30. bölüm · Deniz Kenarındaki Ateş
29. Bölüm
İki hafta sonra…
İki hafta önce ki yarışın kaybedeni Esat’dı. Düştüğünden hepimiz yararlanmış ve onu arkada bırakmıştık. Bana o günden beri hain sevgili deyip duruyordu.
İki haftadır , Yunus abiden tekneyi almak için yapmadığı şey kalmamıştı. Her türlü şekilde rezillikler Esat’ı buluyordu. Yunus abi öylesine inatdıki anlatılmazdı. Onu ikna edip tekneyi almak çok zordu. Bir de bile isteye Esat’la oynamayı tercih ediyordu.
İki haftanın sonunda tekneyi almıştı ama. Yunus abi ile mücadele etmek kolay değildi sonuçta.
Güneş gözlüğümü gözüme takip, oturduğumda bizimkilere baktım. Şuan teknedeydik. Esat bir yanımda oturuyordu, diğerleri ise karşımdaydı.
“Denize girelim artık.” Dedi Pınar.
“Güneş hala tepede yanmak istemiyorum.” Diyen Emine’ye katıldım.
“Kızım saçmalamayın kalkın ya.” Dedi Ömer. Onun arkasından kalkan Esat , elimden tutup beni ayağa kaldırdı.
“Güneşten şikayet ediyorsunuz , tekneye biliyorsunuz.” Diyen Yusuf'a göz devirdim.
“Arkadaşlar ben beyaz tenliyim.” Dedim. “Yandığım zaman ne kadar iğrenç duracağımdan haberiniz yok.”
“Aysel.” Dedi Esat ve kolunu omzuma attı. Kulağıma doğru yaklaşıp “Her halinle güzel olduğundan bahsetmiş miydim?” Dediğinde güldüm. Ve Esat beklemediğim bir şeyi yapıp, kollarını belime doladı ve beni tuttuğu gibi deniz fırlattı.
Evet denize fırlattı.
Denizin yüzüne çıktığımda , ağzıma kaçan tuzlu suyu tükürdüm. Yukarıdan bana bakıp gülenlere orta parmak çektim. “Allah'ın cezası Esat.” Diye bağırdım. “Gerizekalı , aptal.”
“Yer aç bende geliyorum.” Diye karşılık verdi Esat. Hemen yanıma atladığında , yüzüp yüzeye çıktı.
Diğerleri atladığında onları görmezden gelip , Esat'ın omzuna bir tane geçirdim. “Salak.” Dedim. Buna karşılık olarak güldü. Bir tane daha vurdum. “Uyuz.” Dediğimde elimi tutup , beni kendine doğru çekti.
Sarı ıslak saçlarından süzülen sular , vücuduna doğru akıyordu. Mavi gözleri bana şuan fazlasıyla berrak bakıyordu. Kolunu belime sardığında boş elimle bir tane daha vurdum.
“Yavrum bi dursana.” Dediğinde ister istemez duraksadım. Yavrum mu demişti o? Yutkundum ama duraksamayı bırakıp tekrardan birtane vurdum. “Tamam özür dilerim.” Dediğinde hala gülüyordu..
“Salak , mal.” Dedim. “Bir de kucaklayıp atıyorsun. Enbesil.”
“Hakarete başladın yine.” Dediğinde göz devirdim.
“Ha etmeseydin.” Dedim.
“Tamam iste özür diledim.”
“Sus.”
“Özür diliyorum sus diyorsun , konuşuyorum vuruyorsun.” Dediğinde bir tane daha omzuna geçirdim.
“Malsın oğlum.” Dedim.
“Oğlum mu?” Dedi. Mal dememe değil , oğlum dememe takıldı. “Kızım, oğlum ne?”
“Kızım diyorsun sende bana.” Dedim.
“Aynı şey değil.”
“Aynı şey.” Dedim.
“İnatlaşmayacağım.” Deyip diğerlerine baktı. Onların tekeninin diğer tarafına doğru gittiğini görünce gülümsedi ve bana daha sıkı sarıldı. “Diyorum ki Aysel Arkan , şuan seni ikinci defa öpsem bana kızar mısın?”
“Tartışırırken aklına öpmek nereden geliyor anlamıyorum ki.” Dedim.
“Sana bakarken aklımdan bir çok şey geçiyor her zaman.” Dediğinde kaşlarım çatıldı.
“Neler geçiyormuş?” Diye sordum.
“Dudaklarını talan etmek istiyorum mesela.” Dedi.
“Hımm.” Dediğimde çoktan büyüsüne kapılmıştım. “Etsene bi!” Dememi bekliyor , gibi belimdeki eli daha da sıkılaştı ve yüzümü yüzüme yaklaştırdı. Dudakları dudaklarımı bulduğunda, kalbim yine dur durak bilmeden atmaya başladı. Nefesim kesildi , elim ayağım titredi.
Esat Atay beni ikinci kez öptü.
Uzun uzun öptü. Eli belimde daireler çizmeye başladı diye. Bende bacaklarımı beline sardım. Bir elimi çıplak göğsüne dayadım , bir elim ise refleks ile ensesine dolandi.
Nefeslerimiz sıklaştığında ayrıldık. “Beni bitiriyorsun.” Dedi. “Beni sadece sen bitirebilirsin Aysel.” Dedi ve tekrardan dudaklarımı kavradı.
