10. bölüm · Deniz Kenarındaki Ateş

9. Bölüm

leggeroella

Güneş tepeden vuruyordu yine. Hava çok sıcaktı, katlanılacak bir sıcak değildi bu sıcak. Ama katlanmak zorunda kalıp manzarayı seyrediyordum. Manzaram Esat Ataydı. Bugün üçüncü gündü ve şimdiden onu usandırmam gerekiyordu. Öyle de yapıyordum, söylene söyleyen ne diyorsak onu yapıyordu.

Elimde ki gazozu kafama dikip , önümdeki masaya bıraktım. Neyse ki bizi güneşten koruyan bir şemsiye vardı.

“Esatcım , bak orayı da süpür.” Dedim en gıcık halimle. Gözlerini bana çevirdi ve kaşlarını çattı , terden sırılsıklam olmuştu. Uzun saçlarını karıştırıp dediğim yerinde sessize süpürdü.

Elinde telefonuyla oynayan Pınar “Ne kadar da güzel söz dinliyor.” Dedi.

“Kızlar bilirsiniz siz ne derseniz tamam ama yani abartmıyor musunuz?” Dedi Yusuf. Yani belki de biraz abartıyorduk , dalgasına vuruyorduk falan ama Esat geriliyor gibiydi.

“Yusuf'a katılıyorum.” Dedi Emine. “Baksana çocuğu iyice amele yaptık.”

“Yani sonunda şunu anlıyorsunuz.” Dedi Ömer.

Ben ortaya oturmuştum bir yanımda Emine vardı bir yanımda Pınar vardı. Onların yanında ise Yusuf ve Ömer oturuyordu. Pınar ile ben tamamen keyfime bakarken , üçü çok gergin davranıyordu.

“Ya ne yapıyor sanki?” Dedim , çitlediğim çekirdeği tükürürken.

“Atma kızım şu çekirdeği!” Dedi Ömer sinirle. “Çocuğa bok temizletiyorsunuz sabahtan beri!” Evet öyle yapıyorduk. Bu çocuğun kaderi tamamen bok gibiydi. Benim elime düştükçe onu resmen boklara boğuyordum.

“Bence yeter bu kadar!” Dedi Yusuf. “Güneşin altında sırılsıklam oldu çocuk.”

Bu dedikleri aklımı karıştırmıştı. “Ağzınıza tüküreyim sizin!” Dedim aklımı karıştırdıkları için. Vicdanımla oynuyorlardı şuan. “Tamam söyleyin şuna…” Diyecek oldum , lakin Esat aniden elinde ki süpürgeyi bırakıp tişörtünü sıyırınca gözüm büyüdü. “Lan.” Dedim refleks olarak.

Yusuf aniden elleri ile Eminenin gözünü kapattı , Ömer de aynı şeyi Pınar’a yaptı.

“Gerizekalı!” Diye carladım. Gözleri bana dönünce soru sorar gibi başını iki yana salladı. Gözleri diğerlerine değince meselenin ne olduğunu anladı. “Çabuk giy üstünü!”

“Onu bu sıcakta çalıştırmadan düşünecektin Aysel Arkan!” Deyince göz devirdim. Gözlerim gözlerindeyken , yüzünden ayırmamaya çalışıyordum.

“Burası modern bir köy gibi mi geliyor sana?” Diye sordum. Harbi salaktı bu çocuk. Aile, eş, dost köyüydü burası. “Çabuk giy bir gören olacak.”

“Sizden başka gören yok!”

“Mal mısın oğlum!” Dedim. “Sahilde olsak neyse de , ineklerin yayıldığı yerde çıplak geziyorsun. Mal mısın sen?”

“Mallığım senin yüzüne.” Dediğinde göz devirdim.

“Senin mallığın her zaman vardı!”

“Bak kızım, bokunu çıkardın artık!” Dedi gergince! “Çocukça şeylerle uğraşıyoruz! Şu halimize bak!”

“O haltı yemeden önce düşünecektin sen!” Dedim yüksek bir sesle. Oturduğum yerden kalktım. “Üzerime camdan su döktün gerizekalı! Sence bu hiç çocukça değil mi?”

“Küçükken olan bir şey için üzerime cıvık bok dökmenden daha çocukça değildir!” Dedi bana doğru adımlarken. Karşı karşıya kaldığımızda yine gözlerimi gözlerinden çekmedim.

“Sen küçükken beni o cıvık bokların arasına atmasaydın , yapmazdım!”

“İyi ki yapmışım.” Dediğinde sinirle baktım ona. Maldı bu! Hayır bir de yüzsüz gibi iyi ki yapmışım diyordu.

“Gerizekalı.” Dedim. “Orangutan mısın sen?”

“Yeter!” Dedi Ömer. “Şuan çok saçmalıyorsunuz!”

“Ne saçmalaması?” Dedik ikimizde aynı anda.
Ömer göz devirdi bu halimize.

“Birbirinizden nefret ediyorsunuz ama tamamen aynısınız.” Dediğinde en ters bakışımla ona baktım. Hayatımda en son isteyeceğim şey bu sarı bokla benzemek olurdu.

“Ben nefret falan etmiyorum!” Dedi Esat. Şuan tam başım omzuna gelirken , çıplak nedenine bakmamak için boynumu kaldırıp bakmak zorunda kalıyordum.

“Ben nefret ediyorum!” Dedim onun aksine. Gözleri bana tekrardan döndüğünde başını iki yana salladı.

“Aysel.” Dedi Esat. “Ne yaparsan yap senden nefret etmem.” Dedi. “Çünkü nefret edecek bir şey görmüyorum.” Tüm yaptıklarıma rağmen gerçekten benden nefret etmiyor muydu?
Bakışları bana çok şey anlatıyordu ama ben hiç bir şey anlamıyordum.

“Benden nefret edip etmemen umurumda değil.” Dediğimde bir şey demedi. Benden bir kaç adım uzaklaşıp üzerine tişörtünü geçirdi ve arkasına bakmadan buradan gitti.