9. bölüm · DENİZ'İN RÜZGARI 2

9. Bölüm ❃

Merve Eribol

Böylece tam bir buçuk hafta geçmişti.

Lale'nin günleri birbirinin aynısı gibi geçiyordu. Mailden gelen çizimleri defterine aktarıyor, yemek yiyip uyuyor, akşamları ise Melis'in bitmek bilmeyen sorularıyla uğraşıyordu.

Hayatı oldukça sıradan bir hâle gelmişti.

Deniz ise çoktandır hayalini kurduğu ve uğruna uzun zamandır para biriktirdiği arabayı sonunda almıştı. Geri kalan parayı Murat Bey tamamlamıştı.

Sonunda arabasına kavuşmuştu.

Ama mutlu değildi.

Aylarca hayalini kurduğu o araba kapısının önündeydi. Deniz ise ona bakarken bile eskisi gibi heyecanlanmıyordu. Sanki bütün hevesi bir anda kaybolmuştu.

Kendini ya spora ya da antrenmana veriyordu. Bunların dışında neredeyse hiçbir şey yapmıyordu.

Gözleri ise sürekli Lale'nin kaldığı odanın kapısındaydı.

Sanki Lale her an o kapıyı açacak ve karşısına çıkacakmış gibi...

Ama kapı hiç açılmıyordu. Ve Deniz o odaya asla girmedi.

Umut ve Gül, Deniz'in bu hâline çok üzülüyordu. Onu ne kadar dışarı çıkmaya davet etseler de Deniz her seferinde reddediyordu.

Kimseye doğru düzgün bir açıklama yapmıyor, sadece içine kapanıyordu.

༺☆༻

"Anne, birazdan toplarım evi. Önce Gül'le konuşacağım. Bu arada meyve almayı unutmayın pazardan." dedi Lale.

"Tamam kızım, alırız." dedi Sevcan Hanım.

Mustafa Bey ve Sevcan Hanım evden çıktıktan sonra kapı kapandı.

Lale birkaç saniye kapıya baktı. Ardından telefonunu eline alıp doğrudan Gül'ü görüntülü aradı.

Gül, Lale'nin aradığını görünce hemen telefonu açtı.

O sırada kafedeydi.

Telefonu açar açmaz Lale'nin yüzünü görünce gülümsedi.

"Begüm, tezgâha geçer misin? Ben iki dakika Lale'yle konuşup geleceğim." dedi Gül.

Begüm başını sallarken Gül telefonu eline alıp kafeden dışarı çıktı.

Kapının önüne geçtiğinde daha rahat konuşabilmek için biraz kenara çekildi.
"Nasılsın canım?" diye sordu Gül.

"İyiyim, ne yapayım. Sen nasılsın?" dedi Lale.

"Ben de iyiyim, ne yapayım işte. Seni çok özledim." dedi Gül.

Lale'nin yüzünde içten bir gülümseme oluştu.
"Ben de seni çok özledim Gül." dedi.

Ardından Gül'ün yüzüne biraz daha dikkatli baktı.
"Sen saçını mı düzleştirdin?" diye sordu.

Gül hemen saçlarını göstererek kameraya doğru eğildi.
"Evet. Nasıl olmuş?" dedi.

Lale arkadaşının dümdüz olmuş saçlarına bakıp gülümsedi.
"Mükemmel olmuş. Çok yakışmış." dedi.

Ardından yüzündeki gülümseme hafifçe kayboldu.

Bir an duraksadı.

Sanki soracağı sorunun cevabından korkuyormuş gibi gözlerini telefondan kaçırdı.

Sonra yeniden ekrana baktı.
"Peki... Deniz nasıl?" diye sordu Lale.

"Yani, iyi gibi. Geçen yine Karan'la kavga etmiş." dedi Gül.

Lale'nin kaşları hemen çatıldı.
"Karan'la mı?" dedi.

"Evet. Umut'un dediğine göre Karan, Deniz'e 'Ne yaptın da kız gitti?' falan demiş. Deniz de sinirlenip onu dövmüş." dedi Gül.

Lale duydukları karşısında derin bir nefes aldı.
"Allah'ım yarabbim ya. Şu Deniz'e dur deyin artık. Böyle olmaz." dedi.

Gül hafifçe iç çekti.
"Bizi dinlemez o canım. Onu sadece biri durdurabiliyordu. O da yok artık." dedi imalı bir şekilde.

"Ya Gül..." dedi Lale.

Gül'ün yüzünde hafif bir gülümseme oluştu.
"Sena da bu aralar yine Deniz'in etrafında dolanıyor. Ama Deniz onu takmıyor." dedi.

Lale'nin yüzü bir anda asıldı.
"Tabii dolanır. Pisti ona bıraktım ben." dedi.

Gül, Lale'nin sözlerini duyunca kaşlarını kaldırdı.
"Nasıl yani Laleciğim? Benim anlamadığım şu... Deniz'den hoşlanmana rağmen ona bir sürü şey söyleyip gittin. Neden?" diye sordu.

Lale hemen konuyu kapatmaya çalıştı.
"Ya Gül, hiç girme bu konulara." dedi.

"Her defasında konuyu kapatıyorsun Lale." dedi Gül, bu kez daha ciddi bir ses tonuyla. "Bu sefer ya anlatırsın ya da telefonlarını bir daha açmam. Çok ciddiyim."

Lale, Gül'ün kararlı ses tonunu duyunca bir süre sessiz kaldı.

Sonunda koltuğa geçti ve ağır bir şekilde oturdu. Derin bir nefes aldı.
"Ben intikam aldım sadece." dedi.

Gül'ün kaşları havaya kalktı.
"Ne? Ne intikamı?" diye sordu merakla.

O da kapının önündeki sandalyeye oturdu. Artık bütün dikkatini Lale'ye vermişti.

Lale birkaç saniye sustu.

Söyleyeceklerinin ağırlığını hissediyordu.
"Deniz'in çilekten haberi olmadığını biliyordum." dedi.

Gül dikkatle dinliyordu.

"Ben, beni hırsızlıkla suçladıkları şeyi kolay kolay unutmadım. Evet... Şu an bunu ilk defa açıklıyorum." dedi Lale.

Sesi giderek daha da ciddileşti.

"Ben Deniz'i seviyorum. Hem de çok seviyorum. Ama benim de bir gururum var. Bana yapılanları öylece unutamazdım. Ve ben bunu yapmalıydım."

Gül'ün ağzı duydukları karşısında açık kaldı.

Bir süre hiçbir şey söyleyemedi.
"Ne? Lale... Dur, tamam. Sakin ol. Şu an..." dedi Gül, ne diyeceğini toparlamaya çalışarak.

Ardından derin bir nefes aldı.
"Haklısın. Sana hırsız demişlerdi. Sen de intikam aldın ama... Deniz çok değişmişti. Sana karşı çok iyiydi. Şimdi ise senden eskisinden daha fazla nefret ediyor. Biz ne yapacağız Lale?" dedi.

Lale'nin yüzündeki ifade değişmedi.

Sanki verecek başka bir cevabı yokmuş gibi sakince konuştu.

"Yapacak hiçbir şey yok Gül. Neyse. Telefonum kapanacak. Seni yine ararım. Konuştuklarımız da aeamızda kalacak." dedi.

Gül daha cevap veremeden telefon kapandı.

Telefon, Gül'ün elinde öylece kaldı.

Az önce duyduğu cümleler kafasının içinde dönüp duruyordu.

Lale, Deniz'i seviyordu.

Hem de çok seviyordu.

Ama buna rağmen ondan intikam almak için her şeyi göze almıştı.

Peki şimdi ne olacaktı?

"Gül, hadi! Salonu temizlemem lazım." diye seslendi Begüm içeriden.

Gül bir süre daha elindeki telefona baktı.

Sonra kendine gelmeye çalışarak ayağa kalktı.

"Tamam. Geliyorum." dedi.

Telefonunu cebine koydu ve içeriye doğru yürüdü.

Ama aklında hâlâ tek bir soru vardı.

Lale, Deniz'i gerçekten hayatından çıkarabilecek miydi?

ᥫ᭡

"Aşkım, bir sorun mu var? İş çıkışımda hemen gel, buluşalım dedin. Ben de antrenmandan apar topar geldim. Deniz'den izin almak bile zor oldu." dedi Umut.

Gül'ün yüzündeki ciddiyeti görünce kaşlarını çattı. Belli ki onu buraya boşuna çağırmamıştı.
"Evet, bir şey var. Hem de çok önemli." dedi Gül.

Umut merakla ona baktı.
"Ne oldu?"

Gül, birkaç saniye bekledikten sonra hiç beklemediği o cümleyi söyledi.
"Lale, Deniz'i seviyor."

Umut'un yüzündeki ifade bir anda değişti.
"E, Deniz de Lale'yi seviyor. Ama onlar artık imkânsız hâle geldi." dedi.

Gül hemen başını iki yana salladı.
"Hayır! Biz onları bir araya getirebiliriz." dedi kararlı bir şekilde.

Umut şaşkınlıkla sevgilisine baktı.
"Aşkım... Unuttun herhâlde. Deniz, Lale'den nefret ediyor. Lale'nin söylediklerinden dolayı." dedi.

Gül derin bir nefes aldı.
"Aşkım, olayın aslını öğrendim ben. Lale anlattı. Hatta kimseye söyleme dedi ama... Söylemezsem onlar böyle birbirlerinden uzakta acı çekmeye devam edecek." dedi.

Umut'un merakı daha da arttı.
"Ne oldu? Ne dedi Lale?" diye sordu.

Gül, Umut'un gözlerinin içine baktı.
"Lale sadece intikamını almış, Umut." dedi.

Umut'un kaşları havaya kalktı.
"Ne? Nasıl?" diye sordu merakla.

"Deniz ve Sena onu hırsızlıkla suçladı ya..." dedi Gül.

Umut sessizce dinliyordu.

"Lale de böylece intikamını almış. Yani Deniz'in böyle bir şey yapmayacağını en başından beri biliyordu." dedi.

Umut birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedi.

Sonunda iki elini yüzüne götürüp saçlarını geriye doğru itti.
"Gül'üm benim, şu an beynim allak bullak oldu. E peki bizim planımız ne?" dedi.

Gül de onun kadar düşünceliydi.
"Bende de aynı öyle oldu. Ama sonra biraz düşününce her şeyi anlıyorsun." dedi.

Umut merakla Gül'e baktı.

Gül'ün gözlerinde bir anda heyecanlı bir ifade belirdi.
"Diyorum ki..." dedi.

Umut bekledi.

"Bu gece Deniz'in evine gidip her şeyi anlatsak mı?" dedi Gül.

Umut'un gözleri büyüdü.
"Her şeyi mi?"

"Evet. Lale'nin neden böyle yaptığını. Her şeyi anlatırız." dedi Gül.

Sonra yüzünde umut dolu bir gülümseme oluştu.

"Deniz de gider, Lale'yi alır." dedi.

"Ya gidip getirmezse? Daha çok nefret ederse Lale'den, intikam aldığı için?" dedi Umut.

Gül'ün yüzündeki gülümseme bir anda soldu. Birkaç saniye önceki heyecanı yerini endişeye bırakmıştı.
"Evet. O da bir ihtimal olabilir. Biz ne yapacağız Umut?" dedi.

Umut, Gül'ün endişeli yüzüne baktı. Bir süre düşündü. Deniz'i en iyi tanıyanlardan biri olarak, onun vereceği tepkiyi tahmin etmeye çalışıyordu.
"Deniz çok büyük bir hayal kırıklığına uğradı ama..." dedi.

Gül sessizce onu dinliyordu.

"Eğer gerçekten onu tanıyorsam, sevdiği kişinin peşini asla bırakmaz. Bence akşam konuşalım." dedi Umut.

Gül'ün yüzünde yeniden küçük bir gülümseme oluştu.
"Evet, evet. Konuşalım." dedi Gül.

İkisi de birbirlerine baktılar.

Şimdi tek yapmaları gereken akşamı beklemekti.

𖤐☆

"Alo? Deniz, neredesin abi?" dedi Umut.

"Dışarıdaydım. Eve geçeceğim birazdan. Ne oldu abi?" diye sordu Deniz.

"Müsaitsen sen eve geçince Gül'le sana gelmek istiyoruz. Birkaç şey konuşacağız." dedi Umut.

Deniz'in sesi bir anda ciddileşti.
"Ne hakkında konuşacağız? Eğer Lale'yle ilgiliyse sakın abi! İstemiyorum." dedi Deniz.

Umut, Deniz'in daha konuyu açmadan gerildiğini fark edince sakin bir ses tonuyla konuştu.
"Abi, sakin ol. Oraya gelince konuşuruz." dedi.

Deniz birkaç saniye sustu.
"Tamam. Neredesiniz? Gelip sizi alayım." dedi.

"Petek Kafe'deyiz. Taksiyle geliriz." dedi Umut.

"Bekleyin. Ben sizi alacağım." dedi Deniz.

"Yok abi, sağ ol. Sen direkt eve git, yolunu değiştirme." dedi Umut.

Deniz hemen itiraz etti.
"Saçmalama Umut. On dakikaya oradayım. Benzinliğe girdim ben. Hadi, görüşürüz." dedi.

Umut daha fazla itiraz edemeden telefon kapandı.

Telefonu elinde tutarak birkaç saniye ekrana baktı.

Gül hemen merakla ona döndü.
"Ne oldu? Ne dedi Deniz?" diye sordu.

Umut derin bir nefes aldı.
"Bizi almaya gelecek. Öyle eve geçeceğiz. Ama daha baştan uyardı. Konuşacağımız şey Lale'yle ilgiliyse istemiyorum, dedi." diye anlattı.

Gül'ün yüzündeki heyecan bir anda yerini endişeye bıraktı.
"Umut..."

"Ne oldu Gül'üm?"

"İnşallah Deniz'in sinirli bir anına denk gelmeyiz. Ve bizi dinler." Dedi gül.

"Dinlemek zorunda. O da mahvoldu. Biz onun iyiliği için yapıyoruz bunları." Dedi Umut.

Gül gülümseyerek başını Umut'un omzuna yasladı.
"Haklısın. Seni seviyorum Umut." Dedi.

Umut başını kaldırıp Gül'e baktı ve gülümseyerek anlına öpücük kondurdu.