32. bölüm / 32
Deneme Arkadaşı3.2
Bölümler 32Şu an: 3.2
- 1 0.1297 kelime
- 2 0.2596 kelime
- 3 0.3522 kelime
- 4 0.4331 kelime
- 5 O.5269 kelime
- 6 0.6538 kelime
- 7 0.7239 kelime
- 8 0.8582 kelime
- 9 0.9442 kelime
- 10 1.0457 kelime
- 11 1.1414 kelime
- 12 1.2525 kelime
- 13 1.3615 kelime
- 14 1.4555 kelime
- 15 1.5502 kelime
- 16 1.6897 kelime
- 17 1.7484 kelime
- 18 1.8603 kelime
- 19 1.9242 kelime
- 20 2.0549 kelime
- 21 2.1496 kelime
- 22 2.2371 kelime
- 23 2.3448 kelime
- 24 2.4293 kelime
- 25 2.51.048 kelime
- 26 2.6973 kelime
- 27 2.7534 kelime
- 28 2.8456 kelime
- 29 2.9829 kelime
- 30 3.0318 kelime
- 31 3.1932 kelime
- 32 3.21.123 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Emir'in ağzından
23.00 ⌛
Bu ne lan?
Gördüklerimin gerçek olup olmadığını anlamak için iyice baktım. Hayal falan görüyordum galiba.
-Tamam Emir sakin. O ece değil. O ece değil. (Sadece fotografa baktı kimin attığına değil.)
Tekrar tekrar tekrar ve tekrar hikayeyi açıp baktım. Ece paylaşmıştı...
O piçle.
Telefonu bir tarafa fırlattım.
-Sikerler lan böyle işi.
Telefonu fırlattıktan sonra hemen yataktan kalkıp motorun anahtarını ve deri ceketimi alıp hızlıca dışarı çıktım.
O şerefsiz Ece'mle benim adamı açmak için arkamdan atıp tutup bide onu kandırmıştı. Bide üstüne bu. Ah güzelim. Ah benim biricik Ece'm. Neden inanıyorsun o piçe.
Evin karanlık sokaklarından hızlı hızlı motoruma dogru yürüdüm, bir hışımla çalıştırıp üstüne atladım kırmızı aslanımın.
-Sen Hem Ece'me yalan söyleyip onu kandırır, hemde ona dokunmaya cürret edersin demek.
Motora daha da hızlı bastım. Dokunmuştu. Benim Ece'me. Benim güzelime. Dokunmuştu.
*Emir bunları düşünürken kaşlarını çattı ve zaten hızlı olan motorun gazına daha da hızlı bastı. Kırmızı ışıkları umursamayıp son gaz gidiyordu.*
Ece'nin ağzından
Emir diye bir çocuk vardı ilk görüntüleyenlerde. Bitane in anlattığı çocuk. Gözlerimi kısıp onun profiline girdim.
Hiçbirşey paylaşmamıştı. Hiçbişey yoktu profilde. Ve sadece 5 takipci 5 takip edilen vardı. Yanlışlıkla bot hesaba mı denk geldim acaba? Diye düşünerek konuşma var mı diye hesaba girdim.
Gerçekten vardı. Onla mı sevgili olmuşum ben?
Allah'ım şaka mı bu yaşadığım benim ya? Ağlayacagım resmen sinirden. Bir sevgilim olmuş. Ve aldatılmış, üstüne hala takiplesiyormusum. Beni kandırmış resmen el oğlu. Bilmediğim bir şehirde bilmediğim bir okula gidiyorum AMA BEN HİÇBİRŞEY HATIRLAMIYORUM! ŞAKA MI LAN BU.
Sinirden ağlamaya başladım. Stresten ölecektim. Neydi bu gerçekten?
Mor kulaklığımla dinlediğim arkadan son ses çalışan Şehinşah şarkısını kapatıp biraz daha zırladım.
-Neyse, en azından birşey değişmemiş ve hala benimle birlikte dimi? Canım mor kulaklıgım benim ya. Of.
Deyip mor kulaklığıma sarılıp zırlamaya başladım.
-Anasını ağlatıp her gün 7 saat şarkı dinlememe rağmen terk etmedi beni. Hem de bu kodumun hayatında. Neyin içine düştüm ben ya?
Aynadaki kendimle göz göze geldigimde kendi kendimle konusarak ne kadar şizofren gibi gözüktügümü farkedip gözyaşlarımı ve sümüklerimi oflaya puflaya sildim.
Ve etrafına baktım.
Hani nerde benim kar kürelerim?
Kitap raflarım?
Şarkı plaklarım?
Arkadaşlarımdan kalan müzik kutularım?
Anı kutum?
Anı kutum...
ANI KUTUM!
Anında etrafına yabancılıkla ve somurtarak bakan yüzüm değişti ve gözlerim faltaşı gibi açıldı.
-Hasssktr lan
Diye bagirdim ve toparlandım oturdugum yerde.
Anı kutum nerde? Nerde benim anılarım. Allah'ım. Onlara bişey olamamıştır dimi? Onları bırakmamışımdır dimi?
Etrafıma baktım korku dolu gözlerle. Ağlamaya çalışıyordum ama nafile.
Hüngür hüngür ağlayarak anı kutumu aramaya basladım. Her şeyim ki o benim. Her şeyim. Napıcam ben herşeyimsiz? Anılarımsız? Unutmaya korktugum anılarımsız?
⌛4 ay önce İzmir'e gitmeden 2 saat önce saat 4.30 suları ⌛
"Sikik şeyler. Sikik hediyeler sikik küreler. Noldu lan. Hani bırakmıycaktınız lan beni. Hepiniz defolup gittiniz. Kaldım böyle ortada. Adam mısınız lan siz? Adam mısınız. "
Dedim son sesimle bağırarak. O kadar yorgundum ki. Uyuyamamıştım bile. Sonlara doğru sesim kısıldı.
"Yapılır mı lan bu kaç senelik arkadaşa. "
Sesim daha da kısıldı ve artık daha fazla güçlü durmaya dayanamayacak şekilde yere çömelir bir şekilde çöküp kafamı öne eğdim.
Hiçbirşey demiyorlardı. Ne diyebilirler di ki?
Hüngür hüngür ağladım önlerinde. Artık güçlü olamıyordum. Yaptıkları o kadar fazlaydı ki. Birdaha asla çıkmayacaktım onların karşına. Hele onun. Asla...
Hiçbirşey diyemedi karşımda. Hiçbir şey. Acır gibi baktı bana. Ağlamaktan şişmiş gözlerimle toparlanmaya çalıştım. Kalkmaya çalışıyorudm fakat olmuyordu. En son yere tamamen çöküp ağlamaya devam ettim. Umrumda değil di ne kadar aciz göründüğüm, saf salak göründüğüm.
Öyleydim zaten.
Beni saf salak biri gibi görüp onun kollarına gitti. Yetinemedi. Beni salak yerine koyup güldü yüzüme. Sikeyim çokta güzel gülüyordu.
Soluksuzca o karşımda yokmuş gibi ağladım. Beyaz mini elbisemin kirlenmesini umursamadım. O bizim aşkımızı kirletmişti zaten. Ben onun aldığı elbiseyi kirletsem ne yazardı ki?
O kadar aciz görünmüş olacaktım ki bide sanki bana hiç kıyamıyormuş gibi yanıma yaklaştı ve elini saçlarımda gezdiröeye çalıştı.
Bağırdım.
-Yaklaşma!
İttirdim onu yanımdan son gücümle vurdum eline.
-Dokunma sakın bana. Kirlisin sen kirli.
Ayağa zor bela kalktım. Başım dönüyordu.
Biz bugun İzmir'e gidecektik. Sevgilim yıl dönümümüzde. O napmıştı? Yanına gelmeyecegimi düşünerek başka bir kızın yatağına girmişti.
Güldüm. Başka kız... En yakınım olan kız.
En yakınım yoktu ki benim. Hepsi sahteydi. Hepsi.
Arkamı dönüp gidiyordum ki onun o iğrenç sesiyle duraksadım.
-Özür dilerim.
Duraksadım. Arkama yavaşça döndüm.Gözlerine son kez nefretle baktım ve;
-Yağız.
O ise sakince biraz da üzgünce cevap verdi:
-Affet.
Güldüm. Gözlerimi iki saniyeliğine kapatıp tekrar ona döndüm.
-Siktir git!
ona aldığım kar küresini hızla fırlattım ona doğru.
Geriye gitti ve sanki çok pişmanlık çekiyormuş gibi yüzüme üzüntüyle baktı.
Arkama bakmadan gittim. Hızla eve koştum.
Bir süre daha ağladım. Ağladım ve ağladım.
⌛İzmir'e gitmeye son 1 saat⌛
Hepsi önündeydi işte. Mektuplar. Sahte arkadaşlıkların hediyeleri. Anılar. Kaybetmeye en çok korktugum anılar. Herşeyim olan insanların hediyeleri. Notları. Tokaları. Onla annelerimizden kaçıp yediğimiz abur cubur paketleri. "En yakınım" dan aldığım onca şey. Onca söz.
Hepsi önümdeydi.
Rafıma büyük bir özenle yerleştirdiğim. Baktıkça mutlu olduğum. Asla tozlanmayan, kaybetmeye, unutmaya en çok korktugum şeyler.
Hepsi önümde darmadağın duruyor. Elimde ise tek bir kibrit kutusu.
Ellerim titreyerek içinde tek bir dal kalan kibrite baktım. Elimde gezdirdim. Sonra anılara. Sonra o anılar geldi aklıma bir bir.
Elim titreye titreye çıkardım kibriti. Ağlaya zırlaya.
Baktım hepsine tek tek tekrar. Bir saat vardı. Hepsini birdaha asla görmemek üzerine gitmeye bir saat.
İçim bir an nefretle doldu. O geceye dönüp dönüp durdu aklım.
Ve bir hışımla yaktım elimdeki tek bir kibriti. Ya şimdi vazgeçecektim. Ya da hep onların acısıyla yaşayacak.
Attım kibriti notların üzerine. Gözlerimden yaşlar damlaya damlaya her anının tutularak yanmasını izledim. Hepsinin.
Yok oldu hepsi. 10 saniye içinde. Sadece kül oldular.
İçimde hiçbir his barındırmadan topladım. Süpürgeyle ersine hepsini süpürdükten sonra evin zemin katındaki balkondan atlayıp elimdeki külleri toprağa kaldığım çukura doldurdum.
Kapattım üstüne.
Üstüne de o'ndan aldığım çiçeği diktim.
Uzun uzun baktım kaybetmeye herşeyden çok korktugum anılarıma.
Onları kendi elimle yakıp kendi elimle mezarına yerleştirdim.
Ve bozulan makyajıma toprak olmuş "ondan" hediye beyaz dantelli elbiseye sildim ellerimi.
Onun beni, aşkımızı kirlettiği gibi kirlettim onun aldığı elbiseyi.
Ve herşeyi arkamda bırakarak yürüdüm odama. Atladım balkondan. Dönmedim, bakmadım arkama bidaha. Duygusuz ve cansız bedenimle soğuk rüzgarın bedenime çarpması ile Yavaş yavaş yürüdüm toprakla kirli beyaz dantelli kısa elbisemle.
Atladım balkondan odama. Girdim içeri. Bakmadım arkama, bakmayacaktım birdaha. Siktirolup gidiyordum bu yabancı şehrin yabancı insanlarından. Birdaha tanımayacaktım onları. Asla.
En son üstümde ondan kalan beyaz dantelli elbisenin üstünde gezirdim gözlerimi. Üstündeki toprak izlerine baktım dikkatlice. Elimle sıkı sıkı tuttum elbisemi. Ona ait hiçbir şey kalmamıştı.
Kirli aşkımızdan kalan kirli elbise hariç
Fermuarlı yavaş yavaş açtım. Ve bir anda çıkardım üstümden. Yırtılmıştı. Bir önemi yoktu artık. Ondan kalan tek şey de yırtılmıştı.
Gözlerimin tekrar dolduğunu farkedince kendime geldim. Kafamı kaldırdım ve bir hışımla çıkardım onu üstümden.
Çırılçıplak kaldım. Tüm benliğimle. Temiz bedenime. Kirsiz, çamursuz.
Yenilenmiştim.
Yeni kıyafetlerimi giydim ve bomboş oradaki tek şeye. Yatağıma uzanıp onların anıları için yaptığım bomboş raflara.
Ve sonunda yarım saatlik uykuna daldım...
Bölüm etkileşimi
