7. bölüm · Deniz Kenarındaki Ateş
6. Bölüm
“Aysel.” Diye bağırıyordu annem. Günlük uyandırma servisim böyleydi. “Kız Aysel!” Yatakta soluma dönüp ofladım. “Kime diyorum ben , kalk kız!” Diye mutfaktan bağırırdı her gün. Annemin uyandırma yöntemine gıcık oluyorum. Her anne böyle miydi? Bence her anne aynıydı ama benim annem biraz abartıyordu. “Ay-” Diye tekrardan adımı zikredecekken durdurdum onu.
“Uyandım be!” Diye bağırdım en cazgır halimle. “Bağırıp durma anne Allah aşkına yeter ya!” Diye sızlanıp , yatakta oturur pozisyona geldim. “Her sabah Aysel de Aysel , Allah'ın adını bu kadar zikretsen cennetlik olursun yemin ederim!”
“Sus!” Diye bağırmaya devam etti annem. “Cevap verme bana! Gel yanıma şu börekleri Etem amcalara götür!” Dediğinde gözlerim büyüdü. Annemin derdi neydi acaba! Hayır o gerizekalı ile saç baş kavga falan mı etmemi istiyordu?! Çünkü biz birbirimizi görmeye tahammül bile edemiyorduk da!
“Anne sabah sabah beni deli mi edeceksin sen?!” Diye bağırdım dağılmış saçlarımı, ev topuzu yapmaya çalışırken. “Fatih ya da Melek götürsün banane ya!” İki tane kardeşim vardı ayak işlerini yapamayacaklarsa ne işe yarayacaklardı ki!
“Yazık çocuklar daha uyuyor!” Dedi annem.
“Ben burada halay mı çekiyordum?!” Diye bağırdım inatla.
“Onlar senin uşağın mı? Gel buraya asabımı bozma Aysel!” Sinirle nefesimi verip olduğum yerde tepindim. Büyük çocuklar kesinlike kullanılıyordu. Bir kere de bir şeyleri Melek ya da Fatih yapsa ölürlerdi sanki!
“Ben senin mi uşağınım anne? Ayrıca Etem amcalara ne diye börek götürüyoruz onu anlamadım!”
“Bana cevap verme çabuk buraya gel! Oraya getirme beni!” Deyince sinirle yataktan inip ayağımı yere vurdum.
“Of bıktım ya! Bıktım!” Diye bağırdım.
“Hala konuşmaya devam mı edeceksin , yoksa ben geleyim mi oraya?” Deyince annem , ani gelen korkuyla odamdan ışık hızıyla çıktım. Kaç yaşında olmam fark etmezdi annem terlik manyağı yapardı. Şu yaşta annemden dayak yemeye utandırdım. Mübarek kadın Osman Ağa gibi pehlivan havasında takılıyordu. Beni yere serip, ayağında ki terliği havada uçurarak eline alması tek dakikasını almıyordu.
Gerçekten nasıl bir anam vardı onu sorguluyordum şuan.
Mutfağa girdiğimde suratıma sahte gülümsememi taktım. “Canım anam.” Dedim yapmacık bir sevecenlikle. Annem malının huyunu biliyordu tabi , göz devirip tabağa koyduğu böreği elime tutuşturdu.
Hayır pijamalarımı bile değiştirmeden , beni dışarıya çıkarttığına inanamıyordum. “Çabuk git gel hadi!” Deyince bu sefer ben göz devirdim.
“Yok anne önce Etem amcalara gider onlarda bir çay içerim. Sonra da camiye uğrar gelirim!” Dedim dalga geçerek.
“Cami de ne yapacaksın?” Diye ciddi ciddi.
“İmam amca halay çekmeye çağırdı da!” Dediğimde surat ifadesi ciddileşti. Ayağını kaldırıp terliği hava da uçurdu bir anda. Bunu gören ben göt korkusundan durmayıp koşar adımlarla mutfaktan çıkıyordum ki , tam çıkacakken kafama isabet eden terlikle acıyla inledim. Ayağımı yere vurup “Anne ya!” Diye bağırdım.
“Sabah sabah cinlerimi tepeme çıkardın!” Diye bağırdı. “Çabuk git gel hadi!” Deyince cevap vermeden , kafamı ovuşturarak mutfaktan çıktım. Hayır sürekli şu kadından terlik yemekten bıkmıştım. Bezdirmişti bu kadın beni!
Ayağıma terliği giyip , yere sürte sürte yürümeye başladım. Anamın verdiği böreklere baktığımda patatesli börek olduğunu gördüm. Etem amca annemin patatesli böreğini çok severdi. O yüzden annem ne zaman yapsa gönderirdi. Her zaman mutlulukta , hava da uça uça sokakta şarkılar söyleye söyleye giderdim çünkü gidince Etem amca Almanya çikolatalarından bir tane verirdi hep. Büyüdüğümde bile değişmemişti bu.
Şimdi gitmek istemiyordum çünkü o torunu olacak Esat gıcığı oradaydı ve hep orada olacaktı. Sarı bok! Nefret ediyordum o salaktan. Akşam odada olan şeyleri Emine’ye bile söylememiştim. Geçiştirerek bir cevap vermiştim. İntikamımı almıştım ama asıl savaş yeni başlıyordu. Akşam ki yaptığım atak hiç bir işe yaramamıştı. O yüzden daha iğrenç planlar yapmalıydım.
Hayır yani tüm vaktimi , o salağa ne yapmalıyım diye düşünürken öldürüyordum. Dün gece bile onun yüzünden uyuyamamıştım zaten.
Etem amcanın evine geldiğimde , bahçenin kapısını açıp içeri girdim. “Etem amca!” Diye bağırdım sıradan çirkefliğimle. Esat gıcığı uyuyorsa uyanabilirdi , çok güzel olurdu.
Evin kapısından başını çıkaran Etem amcayı gördüğümde otuz iki diş güldüm. “Ayselim.” Dedi hep olduğu sevecen haliyle. Bu adamı çok seviyordum ya! Çok tontiş bir adamdı. Benim dedemde çok huysuz bir adamdı!
“Sana sevdiğin börekten getirdim Etem amcam!” Dedim en yalaka halimle.
Elimde ki tabağı aldı. “Elinize sağlık güzel kızım!” Deyip güldü. “Bekle beni geliyorum hemen!” Dedi bu senaryoya çok alışıktım. Birazdan elime bir çikolata tutuşturacaktı. Almayanya çikolatası işin ucunda olmasa , üşengeçliğim yüzünden kimse beni buraya gönderemezdi. Tabi annemin terliği hariç.
“Pişt!” Diye bir ses duyduğumda başımı kaldırıp yukarı bakmak için bir iki adım geri gittim. İki elimi belime yerleştirip baktım.
“Ne var gerizekalı?” Dediğimde, salak gülerek göz devirdi. Hayır bir insanın huyu hiç mi değişmezdi?! Bunun değişmemişti!
“Naber güzellik!” Deyince bu sefer ben göz devirdim.
“Sanane benim güzelliğimden aptal!” Dedim. Şu tartışmayı hep yapabilirdik.
“Aptal falan yakışmıyor ağzına!”
“Benim ağzıma ne yakışıyor ben karar veririm. Sanane benim ağzıma yakışandan yakışmayandan!” Dedim en çirkef halimle. Mahalle karıları gibi ellerim belimde çatık kaşlarla ona bakıyordum. Ciddiyetimi de bozan , dağınık topuzumdan çıkan saçımdı.
“İki dakika çirkefleşme!” Dedi bıkmış haliyle. Gözleri üzerimde oylandı. “Pijama yakışmış!” Deyince üzerime baktım. Pandalı pijamamdı bu. Yakıştığını tabiki de biliyordum.
“Sanane!” Dedim huysuzluğumu sürdürerek.
Omuz silki tekrar güldü. “Baksana arkanda kedi var!” Deyince refleksle arkamı döndüm. Kedileri çok sevdiğimi biliyordu galiba! Bir iki adım uzakta olan kediye doğru adım atacakken başımdan aşağı dökülen su ile yerimden kıpırdayamadım.
Bir kaç dakika olan şeyi idrak etmeye çalıştım. O sarı bok benim üzerime su mu dökmüştü?! Kapalı gözlerimi yavaş yavaş aralayıp arkama döndüm. Camdan bana bakarak attığı kahkaha ile karşılaştım.
“Şimdi tükürdüm ağzına!” Diye bağırdım köyü inletecek şekilde.
Ayağımda ki terliği çıkarıp koşar adımlarla açık kapıdan içeri girdim. “Heh Aysel!” Diyen Etem amca duraksı. “Kızım ne oldu sana!” Dedi.
Koşarak üst katın merdivenlerinden çıkmaya başladım. “O torununa göstereceğim!” Diye bağırdım.
Ahşap merdivenlerden yukarı çıktığımda bahçeye bakan iki tane oda vardı , ikisiyle bakıştım. Açık olan kapıya bir de kapalı olan kapıya baktım. Açık olan kapıdan içeri daldım kimse yokturdu. Odadan çıkıp diğer odanın kapısını açmaya çalıştım. Lakin açılmadı.
“Aç kapıyı lan!” Diye bağırdım.
“Açmam!”
“Hayvan herif!” Deyip kapıyı yumrukladım. “Yapacağın şeyi yapıp her defasında kaçıyorsun! Şerefsiz!”
“Kaçmakta savaşmaktır!” Dediğinde tekrardan kapıya vurdum.
“Aç lan kapıyı. Açmazsan boklu fotoğraflarını yayarım sosyal medya da!”
“Ne oluyor burada!” Diyen Murat amcaya ve yanında ki Meryem teyzeye baktım.
“Aysel ne oldu sana?” Diye sordu Meryem teyze.
“Sence Meryem teyze?” Diye sordum.
“Esatla mı tartıştınız yine?” Dedi Murat amca.
“Tartışmadık!” Dedim ayağımı yere vurarak. “Senin bu oğlun pencereden üzerime su döktü!”
“Esat yapıyorsun bari kaçma oğlum!” Dedi Murat amca. “Ben seni böyle mi yetiştirdim!”
“Bence bu evlatlık!” Diye bağırmaya devam ettim. “Sizden nasıl oldu bu?! Bir insan hiç mi anasına babasına benzemez!” Tamamen annesine benzediği kesindi.
“Ben doğurdum ama bazen bende şüpheleniyorum!” Dedi Meryem teyze. “Bence hastane de karışmış!” Deyince onaylarak başımı salladım.
“Duyuyorum sizi!” Diye kapının diğer tarafından bağırdı Esat. Ama ben kapıya tekrar yumruk attım.
“Aç kapıyı!” Diye bağırdım tekrardan. “Gel bir de buradan duy.”
“Açmam!” Deyince sinirle nefesimi verdim.
“Kızım gel sakin ol!” Deyip Murat amca beni uzaklaştırmaya çalıştı. “Ben görüşürüm onunla.”
“Yok ben görüşürüm.” Dedim.
“Söz sende görüşürsün!” Dedi Meryem teyze. “Hadi eve git annen merak etmesin!” Deyince ofladım. Şuan beni oğullarını dövmeyeyim diye gönderiyorlardı.
“Bunu yanına bırakmam Esat Atay!” Diye bağırdım.
“Görürüz Aysel Arkan!” Diye benim gibi bağırdı kapının diğer tarafından.
