18. bölüm / 40
End of beginning - minsung18
Bölümler 40Şu an: 18
- 1 1223 kelime
- 2 2706 kelime
- 3 3648 kelime
- 4 41.226 kelime
- 5 5801 kelime
- 6 6705 kelime
- 7 7794 kelime
- 8 8640 kelime
- 9 9649 kelime
- 10 10791 kelime
- 11 11717 kelime
- 12 12'861 kelime
- 13 13956 kelime
- 14 14771 kelime
- 15 15743 kelime
- 16 16775 kelime
- 17 17848 kelime
- 18 18714 kelime · Okuduğun bölüm
- 19 19832 kelime
- 20 20709 kelime
- 21 21°1.093 kelime
- 22 22725 kelime
- 23 231.054 kelime
- 24 24953 kelime
- 25 25968 kelime
- 26 26849 kelime
- 27 27721 kelime
- 28 28745 kelime
- 29 29654 kelime
- 30 30°1.427 kelime
- 31 31803 kelime
- 32 32776 kelime
- 33 331.740 kelime
- 34 341.135 kelime
- 35 35993 kelime
- 36 36860 kelime
- 37 37811 kelime
- 38 381.007 kelime
- 39 39899 kelime
- 40 401.152 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Telefona gelen aramayla birlikte yataktan kalktım. Yüzümü buruşturup derin bir of çektim. Saat gecenin 3 ü olduğundan dolayı hala uykuluydum. Telefonu elime alıp arayan kişiye baktım, minho?
"Alo?" Telefonu açmamla karşıda ki ses konuşmuştu. "Minho sapık mısın gecenin bu saatinde arıyorsun beni amına koyim? Uyuyorum ne var?" Hafif sinirlendiğimi belli ederek cevap verdim. "Jisungie~ seni özledim..." gözlerim fal taşı gibi açılmış dizlerimin beni tutamayışından dolayı yatağa geri oturmak zorunda kalmıştım. "N-ne diyorsun sen? Ne özlemesi Minho? İyi misin sen kafan mı güzel?" Sorduğum soruya gülmüş "Sadece birazcık içmiş olabilirim. Ne o, özlemek yasak mı?" Demişti. Elimi kalbime götürdüm ve iç çektim "Beni özlemen için bir sebep olması lazım Minho. Eğer geçen günki olaydan sonra böyle olduysa ben özür dilerim, kendimi tutamadım sadece ve ortamdan dolayı seni öptüm. Sende haklısın benim atlatmam gereken bir olay var ve-" "O piçin yüzünden senden vazgeçemem jis" sesi hafif kısılmıştı. "Kimsenin kimseden vazgeçtiği yok, dediklerini çok düşündüm. Hala olayı atlatabilmiş değilim." "Pişman mısın?" Sorduğu soruyla kaşlarımı çattım. "Neyden?" "Beni öptüğünden, sena karşılık vermemden." Dudaklarımın yukarı kıvrılmasını engelleyemedim, "Pişman olacağım bir şey yapmam Minho." Dedim. Sadece mırıldanmakla yetindi, kalkıp camdan balkonuna doğru baktım, oradaydı, oturuyordu, elinde bir şişe yıldızları izliyordu. "Kapatıyorum o zaman?" Yatağa geri oturduğumda konuştum. "Ji, yanına gelebilir miyim?" Ağlamaklı çıkan sesine kaşlarımı çattım. "Peki, gel." "15 dakikaya evden çıkarım." Onaylayan bir mırıltı çıkarttım ve telefonu kapattım.
Minho'dan ciddi anlamda hoşlanmaya başladığımı o telefon konuşmasından sonra fark ettim. Deli gibi atan kalbim, her adımı söylediğinde titreyen dizlerim de bunu doğrulamıştı. Nasıl, ne zaman hoşlanmaya başladığımı tam bilmesem de bana karşı bu kadar nazik ve anlayışlı olması içimde ki ateşi harlıyordu adeta. Yuta ile olanlardan sonra iyice yakınlaşmıştık neredeyse. Benim için her zaman oradaydı, başka birisi için kollarında ağlamama izin veriyordu, yaşadığım olayları anlayışla dinliyordu. Bana böyle davranması her ne kadar hoşuma gitse de bir o kadar da korkutuyordu.
Ya sadece beni kullanmak için bu kadar yakınlaşıyorsa?
Geçmişim temiz değildi, ailemle aram iyi değildi. Gerçi, kullanmak istese onu öptüğüm gece beni çoktan yatağa atardı, değil mi? Ama yapmadı. Benim içimde ki üzüntüyle yanan ateşimin sönmesini bekleyeceğini söyledi. Ama insan yine düşünmeden duramıyor, ya gerçekten beni sadece kullanıp atacaksa? İşte bu yüzden birilerine aşık olmaktan, onlardan hoşlanmaktan nefret ederim. Birini ne kadar tanıdığınızı düşünseniz de o kişi hala yabancıdır. Gerçek yüzünü ancak sizinle iletişimi kestiği zaman, arkanızdan konuştuklarını duyduğunuzda öğrenirsiniz. Yuta'yı ne kadar tanıdığımı düşünsem de o benim için hala bir yabancı, ve eminim ki, Minho ve Chan'ın onu hırpalamasını yanına bırakmayacaktır. Bir yerlerden illa çıkıp, kendini tekrar hatırlatacaktır. Onca sene, onca ay, bana kendini hep hatırlattı. Tam unuttum derken, karşıma bambaşka bir yabancı çıkıyor. Bu ilk değildi. Geçmişte de bir benzeri yaşanmıştı. Ne kadar engellesem, ondan uzaklaşmayı başarsam da, o hep bir yolunu buldu.
Şimdi düşünüyorum da, ya Minho da onun bir benzeriyse? Kendimi Yuta'dan sonra sadece tek gecelik ilişkilere adadım. Kimseye ne güvenim, ne de harcayacak bir kalbim kalmıştı. Beni tehtid edenlerden tutun, aylar boyunca beni takip edenlere kadar herkesi tanıdım, ama hala yabancılar.
Düşüncelerim kapı zilinin çalmasıyla dağıldı, saçımı düzeltip kapıya doğru yöneldiğimde son kez aynadan kendime baktım. Bol eşofmanım, ve onun iki katı bana bol gelen bir tişört vardı üstümde, tişört sağ tarafa doğru kaymış, bütün omzumu ve boynumu açıkta bırakmıştı. Umursamadım, kapıyı açtım.
Tabii ki elinde iki kutu bira ile duran bir Minho beklemiyordum, içmeyi düşünmemiştim çünkü. "Hoşgeldin" yanağımdan bir makas aldı ve salona geçti, kapıyı kapatıp arkasından geldim. Yarın haftasonu olduğu için bu kadar rahattım, yoksa telefonu açmazdım bile(!)
"Yanında içki getireceğini düşünmemiştim" şişenin kapağını açtı "Biraz içmek sana da iyi gelir diye düşündüm ji~" cevabının ardından şişeyi bana uzattı. Elinden aldım ve biradan bir yudum aldım. "Balkona geçelim mi?" Diye sorduğumda çoktan ayaklanıp bir sağa bir sola yürüyerek balkona attı kendini, bu kadar sarhoş olmasının ardında ki sebep neydi ki?
Peşindem gittim ve salıncağa, yanına oturdum. "Neden bu kadar çok içtin?" Sigaramı yakarken sormuştum. Kafasını sağa sola salladı ve hafifçe güldü "seni kafamdan atamıyordum, belki içmek, sarhoş olmak kafamı dağıtır diye düşünmüştüm ama, seni daha da düşünmeye başladım, ji."
.
.
.
Kisa bir bolum oldugunun farkindayim😔 diger bolum bunun devami niteliginde olacagi icin daha kisa tuttum bu bolumu nasi iyi yapmis miyim🥵🥵 neyse saka bir yana arkadaslar hayalet okuyuculari goruyorum gotume telefonu sokasim geliyor yapmayin etmeyin helelelele yaptıklarım. Ayrica ben su son kismi sosyal medyada paylasmistim ordan gelenlere helo🏃♀️💨🤸♀️✋🏾
Oy vermeyi unutmayin!!^^
Bölüm etkileşimi
