33. bölüm · Deniz Kenarındaki Ateş
32. Bölüm
“Pınar.” Diye bağıran Ömer'e döndü bakışlarımız. Bu yumuşak bir ses tonuydu ama öküz gibi bağırıyordu. “Kızım sen bu elbiseleri nereden buluyorsun? Aklım almıyor yemin ederim.”
“Bir kere daha bağırırsan Pınar diye çarparım ağzının üzerine.” Diye bağırdım. “Medeni ol hayvan herif.”
“Çakmak taşı devrinden mı kaldın lan sen?” Dedi Yusuf. “Bokunu çıkarma.”
“Diyene bak kuduruyorsun köpek.” Dedi Ömer , Yusuf'a. “Emine'ye baktıkça çıldırıyorsun demi.” Neyse ki Emine bunları duymuyordu.
“Oğlum kes sesini.” Dedi Yusuf.
“Suçunu örtbas etmeye çalışma düzeneksiz herif.” Dedi Esat , Ömer'e. “Sal artık şu kızları.”
“İkisi kardeşim birisi sevgilim.” Dedi Ömer. “Çıldırıyorum.”
“Yani neymiş kuduran köpek senmişsin.” Diyen Yusufla yumruklarımızı tokuşturduk.
“Görgüsüz gerizekalı.” Dedim bende.
“Hepsine ayrı ayrı katılıyorum.” Dedi Pınar. Ömer'e en ters bakışını attı. “Biraz daha kıskançlık yaparsan oyarım gözlerini.”
Bozguna uğradı Ömer. Karşı gelemeyeceği tek kişi Pınardı. “Tamam yavrum.” Dediğinde hepimiz kıkırdadık. “Sen nasıl istiyorsan öyle olsun.”
“Her itin tasmasını tutan birisi oluyor işte.” Dedi Esat ve buna daha çok güldüm.
“En yakın arkadaşın bile seni gömmelere doyamıyor Ömer.” Dedim.
“Benim kaderim bu.”
“Herkes hazırmı?” Diye evden çıkan Emine'ye döndü bakışlarımız. Kırmızı bir elbise giymişti. Giydiği saten elbise vücudunu çok güzel ortaya çıkarmıştı. Makyajıda çok güzel olmuştu..
Bakışlarım Yusuf'a döndü. Yutkunup başını iki yana salladı. Biraz önce gördüğünde de aynı tepkiyi vermişti. Yusuf , Emine için eriyip bitiyordu ama Emine gerideydi.
“Emine'm.” Dedim. “Çok güzelsin bebeğim.”
“Senin kadar bebeğim.”
“Tamam.” Dedi Yusuf. “Binip gidelim artık.” Dediğinde hepimiz arabaya bindik. Bu defa sürücü koltuğuna Esat oturdu , yanına da ben oturdum. Bu defa Hamit abinin arabasını Esat almıştı. Arkaya oturanlara döndü bakışım. Yemen arkamda oturan Yusuf'a baktım.
Hala Emine'ye bakıyordu. Karşısında Emine oturuyordu. Pınar , Emine ve Ömer biner binmez tartışmaya başladılar. Yusuf onları sessizce dinliyordu. Ama genel olarak bakışları Emine'den ayrılmıyordu.
“Pişt.” Dedim Yusuf'a. Sadece Esat'ın duyacağı şekilde konuştum. “Artık konuşsan mı diyorum?” Dedim.
Bakışlarını Emine'den ayırıp bana baktı. “Beni kardeşi gibi görüyor.” Dedi. “Bu aramızdaki ilişkiyi bozar.”
“En azından bir şeyler açığa çıkar. Ona göre davranırsınız.” Dedim.
“Ondan uzak olmak yerine , kardeş gibi olmayı tercih ederim.” Dediğinde yutkundum.
“Bu zamana kadar işine karışmadım bilirsin.” Dedim. “Ama böyle olmaz , bence Emine'de sana karşı birşeyler hissediyor ama itiraf etmek istemiyor.”
“Boşuna ümitlenmek istemiyorum.”
“Benim haddime değil ama,” Dedi Esat. “Onun sana karşı bir şeyler hissettiği açık. Sadece kardeş gibi büyümeniz ona adım attırmıyor.”
“Öyle mi diyorsunuz?” Dedi Yusuf.
“Evet.” Dedim. “Artık açıl.”
“Emin olamıyorum.” Dedi yine de.
“Emin olamayacak birşey yok.” Dedi Esat. “Seviyorsan susmanın manası yok. Susmak sevmek değildir ki.”
“Katılıyorum.” Dedim. “Esat'la benden bile oldu, sizden hayli hayli olur.”
“Hemen mi açılayım?” Dedi.
“Dediğim gibi susmak sevmek değildir.” Dedi Esat.
“Pekala açılacağım. Ama nasıl yapacağım?”
“Orasını bize bırak.” Deyip göz kırptım. Nefesi i tutup gergince Emine'ye baktı o da. Gittiğimiz doğum günü partisini çok iyi kullanabilirdik.
