13. bölüm / 40
End of beginning - minsung13
Bölümler 40Şu an: 13
- 1 1223 kelime
- 2 2706 kelime
- 3 3648 kelime
- 4 41.226 kelime
- 5 5801 kelime
- 6 6705 kelime
- 7 7794 kelime
- 8 8640 kelime
- 9 9649 kelime
- 10 10791 kelime
- 11 11717 kelime
- 12 12'861 kelime
- 13 13956 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 14771 kelime
- 15 15743 kelime
- 16 16775 kelime
- 17 17848 kelime
- 18 18714 kelime
- 19 19832 kelime
- 20 20709 kelime
- 21 21°1.093 kelime
- 22 22725 kelime
- 23 231.054 kelime
- 24 24953 kelime
- 25 25968 kelime
- 26 26849 kelime
- 27 27721 kelime
- 28 28745 kelime
- 29 29654 kelime
- 30 30°1.427 kelime
- 31 31803 kelime
- 32 32776 kelime
- 33 331.740 kelime
- 34 341.135 kelime
- 35 35993 kelime
- 36 36860 kelime
- 37 37811 kelime
- 38 381.007 kelime
- 39 39899 kelime
- 40 401.152 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Minho'nun ağzından
Marketten dönüyordum, gece gece acıkmıştım ve evde de bir şey yoktu. Sokağın başına girdiğimde elimde ki boş teneke kutuyu çöpe attım. Çöpün arkasında çimenlikten oluşan bir alan vardı ve ordan bağırma sesleri geliyordu. Kaşlarımı çatarak oraya ilerledim ve yerde üst üste yatan iki tane bedeni görünce gözüm dönmüştü. Vücudum buz kesmişti adeta. Jisung yerde ağlıyor, çırpınıyor ve güçsüz kollarıyla üstünde ki kaslı bedene vurmaya çalışıyordu. Üstünde ki Yuta denen orospu evladı ise hiç aldırış etmiyor gibi duruyordu. Koştum. Yuta'yı Jisung'un üstünden bir hışımla aldım ve suratına yumruğu geçirdim. Bu sefer onun üstünde ben vardım, tek farkımız onu dövmemdi. Suratına yumruklarımı ardı arkası kesilmeden geçirdim. Yüzü kanlar içinde kaldığında ayağa kalktım, bayılacak gibi duruyordu. Karnına tekmeyi bastım ve yakasından tutup kaldırdım "bir daha ona elini sürersen, seni yaşadığına değil, doğduğuna pişman ederim. Anladın mı lan beni!" Bir yumruk daha attim ve sertçe yere bıraktım. Jisung'a baktığımda sadece ağlıyor ve titriyordu. Ah benim minik meleğim.
.
.
.
Jisung'un ağzından
Tepki veremiyordum, doğru düzgün düşünemiyordum. Kendimi kirli hissediyordum. Minho yanımdaydı ama ona odaklanamıyordum bile yerde ağzı yüzü kanlar içinde yatan Yuta'ya bakıyordum sadece. Yuta'yı tanıdığımı söylemiştim ya, yanılmışım. Kimse Yuta'yı tanıyamaz. Yuta hakkında söylediğim her şeyi geri alıyorum.
Minho elini omuzlarıma koyup beni sarstı, düşüncelerimden anca o şekilde ayrılabildim. "Jis, korkma, ben yanındayım. Geçti güzelim, tamam mı? Geçti bebeğim. Korkma, ağlama. Hadi kalk eve gitmen lazım." Gözlerimden akan yaşları sildi. Yüzüne baktım "eve gitmek istemiyorum" dedim sessizce. Kafasını salladı "Seungminlerde kalacağını söylesen olmaz mı güzelim? Seni oraya bırakabilirim veya felix'e veya jeongin'e?" Kafamı iki yana salladım titrememi durduramıyordum, gözümden akan yaşları durduramıyordum, konuşmaya gücüm yokmuş gibiydim. "Benim evimde kalmak ister misin?" Sorusuna karşılık dolu gözlerimi gözlerine çıkardım ve kafamı salladım. Beni yerden kaldırdı ve beklememi söyledi. Birilerini aradı ve yanıma tekrar geldi "Chan'ı aradım, o Yuta'yı buradan götürecek" gözlerimi fal taşı gibi açtım ve kafamı iki yana sallamaya başladım "Merak etme, hiçbir şey bilmiyor güzelim, tamam mı? Senden bahsetmedim, kızın birini ellerinden kurtardığımı söyledim. O kimseye anlatmaz, korkma bebeğim." Diyip saçımı okşamaya yeltendi fakat refleks olarak bir adım geri gittim. Yaptığını anlamış olmalıydı ki yüzünde ki ifade 'napıyorum ben' dermiş gibi değişti.
Eve girdiğimizde direkt balkona çıktım ve bizim eve baktım, ışıklar kapanmıştı, uyuyor olmalılardı. Anneme Seungmin'in evinde kalacağıma dair kısa bir mesaj attırmıştım minho'ya. Balkon koltuklarının birine oturdum ve bir sigara yaktım, çimenlik alanın yarısı burdan gözüküyordu. Boş boş oraya bakıyordum.
"İyi misin?" İçeri giren minho düşüncelerimi tekrar dağıttı, sorusuna cevap vermedim. O da karşımda duran koltuğa oturdu ve beni izlemeye başladı. "Anlatmak ister misin? Bence şimdi tam zamanı" iç çektim. Ağzımda ki dumanı üfledim ve külünü attım.
"1 2 sene önce, çocuklarla gittiğimiz bir mekanda tanışmıştık onunla. O gün birbirimize numaralarımızı vermiştik." Güldüm "yaptığım en büyük hata oydu. O günden sonra konuşmaya, flörtleşmeye başladık. Ona kör kütük aşıktım, ya da kendimi aşık zannediyordum. Çocuklar da beni gazlamıştı sevgili ol diye, tanışmamızın üstünden 1 ay geçti biz sevgili olduk. Her gün birlikteydik, bana güzel davranıyordu. İlk birlikte oluşumuzdan sonra değişmeye başladı, bunun farkındaydım fakat takmamıştım. Çocukları hep yuta'nın yanına gitmek için ekiyordum, veya annemle babam sürekli evde olmadıkları için okuldan kaçıp evde, bilirsin işte birlikte oluyorduk. Fazla sevişiyorduk ve bir gün bunu dile getirdim o zaman koptu işte ipler. Buluşmalarımız azalıyordu, mesajlaşma süremiz azalıyordu. Sürekli dışarı çıkıyordu. Bir gün evde yalnızım, kapı çaldı. Sarhoş deli gibi. Direkt dudaklarıma yapıştı, istemiyorum dedim tokat attı. Şok olmuştum o gün de, yaptığının farkına vardı dersem yalan olur, duygu sömürüsü yapıp istediğini yaptırmaya çalıştı diyelim biz ona. Beni koltuğa oturttu ve hüngür hüngür ağlamaya başladı, özür diliyor, saçımı okşuyor, minik öpücükler konduruyordu suratıma" ağladığımı yanağımdan süzülen bir yaşla fark etmiştim, minho'nun bakışları ruhumu delecek kadar anlamlıydı adeta. Sigaramda ki son dumanı alıp söndürdüm, anlatmaya devam ettim.
"Aşık olmak bu yüzden beni korkutur lino. Affettim onu orda, yaptığı duygu sömürüsüne inandım, söylediği sözlere inandım. Onun da istediği olmuştu en sonunda, birlikte olduk. Daha sonra uyuyakaldı, telefonuna sürekli bildirim geliyordu bende merak ettim ve açtım. O zaman işte kaynar sular başımdan aşağı döküldü. Kız erkek fark etmeksizin bir sürü kişiyle yazışmaları, fotoğrafları, atılan nudelar. Bir insan birlikte olurken neden fotoğraf çekerdi ki? Bunu daha sonra anladım işte. Telefonunu kapattım geri yerine koydum ve yuta'yı uyandırıp gitmesini ailemin geri döndüğünü söyledim, o da apar topar giyinip çıktı, beni de öyle yalnız bıraktı." Bir sigara daha yaktım ve gözümde ki yaşı sildim.
"Ertesi gün okulda olanları bizim çocuklara anlattım, hepsi çok şaşırmıştı çünkü onlar da onun manipülasyonlarına inanmışlardı. Yuta ile konuşmaya karar verdim ve mesaj attım, her şeyi anlattım bütün içimi döktüm dediği tek şey ne oldu biliyor musun?" Dumanı içime çektim ve üfledim "bir sürü fotoğraf ve video attı, şunlar gibi olamıyorsun han dedi. Bir kere daha döküldü o kaynar su başımdan aşağıya. Engelledim onu orda, bir daha da görmemiştim, geçen güne kadar. Bana ne dedi biliyor musun? Belki tekrar takılırız yaptı böyle. Sonra da sen geldin zaten. Az önce de..." çimenliğe kaydı gözüm, kafamı kendime gelmek amaçlı salladım ve minho'ya geri döndüm "konuşmak istediğini, benimle tekrar barışmak istediğini falan söyledi, ben bir çok kez reddettim, gitmeye çalıştım ama beni tutmayı başardı, sonra işte şunun kadar olamıyorsun diyip siktiğin kızı ara belki o da seni özlemiştir dedim ona. İpler de orada koptu zaten..." daha çok ağlamaya başladım minho kalkıp yanıma oturdu ve kafamı omzuna gömüp saçlarımı okşamaya başladı, elimde ki sigarayı alıp balkondan aşağı fırlattı ve koltukta uzandık. Altımda minho vardı üstünde ben yatıyordum, kafam göğsüne gömülü bir şekilde ağlıyordum, minho da saçlarımı okşayıp beni sakinleştirmeye çalışıyordu.
Bir süre sonra ağlamaktan gözlerim o kadar yanmaya başlamıştı ki gözlerimi kapattım, kendimi uykunun huzurlu kollarına, minho'nun kolları arasında, uykuya bıraktım.
.
.
.
Minhom da minhomm😭😭 asik olmus minhommm😭😭 Onceki bolumun ustune biraz daha yumusak bir bolum atmak istedim, bu bolumde jisung ve yuta nin gecmisini ogreniyoruz, kiyamam yavrucak neler cekti😔😔
Oy vermeyi unutmayin!!^^
Bölüm etkileşimi
