40. bölüm / 40
End of beginning - minsung40
Bölümler 40Şu an: 40
- 1 1223 kelime
- 2 2706 kelime
- 3 3648 kelime
- 4 41.226 kelime
- 5 5801 kelime
- 6 6705 kelime
- 7 7794 kelime
- 8 8640 kelime
- 9 9649 kelime
- 10 10791 kelime
- 11 11717 kelime
- 12 12'861 kelime
- 13 13956 kelime
- 14 14771 kelime
- 15 15743 kelime
- 16 16775 kelime
- 17 17848 kelime
- 18 18714 kelime
- 19 19832 kelime
- 20 20709 kelime
- 21 21°1.093 kelime
- 22 22725 kelime
- 23 231.054 kelime
- 24 24953 kelime
- 25 25968 kelime
- 26 26849 kelime
- 27 27721 kelime
- 28 28745 kelime
- 29 29654 kelime
- 30 30°1.427 kelime
- 31 31803 kelime
- 32 32776 kelime
- 33 331.740 kelime
- 34 341.135 kelime
- 35 35993 kelime
- 36 36860 kelime
- 37 37811 kelime
- 38 381.007 kelime
- 39 39899 kelime
- 40 401.152 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölümü kontrol etmeden atıyorum, yazım yanlışları varsa şimdiden özür dilerim. Keyifli okumalarrr^^
.
.
.
"Öhöm öhöm" felix elinde ki şarap bardağını da havaya kaldırarak aağa kalktı.
Yıllar sonra tekrar buluşmuştuk, hemde gölette. Herkes eşleriyle beraber aynı eve çıkmıştı. Ne kadar görüşemesek de hiç bağımızı kopartmamıştık. Gruptan konuşup hayatımızda yaşanan gelişmeleri anlatıyorduk. Mesela geçen gün Hyunjin Jeongin'e evlenme teklifi etmiş. Jeongin de bize nispet olsun diye yüzüğünün fotosunu atıp kudurun orospu çocukları diye mesaj atmıştı.
Bayadır görüşmüyorduk yani. Gerçi Minho ve Chan arada içmeye gidiyordu fakat ben part time bir işte çalıştığım için yanlarına gidemiyordum.
Ailem bana para desteği vermeyi kestiği için çalışmaya başlamıştım, minho her ne kadar kendi parasının bize yeteceğini çalışmama gerek olmadığını söylese de kendi ayaklarımın üstünde durmayı öğrenmeliydim. Beraber eve çıktığımızdan beri ilişkimiz çok fazla ciddileşmişti. Arada bi evlililk konusu açılıyordu hatta.
"Canım arkadaşlarım ve sevgili sevgilim." Dedi felix. Jeongin de kıkırdayarak, "o nasıl söz amına koyayım, sevgili sevgilim. Puahahahahha hiç güleceğim yoktu, dimi kocacımmm~" dedi kolunu Hyunjin'in omzuna atarak. "Orospu evladı görmemişin kocası olmuş. İki dakika laf sokmadan duramıyor ki" dedi changbin alaycı bir ses tonuyla.
"Ya bir susun amına koyim ya! İki dakika duygusal bir konuşma yapıcam ağzına sıçtınız ortamın!" Sinirle yerine oturarak konuştu felix. "Ya tamam ya of konuş hadi." Jeongin dudağını büzerek söylendi.
Felix de hemen göt görmüş yarrak gibi ayağa kalktı. "Evet şimdi şöyle ki, ben hepinize teşekkür etmek istiyorum. Teker teker hayatıma öyle şeyler kattınız ki anlatamam. Seungmin, Jisung, Jeongin küçüklüğümden beri yanımda olduğunuz, beni desteklediğiniz ve en yakın arkadaşım olduğunuz için çok teşekkür ederim. Jisung, ayrıca bir şey daha, beni changbin ile tanıştırdığın için çok minnettarım.
Minho, Chan, Changbin ve Hyunjin, sizler de en yakın arkadaşlarım olduğunuz için, ne olursa olsun bize destek çıktığınız için teşekkür ederim. Özellikle Changbin... ahh senin hakkında ne desem az kalır. İlk tanıştığımızda senin bu kadar iyi bir insan olabileceğini düşünmemiştim, beni yanılttın. Hayatıma ansızın girdin ama o girdiğin andan itibaren yaşamaya başladım ben, seni çok seviyorum aşkım. Hyunjin, ne kadar birbirimize sataşsak da unutma ki sana saygım sonsuz, arkadaşımı mutlu edebildiğin ve hayatına girdiğin için teşekkür ederim. Chan, aynı şekilde sana da. Seungmine en iyi şekilde sahip çıkabileceğini ve onu en derinlerinden sevebileceğini hatta sevdiğini biliyorum. Birbirinize bu şekilde aşık olmanız gerçekten çok duygulandırıyor beni.
Ve Minho. Jisungun üzerinde o kadar çok etkin var ki, anlatamam. Bizim bile yapamadığımız şeyleri yapmayı başardın, ona gerçek aşkın ne olduğunu öğrettin, onun dayanağı oldun, o da senin dayanağın oldu. Resmen tencere kapak gibisiniz birbirinizi tamamlıyorsunuz. Birbirinize aşık olduğunuz dünyanın diğer ucundan belli oluyor resmen. Arkadaşımı iyileştirdiğin ve daha mutlu birine çevirdiğin için teşekkür ederim.
Yani, hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim. Changbin, eve gidince sana daha fazlasını göstereceğime emin olabilirsin"
Hepimiz ağlıyorduk. Gerçekten ağlıyorduk. Bu kadar duygusal bir konuşma yapacağını beklememiştik.
Son dediğine hepimiz göz yaşlarımızın arasından kahkaha atmıştık. O da bizim gülmemize karşılık gülüp sözüne devam etti.
"Bunca yıl birbirimizden kopmamayı başarabilmemiz bana bir mucize gibi geliyor. Bunca yıl sonra ilk tanıştığımız yerde buluşmamız daha da mucize. Hepinizi teker teker o kadar çok seviyorum ki, şu an ne kadar dil döksem de anlatamam. O yüzden kadeh kaldırmak istiyorum,"
Bardağını havaa kaldırıp bizim de bardaklarımızı kaldırmamız için eliyle işaret yaptı. Biz de aynı şekilde göz yaşlarımızım arasından gülümseyerek kadeh kaldırdık.
"En yakın arkadaşlarım, ailem, hayatımın bir parçası olduğunuz için teşekkür ederim. Şerefe!"
"Şerefe!" Hepimiz bir ağızdan bağırmış ve kadehleri tokuşturmuştuk. Herkes felixe sarılmaya, onu öpücüklerw boğmaya başlamıştı. Daha sonra herkes teker teker birbirleriyle sarılmaya başladı.
"Amına koyim felix hüüüüüğğğğ" Seungmin hem felixe kızıp hem de ağlıyordu. Hem de ona sarılıyor, Chan'ın da elini tutuyordu.
"Tamam aşkım ağlama artık, çocuk bizi ne kadar çok sevdiğini gösterdi işte." Chan'ın bu dediğiyle Seungmin daha da ağlamaya başlamıştı, hepimiz bu haline gülüp onu sakinleştirmeye çalıştık.
Minho, telefonunun çalmasıyla yanımızdan ayrılıp merdivenlerin oraya doğru gitti, telefonu kulağına götürüp bana göz kırptı ve konuşmaya başladı. Onun bu haline gülümseyip bir sigara yaktım. Jeongin de kalkıp Minho'nun yanına gittiğinde çok üstelemedim. Bir şey hakkında konuşuyorlardı.
"Hey! Jisung, sakin ol kocam sadece bana aşık" diyip saçını savurur gibi elini hareket ettirdi Hyunjin. "Hahaha gerizekalı. Ona hiç süphem yok zaten, sadece merak ettim."
"Çok merak göte yarak, boşver sen onu bak ben sana ne dicem."
Heyecanlı heyecanlı konuşup biraz bana doğru yaklaştı. Diğerleri başka bşr şeydn sohbet ettikleri için çok bizimle ilgilenmiyorlardı.
"He söyle, noldu? Yoksa dedikodu mu var?" Diyip ellerimi birleştirdim.
"Hemde ne dedikodu, bizim bu soobin var ya amına koyim."
"Eeee?"
"Yeonjun ile evlenmiş lan. Geçen story atmışlar 'düğünümüz' diye."
"Vay orospu çocukları. Bunlar habire kavga edip edip ayrılmıyorlar mıydı?"
"Ben ona değil de senden önce evlenmelerine yanıyorum. Vah vah çocuğum evde kaldı vahhh"
"Öyle bir şey yok aşkitom." Jeongin Hyunjin'in yanağından öpüp konuştu.
"Pardon?" Tek kaşımı kaldırıp ona baktım, o da kafasıyla Minho'yu işaret etti.
Hassiktir.
Kafamı sağa doğru çevirmemle yerde diz çökmüş bir minho, arkasında telefonuyla flash tutan chan, Minho'nun yanında elinde buket tutan felix, etrafa gül yaprağı atan changbin ile karşılaşmam bir oldu.
Daha ben hiçbir şeyi algılayamadan Minho konuşmaya başladı.
"Güzel sevgilim. Soobin den sonra sana evlenme teklifi ettiğim için kusura bakma ama inan bana buradaki sen hariç herkesle bu anı planlıyorduk. Herkesin bundan haberi vardı yani. Her neyse, bebeğim, sonsuza kadar benimle olmaya, benimle yaşlanmaya ne dersin? Benimle evlenir misin güzelim?"
Ellerimi ağzıma götürmüş, hala yaşananları algılayama çalışıyordum. Jeongin alttan tekme atınca kendime gelebilmiştim neyseki.
Ağzım kulaklarıma varıncaya kadar, gözlerimin kısılıp hiçbir şey göremeyecek hale gelecek şekilde gülümsedim, ve bana masum masum bakan Minho'nun yüzüne "Evet!" Diye bağırarak üstüne atladım.
O da beni yakalıp ayağa kalkmıştı, bende refleks olarak bacaklarımı beline doladım. Hemencecik dudaklarına yapışıp öpmeye başladım. Derin, ama anlamlı bir öpücüktü bu. Herkes bizi alkışlıyor ve tezahürat yapıyordu.
Sonunda öpüşmemiz bitince beni nazikçe yere indirdi ve yüzüğü kutudan çıkarıp parmağıma taktı. O kadar mutluyduk ki hepimiz mutluluktan ağlıyorduk neredeyse.
Minho yüzüğü taktıktan sonra felix'in elinde ki çiçeği alıp bana verdi, çok güzel kokuyorlardı. Tekrardan birbirimizi öptükten sonra diğerleri bizi tebrik etmek için sarılmaya başladı.
.
.
.
"Kudurun orospu çocukları. Artık jisungun da yüzüğü var bi sizin yok ezikler." Jeongin yine nispet yapmaya başlamıştı.
E artık bende teklif aldığıma göre onlarla dalga geçebilirdim.
"Zooooorrrtttt. Kalırsınız işte böyle."
"Orospu evladına bak 5 dakika önce parmağında yüzük yoktu bir şey yoktu, şimdi yaptığına bak. Ben harbi yolcam bu ikisini ha!" Seungmin ayağa kalkmaya yeltendi ama Chan onu durdurdu. "Seungmin yürü kanka yolalım şu iki varoş yellozları." Felix de kalkmaya yeltendiğinde Changbin durdurdu onu.
"Kudur kudur baby, hayydi alla pulla beni, salla salla baby" jeongin ismail yk nın şarkısını söylemeye başladığında bende kıkırdadım.
"Hepinizi öyle çok seviyorum ki anlatamam. İyi ki hayatımdasınız."
.
.
.
ARKADAŞLAR NE SLM
Of final yaptım çokkk şükürrr. Bence çok duygusal oldu bu arada😔 çok minnoşlar amk ölcem. Bu fici yazarken gerçekten çok eğlendim her ne kadar kitleyi buyutmekle zorlansamsa okuyan, buralara kadar fici takip eden herkese teker teker teşekkür ederim. Bu ficten sonra dediğim gibi bir fic daha yazmak istiyorum, duyurusunu da yapacağım zaten. Sizleri çoookk seviyorum, kendinize cici bakın. Görüşmek üzeree!!
Oy verip yorum yapmayı unutmayın^^!!
Bölüm etkileşimi
