Dans (texting) kitap kapağı

21. bölüm / 40

Dans (texting)

20

Yazar: Rabianur Türker

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 40Şu an: 20

İsimsiz: Sınıftan çıkar mısın?

Kızıl’ım: Anlamadım?

İsimsiz: Sınıftan çıkmanı istiyorum, hatta direkt okuldan gitmelisin şu an.

Kızıl’ım: Ne saçmalıyorsun sen be?

İsimsiz: Soru sorma, sadece git.

Kızıl’ım: Ne oluyor?

İsimsiz: Lütfen sadece bir kez olsun beni dinler misin?

Kızıl’ım: Kim olduğunu bilmediğim birini, neden dinleyeyim ki?

İsimsiz: İnfazın yansın mı istiyorsun?

Kızıl’ım: Ne?

İsimsiz: Eğer gitmezsen, ya infazın yanacak ya da hastanelik olacaksın. Muhtemelen hastanelik olman çok daha olası.

Kızıl’ım: Ne anlatıyorsun kardeşim sen?

İsimsiz: Oldukça kalabalık bir grup, seni dövmeye geliyor. Sıla sana yardım eder ama ne kadar faydası dokunur bilemem. Erkek olduğum için de bir kadına el kaldıramam! Ancak ayırmaya çalışabilirim.

İsimsiz: Kime, ne yaptın?

Kızıl’ım: İlk olarak, kimseye bir şey yapmadım. İkinci olarak, beni dövme işi biraz sıkar.

İsimsiz: Kimseye bir şey yapmadıysan niye toplanıp seni dövmeye gelmişler?

Kızıl’ım: Sizin yüzünüzden olabilir mi acaba?

İsimsiz: Ne?

Kızıl’ım: Ayda, Ezgi, Özge ve Sedanur da o grupta değil mi? Beni dövmeye gelenlerin arasında?

İsimsiz: Nereden bildin?

Kızıl’ım: Okulun iki popüler erkeği götümden ayrılmıyor! Okulda dikkat çekiyor zaten bu durum. Şimdi de takıntılılarınız peşime takıldı, aman ne güzel.

İsimsiz: Ve geldiler…

Kızıl’ım: Gelsinler bakalım.

Telefonumu cebime sokup hızlıca kızların arkasından sınıfa girdim. Hiç beklemeden Lavinia’nın yanına gidip karşısında durmuşlardı. Telefonumu yeniden çıkarıp Sıla’ya yazdım.

Barış: Sıla, Lavinia’ya yardım et. Acil!

Sıla, mesajımı okuduktan sonra hızlıca oturduğu yerden kalkıp Lavinia’nın yanına gitti. “Ne oluyor?” Sıla’nın neredeyse bağıran, hesap soran sesi, tüm sınıfın dikkatini çekmişti resmen. Sıla bu kavgadaysa, muhtemelen onun yakın arkadaşı Cemre de girerdi.

Sıla’yı da kendi elimle ateşe atıyorum fakat, yapacak bir şey yok.

Yamaç…

Sıla, aniden yanımdan kalkıp gittiğinde, şaşkın gözlerle arkasından bakıyordum. Lavinia ve Sıla’nın karşısındaki, okulun kezbanlarıbu görünce kaşlarım çatıldı. Benim güzeller güzeli iki prensesimin, bu kezbanlarla ne işi vardı ki?

Ayağa kalkıp ağır adımlarla yanlarına giderken, Sıla’nın bağırdığını duydum. “Ne oluyor?” Hesap sorarcasına bağırırken, Lavinia’nın önüne geçmişti. “Sataşacak adam bulamadınız da kıza mı sardınız?”

Sıla’nın o naif sesi adeta yok olmuştu, yerine resmen bir Ankaralı gelmişti. Ben kavga etsem ağzıma sıçar, kendisi iki dakikada kekoya bağladı. Ben böyle Ankara şivesi yapamıyordum, kıskandım.

Aniden durumu anladığımda, adımlarımı hızlandırdım. Ben resmen geri zekalıyım! Kardeşime saldıracaklar ama ben, Sıla’nın değişen halini düşünüyordum. Normal şartlarda bir kadına el kaldırmam ama, konu kardeşimse çeker alırım ellerinden.

“Sana mı saralım, Sılacık?” Dediğinde Ayda, Sıla alayla gülüp ona doğru bir adım attı. Boyu, Ayda’ya kıyasla kısa kalsa da kafa tutmayı ihmal etmiyordu. İnşallah yemezler kızı.

Barış ve Bora, yanıma geldiğinde anlamadan onlara baktım. “Mevzu ne beyler?” Diye sordum merakla. Lavinia ve Sıla’nın kimseye zararı yoktu, bu kızlar neyin derdinde anlamış değilim.

Bora, omuzlarını bilmiyorum der gibi silkti. “Valla ben anlamadım.”

“Aynısından.” Dedi Barış, kollarını göğsünde bağlamış olanları izlerken.

Sıla, Ayda’ya dik dik bakarken başını yukarı salladı. “Sarsana, bak ne yapıyorum sana.” Dedi tehdit edercesine. Ayda, yandan bir gülüş attıktan sonra başıyla beni işaret etti. “Hayırdır? Manita yapınca yürek mi yedin sen?”

“Sen günlük yiyor gibisin,” diyerek olaya dahil oldu Lavinia. “Dikkat et, seni yemesinler.”

Yengesini savunuyor en azından. Yengesi de onu savunuyor, mis gibi. İyi geçinir bunlar.

“Oğlum, dövmesinler kızları?” Dedi Bora endişeyle.

“Lavinia’yı tanımamışsın.” Dedim kendimden emin şekilde. Gözü döndüğü zaman, gücünün yetmeyeceği kimse yoktu. “Sıla’yı bilmem ama, Lavinia dayak yemez.”

“Sıla da yemez, serbest sokak dövüşünde anadal yaptı.” Dediğinde Barış, kaşlarımı çatarak şaşkınlıkla ona baktım. Bir elli kız, sokak dövüşü mü biliyordu? O kursu nereden buldu ki? Ben hiç öyle bir kursa denk gelmedim.

Barış, bakışlarımı görünce hafifçe güldü. “Eskiden kavgalarımda yanımda olurdu. Sağlam döver, eli de ağır.” Tek kaşını havaya kaldırıp alt dudağını ısırdı. “Dikkat et enişte, kızdırma onu. Seni çiğ çiğ yer.”

“Ben de onu yerim.” Dedim sırıtarak.

“Lan abisi burada kızın!” Dedi Barış, koluma hafifçe vurarak. Gülerek omuzlarımı silktim ve kızlara yeniden döndüm.

“Daha iki gün önce her şeye susan kıza bak,” dedi Ayda alayla. “Barış’la Bora, çok mu kaldırdı götünü?”

Lavinia, kulağından halka küpelerini çıkarttığında, sıçtığımızı anlamış oldum. Bunlar az sonra birbirine girecek ve benim mısırım yok. Allah kahretsin!

“Aydacığım,” dedi Lavinia sert bir sesle. “İkisinin de aylarca götünü yaladın, sana dönüp bakmadılar bile. O mu kudurttu seni?”

Ayda, tam elini Lavinia’nın saçına atağı esnada Sıla, bileğini tutup ters çevirerek engel oldu. Ayda’nın sırtını önüne alarak, arkadan tekme atıp onu yere serdi.

Oha! Kıza bak lan! Bu kız harbi beni yermiş. Barış abartıyor sanmıştım ama, cidden beni de yer bu kız. Dikkatli olmakta fayda var, özellikle regl günlerinde.

Lavinia da kavgaya dalarak Ezgi’nin saçından tutup yüzüne bir yumruk indirdi. Kavgaları alevlenirken, Özge ve Sedanur da kavgaya dahil olmuştu. Sıla, Ayda’yı bırakıp Sedanur’un yakalarından tutarak burnuna kafa attığında, Sedanur’dan acı bir çığlık yükseldi. Bu kadarını beklemediği açıkça netti.

Özge, arkadan Sıla’nın boğazını tutacağı esnada, Lavinia saçından tutup kafasını masaya vurarak ona engel oldu.

“Oha!” Barış şaşkınlıkla bağırdı. “Lavinia’dan bu kadarını beklemezdim!”

İnşallah iş disipline taşınmaz. Disiplin yine tamamdı ama eğer polise taşınırsa, bittik demektir. Lavinia’nın infazı anında yanar. İnfaz zaten kolay yanıyor, şu an bu kavga bile infazını yakması için yeterliydi.

“Kavgayı ayırın, durum şiddetleniyor.” Dedim Sıla’ya doğru yürürken. Özge’yi yere yatırıp üstüne çıkmış, suratına ardı ardına yumruklar indiriyordu. Eğilip kolumla belinden kavradığım esnada, Sıla’nın kafasını arkaya doğru atmasıyla, burnuma ağır bir kafa darbesi yemişti.

Geriye doğru sendeleyerek düştüğümde, şaşkın bakışlarla Sıla’ya bakıyordum. “Ayıranı yakarım!” Diye bağırdığında Sıla, korkuyla yutkundum. Ben gerçekten sıçtım, kız resmen bilerek bana kafa attı lan! Hayatımda hiçbir sevgilimden kafa yememiştim ben, bu bir ilk oldu.

Alican arkamdan bana güldüğünde, ona ters bir bakış attım. Yerden kalkıp kanayan ve sızlayan burnumu sildim. Ne olursa olsun bu kavgayı ayırmak zorundaydım.

Bakışlarımı Lavinia’ya çevirdiğimde, Barış onu kucağında taşırken o hâlâ Ayda’ya tekme atmaya çalışıyordu. Ben Lavinia’yı tehlikeli sanıyordum, Sıla ondan da betermiş meğer. O ürkek, tatlı, cilveli kızın yerine resmen Çinçin çingenesi gelmişti.

“Orospu!” Lavinia küfür ederken, hâlâ hiçbir hocanın duyup gelmemesine şaşırmıştım. Muhtemelen toplantıda oldukları için duymuyorlardı. Okulda ciddi bir güvenlik açığı var.

“Sıla!” Seslenerek bu defa yavaş ve temkinli şekilde ona yaklaştım. Yine bir darbe almak istemiyorum. Burnum hâlâ sızlıyordu.

Ayda ve Özge, Sıla’ya saldırmaya çalışırken Bora da onları tutuyordu. Sıla, tekrar vurmak için elini kaldırdığında, bileğinden kavrayarak onu hızlıca çektim. Bedeni, bedenime yaslanırken Sıla nefes nefese bana bakıyordu. Dudağının kenarından akan kanı görünce, baş parmağımla narince kanı sildim. “Bu kanı öperek almak vardı ama, ortam müsait değil.”

Sıla utançla kızardığında, yüzündeki öfke yok olmuştu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

662okunma 29beğeni 5yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kategoriler ve temalar yükleniyor…