19. bölüm / 40
End of beginning - minsung19
Bölümler 40Şu an: 19
- 1 1223 kelime
- 2 2706 kelime
- 3 3648 kelime
- 4 41.226 kelime
- 5 5801 kelime
- 6 6705 kelime
- 7 7794 kelime
- 8 8640 kelime
- 9 9649 kelime
- 10 10791 kelime
- 11 11717 kelime
- 12 12'861 kelime
- 13 13956 kelime
- 14 14771 kelime
- 15 15743 kelime
- 16 16775 kelime
- 17 17848 kelime
- 18 18714 kelime
- 19 19832 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 20709 kelime
- 21 21°1.093 kelime
- 22 22725 kelime
- 23 231.054 kelime
- 24 24953 kelime
- 25 25968 kelime
- 26 26849 kelime
- 27 27721 kelime
- 28 28745 kelime
- 29 29654 kelime
- 30 30°1.427 kelime
- 31 31803 kelime
- 32 32776 kelime
- 33 331.740 kelime
- 34 341.135 kelime
- 35 35993 kelime
- 36 36860 kelime
- 37 37811 kelime
- 38 381.007 kelime
- 39 39899 kelime
- 40 401.152 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hani bazen sevdiğiniz bir insanın size iltifat ettiğinde kalbiniz sanki yerinden çıkacakmış gibi hissedersiniz, ama aynı zamanda kafanızda birden cevabını sormadan öğrenemeyeceğiniz sorular oluşur ya, işte bende şuan öyleydim. Cevabına karşılık bir tepki veremedim, ama vücudum çoktan vermişti o tepkiyi. Ellerim titremeye, başım aurasıyla dönmeye başlamıştı adeta.
"N-ne?" Yüzümü ona çevirmiştim, kaşlarım çatık ona bakıyordum. Sarhoşluğundan mı bilmiyorum ama, yanakları pespembe olmuştu, ve inanılmaz yakışıklı duruyordu.
"Aklımdan çıkmıyorsun ji" oturduğu yerde dikleşti, bana dönerek bağdaş kurdu "Çok uğraştım, inan çok uğraştım. Senin yaşadığın zorluklara rağmen seni tamamen kendime istedim. Bencilin tekiyim. İnsan gönlüne laf geçiremiyor ji. Sanki, sanki beynimin içinde sana özel olan bir bölüm var ve o kısımdan başka bir yer çalışmıyor. Sen ağladıkça ben öldüm, sen üzüldükçe ben öldüm, sen güldükçe ben yeniden doğdum, sen mutlu oldukça ben yeniden doğdum ji. Sana zarar veren, seni üzen herkesin yok olmasını diledim günlerce. Yaralarına özenle bakmak, onları iyileştirmek, tek tek sarmak istedim. Yanımda rahat ol, hangi duyguyu hissedersen hisset bana göster istedim. Şimdi diceksin, bu kısa sürede bunları nasıl hissedebiliyorsun. Ben bunları seni ilk gördüğüm andan beri hissediyorum ji. Bazen diyorum, iyi ki, iyi ki o gölete gelmişiz, iyi ki laf dalaşına girmişiz. Senin evine gelip gitmem bu hissettiklerimi sadece daha da körükledi."
Tamam, gözlerim dolmaya başlamış olabilir ama ağlamayacaktım. O kadar güzel bakıyor, o kadar güzel konuşuyordu ki, sanki hipnoz eder gibiydi.
"Bu yüzden seni aklımdan çıkaramıyorum. Ben... sana o kadar bağlandım ki, sanki benim zararsız uyuşturucum gibisin, sadece bana özel." Ellerini yanaklarıma koydu, "Seni istemediğin hiçbir şeye zorlamam, sevmediğin bir şey yapmam, seni üzecek bir harekette bulunmam. Benim aşkıma hakaret olur bu." Ellerini omzuma attı, kafasını boynuma gömdü "Ben onlar gibi değilim ji. Seni kullanıp atmam, sana zarar vermem, sana zarar verene zarar veririm sadece." Dediği doğruydu, inkar etmek kendime yalan söylemek olurdu.
"Her ağladığında seni göğsüme gömmemin iki sebebi var aslında. Birincisi, kollarımın altında olduğunda çabuk sakinleşiyorsun. İkincisi, o güzel kokunu içime çekmek için can atıyorum, saçlarının arasına öpücükler kondurmak için kurşun atar kurşun yerim. O kadar küçük kalıyorsun ki kollarımın arasında, o görüntüne bayılıyorum."
Gözümden akan yaşı silmek için uzandığımda elimde ki artık sadece külleri kalmış olan sigaradan son bir duman çektim ve küllüğe attım, elimde ki birayı da sehpaya koydum. Artık birbirimize sarılıyor haldeydik. Boynumu o kadar sıkı tutuyordu ki, bırakması için birinin kolunu kesmesi gerekti.
"Bu yüzden ji," geri çekildi ve önüme düşen saçlarımı geriye doğru attı. "Bana içindekileri söyle, kafanda oluşan soru işaretlerini tek tek silmeye hazırım. Eğer istemiyorsan da, seni anlarım. Dediğim gibi, sana bir şeyi zorla yaptırmam."
Yüzünde dolandı gözlerim. Her bir zerresini beynime kazıdım. "Ben, ne diyeceğimi bilmiyorum. Söylediğin her şey benim için çok kıymetli, ben sadece... korkuyorum."
Ellerimi elinin içine aldı, gözlerime adeta şefkat ile bakıyordu. "Korkularını yenmeye hazır değilsen anlarım, neyden korkuyorsun, anlat bana." Bu adam sarhoş olmasına rağmen nası bu kadar içten konuşuyordu? Ah bir söz vardı gerçi, insan sarhoşken doğruları söylermiş, bizde tam o sözü yaşıyorduk şimdi.
"Ben, bilemiyorum. Geçmişim sandığın kadar temiz değil. Ben sandığın kadar temiz biri değilim Minho. Bir çok sıkıntıya düştüm, yakın arkadaşlarımın bile bilmediği şeyler yaşadım. Yuta'nın bana dokunmaya çalışması bir ilk değildi, buna izin veren de bendim. Onunla ayrıldıktan sonra kimseye güvenemedim, güvenmek istemedim. Kendimi tek gecelik ilişkilere adadım, flört yaptım ve birlikte olduktan sonra siktir olup gittim. Gözünde bir fahişe gibi durabilirim ama bunlar doğrular. Beni sevmene bir şey diyemem, ama kimi sevdiğini bil Minho. Çünkü ben aşkımdan kör olup insanları tanıyamayan biriyim. Ne kadar bana burda kendini anlatsan, sen benim için bir yabancısın. Arkadaşlarım, yıllardır birbirimizi tanısak da onlar benim için bir yabancı." Ellerimi saçlarımın arasından geçirdim ve derin bir iç çektim.
"Benim korkum, tekrar yarı yolda bırakılmak, o kişiye layık olamamak, istediklerini karşılayamamak. Aldatılmak. Karşılaştırılmak. Kendi ailem bile bana bunları yaparken ben nasıl güvenebilirim ki insanlara. Yalan yok, yakışıklı bir çocuksun. Bir çok kişi seninle beraber olmak için kırk takla atıyor, bunun farkındasındır."
"Gram umrumda değiller ji."
"Bana her ji dediğinde kalbim yerinden çıkacak gibi oluyor Minho. Bana bunu yapma, bize bunu yapma."
"Benim yaptığım bir şey yok ji. Hislerine karşı geliyorsun. Korkularını beraber atlatalım. Güven problemini beraber çözelim, yarı yolda bırakılmayacağını sana göstereyim ji. Bana sadece izin ver."
Elleri tekrar yanaklarımı bulduğunda aktığını fark etmediğim göz yaşımı sildi. Ben seni hak edecek ne yaptım?
"En büyük korkum aşık olmaktı, sanırım o korkumu yendim. Ben senden zaman istiyorum. Zaten sende sarhoşsun, ayık kafayla konuşmamız gerekir bunları, yarın hatırlamayacağın, hatırladığında pişman olacağın şeyler yapma Minho."
"Ben pişman olacağım bir şey yapmam ji. Sana istediğin kadar zaman veririm. 1 gün, 1 hafta, 1 ay, 1 yıl, 10 yıl. Senden tek istediğim bana belirsizlikle gelme. Evetse evet hayırsa hayır. Net bir cevapla gel güzelim."
Kafamı sallamakla yetinebildim sadece. Gerçekten ağladığımı minho'nun başparmağıyla göz yaşımı sildiğinde fark ettim. Beni göğsüne yasladı ve saçımı okşamaya devam etti. "Teşekkür ederim. Herşey için."
"Asıl ben teşekkür ederim, hayatıma girdiğin için. Bütün bu yaptıkların için sana hep minnettar kalacağım Minho."
.
.
.
Agliom herhal ne bu ya😭😭 minhom da minhom yani. Neyse arkadassaklar hayalet okuyuculata sesleniyorum OY VERIN LA. Opuyom sizi bol bol🏃♀️💨🥵❤️
Oy vermeyi unutmayin!!^^
Bölüm etkileşimi
