4. bölüm · Deniz Kenarındaki Ateş
3. Bölüm
"Ne dedin ne?" Dedi Pınar şokla. Hala anlamamıştı. Bin defa anlatsakta anlamaz gibiydi.
"Pınar sen bizden üç yaş küçüksün diye beynine kan mı gitmiyor?" Dedim , sinirle çekirdek çitlerken.
Sahil kenarında oturuyorduk. Ömerle o pisliğin gelmesini bekliyorduk. Onlar gelene kadar onlara mesajları anlattım.
"Kızım sen niye öyle diyorsun?" Dedi Yusuf "Yosma ne? Her şeyi geçtim hodri meydan ne?"
"Lan ilk o dedi hodri meydan diye." Dedim bende. Çitlediğim çekirdeğide , Yusuf'un yüzüne tükürdüm. "Hep senin yüzünden pislik."
"Tamam sakin olun." Dedi Emine. "Gelirler birazdan. Normal davranın."
"Emine." Dedim. "Lan o çocuktan , bok kadar yavruyken bile nefret ediyordum. Hala nefret ediyorum. Nasıl normal davranmamı bekliyorsun?"
"Doğru." Dedi Emine.
"Ha şunu bileydin." Dedim sinirle.
"Geliyorlar." Dedi Pınar. Çitlediğim çekirdeği daha da çok sinirle çitledim. Suratım beş karış öyle oturuyordum köşede.
"Naber lan?" Dedi Ömer, her zamanki gibi minderine otururken. Yanıma oturan Ömer'e döndüm baktım. "Kız senin suratın niye düşük?" Dedi. Sonra bir an durdu ve düşündü. "Ha tamam." Dedi.
Bir an göz göze geldik. O eski Esat gerçekten kalmamıştı. Fiziksel olarak çok değişmişti. Küçücükken çok çirkindi lan bu. Şimdi bir şeye benzemiş en azından.
Omuz silkip diğer tarafa döndüm.
"Ee." Dedi Yusuf. "Sen ne yaptın üniversiteyi Esat?" Üniversitesine tüküreyim bize ne ya. Şuan gidip , çuvalla zibili getirip kafasından aşağı dökmek istiyordum.
Bir an durdum. Çok mantıklı değil miydi?
Kesinlikle mantıklıydı.
Düşen suratım , güldü bir anda. Bunu fark eden Emine bana öyle baktı ki , aklımda bir şeyler olduğunu anladı.
"Bitirdim üniversiteyi işte geçen sene. Atanmayı bekliyoruz." Diyen adam umurumda bile olmadı.
"Sen bu zekayla nah atanırsın." Diye mırıldandım. Lakin bir şeyler söylediğimi duymuş olmalı ki , bana döndü.
"Sen bu zekayla bu yaşlarda kadar geldiysen , ben hayli hayli atanırım." Dediğinde göz devirdim.
"Oğlum senden bir bok olmaz kes ümidini. Olsa olsa sadece bok olur." Dedim. Bir an ortam sessizleşti. Diğerleri de bizi dinliyordu.
"Kızım sanane benden." Diye yükseldi. "Ben karışıyor muyum sana?" Dedi.
"Sağol ya hiç karışmıyorsun." Diye söylendim bende. Bir yandan açık olan saçlarımı savurdum.
"Senin bu kin nereden geliyor kardeşim?" Diye sorduğunda şöyle bir baktım.
"Kardeşim deme lan bana. Sen benim hiç bir şeyim değilsin. Ayrıca , onu küçükken bok çukuruna atmadan önce düşünecektin." Diye yükselen bendim bu seferde.
"Allah'tan bir bok çukuruna attık." Dedi , kaşları havalanmıştı. Sinirlendi sanırım beyefendi. "Küçüktük lan."
"Küçük mü?" Dediğinde durdum. "Nah küçük. Lan oğlum onda bile bilerek yaptın sen."
"Sende erkeklerin arasına girmeseydin." Diye yükseldi.
"Lan sanane erkeklerin arasına girip çıktığımdan." Diye bağırdım. Evet bağırdım. Şu çocuğa olan hırsım derslere olsaydı , filozoftum.
"Giremezsin diyorsam giremezsin." Dediğinde tek kaşlarım çatıldı. Ellerimi belime yasladım. Biraz çirkefleşmem gerekti.
"Niye sen kimsin ki?" Dedim bu gerçeği yüzüne vurarak.
"Doğru." Dedi benim gibi bağırarak. "Ben kimim ki? Hay ben benim aklımı..." Dedi lakin sözünün devamını getirmedi.
"Aynen." Deyip pat diye ayağa kalktım.
"Nereye?" Dedi Emine.
"İşim var gelirim beş dakikaya."
***
Üç dakika sonra
"Bok gibi kokuyor lan." Dedim bir elimle de burnumu kapatırken.
Salak Aysel zaten bok.
Bir kova inek bokunu almıştım. Yanına kalacağını zannediyorsa yanılıyordu. Üstelik cıvık cıvık taze bok bulmuştum onun için. Onlara doğru ilerlerken hepsinin bakışları bana döndü.
Güldüm otuz iki diş.
Onunla göz göze geldik. "Ben Aysel'im. Bir başkası değil." Dedim. Bana ne diyorsun der gibi baktı. Ona doğru yaklaştım. Diğerleri ne olduğunu anladı.
"Esat kaç." Dedi Ömer.
"Ne kaçması?" Dedi salak salak.
Tam yanında durduğumda , asla acımadım. Kovayı iki elimle tutup , ters çevirip başından aşağı döktüm.
O an sessizlik oluştu. Tek duyulan ateş böceklerinin sesleriydi.
"Sikeyim." Dedi.
Güldüm. Hemde böğüre böğüre. Hayatım boyunca bence en çok şimdi gülüyordum.
"Lan." Dedim kahkahalarımın arasından. "Boka benzedin." Bir kahkaha daha koyuverdim. Cebimden telefonumu çıkartıp , yetmedi fotoğraf ve videoya aldım. Ama o hala donmuş bir şekilde duruyordu. "El salla kameraya."
Bir an beklemediğim bir atak yaptı. Ayağa kalktı ve üstüme yürüdü.
"Uzak dur benden katil." Diye bağırdım.
"Gel lan buraya." Diye bağırdı. İkimizde ateşin etrafında koşup durduk.
Lakin kaçmam gerekti , o yüzden diğer tarafa dönüyordum ki kolumdan tuttu. O an tek yaptığım çığlık atmak oldu.
İnek boku olan elini yüzüme sürdüğünde bağırdım. "Gerizekalı." Sesim yankılandı adeta. Kolumu çekiştirdim ama bırakmadı.
"Allah'ım kusacağım." Dedi Pınar. "Bu ne biçim fantezi?"
"Ne fantezisi?" Diye ikimiz aynı anda bağırdığımızda birbirimize döndük. Ama o bok dolu yüzünü görünce elimde olmadan tekrar güldüm.
"Bok fantezisi." Diyen Ömer'e göz devirdim.
"Al şu arkadaşını." Dedim , Ömer'e. Ama o omuz silkip çekirdek çitlemeye devam etti.
"Buralar bok koktu lan." Dedi Yusuf.
"Tamam." Dedi Emine. "İkiniz birbirinizde ayrılın." Dedi ama Esat kolumu bırakmadı. "Esat , küçükken aynısı sende bu kıza yaptın. O yüzden bırak."
Kolumu pat diye bıraktığında , derin bir nefes verdim. "Sana hodri meydan derken şaka yapıyordum." Dedi. "Ama şimdi yapmıyorum. Hodri meydan Aysel Arkan."
"Hodri meydan Esat Atay."
