20. bölüm · Deniz Kenarındaki Ateş
19. Bölüm
Ateşin etrafına altı minderi yerleştirdiğimde , bakışlarım elleri dolu gelen Esat’a döndü. Elindeki biraları bıraktığında gözlerim büyüdü.
“Bu kadar birayı ne yapacağız?” Diye sordum.
“Kızım gün içme günü!” Dedi arkadan gelen Ömer.
“Hepsini Esat’a kitledi.” Diyende Yusuftu.
“Bunu tartışmanın anlamı yok.” Dedi Pınar ve çığlık attı. “Aylardır bugünü bekliyordum , denize girme zamanı!” Bir yandan da telefonu hoparlöre bağlayıp bir şarkı açtı.
“Bu şimdiden kafayı buldu.” Dedi Emine ve başını iki yana salladı. Pınar her zaman kafayı bulmuş gibiydi.
“O zaman önce denize giriyoruz!” Dedi Ömer.
“Girelim.” Diye tekrardan bağırdı Pınar. Ve giydiği elbisenin askılarını omuzlarından indirip sadece bir bikini ile kaldı. Ömer de tişörtünü sıyırdığında ikisi el ele tutuşup denize doğru koştular.
“Gerçekten kafaları güzel.” Diyen Yusuf , tişörtünü çıkarıp bir köşeye fırlattı. Gözleri üzerimizde gezindi. “Neyi bekliyorsunuz?”
O sırada denize giren Pınar “Tuttu fırlattı kalbimi zamanla geçer dedi zamanla zamanla.” Diye açtığı şarkının sözlerini bağırdığında göz devirdim. Emineyle elbiselerimizi sıyırdığımızda , Emine ve Yusuf önden denize koştular. Tişörtünü çıkaran Esat’a baktığımda yutkundum.
Daha önce yanımda tişörtünü çıkardı diye kızmıştım. Ama şuan bu umurumda değildi. Elini bana uzattığında “Gel bizde beraber koşalım.” Dediğinde başımı salladım ve elini tuttum. Bugünlerde çirkefliğimden çok şey kaybetmiştim o da bu sarının yüzüneydi.
Üzerime çilek desenleri olan bir bikini vardı. Uzun kızıl saçlarımı gelişi güzel bırakmıştım. Kesinlikle bir hikaye paylaşmalıydım.
Esat koşmaya başladığında beni de çekiştirdi. Denize girdiğimizde tüylerim diken diken oldu önce ama alıştım.
“Dalga çok fazla var. İleri gelebilecek misin?” Diye soran Esat'a başımı salladım ve elini tutarken ileriye doğru yüzmeye çalıştık. Su karnıma kadar geldiğinde bir anda gelen dalga yüzüme çarptı , suyun altına kaldım.
“Ay.” Diye çığlık atmama engel olamadım. Islak saçlarımı kulaklarımın arkasına sıkıştırdım ve yüzümü açtım.
“Bana tutun.” Dedi Esat. Dediğini yapıp kollarımı omzuna sardım. Şuan çıplak bedenine bile umurumda değildi. İkimizde yüzmeyi biliyorduk ama şiddetli dalgalar buna engel oluyordu.
Onun kolları çıplak belime doladığında yutkundum. “Fazla yakınız.” Dedim kendime engel olamadan.
“Seni rahatsız mı ediyor?” Diye sorduğunda başımı iki yana salladım. İstesemde rahatsız hissedemiyordum. Neden böyleydi bilmiyordum. Ben hiçbir şey bilmiyordum. “O halde sorun yok.” Deyip belimi daha sıkı sardı.
“Şuan korkuyorum.” Dedim yine kendimden bağımsızca.
Kaşları kalktı Esat’ın. “Neyden?” Dedi.
“Herşeyden. Senin içinde olduğun herşeyden.” Dediğimde , parmakları sırtımda dairler çizmeye başladı.
“Neden korkuyorsun biliyor musun peki?” Diye sordu benim aksime ifadesizdi. Başımı iki yana salladığımda “Sen beni sevmekten korkuyorsun Aysel. Sen beni hep sevmekten korktun.” Dedi.
“Belki de.” Dedim. “Sana kızgınım. Birbirimizle fazla çocuklaşarak uğraştık ama sana gerçekten kızgınım.”
Bu dediğime gülümsedi. “O gün seni bokların içine atmamalıydım.” Dediğinde omzundaki elimi yumruk yapıp, omzuna vurdum. “Bana karşı düşmanlığın bu yüzden olabilir ama o gün hissettiğim duyguları bilemezsin.”
“Beni kıskandığın için yaptın!” Dedim. Çünkü tek anladığım buydu. Sırf beni erkeklerin arasına almamak için yapmıştı.
“Evet. Çocuk Esat çok kıskançtı. Düşünüyorumda yine olsa yine yapardım.” Dediğinde bir yumruk daha geçirdim omzuna.
Sahilin ışıkları buraları net aydınlatıyordu. Bakışlarında ki ifadeleri net görüyordum.
“Sen yapmadan ben sana yaparım.” Dediğimde gülüşü daha çok büyüdü ve kalbim göğüs kafesime vurdu.
“Haklısın.” Dedi. “Bana karşı ilk defa hırçın değilsin ve bana hissettiğin şeyleri söylüyorsun. Neden Aysel?” Dediğinde yutkundum ama aynı zamanda göz devirdim.
“Bilmiyorum. İçimden seni azalarmak gelmiyor.”
“Bence ben seni artık yakaladım. Artık kollarımdasın.” Dediğinde başımı iki yana salladım ama dilim bunu inkar etmedi. Kalbim daha da hızlandığında içimden kendime sövdüm.
“Beni seviyor musun?” Diye sordum ona.
“Çocukluğumdan beri. Belki de altı belki de yedi yaşımdan beri.” Dediğinde yutkundum ve bir kez daha kalbim göğüs kafesime vurduğunda nefesim kesilir gibi oldu. Öyle bir çekimi vardı ki ben bitiyordum. Kimseye karşı bunları hissetmemiştim ama Esat beni yıkıyordu adeta.
Yüzlerimiz tamamen birbirine yakınken , belimdeki eli daireler çizmeye devam etti. İkimizde sessiz kaldık. Dalgalar bedenimize çarptı ama umursamadık. Neden bilmiyorum ama kalbim sahalara doğru koşuyordu şuan. Nefesi yüzüme vuruyordu ve tüylerim diken diken oluyordu.
“Şuan seni öpsem bana kızar mısın?” Diye sorduğunda , kalbim daha çok hızlanabilir gibi hızlandı. O an bayılacak gibi oldum ama belli etmeme çalıştım.
“Kızarım.” Dediğimde tekrardan gülümsedi.
“O zaman istediğin kadar kızabilirsin.” Dediğinde bir şey dememe izin vermeden dudakları dudaklarıma kapandı. Adeta dizlerimin bağı çözdüldü ve ona tutunmaktan başka bir şey yapamadım.
Esat Atay beni öptü.
Üst dudağımı dudaklarının arasına aldığında bir kaç saniye karşılık vermedim ama sonrasında dayanmak elde değildi. Onun gibi öpmeye başladığımda nefeslerimiz hızlandı ama onu öptüm.
Belimdeki eli Daireler çizmeye devam ederken , bacaklarımı beline sardım ve ona daha sıkı tutundum. O da durmadı bende durmadım. Hiçbir şeyi düşünmek istemedim. Dudakları dudaklarımı talan ederken sadece karşılık verdim. Başka hiçbir şey umurumda olmadı.
Nefeslerimiz sıklaşınca dudaklarımız birbirinden ayrıldı , kapanan gözlerimiz açıldı.
“Unutmadan söyleyeyim.” Dedi. “Seni seviyorum Aysel Arkan.” Dedi ve dudakları bir kez daha dudaklarımı buldu.
