11. bölüm / 40
End of beginning - minsung11
Bölümler 40Şu an: 11
- 1 1223 kelime
- 2 2706 kelime
- 3 3648 kelime
- 4 41.226 kelime
- 5 5801 kelime
- 6 6705 kelime
- 7 7794 kelime
- 8 8640 kelime
- 9 9649 kelime
- 10 10791 kelime
- 11 11717 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 12'861 kelime
- 13 13956 kelime
- 14 14771 kelime
- 15 15743 kelime
- 16 16775 kelime
- 17 17848 kelime
- 18 18714 kelime
- 19 19832 kelime
- 20 20709 kelime
- 21 21°1.093 kelime
- 22 22725 kelime
- 23 231.054 kelime
- 24 24953 kelime
- 25 25968 kelime
- 26 26849 kelime
- 27 27721 kelime
- 28 28745 kelime
- 29 29654 kelime
- 30 30°1.427 kelime
- 31 31803 kelime
- 32 32776 kelime
- 33 331.740 kelime
- 34 341.135 kelime
- 35 35993 kelime
- 36 36860 kelime
- 37 37811 kelime
- 38 381.007 kelime
- 39 39899 kelime
- 40 401.152 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yuta'nın elimi tutan elini sertçe kendine çekmişti minho. Yuta da elimi bırakmak zorunda kalmıştı. "H-hey sorun yok, sakin ol." Minho'ya bakıp konuştum ve omzunu tuttum. "Sorun yok diyor mor saçlı. Uza şimdi" elini kendine çekti ve bana döndü. "Çocuk iki saattir seni itiyor, sence sorun yok mu gerçekten? Yüzsüz müsün oğlum sen, uza muza ne diyorsun?" Yuta'nın önüne geçerek konuştu Minho. Gözlerinden ateş fışkırıyordu sanki, çok sinirliydi. "Minho sakin ol. Eski bir arkadaşım sadece. Sende git burdan artık Yuta." Minho'yu kendime çevirdim ve konuştum. "Seninle işimiz bitmedi mor saçlı. Han, ara beni~" dedi ve uzaklaştı. Gözlerimden akan yaşları durduramamıştım. Yere doğru eğildim ve kalbimi tutmak zorunda kaldım. Acıdan ölecektim neredeyse. Nefes alamıyordum, kalbimin acısını sağlam bir şekilde hissedebiliyordum.
"Hey, hey sakin ol. İyi misin? Jis?" Ellerimden tuttu ve benimle birlikte yere eğildi. Ağladığımı görünce saçlarımı arkaya doğru attı ve kafamı omzuna bastırdı. "Sshh geçti, sakin ol. Arabam burda, seni evine bırakayım mı?" Olur anlamında başımı salladım ve arabasına bindim. Arabada hiçbir şey konuşmadık, bir bacağımı kendime çekip dışarıyı izledim sadece, ve milyon tane şey düşündüm. Minho arada bi beni kontrol ediyordu ama hiçbir şey söylemeden yola devam ediyordu. Apartmanın önünde durduğumuzda derin bir nefes aldım ve konuştum "teşekkür ederim. Kusura bakma böyle bir şeyle karşılaşmanı istemezdim." "Sorun yok, her zaman yanında olurum. Anlatmak ister misin onun kim olduğunu?" Elini saçıma attı ve okşayarak konuştu. "Eve gitmem gerek, sana akşam yazarım, olur mu?" Kafasını salladı ve elini geri çekti. Arabadan inerken görüşürüz dedim ve kapıyı kapattım. O da arabasını park etmeye gitmişti. Eve girdiğimde babam salonda oturuyordu.
"Ah hannie, kusura bakma. Bir işim çıktı da alamadım seni." Gözümü devirip odama geçtim. Üstümü değiştirdim ve yatağımın yanında ki camı açtım. Ailem sigara içtiğimi biliyordu o yüzden rahattım. Sigarayı yaktım ve telefonumu elime aldım. Yuta'nın attığı mesajları ne kadar okumak istemesem de bir o kadar merak ediyordum. Mesaja tıkladım ve sohbete girdim.
.
.
.
Yuta
Yuta
Selam han.
09.30
Japonya'dan döndüm.
09.30
Seni aradım ama açmadın, neredesin?
09.32
Heyyy hannnn
10.45
Belki takılırız ha?
10.46
Malum burda çok tanıdığım yok.
10.46
Akşam bana gelir misin?
12.26
Hanniieeeee
13.10
Heyyyy
13.30
Han. Telefonumu aç yoksa hiç güzel şeyler olmayacak.
14.50
Ah doğru, okuldasın. Minik oğluşum benim.
15.30
Okul çıkışında bekle, seni almaya gelicem.
Görüldü 16.00
.
.
.
Her bir mesajına görüldü attım, aklıma gelenler yetmezmiş gibi attığı mesajlara da gözüm dolmuştu. Telefonu kapatıp camdan dışarıyı izledim, aynı zamanda sigara içiyordum. Kapımın çalmasıyla sigaramdan son dumanı alıp camdan aşağı fırlattım ve dumanı üfledim, gel dedikten sonra içeri giren annemdi.
"Ne o bizi özlemedin mi? Hiç gelmiyorsun içeri." "Kusura bakma anne, dalmışım geliyorum şimdi." "Baban çağırıyor, hadi gel." Kafamı salladım o da odadan çıktı. Derin bir iç çekip telefonumu cebime attım ve salona girdim. "Han hazretleri de gelmiş bakıyorum, naptın biz yokken?" Tekli koltuğa oturdum ve bağdaş kurdum, "hiç bizim çocuklarla takıldık işte. Bir şey yapmadım." "Sınavlar nası gidiyo?" "Daha başlamadı." "Üniversite sınavına çalışıyor musun bari?" "Şu bir haftadır çalışmıyorum." "Çalışacaksın han ne demek çalışmıyorum. Adam gibi çalış istediğin yeri kazan." Kaşlarını çattı, gözlerimi devirdim ve arkama yaslandım. "Duyamadım?" "Tamam, tamam baba. Çalışıcam. Zaten ders notlarım iyi, çalışmadan sınava girdiğimde bile yüksek alıyorum. Bu yüzden kasmak istemiyorum Üniversite sınavını." "Cevap vereceğine sus da dediğimi yap!" Elinde ki gazeteyi sertçe sehpaya atarak bağırdı. Kafamı eğdim ve göz ucuyla anneme baktım, televizyon izliyordu, sanki hiçbir şey olmamış gibi. Kalkıp gitmeye yeltendiğimde tekrar konuştu babam "senin gibi evlat olmaz olsun." Gözlerim dolu dolu odama gittim. Kapıyı kapatıp kilitledim ve kendimi yatağımın üstüne attım. Derin bir nefes aldım.
Babamla aramız küçüklükten beri böyleydi. Sürekli beni aşağılar ve küfür ederdi. İstediği gibi bir evlat olmadığım için böyleydi. Gay olduğumu da biliyordu, öğrendiği günden beri bana iğrenerek bakardı. Arada bi iyi davranmaya çalışırdı ama hemen sonrasında kavga ederdik.
.
.
.
🤸♀️bam🤸♀️bam🤸♀️bam🤸♀️bam🤸♀️
Tavaekmegu
Ulan biriniz çabuk çıkın evden
Anam götümden kan alacak vallahi
Felix koş da bizim kapıyı çal
Siparis ayagına kaccaö evden
Saribumbum
Tamam amk
Cikiyom simdi
Jisung sende gwliyon dimi la
Siz
Geliyorum kanka
Birazdan cikarim bende evden
Gotelekseung
Knk beraber gidelim
Sizin o taraflardayim
Sana mesaj attigimda inersin asagi
Mesaja 👍🏿 ifadesini bıraktınız.
.
.
.
Simdi sayin okuyucular sizi uyarmam gereken bir konu var. Diger bolumde sizi tetikleyebilecek, rahatsiz edecek sahneler bulunuyor, lütfen okumadan once bunun bilincinde olun veya lutfen bolumu gecin!! Bölümün basina da ben gerekli uyariyi yapacağım.
Lutfen destek olmayi unutmayın!!^^
Bölüm etkileşimi
