ve tartışmaya açık bir ne idi.
Danışmada duran Neva, hemen ardında birkaç saniye içinde konumlanan Dr. Müge ve Dr. Kıvanç da en az Bülent kadar şaşkındı bu habere. Neden bu kadar şaşırdıklarını anlamamıştım çünkü Kerim denen bu adamı tanımıyordum. Sadece onu gözümün nereden ısırdığını hatırlamıştım sanırım.
İlk iş günlerimde katıldığım o davette gördüğüm gizemli adamdı bu. Bakışlarını Bülent'in üstünde hissetmiştim. Şimdi de düelloya tutuşmak üzere olan iki şövalye gibi birbirilerine bakıyorlardı ancak Bülent daha saldırgandı. Kerim denen adam daha çok onu inceliyor gibiydi.
Bu gizemli adamda garip bir şeyler vardı. Şeytan tüyü mü diyorlardı ne? Onun gibi bir şey hani. Siyah tişörtü ve krem rengi pantolonuyla spor ancak bir o kadar şık ve özenli görünüyordu. Kendine has bir cazibesi vardı. Bir bakanın bir daha bakacağı türden biriydi.
Kerim Sanar hakkında daha kalıcı bir bilgi daha; Bülent'le garip bir bakışmaları vardı. Aralarında bir gerginlik olduğunu küçücük bir çocuk bile anlardı ama bu başka bir şeydi. Bülent sanki ona burada ne işin var der gibi bakıyordu ama Kerim denen adam oralı olmamıştı. Aksine, burada olmaktan çok memnun görünüyordu.
Elleri ceplerinde olan adam bakışlarını bana dikerken "Seni yeniden burada görmek ne güzel, Bülent Tanay." dediğinde beni nereden tanıdığını düşünebileceğim kadar yanıltıcıydı ifadesi. Ağzından onun adı çıkana kadar Bülent'le konuştuğunu anlayamamıştım.
Dudakları düz bir çizgi hâlini alan Bülent "Keşke ben de aynı şeyi senin için söyleyebilseydim, Kerim." dediğinde ona olan nefretini baskılayan, umursamaz bir ifade takındığını hissetmiştim. Bunu hisseden tek kişi miydim yoksa bu yüksek gerilim hattını etraftakiler de sezmiş miydi acaba? Kerim'in keyifli bir biçimde başını öne eğip gülmesi üzerine Bülent'in bakışları Feris Hanım'a döndü. "Seninle biraz odanda konuşabilir miyiz Feris?" Bastırarak ekledi. "Baş başa."
"Tabii, Bülent, buyur."
Onlar asansör kabinine doğru yürürlerken Kerim'in bakışları beni süzdü. "Demek Bülent'in kız arkadaşıyla tanışacak kadar şanslı günümdeymişim." Elini uzattı. "Kerim Sanar."
"Duydum." Temkinli bir biçimde sıktım elini. "İnci Ünsal."
Kısa bir sessizliğin ardından belgesel izler gibi bizi izleyen Müge, Kıvanç ve Neva'ya bakış attım ama Kerim denen bu adamın "Burada pek misafirperverlik önemsenmiyor galiba." sözüyle ondan tırstığımı düşünmesini istemediğim için yine iddialı ve cesur bakışlarım onu buldu. "Her neyse, ben de misafir sayılmam zaten. Kendi kahvemi alabilirim." Umursamaz bakışları sahte bir biçimde etrafı taradı. "Mutfak ne tarafta? Ya da kafeterya?"
İşaret parmağımla gösterdim. "Mutfak şu tarafta, kafeterya da alt katta." Daha fazla sohbete girmeyeceğimi ifade eder gibi bakışlarımı üzerinden çektim. Onu tanımadan gereğinden fazla muhatap olmak istemedim. Bülent'le aralarında ne tür bir şey olduğunu, bu adamın ne olduğunu henüz anlayamamıştım. İşin garibi, tavırları da pek yardımcı olmuyordu. Kurt postuna sarılmış ekstra tehlikeli bir kurttu sanki. Evet, biliyorum, koyun postuna sarılmış kurt derler genelde ama durumun vahametini buradan anlayın. Bu adam ben tehlikeyim diye bağırıyordu sanki.
Kerim bana bir bakış atıp "Teşekkürler prenses." dedikten sonra göz kırpıp merdivenlerden aşağı indi. Pervasızlığına şaşırmam için yeterli bir zaman bile bırakmamıştı bunu yaparken. Eğer biraz daha burada kalsaydı onu azarlayabilirdim ama şaşkınlığımla tutulup kalmıştım.
Elimi az önce indiği merdivenleri gösterirken "Bu kim?" diye sordum bizimkilere.
Müge omuzlarını kaldırıp açıkladı. "Kerim Sanar. Ona Dark Doc diyorlar."
Müge'nin devamını getirmesine izin vermeden erken davranan Kıvanç "Bülent Hoca'nın en büyük rakibi." diyerek ekledi. "Birbirilerini pek sevmezler."
Onun ironi gibi kalan son cümlesi üzerine alayla yanıt verdim. "Hadi ya, hiç belli olmuyor." Kaşlarım çatıldı. Dark Doc da ne demek oluyordu?
Neva tıslar gibi "Tam bir pisliktir." derken kendi yorumunu belirtmenin verdiği hırsı içinde taşıyordu.
Bülent Tanay ve Kerim Sanar düellosu her saniye daha da gizemli bir hâl alıyordu. Daha çözülmeye değer ve ilginç bir hâl. İki kara şövalyenin kozlarını paylaşmasını andırıyordu.
❝Bülent❞
Feris'in odasında bir o yana bir bu yana yürürken sinirlerime hâkim olmaya çalışıyordum. "Senin kafan mı iyi Feris? Onu buraya nasıl getirirsin? Nasıl burada çalışmasına izin verirsin?"
"Bülent, biz burada kişisel ilişkilerimize göre hareket etmiyoruz. Benim başarılı tüm doktorlara kapım açık."
Gerçekten, hayır, gerçekten çaba sarf ediyordum. Sakinliğimi korumaya çalışmadığımı kimse söyleyemezdi. Ben neyine yetmiyordum ki? Kerim'le çalışamayacağımı bilmiyor muydu? Yoksa karşımdaki kadın çoktan beni gözden çıkarmış mıydı?
"Feris, sen anlamadın galiba. Ya o, ya ben. İkimiz burada barınamayız." Gözlerim alaycı bir biçimde üzerinde gezinirken acı acı güldüm. "Ama sen zaten bugün verdiğin haberle seçimini çoktan yapmış görünüyorsun."
Sakince bana yaklaşan Feris, sağ elini omzuma koydu. "Bülent, yapma. Sen benim çok eski dostumsun. Senden vazgeçmem söz konusu bile olamaz. Ama bu kliniği kendi duygularıma ve isteklerime göre yönetmiyorum. İhtiyaçlara göre yönetiyorum."
"İyi de..." Ne diyeceğimi bilemez hâlde düşünürken aniden patladım. "O piç kurusunun ne kadar aykırı biri olduğunu biliyorsun! İnsan hayatının onun için bir oyundan ibaret olduğunu da! Buranın kuralları-"
"Buranın kurallarına yüzde yüz sadık kalsaydım seninle ilişki yaşadığı için İnci'yi kovmam gerekirdi, Bülent. Ve aynı şekilde seni de buraya almamam gerekirdi. Ama sihirli parmaklarına hayran olduğum gibi sevgili seçimine de saygı duyuyorum." Benim söylememe gerek kalmadan kaşları havalanan kadın aceleyle ekledi. "Ve evet, sonucunda İnci'yle ilişkiniz bu kliniğin tanıtımı açısından çok olumlu meyveler veriyor. Bunun da etkisi var."
Başım düşünceli biçimde hafifçe yana yatarken Feris'in yeni bir şeyler söylemek üzere olduğunu yüz ifadesinden anlamıştım. Cevap bekler gibi bakışım bundandı.
"Senin estetik ve doğallıkla ilgili yürüttüğün sosyal medya projesinde İnci'yi kullanma fikrin paneldekilerin çok hoşuna gitmiş. Proje ilerledikçe İnci'nin doğallığı sahte dünyada bir devrim yaratacak, öyle diyorlar." Başını onaylayarak sallayan Feris'in sesi tatsızdı. "Tabii senin gibi estetik ilâhı bir adamın İnci'yle sevgili olması da bu amaca çok iyi hizmet etti."
Daha on dakika önce İnci'yle bu sahte ilişkiyi bitirme kararı almışken duyduklarım tüm düşüncelerimi allak bullak etmişti. "Ben..."
"Gördüğün gibi bazen kurallara uymadan, farklı yollara saparak da güzel sonuçlara imza atıyoruz. Kerim Sanar da ne kadar pislik herifin teki olursa olsun iyi bir estetik cerrahı. Bunu ikimiz de inkâr edemeyiz." Tek kaşı kalkan Feris bana meydan okur gibiydi. "Hem... senin hakkında da neler neler diyorlar, sen umursuyor musun?"
Başımı iki yana sallarken eski dostuma kırgınlığımı gizlemiyordum. "Beni Kerim pisliğiyle aynı kefeye koyduğuna inanamıyorum Feris. Gerçekten. Bunu unutmayacağım."
Arkama bakmadan odadan çıktığımda Feris'in arkamdan seslenişini dahi umursamadım. O an bir karar vermem gerektiğini biliyordum. Ya Kerim'in olduğu yerde ben de olmam sözümün arkasında durup burayı terk edecektim ya da kliniğin işleyişi için, kendi geleceğim için dişimi sıkıp burada kalacaktım.
Durup düşündüm. Buradan ayrılıp nereye gidecektim? Gittiğim hangi yerde Feris'te olduğu kadar kredim olurdu? Ona geçtiği gibi kime nazım geçerdi? Hem yaşanan Hollywood skandalından sonra kim beni eskisi gibi yana yakıla isterdi?
Gerçekçi olmak gerekirse Bülent Tanay egomu rafa kaldırmam gerekiyordu. Şu an rest çekecek durumda değildim. Ve yapmam gereken diğer şey de... İnci'yle ilişki konusunda yeniden konuşmaktı.
❝İnci❞
Klinikte esen soğuk rüzgârlar kuzey kutbunu aratmıyordu. Mutfağa temkinli bir biçimde girip kendime kahve yaparken kafam karışık ya da moralim bozuk olduğunda yaptığım şeyi yaptım. Kahvemi hazırladım ve üstüne iki marshmellow attım. Tam onu afiyetle içecekken aralık kapıdan Bülent Tanay'ın başını gördüm.
Daha aldığım ilk yudumda dudaklarımın üstü yanmıştı. "İnci..." Bakışları az önce kahvemi içen dudaklarımdaydı. Ve az önce dudaklarının kapandığı dudaklarımda. Bu kadar dikkatli baktığını görünce kendimi çıplakmışım gibi hissettim. Hâlâ dudaklarım onun üstüne örtüldüğü hâliyle yanıyordu. Belki de kahveyi çok sıcak yudumladığımdandı ve romantize etmeye gerek yoktu, bilemiyordum.
Dudaklarıma bu kadar uzun ve dikkatli bakan adamdan garip de olsa bir itiraf beklerken o işaret parmağını kendi dudağında gezdirdi. "Kahveli bıyığını sil istersen."
Benim ateşli düşüncelerle dolu zihnimi komik bir cümleyle uyandıran Bülent Tanay, ilk öpücüğümün olduğu gibi hayallerimin de katili oluvermişti. Dilim dudaklarımı ve üstünü temizlemeye çalışırken sağ elim dudaklarıma kapandı.
Bu girişimimden pek memnun görünmeyen Bülent yavaşça bana yaklaştı ve ön cebinden bir mendil çıkardı. "Bana bırak." diye mırıldandı tatlı tatlı. Mendili dudaklarımın üstünde nazikçe gezinirken "Çocuk gibisin." diye söylendi. Yüzünde az önceki öfkesinin aksine çocuksu bir tebessüm hâkimdi.
Yakınlıklarımızın ne kadar tehlikeli olduğunu bildiğimden nazik bir öksürükle hafifçe geri çekildim. "Teşekkür ederim."
Mesajı alan adam da bir adım geriledi. "Şey... Seninle konuşmam gereken bir konu var. Odamda bekliyorum."
"Kerim Sanar'la mı ilgili?"
Günümüze bomba gibi düştüğü için o olduğunu düşünmüştüm ama adını duyunca Bülent'in yüzünün kaskatı olduğuna bakılırsa konu hiçbir zaman o olmamıştı.
"Hayır, ikimizle ilgili."
Garip bir bakışın ardından zihnim karmakarışık bir hâl aldı. O gittikten dakikalar sonra toparlanıp odasına doğru ilerledim. Bizimle, ikimizle ilgili ne konuşabilirdi ki?
İkimizle ilgili.
Belki bu ilişkinin bittiği, ayrıldığımızı kamuoyuyla nasıl paylaşacağımızı konuşacaktık. Ya da belki... acaba... Hayır, İnci. Bak, hep bunu yapıyorsun. Dereyi görmeden paçaları sıvıyorsun. Berktuğ olayında da bu yüzden o kadar üzülmedin mi? Sen ne zaman ders alacaksın? Bülent Tanay gibi bir adamın sana duyguları olabilir mi sence? Her şeyi geçtim, Bülent Tanay gibi birinin duyguları olabilir mi? Kapıyı çalıp odasına girdiğimde beynimin içinde yankılananlar bunlardı. Kendimi gerçek dünyaya döndürmüştüm.
Masasında oturan Bülent'le bakıştığımızda "Dinliyorum." dedim sadece. "Benimle ne konuşacaktın?"
"Biliyorum, belli bir karar verdik. Bu... ortak kararımızdı. İlişkiyi sonlandırma kararı."
Üzülerek de olsa bunu gizledim ve "Evet." dedim başımı hafifçe sallarken. Yoksa ne yapacaktım, ne olur benden ayrılma Bülent mi diyecektim? Hem de ilişkimiz gerçek bile değilken.
Kendimi bir konuda çok suçlamıyordum, Bülent Tanay gibi bir adamın havasına çoğu genç kız kapılırdı. Bu benim suçum değildi. Ama aptal gibi kendimi koruyamamak benim suçum olurdu.
Bülent'in kibar bakışı yüzümde dolandı. "Ama... senin için de sorun olmazsa... bu ilişkiyi biraz daha sürdürebilir miyiz diyecektim."
Kurduğu çekingen cümleyle şoke oldum. Doğru mu duymuştum ben? Bülent Tanay bu ilişkiyi sürdürmek mi istiyordu? Peki ama neden? Hem de birlikte bir karar vermişken.
"Biliyorum, sana saygısızlık ettim. Bu ilişkinin devam etmesi için açık olan tüm kapıları kapattım. Seni zor durumda bırakmak istemezdim ama-"
Aniden "Tamam, olur." dedim. Öyle düşünmeden. Dünden razı gibi söylemiştim bunu. Sonrasında kendime öyle kızdım ki. Sanki onunla ilişki yaşamaya bayılıyormuşum gibi. Hem de Bülent'in bu ilişki oyununu neden sürdüreceğini bile sorup öğrenmeden yapmıştım bunu. Kim bilir Bülent Tanay'ın gözünde ne de gülünç duruma düşmüştüm.
Dikkatle adamın yüzünü incelediğimde gülünç bulduğuna dair bir emare ya da alaycılık görmedim. Aksine umutla aydınlanan bir ifade hâkimdi yakışıklı suratında. "Sahi mi?"
"Evet." Çok da gönüllü görünmemeye çalışarak düzelttim. "Yani... en azından bir süre daha sürdürmek beni bozmaz. Sorun olmaz yani."
Memnuniyetle tebessüm etti adam. "Teşekkür ederim."
Küçük bir baş işaretiyle kabul ettim teşekkürünü. Ancak zihnimdeki sinsi soru işaretleri peşimi bırakmıyordu. İster istemez umutlandırıyordu beni. Acaba bana karşı hisleri olduğu için mi sürdürmek istiyordu ilişkiyi? Beni olduğu gibi onu da mı etkisi altına almıştı şu garip öpücük? Bunu düşünmeden edemedim.
Sebebi ne olursa olsun şu an Bülent Tanay'la isteklerimiz ortaktı. İkimiz de bu ilişki oyununun sürmesini istiyorduk. Farklı sebeplerle olsa da Bülent Tanay ve İnci Ünsal sahte ilişkisine devam edecekti. Ancak malûm öpücükten sonra nasıl olacaktı, onu ben de bilmiyordum.
...
*
YAZAR NOTU: Hi guys! 💉 Pazartesi sendromunuzun tedavi yöntemi ESTETİK AŞK HATALARI'nın yeni bölümüyle karşınızdayım!
Yeni bölümümüzü nasıl buldunuz? Buraya yazabilirsiniz. Sizce Bülent ve Kerim arasında ne gibi bir sorun var? Sadece basit bir rekabet durumu mu yoksa başka bir şeyler de mi var? Tahminlerinizi buraya bekliyorum. Bülent ve İnci sahte ilişkiyi sürdürmeye karar verdi, İnci kızımız sağ olsun hemen hayallere daldı. Sizce bu sahte ilişki süresince bizi neler bekliyor? Buraya yazabilirsiniz. Son olarak hayalinizdeki İnci ve Bülent sahnelerini de buraya yazarsanız tadından yenmez. 💙 İki orta bir sade, hadi bana müsaade! 👋🏻 Sevgiler, bol kokulu öpçükler! 😘
•••
SOSYAL MEDYA
Wattpad: -BuzlarKralicesi
Instagram: buzlarkralicesioffical
Ek Instagram: iambuzlarkralicesi
YouTube: Gülay Sena Dündar
Tiktok: @buzlarkralicesiofficial
