21. bölüm / 40
End of beginning - minsung21°
Bölümler 40Şu an: 21°
- 1 1223 kelime
- 2 2706 kelime
- 3 3648 kelime
- 4 41.226 kelime
- 5 5801 kelime
- 6 6705 kelime
- 7 7794 kelime
- 8 8640 kelime
- 9 9649 kelime
- 10 10791 kelime
- 11 11717 kelime
- 12 12'861 kelime
- 13 13956 kelime
- 14 14771 kelime
- 15 15743 kelime
- 16 16775 kelime
- 17 17848 kelime
- 18 18714 kelime
- 19 19832 kelime
- 20 20709 kelime
- 21 21°1.093 kelime · Okuduğun bölüm
- 22 22725 kelime
- 23 231.054 kelime
- 24 24953 kelime
- 25 25968 kelime
- 26 26849 kelime
- 27 27721 kelime
- 28 28745 kelime
- 29 29654 kelime
- 30 30°1.427 kelime
- 31 31803 kelime
- 32 32776 kelime
- 33 331.740 kelime
- 34 341.135 kelime
- 35 35993 kelime
- 36 36860 kelime
- 37 37811 kelime
- 38 381.007 kelime
- 39 39899 kelime
- 40 401.152 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bolum basinda sizi uyarmak istedim okumak istemeyen olur diye. Arkadaslar bu bolum smut bolumu yani bir kismi, olayin baslama yerine unlem koyucam orayi okumak istemeyenler unleme kadar okuyabilirler. Iyi okumalarrr^^
Minho ile kendime kahve yapmak için mutfağa gittim. Dolaptan bardakları çıkarıp suyun ısınmasını bekledim, ensemde hissettiğim nefesle irkilip arkamı döndüm, minho iki elini tezgaha dayayıp bana daha çok yaklaştığında kalbimin atışlarını ağzımda hissediyordum neredeyse.
"Sana da günaydın, napiyorsun?" "Kahve, kahve yapıyorum ikimize. İçersin değil mi?" Kafamı su ısıtıcısına çevirdim, lanet su hala ısınmamıştı. Onun yerine benim bedenin alev almaya başlamıştı sanki.
"İçerim tabii." Ellerini çekip omzuma koydu, beni tezgaha oturtmak için ittirdi, bende tezgaha oturdum. Kendini bacaklarımın arasına konumlandırıp kafasını omzuma gömdü.
"Dün konuştuklarımızı hatırlıyorum ji. Ayık kafayla konuşalım demiştin dimi? Bak, şuan yeterince ayığım." Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki, yerinden fırlayacaktı adeta. Su ısıtıcısı ses çıkarttığında onu bedenimden ayırıp tezgahtan indim ve kahveleri hazırladım. Ona kahvesini uzatıp adımlarımı balkona yönelttim.
Salıncağa oturdum ve sehpaya kahvemi bıraktım, o da aynı şekilde. Bana doğru dönüp bacaklarını bağdaş yaptığında ben çoktan sigaramı yakmıştım.
"Dün anlattıklarımda ciddiydim. Her ne kadar inanmasan da, inanmak istemesende."
"Dediğim gibi, korkuyorum Minho. Bunlar kolay atlatılacak şeyler değil."
"Farkındayım bebeğim, farkındayım. Ama bil ki ben sonuna kadar yanındayım, ve ayrılmayı da düşünmüyorum."
"Sana en yakın zamanda net bir cevap vereceğim, ama bu bugün değil. Hislerimi anlamam için zamana ihtiyacım var. Olanları unutabilmek için, korkularımı yenebilmek için."
Kafasını salladı ve kahvesinden bir yudum aldı. Elimde ki sigara bitene kadar hiç konuşmadık, sessizce oturduk. Birbirimize sadece kaçamak bakışlar atıyorduk.
"Senden bir şey istesem, yapar mısın?"
"Ne istersen güzelim. Senin için buradayım."
Kafamı salladım ve bakışlarımı yüzünde gezdirdim, her bir noktasına, her bir kusur sandığı kusursuzluklarında gezdirdim gözlerimi.
"Beni öp."
Kaşlarını çattı, kafasını sağa doğru eğdi, "ne?"
"Beni duydun, beni öpmeni istiyorum. Şu zaman zarfında, sana olan hislerimi anlayabilmem için, korkularıma göğüs gerebilmem için, yaşadıklarımı bir anlığına bile olsa unutabilmem için senden bir iyilik istiyorum. Öpmek istemezsen sıkıntı değil, rahatsız hisse-"
⚠️⚠️
Sözlerim dudaklarıma kapanan dolgun dudaklarla kesilmişti. Öpüşüne karşılık vermek için ağzımı araladığımda dilini içeri gönderdi. Kollarımı omzuna atmamla beni belimden tutup kucağına çekti, ayağa kalkıp içeri adımladı, hem yürüyor, hem de beni deli gibi öpüyordu. Koltuğa oturduğunda hala kucağındaydım. Karnımda hissettiğim kelebekler o kadar fazlaydı ki, sanki ölecek gibiydim.
Nefes almak için geri çekildiğinde kızaran yanaklarımı fark etmiş olmalı ki eliyle yanaklarıma dokundu, "çok güzelsin ji, sana bakmaya doyamıyorum." Cevap olarak geri dudaklarına kapandığımda kıkırdadı. Dudaklarını aralayıp dilimi içeri göndermeme izin vermişti sanki. Dillerimiz birbirine değiyor, dudaklarımızı emiyorduk. O alt dudağımı emerken bende üst dudağını emdim.
Alt taraflarımda hissettiğim hareketlenmeyle geri çekildim ve onun kararan gözlerine baktım. Kalçalarımdan tutup beni kendine bastırdığında onun şişliğini hissettim. "Beni deli ediyorsun." Kafasını geriye attı ve soluklanmaya başladı. Açıkta kalan boynuna indim ve minik öpücükler bıraktım.
Boynunu emmeye başladığımda ağzından bir mırıltı çıktı, boynuna minik dil darbeleri atıp emmeye devam ettim. Geri çekildiğimde hafif kızaran yerde parmaklarımı gezdirdim.
Kafasını kaldırıp bana baktığında ona doyumsuz bir istekle bakıyordum. Dudaklarıma tekrar yapıştığında istemsizce hareket eden kalçalarımla ağzından çıkan ufak bir inilti kazanmıştım. Bir eliyle belimi tutup okşuyordu, diğer eli vücudumun her bir yerinde geziyordu. Penislerimiz birbirine değdiğinde dudaklarının içine doğru adıyla inledim ve geri çekildim.
"Sana şuan delicesine sahip olmak istiyorum ji, ama yapamam. Sen kendini hazır hissetmedikçe olmaz."
Nefes nefese konuştum "bu kadar anlayışlı olmana gerek yok." "Sana söyledim ji, ben onlar değilim ve senin duygularına özen gösteriyorum."
Kafamı eğdim, belki utançtan, belki hızla artan libidomdan bilmiyorum. "En azından, bana yardımcı olsan? Beni bu şekilde bırakmanı istemiyorum..." kafamı kaldırdım ve gözlerine baktım, o da sadece bana bakmakla yetindi. "Özür dilerim ne dediğimin farkında değilim, ortam yüzünden saçmaladım, ben en iyisi tuvalete gideyim."
Tam kucağından kalkarken beni sıkıca tutup kalkmamı engelledi, "özür dileme, sadece ne dediğini sindirmeye çalışıyordum ji. Bunu çok isterim, sende bana dokunmaktan çekinme, tabii istersen." Gözlerim anlık hazla dudaklarına kaymıştı, o da bunu fark etmiş olmalı ki beni koltuğa yatırıp üstüme çıkması bir oldu. Dudaklarıma yapıştığında ona karşılık vermem uzun surmedi.
Salonda yankılanan öpücük sesleri, vücudumda gezinen elleri, bacaklarımın arasında duran ve şişkinliğime bastırmış olduğu diziyle nereye odaklanacağımı bilemiyordum. Ellerimi tişörtünden içeri attığımda kalın sırtında ki kasları hissedebiliyordum, bu adamın bu kadar kaslı olduğunu düşünememiştim. Üzerimden kalkıp tişörtünü çıkardı ve benimkine yöneldi, üzerimden bir hışımla çıkarttığı tişörtü bir kenara atıp bana baktı. Bütün vücudumu süzmüştü, yanaklarım daha da kızarmaya başladığında kafamı çevirdim "utanmaya başlıyorum..." "utanılacak bir şey yok güzelim." Tekrar üzerime eğildiğinde çenemden tutup yüzümü yüzüne çevirdi ve dudağıma minik bir öpücük bırakıp boynuma yöneldi. Boynumda hissettiğim nefesle ellerimi saçlarına attım.
Boynumu öpüyor, yalıyor, dişlerinin arasına alıp emiyordu. Aldığım hazla kafamı iyice geriye atmıştım, bu da ona daha fazla alan tanıdı. Bir eliyle vücudumu elliyor, diğer eliyle esofmanımın üstünden şişliğimi okşuyordu.
"Ah- siktir" inlememle geri çekildi bacaklarımdan tutup beni kendine yaklaştırdı, elini esofman lastiğime getirdiğinde gözlerime baktı sanki izin ister gibi, başımla onu onayladığımda gülümsemesini gizleyemeden esofmanımı çıkarmaya koyuldu. Önünde sadece boxerımla kaldığımda iyice utanmıştım. Tekrar üzerime eğildiğinde penisi penisime sürttüğü için ağzımdan minik bir inilti kaçtı. Boynumdan başlayıp göğüs ucuma kadar beni öpmüştü, göğüs ucuma geldiğinde nefesini verip emmeye başladı, diğer eliyle de penisimi boxerın üstünden okşuyordu. Artık iniltilerimi tutamayacak hale geldiğimde elimi ağzıma götürdüm. "Elini çek ji, seni duymama izin ver. O sesini beynime kazımak istiyorum" demesiyle elimi ağzımdan çektim, o da üstümden kalkmıştı.
Bunu fırsata çevirip kucağına çıktım, "beni deli ediyorsun minho." Kalçalarımdan tutup beni sertliğine bastırdığında gülümsedi, "sende beni ji" demesiyle dudaklarına yapıştım.
Elini boxerımın içine attı ve penisimi dışarıya çıkarttı, kendi esofmanını da indirip penisini dışarıya çıkarttığında durdu, "Geri giyebilirim eşofmanı." "Hayır, lütfen..." artık penislerimiz birbirine değiyordu. Bir eliyle ikimizin penisini kavrayıp çekiştimeye başladı, aynı zamanda beni öpüyordu.
Ağzının içine inlediğimde güldüğünü fark ettim, aldığım haz akıl almaz bir şeydi, kimseye bu kadar yükselmemiştim, kimse beni sadece eliyle bile bu kadar tatmin edememişti. İnlemelerim odada yankılanıyordu, onun da nefes alış verişi hızlanmıştı. Dudaklarımdan ayrılıp kafasını geriye attı ve boğuk bir inilti çıkarttı dudaklarından. Ellerimi iki yanına yaslayıp bende kafamı eğdim, elleri çok güzeldi.
"T-tanrım, çok yakınım... minho-" inleyerek konuştuğumda elini daha da hızlandırdı, "bende, siktir ji-" dudaklarıma yapıştı, hem ağzının içine inliyordum hemde onu öpmeye çalışıyordum.
Artık tamamen yaklaştığımda geri çekildim ve sesli bir şekilde adını inledim, "Minho, ben... boşalacağım-" dememle boşalmam bir oldu, elinin üstüne akan menilerimi aldırış etmeyip elini daha da hızlandırdı ve kendisinin de gelmesini sağladı. İkimiz de nefes nefese kalmıştık, kendimi üzerine attım ve kafamı omzuna gömdüm. Boğuk sesinin ardından konuştu "Tanrım, ji. Neden bu kadar güzel olmak zorundasın ki?"
.
.
.
CİLDİRİYORUM KAFAYI YIYORUM AMUDA KALKIYORUM🤸♀️🤸♀️🤸♀️🤸♀️🤸♀️ ALLAHIM SICCAMM
su bolumu yazarken vucut degistirdim arkdslr bunu ben yazms olamam💀💀💀 cok sukur bunlar da yakinlasti artik her sey cok guzel olcak arkadaslar(supheli)
Oy vermeyi unutmayin!!^^
Bölüm etkileşimi
