26. bölüm / 40
End of beginning - minsung26
Bölümler 40Şu an: 26
- 1 1223 kelime
- 2 2706 kelime
- 3 3648 kelime
- 4 41.226 kelime
- 5 5801 kelime
- 6 6705 kelime
- 7 7794 kelime
- 8 8640 kelime
- 9 9649 kelime
- 10 10791 kelime
- 11 11717 kelime
- 12 12'861 kelime
- 13 13956 kelime
- 14 14771 kelime
- 15 15743 kelime
- 16 16775 kelime
- 17 17848 kelime
- 18 18714 kelime
- 19 19832 kelime
- 20 20709 kelime
- 21 21°1.093 kelime
- 22 22725 kelime
- 23 231.054 kelime
- 24 24953 kelime
- 25 25968 kelime
- 26 26849 kelime · Okuduğun bölüm
- 27 27721 kelime
- 28 28745 kelime
- 29 29654 kelime
- 30 30°1.427 kelime
- 31 31803 kelime
- 32 32776 kelime
- 33 331.740 kelime
- 34 341.135 kelime
- 35 35993 kelime
- 36 36860 kelime
- 37 37811 kelime
- 38 381.007 kelime
- 39 39899 kelime
- 40 401.152 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Ooo parti varmış, beni unuttunuz galiba? Naber felix? Görüşmeyeli uzun zaman oldu?" Yuta Felixe yanaşmaya yeltendiğinde Changbin oturduğu yerden kalkmış Yuta'ya bir adım atmıştı, "kimsin?" "Yuta." Minho tükürürcesine söylemişti yuta'nın adını. "Ne işin var lan burada? Sana demedim mi ben gelmeyeceksin buralara diye?" Chan oturduğu yerden kalkıp yuta'nın önüne geldi aynı Changbin gibi, yan yana duruyorlardı Changbin ile. "Bu orospu çocuğnun ne işi var burada? " Hyunjin öne atılıp sordu sorusunu, "seni ilgilendirdiğini düşünmüyorum, yakışıklı" "Doğru konuş Yuta! Seni bir daha dövmeyelim!" Jeongin oturduğu yerden kalkmaya yeltendiğinde felix kolunu çekip jeonginin gitmesine engel olduğunda kalbimin acısını hissettim.
"Sakin olun, sadece özür dilemeye geldim." Ellerini önünde birleştirdi, "kimse özürünü kabul etmiyor, siktir ol git şimdi buradan!" Changbin hepimizin rahatsız olduğunu anlamıştı ve onu burdan kovmak için kaslı bedenini daha da belirginleştirerek konuştu.
"Sen bi sus, bücür." Yuta kaşlarını çatıp alaycı bi ses tonuyla Changbin'in önüne bir adım daha attı, artık dip dibelerdi. Kavga çıkmasını istemediğim için ayağa kalkıp ikisinin arasına geçtim ve Changbini geri gitmesi için biraz ittim. "Sakin olun, sende ne diyeceksen de git buradan. Bırak seni görmeyi, yuta'nın y sini bile duymak istemiyorum." Sinirli bir şekilde gözlerimi yuta'nın gözlerine kilitledim, o da bir adım geri gidip kollarını birleştirdi. "Ben özür dilemek istedim, yarın uçağım kalkıyor, gidiyorum." "İyi ne güzel siktir ol git buradan." Seungmin oturduğu yerden konuşunca ona kısa bir bakış atıp gözlerini gözlerime geri çevirdi. "Yaptığım şeylerin farkındayım, o gün iyi değildim sarhoştum seni üzmek istememiştim gerçekten."
En iyi silahı, duygu sömürüsü.
Burnunu çekti, "Jisung lütfen, bir kere daha deneyelim hm? Zaten uzak mesafeyiz, bu şekilde birbirimize daha çok alışabiliriz." "Yok sen akıllanmadın herhalde-" "chan dur, karışmayın, ne diyeceğini bi duyalım." Elimle chanı durdurup geri döndüm Yuta'ya. "Nolur hannie~ seni çok özledim." Yanağına sert bir yumruk attım. Geriye sendelemesini ve hafiften gülmesini gördükten sonra gözüm dönmüştü artık. Üstüne doğru gidip bir yumruk daha attım, yere düşmesiyle üstüne çıkıp yumruklarımı ardı arkası kesilmeden geçiriyordum, kollarımı çekmeye çalışan elleri ittirip yumruklarımı yuta'nın kusursuz, artık bir o kadar kusurlu, suratına geçirmeye devam ediyordum, etrafımda ki sesleri duymuyordum o an sadece ben ve yuta vardı.
Ağladığımı tam elimin üstüne düşen gözyaşımla fark ettim, yüzü kanlar içinde kalan Yuta'ya baktım ve burnumu çektim. Üstünden kalkıp yakasından tuttum ve son kez suratına bir yumruk geçirdim ve yere attım. Kollarımı tutan kollardan destek alıp çardağa oturdum, oturduğum yerde sadece ağlıyor ve Yuta'ya bakıyordum. Önüme eğilen bedenle ona bakmak zorunda kaldım, söylediği şeyler duyulmuyordu. Sadece yüzünde gezdiriyordum gözlerimi, yanaklarımın üstünde hissettiğim elle yavaş yavaş duymaya başlıyordum etrafta ki sesleri. Adımın her bir ağızdan çıkşını içimde hissediyordum adeta.
"Güzelim? İyi misin hm? Hadi bir cevap ver bana nolur. Bebeğim lütfen." Geri çekildim gözlerimi etrafta gezdirdim. Jeongin, hyunjin ve seungmin yanımda; felix, changbin ve chan yuta'nın başında duruyorlardı. "Eve gitmek istiyorum." Ayağa kalkarken konuştum "tamam güzelim eve götürücem seni ama sorularıma cevap vermen gerekiyor ilk başta tamam mı?" Gözlerimden akan yaşları elimin tersiyle silip konuştum, "eve gitmek istiyorum minho! Bırak beni. Şu siktiğim salağını da hastaneye mi götürceksiniz nereye götürcekseniz götürün siktir olsun gitsin buradan onu göletimde görmek dahi istemiyorum!" Herkesin bana bakışlarını vücudumda hissettim, sendeleyerek merdivenlere doğru yürüdüğümde kolumu tutan kişiye döndüm. "Jisung şuan hiçbir yere gidemezsin, onlara bir açıklama, bize de iyi olduğuna dair bir kanıt gerekiyor." Chan ın söylediği sözlere karşı gülüp elimi çektim, "ne açıklaması chan? Ahh söyliyim hemen, yuta benim eski sevgilim! Kendisi büyük bir orospu çocuğu ve bana yaşatmadığı kalmadı! Geçen gün de bana tecavüz etmeye kalkıştı! Oldu mu?! İstediğin bu muydu chan?! Siktir git!" Hızlıca merdivenlerden çıkıp evin yoluna koyuldum. Ağladığım için nefes nefeseydim ve gittikçe zorlanıyordum nefes almakta. Kaldırıma oturup içli bir şekilde ağlamaya ve düzensiz nefeslerimi düzeltmeye çalışıyordum. Birinin yanıma oturduğunu saçımı okşamasıyla fark ettim. O tarafa baktığımda bu kişinin felix olduğunu anladığımda daha da şiddetli ağlamaya başladım. Kafamı omzuna koydurdu ve saçımı okşamaya devam etti, "sorun yok jis, ben buradayım. Yanındayım bak. Ağlama artık lütfen, geçti her şey. Kurtuldun ondan, lütfen ağlama artık. Herkes senin için çok endişeleniyor, sevgilin gölette, geri dönmeni ona kocaman sarılmanı bekliyor jis. Hadi lütfen kendine gel artık. Yuta orada değil, changbin ile hyunjin götürdü onu, gerçekten. Hadi geri dönelim hm?" "Ben eve gitmek istiyorum felix. Eve gidip kendimi sıcak suyun altına atmak, içim çıkana kadar ağlamak istiyorum, lütfen." "Olmaz öyle şey Jisung, mantıklı mı bu dediğin? Seni destekleyen arkadaşlarının yanına gitmektense kendine neredeyse zarar verecek bir suyun altına girmek çokta güzel gelmiyor açıkcası. Hem daha, jeonginin getirdiği donları aramızda paylaşacaktık, unuttun mu?" Hafifçe kıkırdayıp kafamı kaldırdım. "Beni bırakmadığın için teşekkür ederim felix."
"Seni hiçbir zaman bırakmam zaten Jisung. Sen benim en yakın arkadaşımsın."
.
.
.
Of felixin tatlılığı şako mu?!?!!? Neyse arladaşlar kaç bölümdür kaos lazım diyorum alın size kaos👹👹 bu arada şöyle ufak da bi spoi geçmek ve daha iyi anlamanızı sağlamak istiyorum. Yuta sürekli olarak jisung a geri dönmeye çalışıyor bunu ayrıldıklarından beri yapıyor. Şöyle bir şey var ki yuta'nın jisunga dokunduğu bölüm en ileri gittiği bölümdü. Yani ilişkileri dışında ona dokunmamıştı yuta. Polisten korkması da ailesinin kulağına gitmesini istememesi. Bir kaç gündür düşünüyorum açıkcası yutadan nasıl kurtulabilirler diye bir şey buldum ama tam bağlayamadım gibi o yüzden önerilere açığım aklınızda bir şey varsa yazmaktan çekinmeyin.
Oy vermeyi unutmayin!!^^
Bölüm etkileşimi
